makbûl u müsellem, memdûh u müsellem, müsellem-i âlem, müsellemü'l-kül, müsellem-i erbâb-ı nazm u inşâ, müsellemât
* Sözlüklerde "teslim edilmiş", "doğruluğu herkesçe kabul edilmiş" anlamlarına gelen; tezkirelerde bir şairin nazım, nesir ya da inşadaki kudretinin şairler ve ehl-i irfan tarafından ittifakla, tartışmasız kabul edildiğini ifade etmek için kullanılan edebiyat terimi.
Kelime Arapça bir sıfat olup س ل م (s-l-m) kökünden, "teslim etmek, kabul etmek, doğrulamak" anlamındaki teslîm masdarının II. bâbı سلّم (selleme) fiilinin ism-i mef'ûlüdür. Kökün taşıdığı "selâmette olmak, sağlam olmak, teslim olmak, güven içinde bulunmak" anlamları selâm, selâmet, İslâm ve Müslim gibi aynı kökten türeyen kelimelerle de paylaşılır. “Müsellem” ise teslim edilerek artık üzerinde tartışılmaz hâle gelen bir mefhumu karşılamaktadır. Sözlükler kelimeye öncelikle "teslim edilmiş, verilmiş, tevdi olunmuş" anlamını, ardından "doğruluğu, gerçekliği ispatlanmış, herkes tarafından kabul edilmiş, şüphe götürmez, inkâr edilemez" (Devellioğlu, 1993, s. 882; Tietze, 2018, C. 5, s. 281) anlamını vermiştir; Redhouse kelimeyi "kabul edilmiş, tanınmış, doğrulanmış, boyun eğilmiş" karşılığıyla tarif etmiştir (Redhouse, 2011, s. 113). Şemseddin Sâmî de kelimeyi "teslim olunmuş; bir kimse tarafından inkâr veya itiraz edilmeyen; kabul edilmiş, kesinleşmiş, üzerinde görüş birliği bulunan; inkâr edilmeyen, doğruluğu sabit olan" (1318, s. 1347) şeklinde tarif etmiştir. Lugat-ı Remzî ve Müntehâbât-ı Lugat-ı Osmâniyye kelimeyi "teslim olunmuş, kaziyye-i tasarrufa dâhil edilmiş olan, sıhhat ve müşâhede olunmakla iptaline sa'y etmekten feragat olunmuş olan" (Hüseyin Remzi, 1305, s. 535; Redhouse, 2009, s. 320) ibaresiyle tarif ederek anlamın mantık ve münazara terminolojisiyle bağlantısına işaret etmiştir. Kelimenin çoğulu olan “müsellemât”, klasik mantık ve cedel eserlerinde "hasım tarafından kabul edilip müdafaa için üzerine sözün kurulduğu birtakım hükümler" (Cürcânî, 1997, s. 211) anlamında teknik bir terim olarak da kullanılmıştır; Ayverdi'nin (2010, s. 886) verdiği tanımda da “müsellemât” "pek çok kimse tarafından kabul edilmiş olan şüphe götürmez hükümler, kurallar, meseleler" olarak açıklanmıştır. Kelimenin bu sözlük anlamı, "teslim edilmiş olan bir şeyin artık tartışılmaz kabul edilmesi" mantığı üzerine kurulu olup edebî tenkit dilinde de aynı ittifak ve kabul anlamıyla varlığını sürdürmüştür.
Tezkirelerde müsellem, bir şairin nazım, nesir ya da inşadaki maharetinin, çağdaşları ve edebiyat çevresi tarafından tartışmasız, ittifakla kabul edildiğini belirtmek için kullanılan bir terimdir. Terim çoğunlukla "makbûl" sıfatıyla birlikte “makbûl u müsellem” hâlinde ya da “müsellem-i âlem, müsellemü'l-kül, müsellem-i erbâb-ı nazm u inşâ” gibi tamlamalar biçiminde şairin şiirdeki, kasidedeki, gazeldeki veya inşadaki üstünlüğünü nitelemek üzere kullanılmıştır. Kelime tezkirelerde edebî bağlamla sınırlı kalmayıp ilim, ahlak ve sanat alanlarında da genel bir kabul ve onaylanma ifadesi olarak geçmektedir. Tezkirelerde ise şairin edebî kudretinin "tartışmaya kapalı" biçimde onaylandığı eleştirel bir mefhum olarak yer almaktadır.
Müsellem, Herat sahası tezkirelerinden Alî Şîr Nevâyî'nin Mecâlisü'n-Nefâis'inde tezkireci Mevlânâ Sîmî maddesinde "şi'r ve mu'ammâ ve inşâda ... bu fen ehli müsellem tutar irdiler" (Tokmak, 2017, s. 19) (Örnek 1) ifadesiyle şairin nazım, muamma ve inşa sahalarındaki yetkinliğinin fen ehli tarafından kabul gördüğünü belirtmiştir. Aynı eserde Hüseyn-i Alî Celâyir maddesinde de "nazmlarga tab'ı mülâyimdür, ammâ kasîde uslûbı anın hakkıdur, andak kim bu tâyife hem müsellem tutarlar" (Tokmak, 2017, s. 167) (Örnek 2) denilerek terim, kaside üslubundaki yetkinliğe işaret etmek üzere kullanılmıştır. Bu örneklerde müsellem henüz bir tamlama içinde yer almaz, "müsellem tutmak" fiil grubu içinde bir zümrenin (fen ehli, bu tâyife) ortak kanaatini yansıtan bir yüklem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kullanım, terimin 15. yüzyılda topluluk onayına dayalı bir "ittifak" vurgusu taşıdığını göstermektedir.
Anadolu sahası tezkirelerinden ilki kabul edilen Sehî Bey'in Heşt Bihişt'inde Sehî Bey, Sultan Murâd şairlerinden Mevlânâ Hassân’ı tanıtırken "üslûb-ı nazm-ı gazelde müsellem ve kâ'ide-i eş'ârda müstahkem" (İpekten vd., 2017, s. 76) (Örnek 3) ifadesini kullanarak terimi doğrudan gazeldeki üslup yetkinliğine bağlamıştır. Bu ifadesiyle Nevâyî'deki fiil grubu kullanımından tezkirecilik dilinde sıfatlaşan bir kullanıma geçiş sağlamıştır. Latîfî'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ'sı terimin Osmanlı tezkireciliğinde tanım niteliği kazanmasında belirleyici bir yere sahiptir. Latîfî, eserinin giriş bölümünde Şeyhî'nin mesnevisini, Ahmed Paşa'nın kasidesini ve Necâtî'nin şiirini "memdûh u müsellem" (Canım, 2018, s. 68) (Örnek 4) şeklinde nitelendirerek klasik Türk şiiri geleneğinin üç temel türüne atıfla kullanmıştır. Aynı eserde Ahmed Paşa için tekrar "üslûb-ı kasâyidi hod icmâ' u ittifâk üzre müsellemdür" (Canım, 2018, s. 112) denilerek "icmâ' u ittifâk" ibaresiyle terimin kökenindeki görüş birliği anlamını edebî bağlama taşınmıştır.
Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında müsellem 25 kez kullanılmıştır. Kınalızâde, Ahmed Paşa'yı "eş'âr-ı dürer-bârı rasîn ü muhkem ... bî-kusûr u müsellem şi'r-i Türkîye hâlet ü nezâketi evvel bu virdügiçün üstâd-ı mukaddem" (Sungurhan, 2017a, s. 171) (Örnek 5) sözleriyle anarak onun Türkçe şiirde öncü ve üstat kabul edilen şahsiyetini vurgulayan "müsellem" sıfatını kullanır. Bağdatlı Ahdî'nin Gülşen-i Şu'arâ'sında terim doğrudan "fenn-i şi'r" ifadesiyle birleşir: Hâletî Efendi, "fenn-i şi'r anlamada müsellem-i ehl-i cihân" (Solmaz, 2018, s. 133) olarak tanıtılır. Beyânî'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında Hayretî maddesinde terim şiirin hayal unsuru ve söyleyiş tarzıyla ilişkilendirilerek "hayâl-âmîz sâdesi dahi âşıkâne olmagla şûr-engîz olmagın müsellem-i âlemdür" (Sungurhan, 2017b, s. 58) (Örnek 6) biçiminde kullanılmıştır.
Riyâzî Tezkiresi'nde terim hem nazım hem de şairin edası için kullanılmaya devam eder: İshak Çelebi'nin "fazl u kemâli mümtâz u müsellem, nazm-ı tekellüf-meslûbı meşhûr-ı 'âlemdür" (Açıkgöz, 2017, s. 57) (Örnek 7) sözleriyle tanıtılmasının yanında, Bâkî'nin "eş'âr-ı dil-pesendi ... zerâfet-i edâda müsellem-i 'âlem" (Açıkgöz, 2017, s. 82) (Örnek 8) olduğu belirtilir.
Kelime Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında ve Esrar Dede'nin Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye'sinde yoğun biçimde kullanılmaya devam eder. Sâlim, Nâbî için "…beyne'ş-şu'arâ müsellem olduğu gibi beyne'l-fuzalâ nâdire-i 'âlem olurdu" (İnce, 2018, s. 413) (Örnek 10) ifadesiyle terimi şairler arasındaki (beyne'ş-şu'arâ) özel bir kabule bağlarken; Esrar Dede, Dede Sâbir-i Pârsâ için "eş'ârı beyne'l-kül müsellem ve meşhûr bir şâ'ir-i pür-zûr" (Genç, 2000, s. 177) (Örnek 11) diyerek aynı kullanımı "beyne'l-kül" ibaresiyle genelleştirir. Rızâ Tezkiresi'nde de Bâkî "kasâ'id ü eş'ârda müsellem-i 'âlem" (Zavotçu, 2017, s. 65) (Örnek 12) olarak anılmaya devam eder. Bu örnek, 16. yüzyıl şairlerinin edebî otoritesinin sonraki yüzyıllarda da tezkire dilindeki müsellem terimiyle onaylandığını göstermektedir.
Terimin kullanım alanı, Fâtîn'in Hâtimetü'l-Eş'âr'ında ve Mehmed Tevfik'in Kâfile-i Şu'arâ'sında daha da genişler ve "erbâb-ı nazm u inşâ" gibi kalıplaşmış tamlamalarla pekişir. Fâtîn, Mehmed Emîn Ali Paşa için "eş'ârı zîbâ ve münşe'âtı bî-misl ü hemtâ olduğu müsellem-i erbâb-ı nazm u inşâdır" (Çiftçi, 2017, s. 338) (Örnek 13) derken, Mehmed Tevfik, Cezmî'yi "şi'r ü inşâda müsellem ü meşhûr olup müretteb dîvânı ... vardır" (Kutlar Oğuz vd., 2017, s. 170) (Örnek 14) sözleriyle tanıtır. Bu iki örnek, terimin 19. yüzyılda hem nazım hem nesir sahasını kapsayan bir edebî otorite ifadesine dönüştüğünü göstermektedir.
Ali Emîrî'nin Tezkire-i Şu'arâ-yı Âmid'inde "Müşârun-ileyhin târih-gûlukta dahi mahâreti müsellem idi" (Kadıoğlu, 2018, s. 163) (Örnek 15) ifadesinde terim târih-gûyluk maharetini onaylamak için de kullanılmıştır. Bu genişleme, müsellemin kökeninde bulunan "tartışmasız kabul" anlamının, tezkirecilik geleneğinin sonuna kadar edebiyatla ilişkili tarih, inşa, tasavvuf gibi farklı alanlarda kullanıldığını göstermektedir.
Tezkirelerdeki genel kullanıma bakıldığında müsellem, tek başına ya da "makbûl" sıfatıyla ikileme kurarak (makbûl u müsellem) çoğunlukla eş'âr, nazm, kasâ'id, gazeliyyât, inşâ gibi edebî tür adlarıyla tamlanarak kullanılmıştır. Kelimenin sözlükteki "teslim edilmiş, tartışılmaz" anlamı, edebî muhitte üstünlüğü kabul gören şairi, eseri veya üslubu niteleyen bir değerlendirme ifadesine dönüşmüştür. Kelimenin ilim, ahlak ya da genel fazilet bağlamında (fazl u irfânla müsellem, âlim müsellem vb.) geçtiği örnekler bu maddenin kapsamı dışında tutulmuş, edebî tenkit terminolojisine ait örnekler esas alınmıştır.
Müsellem; Alî-Şîr Nevâyî'nin Mecâlisü'n-Nefâis'inde 15, Sehî Bey'in Heşt Bihişt'inde 4, Latîfî'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ'sında 20, Âşık Çelebi'nin Meşâ'irü'ş-Şu'arâ'sında 25, Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında 25, Bağdatlı Ahdî'nin Gülşen-i Şu'arâ'sında 14, Beyânî'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında 10, Gelibolulu Âlî'nin Künhü'l-Ahbâr'ında 5, Riyâzî Tezkiresi'nde 4, Güftî'nin Teşrîfâtü'ş-Şu'arâ'sında 7, Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında 25, Esrar Dede'nin Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye'sinde 22, Rızâ Tezkiresi'nde 3, Fâtîn'in Hâtimetü'l-Eş'âr'ında 25, Mehmed Tevfik'in Kâfile-i Şu'arâ'sında 8, Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey'in Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında 5, Şefkat Tezkiresi'nde 3, Mehmed Sirâceddîn'in Mecma'-i Şu'arâ ve Tezkire-i Üdebâ'sında 3, Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn'in Tezkire-i Silâhdâr-zâde'sinde 3 ve Ali Emîrî'nin Tezkire-i Şu'arâ-yı Âmid'inde 9 defa geçmektedir.
Örnek 1:
Köp fazlı bar irdi. Şi'r ve mu'ammâ ve inşâda 'asrdağı bu fen ehli müsellem tutar irdiler (Tokmak, 2017, s. 19).
Örnek 2:
Nazmlarga tab'ı mülâyimdür, ammâ kasîde uslûbı anın hakkıdur andak kim bu tâyife hem müsellem tutarlar (Tokmak, 2017, s. 167).
Örnek 3:
Üslûb-ı nazm-ı gazelde müsellem ve kâ'ide-i eş'ârda müstahkem fasîh u belîg kimesne olup tetebbu'-ı kasâyid ü gazeliyyât ve mümâreset-i münşe'ât u mükâtebât itmişdür (İpekten vd., 2017, s. 76).
Örnek 4:
Nitekim 'inde'l-havâlî ve'l-efâzıl memdûh u müsellem olan mesnevî-i Şeyhî ve kasîde-i Ahmed Paşa ve şi'r-i Necâtîdür (Canım, 2018, s. 68).
Örnek 5:
Hakkâ ki eş'âr-ı dürer-bârı rasîn ü muhkem ve mühendisân-ı kasr-ı belâgat yanında bî-kusûr u müsellem şi'r-i Türkîye hâlet ü nezâketi evvel bu virdügiçün üstâd-ı mukaddem olup hil'at-ı safâ hilkat-makâlî el-fazli'l-mütekaddim tırâzı ile mutarraz u mu'allemdür (Sungurhan, 2017a, s. 171).
Örnek 6:
Ekser-i eş'ârı hayâl-âmîz sâdesi dahı âşıkâne olmagla şûr-engîz olmagın müsellem-i âlemdür (Sungurhan, 2017b, s. 58).
Örnek 7:
Meygede-i 'aşk u mahabbetün server-i dürd-nûşânı ve şehr-i şûr u şu'bun kûce-gird-i bî-ser ü sâmânı fazl u kemâli mümtâz u müsellem nazm-ı tekellüf-meslûbı meşhûr-ı 'âlemdür (Açıkgöz, 2017, s. 57).
Örnek 8:
Eş'âr-ı dil-pesendi 'arâfet-i ma'nâda 'alem ve zerâfet-i edâda müsellem-i 'âlem olan 'Abdül-bâki Efendi'dür (Açıkgöz, 2017, s. 82).
Örnek 9:
Eger 'irfânı kadar fazîlet-i zâhiresi ve cevlân-ı himmeti kadar ma'rifet-i bâhiresi olsaydı fazlda dahı kemâli gibi 'alem ve beyne'ş-şu'arâ müsellem oldugu gibi beyne'l-fuzalâ nâdire-i 'âlem olurdu (İnce, 2018, s. 413).
Örnek 10:
Müretteb dîvân-ı belâgat-'unvânları olup eş'ârı beyne'l-kül müsellem ve meşhûr bir şâ'ir-i pür-zûr... (Genç, 2000, s. 177).
Örnek 11:
'İlm ü fazîletde 'alem ve kasâ'id ü eş'ârda müsellem-i 'âlem olup nazm-ı safâ-bahşı hüsn-i dil-berân gibi perrân... (Zavotçu, 2017, s. 65).
Örnek 12:
Eş'ârı zîbâ ve münşe'âtı bî-misl ü hemtâ olduğu müsellem-i erbâb-ı nazm u inşâdır (Çiftçi, 2017, s. 338).
Örnek 13:
İlm ü fazl ile ma'mûr ve şi'r ü inşâda müsellem ü meşhûr olup müretteb dîvânı ve muhayyel eş'ârı vardır (Kutlar Oğuz vd., 2017, s. 170).
Örnek 14:
Müşârun-ileyhin târîh-gûlukta dahi mahâreti müsellem idi (Kadıoğlu, 2018, s. 163).
Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü'ş-Şuarâ (Tezkiretü'ş-Şuarâ). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddin-Mecmâ'-ı Şu'arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html
Ayverdi, İ. (2010). Kubbealtı Lugati-Misalli Büyük Türkçe Sözlük. (hzl. A. Topaloğlu). İstanbul: Kubbealtı Yayınları.
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Cürcânî, Ali İbn Muhammed es-Seyyid eş-Şerif (1997). Arapça-Türkçe Terimler Sözlüğü (Çev. ve şerh A. Erkan). İstanbul: Bahar Yayınları.
Çınarcı, N. (hzl.) (2019). Şeyhülislam Ârif Hikmet-BeyTezkiretü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/64059,seyhulislam-arif-hikmet-bey-tezkiresipdf.pdf?0
Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü'l-Eş'âr). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Devellioğlu, F. (1993). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Yayınları.
Genç, İ. (hzl.) (2018). Esrâr Dede Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H. ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg-Heşt Bihişt. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html
İsen, M. (hzl.) (2017). Gelibolulu Mustafa Âlî-Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55739,kunhul-ahbarin-tezkire-kismpdf.pdf?0
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Ali Emîrî-Tezkire-i Şu'arâ-yı Âmid. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kılıç, F. (hzl.) (2017). Şefkat-i Bagdadi, Şefkat Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Kutlar Oğuz, F. S., Koncu, H., ve Çakır, M. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfîk, Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html
Öztürk, F. (hzl.) (2018). Defter Emini Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn- Tezkire-i Silâhdâr-zâde. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58902,tezkire-i-silahdar-zadepdf.pdf?0
Redhouse, J. W. (2009). Müntahabât-ı Lügât-ı Osmâniyye. (hzl. Recep Toparlı, Betül Eyövge Yılmaz, Yaşar Yılmaz), Ankara: TDK Yayınları.
Redhouse, J. W. (2011). Turkish and English Lexicon. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdî-Gülşen-i Şuʻarâ (İnceleme-Metin). Ankara: .TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebi-Tezkiretü'ş-Şu'arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-suara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü'ş-Şu'arâ). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Şemseddin Sâmî. (1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul.
Tokmak, A. N. (hzl.) (2017). Ali Şîr Nevâi-Mecâlisü’n Nefâis Herâti ve Hekîmşâh Çevirisi Mülkahatı. Ankara: TDK Yayınları.
Tietze, A. (2018). Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati. C. 5. Ankara: TÜBA Yayınları.
Yılmaz, K. (hzl.) (2019). Güftî, Teşrîfâtü'ş-Şu'arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247200/gufti-tesrifatus-suara.html
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html