eş‘âr-ı muhayyel, gazel-i muhayyel, beyt-i muhayyel, kelâm-ı muhayyel, güftâr-ı muhayyel
* Metnin zarif hayallerle bezendiğini vurgulamak maksadıyla kullanılan terim.
Arapça “hayal”den zan ve vehmolunan (Şemsedddin Sâmî, 1317, s. 1311), hayal olarak tertip olunmuş (Hüseyin Remzî, 1305, c. 2, s. 453) anlamlarına gelen bir kelimedir.
Maharetli bir şekilde zarif hayallerle bezenmiş metin.
Terimi ilk kullanan Devletşah’tır. Devletşah, bir şairin şiirlerinin vasıflarından biri olarak muhayyel terimini zikreder (Devletşâh, 1900, s. 513). Başka bir şairin hastalanan gözünü örtmesi münasebetiyle söylediği “Gözümü elemimin defi için değil, onda olan yüzünün hayalini başkalarından saklamak için örttüm.” manasına gelen bir beytini “nâzik ve muhayyel” (Devletşâh, 1900, s. 515) olarak vasıflandırır. Burada terimin, hoş ve ince hayallerin zarafetle ve zekice yansıtıldığı şiir anlamına geldiği görülmektedir.
Anadolu’da terimin kullanımı Sehî Bey’le başlar. Sehî, terimi şiirin güzellik ve mükemmelliği ile ilgili ifadelerle birlikte zikreder.
Terimi en çok Latîfî, yer yer “musanna‘” ile birlikte “musanna‘ u muhayyel” veya “muhayyel ü musanna‘” şeklinde kullanır. Bu kullanımda “musanna‘” şiirdeki lafızla ilgili hüner ve başarıyı, “muhayyel” ise mana ile ilgili zarafet, zenginlik ve mahareti ifade eder. Aynı durumu Âşık Çelebi, “muhayyel ü masnû‘” şeklinde ifade eder. Çelebi şiirde ayrıca vezin ve kafiyenin bir rükün olmadığını asıl gerekli olanın şairin hayal âleminden çıkan sözlerin muhatabının hayal âlemine manalar aktarmak olduğunu söyler (Kılıç, 2018, s. 36).
Kınalızâde, “muhayyel ü rengîn” tabiriyle terimin şiirdeki anlam çeşitliliği ve güzelliği ile bağlantısını vurgular.
Beyânî, eserinin mukaddimesinde şiirin en eski tarifinin “mevzun ve mukaffa” söz olduğunu, bu tarife daha sonra “muhayyel” teriminin de eklendiğini ve “muhayyel” olma vasfı bulunmayan şiirin “mevzun ve mukaffadır” denilerek zemmolunduğunu dile getirir (Sungurhan, 2017a, s. 10).
Güftî, şiirin muhtevasının güzelliği için “muhayyel”i zikrederken lafzının düzgünlüğü için “mevzûn” terimini kullanır. Güftî ve Sâlim terimi ayrıca “edâ” ile birlikte sarf eder. Güftî beğenmediği bir şairi “safsata kaynaklı muhayyel edâ”ya sahip olduğunu söyleyerek zemmeder (Yılmaz, 2019, s. 164).
Ali Emîrî, “Önceki zamanlarında hezl ve hiciv tarzında tuhaf muhayyelât içerikli olarak kaleme aldığı gazel, kaside ve kıtaları çoktur” (Kadıoğlu 2018, s. 91). şeklindeki cümlesinde terimi çoğul hâli ile kullanmış ve ona “kurgu” anlamı vermiştir.
Muhayyel terimi Develetşah Tezkiresi’nde 2, Heşt Behişt’te 5, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da 33, Meşâirü’ş-Şu’arâ’da 7, Kınalızâde Hasan Çelebı̇’nin Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ’sında 16, Gülşen-i Şu’arâ’da 21, Beyanî’nin Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ'sında 9, Künhü’l-Ahbâr’ın tezkire kısmında 4, Tezkire-i Rızâ’da 12, Teşrîfâtü’ş-Şu’arâ’da 6, Sâlim’in Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ’sında 1, Nuhbetü’l-Âsâr min-Fevâ’idi’l-Eş’ar’da 1, Âdâb-ı Zurefâ’da 2, Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’de 3, Hâtimetü’l-Eş’âr’da 1, Kâfile-i Şu’arâ’da 5 ve Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid’de 5 defa kullanılmıştır.
Örnek 1:
Mu‘arrifler arasında istiʿmâl olunur ve câmi‘ u mahâfilde okunur garrâ ta‘rîfâtı ve misâl-i sihr-i helâl muhayyel ü musanna‘ ebyâtı vardur. Bu şi‘r-i garrâ ve garîb ki teşbîh-i ‘acîbi mübeyyin ü mutazammındur anun eş‘âr-ı sihrâsârındandur.
Şi‘r:
Ben nice teşbîh idem şem‘a o hadd-i meh-veşi
Şem‘ bir meftûl-i ser-‘üryân ışıkdur âteşi
Sihre tartılmış kılıçdur fitneye atılmış ok
Ol nigârun gamze-i hançer-keş ü ‘âşık-küşi
Cev-be-cev misk ile tartarlardı her bir dânesin
Hâl-i gendüm-gûnunun fülfül olaydı bendeşi
Gözleründen bu gönül tıflı nola havf eylese
Korkar elbet tıfl olan cânâ göricek sarhoşı (Canım, 2018, s. 276).
Örnek 2:
Muhayyel eş‘ârı ve pesendîde güftârı vardur. Bu matla‘ anun cümle-i eş‘ârındandur.
Matla‘:
Mihr-i ‘âlem ruhlarundan aldı çün bir zerre tâb
Haşre dek yanar çerâgundur söyünmez âfitâb (Canım, 2018, s. 550).
Örnek 3:
Ve bu eş‘âr-ı belâgat-şi‘âr cânib-i ma‘nâsı muhayyel ü rengîn olan güftâr-ı bî-nazîr ü karînindendür.
Nazm :
Pây-mâl eyleme gîsû-yı ‘abîr-efşânun
Kuyrıgın basma nigârâ uyur ejdehânun (Sungurhan, 2017b, s. 204).
Örnek 4:
Kastamonu ahâlîsindendir. Pek güzel münşî ve müverrih olduktan başka mu‘ammâ ve ebyât-ı muhayyele hallinde mahâreti varmış. Sultân Süleymân-ı Kânûnî’nin fütûhâtını edâ-yı rengîn ile inşâ ve birçok muhayyel kasîde vü ebyât mezc ederek tezyîn etmişdir. Matla‘-ı âtî âsârındandır:
Matla‘
Gamzenün deşneleri teşne geçer cânumuza
İşi kan eylemedür girse n’ola kanumuza (Kutlar Oğuz, 2017, s. 213).
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Devletşâh (1900). Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Leiden: Brill Matbaası.
Erdem, S. (hzl.) (1994). Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâ’sı İnceleme-Tenkidli Metin-İndeks-Sözlük. Ankara: AKM Yayınları.
Genç, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
Güzel, B. (2012). Kemiksiz-Zâde Safvet Mustafa ve “Nuhbetü’l-Âsâr min Ferâidi’l-Eş’âr” İsimli Şair Tezkiresi. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Hüseyin Remzî (1305). Lugat-i Remzî. İstanbul: Hüseyin Remzî Matbaası.
İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html
İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Kutlar Oğuz, F. S., Koncu, H., ve Çakır, M. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfik Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şu’arâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Şemseddin Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.
Yılmaz K. (hzl.) (2019). Teşrîfâtü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247200/gufti-tesrifatus-suara.html
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html