nâfi'a, enfâ'
* Kelime olarak, "faydalı", "kazançlı", "kârlı" anlamlarına gelen, tezkirelerde din, dünya, ilim ve edebiyat için faydalı söz, şiir ve eserler için kullanılan terim.
Kelime Arapça bir sıfattır. Sözlüklerde, "faydalı, menfaatli, kazançlı, kârlı" anlamları verilmiştir (Redhouse, 2011, Salâhî, 1322, Toven, 2015). Esmâ-i hüsnâ'dandır. Bu nedenle “Abdünnâfi” şeklinde isim olarak da kullanılır. Yalın hâli ile de isim ve mahlas olarak kullanılmaktadır.
Osmanlı Devleti'nde genellikle bayındırlık işlerinden sorumlu “Meclîs-i Nâfi'a", “Nâfi'a Nezâreti”, "Nâfi'a Sandığı” gibi kurumlar vardır. Bu sebeple, kamu yararı gözetilerek, başta imar olmak üzere yapılan faydalı işler “umûr-ı nâfi'a” (Salâhî, 1322) olarak tanımlanmıştır. Özellikle tıp alanında fayda sağlayan ilaç, bitki ya da karışımlar da “ilâc-ı nâfi'a” (Salâhî, 1322) olarak adlandırılmıştır.
Tezkirelerde, din, dünya, ilim ve edebiyat için faydalı, öğretici söz, şiir ve eserler veya “ders veren”, “irşad eden”, “çevresindeki kişilerin eğitimine katkı sağlayan”, faydalı işler yapan, yardımsever alim ve mutasavvıflar için kullanılan bir terimdir.
Nâfi', tezkirelerde eserler için kullanıldığında “faydalı eser” anlamına gelmektedir. Kullanıldığı bağlama bakıldığında, bu faydanın ilmî açıdan bilgilendirici ya da dinî açıdan fayda sağlayacak eserler için kullanıldığı görülmektedir. Bir eleştiri kavramı olarak ilk defa Lâtifî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'sında kullanılmıştır. Terim, birçok yerde dinî açıdan faydalı anlamında kullanılmıştır. Lâtifî, Gazâlî'nin Dâfi'u'l-gumûm ve Râfi'u'l-humûm eserini Şehzâde Korkut'a ithaf etmesi sebebiyle Şehzâde'nin gazabına uğraması sonucu, şairin affedilmek için söz konusu eserindeki “fâḥiş fahşiyyât”ına karşılık “dîn ü dünyâya nâfiʿ bir fevâyid ü menâfiʿ kütüb ü resâyil teʾlîf ü taṣnîf” etmesi (dine ve dünyaya yararlı ve menfaatli kitaplar ve risaleler yazıp düzenlemesi) (2018a, s. 389) gerektiği belirtir. Söz konusu eserlerin ismi zikredilmemekle beraber başka bir maddede Âşık Çelebi'nin dinî içerikli Ravzatü’ş-Şühedâ'sı için de nâfi' terimi kullanılır (2018a, s. 484). Lâtifî, ayrıca “rakîb” kelimesinin esmâ-i hüsnâdan olması sebebiyle kullanımına dikkat edilmesi gerektiğini vurgularken, şair ve müelliflerin “din ü dünyâya nâfi'” eserler yazmaları gerektiğini belirtir (2018b, s. 399). Âşık Çelebi, Şâh Kâsım'ın hadis ve tefsir çalışmalarını “'ilm-i nâfi” olarak tanımlarken (2018c, s. 593); Mecdî, şeriat, usûl-i itikat, fıkıh gibi konuları bu kategoriye yerleştirir.
Terimin dinî açıdan faydalılık durumu, sadece dinî bilgileri içermez. Aynı zamanda kişinin manevi tekamülünü de kapsar. Âşık Çelebi, hikmeti “cehl ü sefehden mâni' olan kelâm-ı nâfi'” olarak tanımlar (2018c, s. 47). Örneğin Abdullah İlâhî'nin “teslim ü tevekkül” konulu rubaileri “rubâ'î-i nâfi'” olarak nitelenir (2018a, s. 87). Âşık Paşa Dîvânı da bu yönü ile tanımlanır (2018a, s. 80). Ahdî, Zâyi'î'nin bir gazelini, “sâhib-i sülûka nâfi'” olarak görür (2018b, s. 207). Âşık Çelebi, ‘Ulvî'nin “târik-i ilmden ferâgat” etmesi ile Nakşibendiyye'ye bağlanıp “'ilm-i nâfi'” ile zaman geçirmeye başladığını söyleyerek tasavvufi eğitimi nâfi' olması hasebiyle medrese ilminden ayırır (2018,c s. 478) ve Şâhidî'nin ‘uzlete çekildikten sonra “müfîd ü nâfi' te'lîfler” özellikle Gülistan'a nâfi' bir şerh yazdığını söyler.
İlmî eserler için kullanımına örnek olarak, Ali Kuşçu'nun Mahbûbü'l-Hamâ'il eseri için “câmi'a-i ‘ul’um-ı nâfi'” tanımlaması (Mecdî, 2022, s. 515), Cevdet Paşa'nın eserleri , Hamdî'nin coğrafya, astronomi, belagat gibi konularda yazılmış kitaplarının “âsâr-ı nâfi'a” olarak belirtilmesi verilebilir (Mehmed Tevfik, 2017, s. 172, 260).
Terimin az da olsa edebiyat konusunda faydalı bilgiler içeren anlamı da bulunur. Lâtifî, Mesîhî’nin Gül-i Sad-berg isimli münşeat mecmuası (2018a, s. 484) ve Tuhfe-i Şâhidî eserinin sözlük ve aruz bilgisi bölümleri için nâfî' terimi kullanılır (2018a, s. 291).
Terim, tezkirelerde çokça edebî tenkit bağlamı dışında menfaat sağlamak, tedavi etmek, çare bulmak ya da imar etmek gibi anlamlarda da kullanılmaktadır. Özellikle Şakâyık zeyllerinde “eğitim almak” ya da “eğitim vermek” bağlamlarında “ilm” ya da “fenn” kelimeleri ile beraber yer alır.
Terim son dönemlere kadar kullanımda kalmıştır. İbnülemin'in Son Asır Türk Şairleri'nde Ata Bey'in Enderun Tarihi, Muallim Naci'nin Fransızca tercümeleri ve Âsarî'nin bir eseri için nâfi' tanımı kullanılır (1969).
Kelime LEHÇEDİZ derleminde 20 farklı anlamda 213 defa kullanılmıştır. Kelime genellikle “faydalı, kârlı, hayırlı, menfaatli” gibi anlamlarda kullanılmakla beraber esmaü'l-hüsnadan olduğu Allah'ın isimlerinden olarak, özel isimlerde ya da "nafe" yerine kullanılmaktadır.
Lâtifî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'sında 12, Bağdatlı Ahdî'nin Gülşen-i Şuʿarâ'sında 4, Es-Seyyid Pîr Mehmed bin Çelebi (Âşık Çelebi)'nin Meşâ’irü’ş-şu’arâ'sında 12, Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü'ş-şu'arâ'sında 4, Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi'nin Tezkiretü’ş-şuarâ'sında 5, Vefeyât-ı Ayvansarâyî'de 1, Es’ad Mehmed Efendi'nin Bağçe-i Safâ-endûz'unda 1, Mehmed Tevfik'in Kâfile-i Şu’arâ'sında 16, Faik Reşâd ‘ın Eslâf’ın 4, Târîh-i Edebiyât-ı Osmâniyye'sinde 2, Mehmed Sirâceddîn'in Mecma‘-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ'sında 3, Ali Emîrî'nin Mir’âtü’l-Fevâ’id Fî Terâcimi Meşâhiri Âmid'inde 6 kez geçtiği tespit edilebilmiştir.
(Not: Kurum ve şahıs isimleri ile mahlaslar ve örneklerdeki tanıklar bu sayılara dahil edilmemiştir. Ayrıca dizini bulunmayan ya da dijital tarama yapılamayan eserler fişlenmemiştir.)
Örnek 1:
Bu ʿilletden ki şuʿarâ-yı sâbıḳa selâṭîn-i sâlife içün mûcib-i duʿâ ve taḥsîn ve müstevcib-i s̱ena ve âferîn dîn ü dünyâya nâfiʿ bir fevâyid ü menâfiʿ kütüb ü resâyil teʾlîf ü taṣnîf iderler. Sen benüm içün faḥşiyyât ve hezliyyât mı yazarsun diyü ḫiṭâb-ı ʿitâb-âmîz idüp dergâhından dûr itdi.(Latîfî, 2018, s. 389).
Örnek 2:
Hikemüñ ma'nâsında iki rivâyet vardur. Biri budur ki hikemden murâd cehl ü sefehden mâni' olan kelâm-ı nâfi'dür (Es-Seyyid Pîr Mehmed bin Çelebi, 2018, s. 47).
Örnek 3:
ol sufûfü’l-hayr-i kemâl-ittisâfdan her bir kâmil veted-i ahza fâsıla-i hâ'il olan şatr-ı hazf ü ıżmâr-ı terfìl-medîd-i ‘avâyıku’d-dela'ilde tesbîg-ı kelâm-ı belîgların sebeb-i keşf-i izâle-i izâle-i sâ'il eyleyip habn-i sâfil-i eşkâl-i kabâ ile zihn-i serîʿü’l-intikâl-i vâfirü’l-kemâllerinden bast-ı basît-i kabz-ı şübhe-i lakît olan tavîlü’l-menâfi'-i kelâm-ı hakk-ı nâfi'lerin kat'-ı iştibâh-ı halâ'il ü mahârime zi’s-salm ve’t-teş'îs bir seyf-i sârim eyleyip her bir hezecü’l-vakfi min-gayri’l-vukûf ve recezü’l-'aczi cehâlet-mevsûf muktezab-ı kazîbü’l-hazf-i kef-i ihtimâmları ve müteşerrif-i şeref-i katf-ı semerât-ı kelâmları olup kelimât-ı mantûkada san'at-ı cezz-i tedkîk-ı mütâli'ia-i tahkîklarından istifâde-i kelâm ve şiddet-i hevâ vü heves-i nefs-i emmâre ile gusûn u evrâkı mütefettit olan şeceretü’l-hulûs-ı mehereye yed-i hâlisü’n-nehk-i ihtimâmları ile ol mertebe 'asb-ı tâm hâsıl olmuşdur (Mîrzâ-zâde Sâlim, 2018, s. 47).
Örnek 4:
Ol vahîd-i zamân u ferîd-i âvânuñ ekser-i tesânîfi muhtasarâtdur. Bu cümlenüñ ecell ü ecmeli nâfi' u enfa'ı kavâ'id-i irâbuñ şerhi ve kelime-teyn-i şehâdete şerh üslûbında yazdugı risâlesidür ve dahi ilm-i hadîsde bir muhtasar-ı muteberi ve ilm-i tefsîrde Teysîr ismiyle müsemmâ üç cüz' mikdârı bir muhtasar-ı muteberi vardur (Mecdî, 2022, s. 277).
Ahdî, B. (2018). Gülşen-i Şu’arâ. (S. Solmaz, Hzl.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim adresi: ekitap.ktb.gov.tr
Ali Emîrî. (2014). Mir’âtü’l-Fevâ’id fî Terâcimi Meşâhîri Âmid (G. Kut, M. Öğmen, & A. Demir, Hzl..). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr
Ekinci, R. (Hzl.) (2011). Vefeyât-ı Ayvansarâyî (İnceleme—Tenkitli Metin). Celal Bayar Üniversitesi.
Es’ad Mehmed Efendi. (2018). Bağçe-i Safâ-endûz (R. Oğraş, Hzl..). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim adresi: ekitap.ktb.gov.tr
Es-Seyyid Pîr Mehmed bin Çelebi. (2018). Meşâ’irü’ş-şu’arâ (F. Kılıç, Hzl.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim adresi: ekitap.ktb.gov.tr
Faik Reşâd. (2019). Eslâf (E. Aydemir & F. Özer, Hzl.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim adresi: ekitap.ktb.gov.tr
Habîbî, A. bin D. (2021). Habîbî’nin Şakâ’ik Tercümesi, ed-Devhatü’l-İrfâniyye fî Ravzati Ulemâ’i’l-Osmâniyye. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr
İnal, İ. M. K. (1969). Son asır Türk şairleri. Milli Eğitim Basımevi.
Kınalızâde, H. Ç. (2009). Tezkiretü’ş-Şu’arâ. (A. Sungurhan Eyduran, Hzl.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim adresi: ekitap.ktb.gov.tr
Lane, E. W. (1863, 93). Arabic-English lexicon. Williams and Norgate. Erişim adresi: http://arabiclexicon.hawramani.com/william-edward-lane-arabic-english-lexicon/
Latîfî. (2018). Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (R. Canım, Hzl.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim adresi: ekitap.ktb.gov.tr
Mecdî, M. E. (2022). Mecdî’nin Şakâ’ik Tercümesi, Hadâ’iku’ş-Şakâ’ik (B. Alpaydın & F. Odunkıran, Hzl.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr
Mehmed Tevfik. (2017). Kâfile-i Şu’arâ (H. Koncu, M. Çakır, & F. S. Kutlar Oğuz, Hzl.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr
Mîrzâ-zâde Sâlim, M. E. (2018). Tezkiretü’ş-şuarâ (A. İnce, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr
Nev‘îzâde Atâyî. (2017). Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakâ’ik, Nev‘îzâde Atâyî’nin Şakâ’ik Zeyli (S. Donuk, Hzl.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr
Redhouse, J. W. (2011). Turkish and English lexicon. Çağrı.
Salâhî, M. (1322). Kâmûs-ı Osmânî (A. Birinci, Hzl.). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı.
Salmoné, H. A. (1889). An advanced learner’s arabic-english dictionary. Librairie du Liban. Erişim adresi: https://arabiclexicon.hawramani.com/habib-anthony-salmone-an-advanced-learners-arabic-english-dictionary/
Sirâceddîn, M. (2018). Mecma‘-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ. (M. Arslan, Hzl.). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. Erişim adresi: ekitap.ktb.gov.tr
Şemseddin Sami. (2012). Kâmûs-ı Türkî. (R. Gündoğdu, N. Adıgüzel, & E. F. Önal, Hzl.). İdeal Kültür.
Şeyhî, M. E. (2018). Vekâyi‘u’l-Fuzalâ. (R. Ekinci, Hzl). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr
Toven, M. B. (2015). Yeni Türkçe Lügat (A. Hayber, Hzl.). Türk Dil Kurumu.