müstahsen edâ, müstahsen eş‘âr, müstahsen nazm, güftâr-ı müstahsen, müstahsenü’l-metâli‘
* Sözlük anlamı “güzel sayılan ve beğenilen” olan müstahsen, tezkirelerde şekil ve muhteva estetiğine sahip olduğu için beğenilip takdir edilen estetik şiir ve şiire dair unsurlar için kullanılan bir edebiyat terimi.
Sözlük anlamı “herkesin güzel bulup beğendiği” (Şemseddin Sami, 1998, s. 1336), “güzel sayılmış, istihsân edilmiş” (Devellioğlu, 1996, s. 743), “ herkesçe kabul edilen, makbul” (Ayverdi, 2010, s. 888), “onaylanan, tercih edilen” (Redhouse, 2001, s. 1834), “iyi” (İbrahim Cûdî Efendi, s. 902), “cemîl, zarîf, melîh, memdûh, meşkûr” (Mehmed Bahaeddin, s. 678) olan müstahsen sözcüğü Arapça bir sıfattır.
Müstahsenin karşıt anlamlısı “müstakbeh (çirkin, beğenilmeyen)”, Farsça karşılığı “pesendîde” olup (Devellioğlu, 1996, s. 743) müennes şekli “müstahsene”dir (Ayverdi, 2010, s. 888). “Tarz-ı müstahsen” (Muallim Nâcî, 1322, s. 708), “üslûb-ı müstahsen ve ‘âdet-i müstahsene” (Mehmed Salâhî Bey, 1322, s. 481) örneklerinde görüldüğü üzere terkiplerde tamlayan olarak kullanılmıştır. Müzik terimi olarak “diyapazon ‘la’sını acem perdesi (fa) olarak kabul eden akort ve bu akorda göre açılmış ney” (Ayverdi, 2010, s. 888) anlamına gelmektedir.
Şiir veya şiire ait yapısal unsurların beğenilip takdir edilme durumu için kullanılan niteleyici kavram, estetik.
Klasik Türk edebiyatında divan ve mesnevilerin yanı sıra tezkirelerde iltifat edilen kavramlardan biri müstahsendir. Müstahsen, tezkirelerde mevcut biçiminin yanı sıra dişil biçimi olan “müstahsene” ve çoğul biçimi olan “müstahsenât” şeklinde kullanılmıştır. Müstahsen, şairler hakkında bilgi verilirken “hüsn, Hasan, hasen, hasene, mehâsin, müstahsene, müstahsenât” gibi müştaklarıyla birlikte kullanılmıştır. Müstahsen, tezkirelerde şairlerin kişisel özelliklerinden söz edilirken “ad/nâm, ahlak, haslet, hâl, hüner, meslek, tavır, yaratılış, vasıf”; edebî özelliklerinden bahsedilirken de “eda, harf, beyit, imale, söz, şiir, kelime, kıssa, matla, nazire, üslûp, yazı” hakkında niteleyici sıfat olarak kullanılmıştır.
Müstahsen, tezkirelerde şiir ve şiire dair unsurları niteleyen bir kavram olarak kullanıldığı için terimleşmiştir. Ahdî’nin Gülşen-i Şu‘arâ’sında Dâ‘î Efendi’nin şiiri “Gönlü aydınlatan şiirleri, güneş gibi parlak ve yakıcı; yakıcı olan sözleri güzel ve gönül aydınlatıcıdır” (Örnek 1) şeklinde tasvir edilmektedir. Bu ifadede şiir/söz, gönülleri aydınlatma ve yakma konusunda güneşe benzetilmiştir. Güneşin karanlıkları yok etme ile etkileyici sözlerin gönülde oluşan karamsarlığı yok etme özelliği arasında ilgi kurulmuştur. Dolayısıyla müstahsen güzel, beğenilen anlamındadır.
Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-Şu‘arâ’sında Misâlî Çelebi hakkında kullanılan tanıcı ifadelerden biri, “Adı Hasan şiirleri müstahsendir” (Örnek 2). “Hasan” kelimesi ile “müstahsen” aynı kökten türediği için tezkirelerde şairlerin kişisel özellikleri anlatılırken sanatsal ifade kurma bağlamında birlikte kullanıldığı görülmektedir. Böyle bir yaklaşımda niteleme ifadesi olarak kullanılan müstahsen, söz konusu şiirin iyi olduğu, beğenildiği ve takdir edildiğini göstermektedir.
Sehî Bey’in Heşt-Behişt’inde Mevlânâ Şirâzî’nin edebî yönünü anlatmak için kullanılan “Sözü nazik ve ölçülü, şiirleri saklı inciler gibi, sözleri açık, edâsı güzel, beğenilen ve benzersiz”dir (Örnek 3) ifadesinde görüldüğü üzere “müstahsen” şairin üslubuna dair sıfatlardan biri olarak kullanılmıştır. Üslûp şiirin dış yapısına dair bir kavramdır. Başarılı bir üslûp öncelikle özgün olmalıdır. “Sözleri açık, edâsı müstahsen” ifadesinden Mevlânâ Şirâzî’nin süslü anlatım ve yapmacıktan uzak; açık, akıcı, anlaşılır bir üsluba sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında Hasan Çelebi’nin şiiri için kullanılan “İyi şiirleri çok imgeli (muhayyel) ve güzeldir (müstahsen)” (Örnek 4) ifadesinde müstahsen terimi, “muhayyel” ile birlikte kullanıldığı için şiirin estetik değerini nazara sunmaktadır.
Mîrzâzâde Mehmed Sâlim Efendi’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında Rüşdî-i Sahhâf hakkında kullanılan “Güzelliğiyle tanınan fikirlerinin özgünlüğü, beğenilmiş matlalara ait ince/hoş söz güzelleri kucak kucağa (iç içe) olan Rüşdî Ahmed Efendi’dir” (Örnek 5) ifadesinde, müstahsen matla beyitlerinin sıfatı olarak “beğenilmiş” anlamında kullanılmıştır.
Sonuç olarak müstahsen, tezkirelerde şairlerin kişisel özellikleri anlatılırken sözlük anlamıyla kullanılmıştır. Şiir veya şiire dair unsurlar hakkında niteleyici sıfat olarak kullanıldığında ise sözlük anlamının yanı sıra terim anlam kazanmıştır. Bu bağlamda “takdir edilen, beğenilen, iyi ve güzel” anlamlarıyla ideal şiirin sıfatı olarak “estetik” terimini karşılamaktadır.
Yapılan taramalarda “müstahsen” kelimesinin terim anlamıyla; Ahdî’nin Gülşen-i Şu‘arâ’sında 2, Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-Şu‘arâ’sında 2, Gelibolulu Mustafa Âlî’nin Künhü’l-Ahbâr’ında 1, Sehî Bey’in Heşt Behişt’inde 1, Kınalızâde Hasan Çelebi’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında 2, Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında 6, Güftî’nin Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ’sında 1, Riyâzî Muhammed Efendi’nin Riyâzü’ş-Şu‘arâ’sında 1, Kemiksizzâde Safvet Mustafa’nın Nuhbetü’l-Âsâr Min Ferâidi’l-Eş‘âr’ında 2, Mîrzâzâde Mehmed Sâlim Efendi’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında 3, Fatîn Davud’un Hâtimetü’l-Eş‘âr’ında 3, Ali Emîrî Efendi’nin Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid’inde 1, Garîbî’nin Tezkire-i Mecâlis-i Şu‘arâ-yı Rum’unda 1, Nûrî Osman Hanyâvî’nin Tezkire-i Şu‘arâ-yı Cezîre-i Girid’inde 1 kez kullanıldığı tespit edilmiştir.
Örnek 1:
Eşʿâr-ı dil-efrûzı gün gibi rûşen ü pür-sûz ve güftâr-ı pür-sûzı müstahsen ü dil-efrûzdur (Solmaz, 2018, s. 83).
Örnek 2:
Nâmı Hasan ve eş‘ârı müstahsendür (Kılıç, 2018, s. 332).
Örnek 3 :
Sözi nâzik vü mevzûn ve eş‘ârı mânend-i dürr-i meknûn elfâzı rûşen ve edâsı müstahsen hoş âyende bî-bedel (Akar, 2010, s. 138).
Örnek 4:
Eşʿâr-ı hüsni hayli muhayyel ü müstahsendür (Canım, 2018, s. 191).
Örnek 5:
Ebkâr-ı efkâr-ı letâfet-şi‘ârı hem-âgûş-ı şâhid-i letâyif-i müstahsenü’l-metâli‘ olan Rüşdî Ahmed Efendi’dir (İnce, 2018, s. 218).
Akar, H. (hzl.) (2010). Heşt-Behişt (İnceleme-Transkripsiyonlu Metin-Sözlük). Yüksek Lisans Tezi. Tokat: Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Ayverdi, İ. (2010). Kubbealtı Lugatı Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Kubbealtı Neşriyat.
Bardakoğlu, A. (2001). “İstihsan”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. C. 23. İstanbul: TDV Yayınları. 339-347.
Canım, R. (hzl.) (2018). Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (Tenkitli Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Dehhudâ, A. E. Lugatnâme-i Dehhudâ. Erişim adresi: https://vajehyab.com/dehkhoda/
Devellioğlu, F. (1996). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat. Ankara: Aydın Kitabevi.
el-İsfehânî, Ebû’l-Kâsım. (1412). el-Müfedât fî Garîbi’l-Kur’ân. C. 1 (thk. Savfân Adnân Dâvudî). Dımaşk: Dâru’l-kalem.
ez-Zebîdî. (1965). Tācu’l-ʿArūs. C. 34. (thk. Abdussettâr Ahmed Ferrâc vd.). Kuveyt: Matbaʿatu Hukûmeti’l-Kuveyt.
Hasan Amîd. (1377). Ferheng-i ‘Amîd. Tahran: Müessese-i İntişârât-ı Emîr-i Kebîr.
https://vajehyab.com/?q=مستحسن.
İbn Manzûr. (2008). Lisânu’l-ʿArab. C. 5. Beyrut: Dâru’l-Fikr.
İbrahim Cûdî Efendi. Lügat-ı Cûdî. Erişim adresi: https://www.osmanlicasozlukler.com/cudi/tafsil-369363-r94.html
İnce, A. (hzl.) (2018). Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi Tezkiretü’ş-Şu‘arâ (İnceleme - Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ’irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Mehmed Bahaeddin (Toven). Yeni Türkçe Lugat. Erişim adresi: https://www.osmanlicasozlukler.com/turkcelugat/tafsil-272648-ms5.html.
Mehmed Salâhî Bey. (1322). Kâmus-ı Osmânî. C. IV. İstanbul: Mahmud Bey Matbaası.
Muallim Nâcî. (1322). Lugat-ı Naci. İstanbul: Asır Matbaası.
Redhouse, J. W. (2001). Turkish and English Lexicon: Shewing in English the significations of the Turkish terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şu‘arâsı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Şemseddin Sami. (1998). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Alfa Basım Yayım.