nâdire, nâdiretü’l-âsâr, nâdirü’l-akrân, nâdiretü’l-akrân, nâdirü’l-emâsil, nâdire-i emsâl, nâdire-i âfâk, nâdir-i âfâk, nâdire-i ’âlem, nâdire-i cihân, nâdir-i devr-i rûzgâr, nâdire-i devrân, nâdiretü’d-devrân, nâdire-i dünyâ, nâdire-i edvâr, nâdire-fen, fünûn-ı nâdire, gül-i nâdir, nâdir-i kurûn, nâdire-i kurûn, nâdirü’l-misil, nâdirü’l-misâl, nâdire-nazîrîn, tarz-ı nâdir, nâdir-i rûzgâr, nâdir-i rûzigâr, nâdir-i üslûb, nâdire-i vakt, nâdir-i vakt, nâdirü’l-vucûd, nâdir-i zemân, nâdir-i zemâne, zât-ı nâdir, zevât-ı nâdire
* Sözlüklerde “az bulunan, seyrek, ender” anlamlarında tanımlanan, terim olarak ise klasik edebiyat metinlerinde eşine az rastlanır güzellik ve meziyetleri ifade etmek için kullanılan terim.
Arapça “nedret”, “az bulunmak, seyrek olmak” fiilinden türeyen “nâdir” sıfatı, Türkçeye geçtiği sözlüklerde “az bulunan, seyrek, ender” anlamları etrafında tanımlanmıştır. Redhouse’un sözlüğünde İngilizce karşılık olarak yalnızca "rare (ender)" biçiminde verilmiştir ( 1880, s. 828). Kubbealtı Lugatı’nda “az bulunur, az görülür, seyrek, ender” (Ayverdi, 2010, s. 907); Lugat-ı Nâcî’de “az bulunan, az şey, yok” (Muallim Nâcî, 1317, s. 881); Kâmûs-ı Türkî’de “az bulunan, bulunmaz, nedretli, seyrek” (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 1446); Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat'ında “seyrek, az, ender bulunur” (Devellioğlu, 2004, s. 795) ve Lehçe-i 'Osmânî’de “nedretli, az bulunur” ile ayrıca “nâdire” şeklinde “acibe, ender şey, ele geçmez” (Ahmet Vefik Paşa, 2000, s. 765) biçiminde açıklanmaktadır.
Sözlüklerde “az bulunan, seyrek, ender” şeklinde tanımlanan, edebî bağlamda bir şairin veya onun şiirinin üstünlüğünü, eşsizliğini ve benzersizliğini ifade eden bir övgü terimi.
Tezkire geleneğinde nâdir, şairleri takdir ve taltif eden bir övgü terimi olarak çokça kullanılmıştır. Kelime, şairin çağdaşları arasında eşsizliği, benzerinin az bulunurluğu ya da tamamen benzersizliği bağlamında değerlendirilir. Tezkirelerde kelimenin kullanımı, çoğunlukla nazîri nâdir, akrânı nâdir, nâdirü’n-nazîr, nâdirü’l-vukūʿ, nâdirü’l-emsâl, nâdire-i devrân gibi ifadeler şeklindedir. Bu ifadeler, şairin üslup, eda, fesahat, zarafet, yaratıcı güç, teknik maharet veya kişilik özellikleri bağlamında, dönemindeki diğer şairlerden üstün olduğunu belirtir (Tolasa, 1983, s. 216, 223, 225, 247, 273, 287, 289, 333-334, 374). Bu bağlamda nâdir, yalnızca az bulunurluk değil, aynı zamanda belirgin bir sanat değeri ve seçkinlik göstergesidir. Sözlük anlamıyla paralel biçimde “az bulunur” temel anlamını korumakla birlikte bu anlam tezkirelerde üç ana bağlama genişletilerek daha belirgin işlevler kazanır.
Birincisi, nâdir kelimesi, şairlerin şahsiyetlerini ve sanattaki yerlerini tanımlarken benzersizlik ve üstünlük ifadesi olarak öne çıkar. Tezkire yazarları, şairin çağdaşları arasında erişilmez bir konuma sahip olduğunu vurgulamak için “emsâli nâdir”, “nâdir-i zemân” ve benzer anlama gelen sıfatları ya da yalnızca “nâdir” sıfatını tercih ederler. Burada kelime, şairin bilgi, irfan, yetenek veya şiir kudreti açısından dönemin en seçkin şahsiyetlerinden biri olduğunu belirtmek için kullanılır. Örneğin Âşık Çelebî, Kâtibî için "Cûd u sahâda nâdire-i devrân ve 'atâ vü 'âtıfetde u'cûbe-i akrân idi." ifadesini kullanarak Kâtibî'nin zamanın seçkinlerinden olduğunu belirtir (2018, s. 294). Yine benzer şekilde, Itâbî için "Şi'ri ser-ber ve ol defterde dahı ser-defterdür. Bir anda üç dört gazel dimege kâdirdür ve anuñ gibi tîz-tab u pür-gûy şâ'ir nâdirdür." ifadelerini kullanır (Âşık Çelebi, 2018, s. 457). Beyâni de Müslimî için "Nazîri nâdir şâ'ir-i sâhirdür." ifadesini tezkiresinde kullanmıştır (Musrafa (Cârullahzâde), 2017, s. 186). Ayrıca kelimenin kişilik özellikleri için de daha geniş bir anlamda “seçkin ve örnek kişilik” vurgusuyla kullanıldığı örneklere rastlanır (Zehr-i Mâr-zâde Seyyid Mehmed Rızâ, 2017, s. 21, 25).
İkinci olarak, kelimenin üslup ve tarz bağlamında özgünlük ve kıymet anlamında kullanıldığı görülür. Tezkirelerde nâdir, şairin edebî üslubunun, ifade biçiminin veya nazım tarzının sıra dışılığını ve özgünlüğünü belirtmek için “tarz-ı nâdir”, “nâdirü’l-uslûb” gibi tamlamalar içinde yer alır. Bu kullanım biçimiyle kelime, şairin yalnızca içerikte değil, biçim ve ifade gücü bakımından da kendine has ve üstün bir konumda olduğunu gösterir. Şiirlerin seçkinliğini ifade etmek için de tezkire yazarları tarafından kullanılır. Örneğin Ahdî, Adlî Efendi için "Tarîk-i gazelde sâhib-tarz-ı nâdir ve edâ-yı selîs ile fikr-i bikre kâdir ve bir nîce metali' u ebyât u gazel ol bî-bedelün zâde-i tab'-ı latîfi..." ifadelerini kullanarak onun şiir söyleme gücünü öne çıkarır (2018, s. 87). Sâlim Efendi, tezkiresinde Belîg-i Dîger'in gazeli için şu ifadeleri kullanır: "... sâ'ir şu'arâ-yı kirâma bâ'is-i tahdîs-i ni'met ma'nâsına bu mecelle-i celîleye tahrîr ve ol gazel-i nâdir-ber-â-berden bir iki beyt sebt ü tastîr olundu" (Mirzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi, 2018, s. 145).
Üçüncü olarak, nâdir kelimesi tezkirelerde eserlerin, divanların ve yazma malzemenin az bulunur oluşunu belirtmek için kullanılır. Şairlerin geride bıraktığı divan, şiir mecmuası veya diğer eserleri değerlendirirken “nüsha-i nâdire”, “kütüb-i nâdire” gibi ifadelerle, bu eserlerin nadir bulunurluğu bazen de sanat ve ilim açısından taşıdığı yüksek değer vurgulanır. Ali Emîrî Efendi, tezkiresinde Esmâ-i Hüsnâ için “nüsha-i nâdire-i girân-bahâ” (2018a, s. 184) ve Tiranlı Hâdim için zikrettiği "Vusûlümüzde tekyeyi mesdud bulduğumuzdan derviş-i merkum taleb ve taharri edilmiş ise de bulunmak ʿakimül-imkân olduğu anlaşılmakla cenab-ı şeyhin âsâr-ı giran-behası ve sa'ir kütüb-i nâdiresi bi-z-zarure ziyaret olunamadı." (Ali Emîrî Efendi, 2018b, s. 56) ifadesini hem az bulunurluk hem de kıymet açısından olumlu anlamda kullanırken Gelibolulu Âlî, Senâyi için "Hâlâ ki şöhret-pezîr olmış ebyât-ı rengîni nâdirdür." ifadesiyle terimi olumsuz anlamda kullanmıştır (Gelibolulu Mustafa Âlî, 2017, s. 121).
İncelenen tezki̇relerde terimin kullanım sıklığı farklılık göstermektedir. Gülşen-i Şuʿarâ’da 13, Tezkire-i Şuʿarâ-yı Âmid’de 10, İşkodra Vilayeti Osmanlı Şâʿirleri'nde 1, Meşâʿirü’ş-Şuʿarâ'da 20, Beyânî Tezkiresi'nde 2, Mirʾât-ı Şiʿr'de 9, Tezkire-i Şuʿarâ-yı Mevleviyye'de 8, Eslâf'ta 11, Hâtimetü’l-Eşʿâr'da 7, Künhü’l-Ahbâr'da 13, Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiresi'nde 24, Tezkire-i Mucîb’de 2, Latîfî Tezkiresi'nde 28, Mecmûʿatü’t-Terâcim'de 25, Mecmaʿ-i Şuʿarâ ve Tezkire-i Üdebâ'da 8, Kâfile-i Şuʿarâ'da 7, Tezkiretü’ş-Şuʿarâ'da 43, Riyâzü’ş-Şuʿarâ'da 10, Rızâ Tezkiresi'nde 20, Mecmâʿü’l-Havâs'ta 4, Şefkât Tezkiresi'nde 1, Tezkiretü’ş-Şuʿarâ'da 2, Âdâb-ı Zurafâ'da 21 ve Zeyl-i Zubdetü’l-Eşʿâr'da 1 defa yer almaktadır.
Örnek 1:
Âhir bölüge sülûk idüp Diyar-ı bekr'e tîmâr deftârdârı olup bâ'dehu yüz elli akça ‘ulûfe ile hâssa müteferrika re’islerden re'is-i ashâb-ı zarâfet-şi'ârdı. Cûd u sahâda nâdire-i devrân ve ‘atâ vü ’âtıfette u'cûbe-i akrân idi (Âşık Çelebi, 2018, s. 294).
Şi'ri ser-ber ve ol defterde dahı ser-defterdür. Bir anda üç dört gazel dimege kâdirdür ve anuñ gibi tîz-tab ü pür-gûy şâ'ir nâdirdür (Âşık Çelebi, 2018, s. 186).
Örnek 2:
Tarîk-i gazelde sâhib-tarz-ı nâdir ve edâ-yı selîs ile fikr-i bikre kâdir ve bir nîce metali' u ebyât u gazel ol bî-bedelün zâde-i tab'-ı latîfi… (Ahdî, 2018, s. 87).
Örnek 3:
…sâ'ir şu'arâ-yı kirâma bâ'is-i tahdîs-i ni'met ma'nâsına bu mecelle-i celîleye tahrîr ve ol gazel-i nâdir-ber-â-berden bir iki beyt sebt ü tastîr olundu (Mirzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi, 2018, s. 145).
Örnek 4:
Vusûlümüzde tekyeyi mesdud bulduğumuzdan derviş-i merkum taleb ve taharri edilmiş ise de bulunmak ‘akimül-imkân olduğu anlaşılmakla cenab-ı şeyhin âsâr-ı giran-behası ve sa’ir kütüb-i nâdiresi bi-z-zarure ziyaret olunamadı (Ali Emîrî Efendi, 2018b, s. 56).
Örnek 5:
Magnisadan Sultân Mustafâ merhûm âsitânesine ilticâ iden şu'arâdandur. Ol diyârun halkı anuñ zâtı ile iftihâr iderler. Zâtı nâmına gâlib bir şâ'ir idi diyü öğrerler. Hâlâ ki şöhret-pezîr olmış ebyât-ı rengîni nâdirdür. Bizim bildügümüz ancak bu zikr olınacak nevâdirdür (Gelibolulu Mustafa Âlî, 2017, s. 121).
Ahdî. (2018). Gülşen-i Şu’arâ (hzl. S. Solmaz). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Ahmet Vefik Paşa. (2000). Lehce-i Osmânî (hzl. R. Toparlı). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Ali Emîrî Efendi. (2018a). Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid (hzl. İ. Kadıoğlu). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Ali Emîrî Efendi. (2018b). İşkodra Vilayeti Osmanlı Şa’irleri (hzl. H. T. Karateke). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/57434,iskodra-vilayeti-osmanli-sairleripdf.pdf?0
Âşık Çelebi. (2018). Meşâ’irü’ş-şu’arâ (hzl. F. Kılıç). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Ayverdi, İ. (2010). Kubbealtı Lugatı: Asırlar boyu târihi seyri içinde Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Seçil Ofset. Erişim adresi: http://archive.org/details/misalli-buyuk-turkce-sozluk-ilhan-ayverdi-kubbealti-lugati
Devellioğlu, F. (2004). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat (hzl. A. S. Güneyçal). Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Erdem, S. (1994). Ramiz ve Adab-ı Zurafa’sı (İnceleme-Tenkidli Metin-Sözlük). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
Esrâr Dede. (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye (hzl. İ. Genç). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
Fâik Reşâd. (2019). Eslâf (hzl. E. Aydemir ve F. Özer). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html
Fatîn Davûd. (2017). Hâtimetü’l-Eş’âr (hzl. Ö. Çiftçi). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Gelibolulu Mustafa Âlî. (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı (hzl. M. İsen). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html
Kılcı, M. (2001). Enderunlu Mehmet Âkif Mir’ât-ı Şi’r (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Çukurova Üniversitesi, Adana.
Kınalızâde Hasan Çelebi. (2017). Tezkiretü’ş-Şu’arâ (hzl. A. Sungurhan). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Kuşoğlu, M. O. (2012). Sâdıkî-i Kitâbdâr’ın Mecma’ü’l-Havâs adlı eseri (İnceleme-Metin-Dizin) (Yayımlanmamış doktora tezi). Marmara Üniversitesi, İstanbul.
Latîfî. (2018). Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (hzl. R. Canım). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Mehmed Siraceddîn. (2018). Mecma’-i Şu’arâ ve Tezkire-i Üdebâ (hzl. M. Arslan). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html
Mehmed Tevfik. (2017). Kâfile-i Şu’arâ (hzl. F. S. Kutlar Oğuz, H. Koncu ve M. Çakır). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html
Mirzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi. (2018). Tezkiretü’ş-Şu’arâ (hzl. A. İnce). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
Muallim Nâcî. (1317). Lugat-i Nâcî. İstanbul.
Musrafa (Cârullahzâde). (2017). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-Şu’arâ) (hzl. A. Sungurhan). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Mustafa Mucîb. (1997). Tezkire-i Mucîb (hzl. K. Altun). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
Redhouse, J. W. (1880). Redhouse’s Turkish Dictionary. London: Wyman and Sons, Oriental, Classical and General Printers.
Riyâzî Muhammed Efendi. (2017). Riyâzü’ş-Şu’arâ (hzl. N. Açıkgöz). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Seyrek-zâde Mehmed Âsım. (2019). Zeyl-i Zubdetü’l-Eş’âr (hzl. A. O. Coşkun). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/67153,zeyl-i-zubdetu39l-esarpdf.pdf?0
Şefkât-i Bagdâdî. (2018). Şefkat Tezkiresi (hzl. F. Kılıç). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html
Şemseddin Sâmî. (1317). Kâmûs-i Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.
Şeyhülislam Ârif Hikmet Bey. (2019). Tezkiretü’ş-Şu’arâ (hzl. M. N. Çınarcı). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-240610/seyhulislam-arif-hikmet-bey-tezkiresi.html
Tolasa, H. (1983). Sehî, Latîfî, Âşık Çelebi Tezkirelerine göre 16. yüzyılda edebiyat araştırma ve eleştirisi (Cilt 1). İzmir: Ege Üniversitesi Matbaası.
Zehr-i Mâr-zâde Seyyid Mehmed Rızâ. (2017). Rızâ Tezkiresi (hzl. G. Zavotçu). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html
Zübeyiroğlu, R. (1989). Mecmû’atü’t-Terâcim-Mehmed Tevfîk Efendi (Yayımlanmamış doktora tezi). İstanbul Üniversitesi, İstanbul.