ebyât-ı muhakkıkâne, tarz-ı muhakkıkâne, güftâr-ı muhakkıkâne, âsâr-ı muhakkıkâne, kelimât-ı muhakkıkâne, beyt-i muhakkıkâne, eş'âr-ı muhakkıkâne, matla'-ı muhakkıkâne, gazeliyyât-ı muhakkıkâne
* Sözlük anlamı "tahkîk ehline yakışır sûrette" olan, tasavvufî ve beşerî planda ayrı ayrı olmak kaydıyla; "eşyanın hakîkatine vâkıf kimseye yaraşır biçimde" ve "kılı kırk yararcasına, ince anlam ve hayallere sahip" gibi manalarla terimleşmiş kelime.
"Muhakkık" kelimesi, Arapça olup "hakk" kökünden "tahkîk"in ism-i fâilidir. Osmanlı dönemi sözlüklerinden Lügat-i Nâcî'de (Kartal, 2021, s. 459) "1. Tahkik eden, hakikatini arayıp meydana çıkaran. 2. Sözü delili ile ispat eden 3. Istılâh-ı sûfiyyede; 'Kendisine hakîkat-i eşyâ kemâ yenbagî münkeşif olan zata denilir. Bu mana o kimseye müyesser olur ki hüccet ve burhan gibi şeylerden geçerek mertebe-i keşf-i İlâhîye vasıl olmuş ve 'ayn-ı 'ayân ile cemî'-i eşyânın hakîkati Hak ve vücûd-ı vâhid-i mutlakdan başka mevcûd-ı mefkûd olduğunu müşâhede eylemişdir.'"; Kâmûs-ı Türkî'de (Şemseddîn Sâmî, 1317, s. 1303) "bir vak'a ve hâlin sahîh olup olmadığını araşdıran, doğrusunu arayan, hakîkati meydana çıkaran, tahkîk ve tedkîk eden"; Lehçe-i Osmânî'de (Ahmed Vefîk Paşa, 1306, s. 1372) “doğruyu arayıcı”; Kâmûs-ı Osmânî'de (Mehmed Salâhî, 1322, s. 456) "Tahkîk eden, hakîkati doğruyu arayıp meydana çıkaran, sözü delîl ile isbât eden, sûfiyyûn 'indinde mertebe-i keşf-i ilâhîye vâsıl olup kendisine kâffe-i eşyânın hakîkati 'ayân ve münkeşif olan zât-ı şerîf demekdir"; Lügat-i Remzî'de (Hüseyin Remzî, 1305, s. 429) "tahkîk edici, nesnenin hakîkatini bulucu olan"; Yeni Türkçe Lügat'te (Toven, t.y., s. 660) "tahkîk eden, bir şey'in hakîkatini dogrusunu arayıp meydana çıkaran"; Resimli Türkçe Kâmûs'ta (Kestelli, 2011, s. 317) "tahkik ve tedkik eden, hakikati meydana çıkaran, sözünü delillerle ispat eden"; Resimli Kâmûs-ı Osmânî'de (Ali Seydî, 1330, s. 1001) "tahkîk eden, hakîkati arayıp meydana çıkaran, tahkîk me'mûru, sözü îrâd-ı edille ile isbât eden, hukûk: kendisine hakîkat-i eşyâ münkeşif olan"; Mükemmel Osmanlı Lügati'nde (Birinci vd., 2018, s. 293) "1. Tahkîk eden, hakikati, doğruyu arayıp meydana çıkaran, sözü delil ile ispat eden 2. Kendisine hakikat-i eşya kemâ-yenbağî münkeşif olan zât"; Lügat-i Cûdî'de (İbrâhîm Cûdî, 1914, s. 862) "tahkîk edici, eden, mes'eleyi îrâd-ı edille ile isbât edici, hakâyık-ı eşyâ kendisine münkeşif olan 'ârif-i bi'llâh"; Turkish and English Lexicon'da (Redhouse, 2011, s. 1765) "araştıran, yakından inceleyen" ve Müntahabât-ı Lügât-i Osmâniyye'de (Toparlı vd., 2016, s. 291) "tahkik edici, nesnenin hakikatini bulucu olan" şeklinde tarif edilmiştir.
"Muhakkıkâne" ise, Arapça "muhakkık" kelimesine, Farsça "yakışır şekilde" ve "-casına, -ca" manalarına gelen "-âne" ekinin eklenmesiyle oluşturulmuş Osmanlı Türkçesine ait bir kelimedir. Lügat-i Nâcî'de (Kartal, 2021, s. 459) "muhakkik olana yakışır sûretde"; Kâmûs-ı Türkî'de (Şemseddîn Sâmî, 1317, s. 1303) "ehl-i tahkîke yakışır sûretde"; Kâmûs-ı Osmânî'de (Mehmed Salâhî, 1322, s. 456) "muhakkık olana yakışacak sûretde"; Lügat-i Remzî'de (Hüseyin Remzî, 1305, s. 429) "ehl-i tahkîke lâyık ve yaraşır olan"; Yeni Türkçe Lügat'te (Toven, t.y., s. 660) "muhakkık olana yakışır sûretde"; Resimli Kâmûs-ı Osmânî'de (Ali Seydî, 1330, 1001) "muhakkıkcasına"; Lügat-i Cûdî'de (İbrâhîm Cûdî, 1914, s. 862) "muhakkıkcasına"; Turkish and English Lexicon'da (Redhouse, 2011, s. 1765) "inceleyerek" ve Müntahabât-ı Lügât-i Osmâniyye'de (Toparlı vd., 2016, s. 291) "ehl-i tahkîke layık ve yaraşık olan" şeklinde ifade edilmiştir.
Kelime, hem tasavvufî hem beşerî ıstılahıyla bir edebî terim hüviyetindedir. Tasavvufî anlamda “eşyanın hakikatine vâkıf kimseye yaraşır biçimde” ve “hakikatin inceliklerini içeren”; beşerî anlamda ise “ince ve derin anlam ve hayallere sahip" ve "kılı kırk yararcasına” manalarında terimleşmiştir.
Muhakkıkâne kelimesinin tezkirelerde ekseriyetle, tasavvufî ıstılahtaki "marifet ve keşif yoluyla varlıkların hakikatini bilme seviyesine erişen kimsecesine" anlamıyla kullanıldığı görülmektedir. Bunun yanı sıra sözcüğün, "ince ve derin manalar içeren, kılı kırk yararcasına titizlikle yazılmış" anlamında, şiirleri ve eserleri tavsif ve tarif etmek için kullanıldığı örnek sayısı da kayda değerdir.
Âşık Çelebi, Necâtî Bey'in bir kasidesini “latîf, yek-dest, hemvâr” ifadeleriyle paralel bağlamda kullanarak (Kılıç, 2018, s. 113) ve Hayâlî'nin şiirdeki tabirlerini “müdekkikâne” kelimesiyle paralel bağlamda zikrederek (Kılıç, 2018, s. 654) "kılı kırk yaran ifadeler ve ince manalar içeren" anlamıyla ele almaktadır. Gelibolulu Âlî de ifadeyi, "gazeliyyât" kelimesiyle terkibe sokarak “âşıkâne, nâdir, muteber” ifadeleriyle paralel bağlamda zikredip Âşık Çelebi ile aynı anlamda kullanmaktadır (İsen, 1994, s. 195).
Sehî Bey kelimeyi, Necâtî Bey'in şiirini tavsif etmek için, “meşâyihâne” ibaresiyle birlikte, tasavvufî ıstılahıyla kullanmaktadır (İpekten vd., 2017, s. 97).
Latîfî ibareyi; bir matlayı, bir gazelin beyitlerini ve bazı eserleri tavsif etmek için, “meşâyihâne” kelimesiyle paralel ve “rindâne ve âşıkâne” kelimeleriyle zıt bağlamda kullanarak tasavvufî ıstılahıyla ele almaktadır (Canım, 2018, s. 77, 88, 371, 480, 568). Beyânî de kelimeyi, “kelâm, güftâr” gibi sözcükleri tavsifen ve “âşıkâne ve sûfiyâne” kelimeleriyle paralel bağlamda zikredip tasavvufî ıstılahıyla kullanmaktadır (Sungurhan, 2017b, s. 63, 117, 183). Kınalızâde Hasan Çelebi ise ibareyi, "kelimât, kelâm, güftâr, eş'âr, ebyât" kelimelerini niteleyip "muvahhidâne, dervîşâne, babayâne, tasavvufâne, tasavvuf-gûne" ibareleriyle paralel bağlamda kullanarak yine tasavvufî ıstılahta zikretmektedir (Sungurhan, 2017a, s. 86, 198, 332, 387, 503, 888).
Ahdî kelimeyi, “ebyât, matla', güftâr, nazm, eş'âr, kelimât" gibi sözcükleri tavsifen, “rindâne, mestâne, âşıkâne” ibareleriyle birlikte kullanarak beşerî (Solmaz, 2018, s. 167, 172, 210, 284); “âşıkâne, muvahhidâne, dervîşâne” ibareleriyle birlikte kullanarak tasavvufî (Solmaz, 2018, s. 103, 122, 125, 179, 222, 233, 249, 257, 260) anlamıyla ele almaktadır.
Riyâzî, sözcüğü, “eş'âr, güftâr” kelimelerini tavsifen, “nâzükâne” ifadesiyle paralel bağlamda zikrederek beşerî (Açıkgöz, 2017, 247); “mutasavvıfâne" ibaresiyle paralel bağlamda zikrederek ise tasavvufî (Açıkgöz, 2017, s. 39) anlamda kullanmaktadır.
Safâyî, “beyt” kelimesiyle terkibe sokup “tasavvufâne" ibaresiyle paralel bağlamda zikrederek kelimeyi tasavvufî ıstılahıyla kullanan bir diğer tezkirecidir (Çapan, 2005, s. 432).
Esrâr Dede ibareyi, “güftâr, kelimât, âsâr” kelimeleriyle terkibe sokarak “ârifâne, dervîşâne” ibareleriyle paralel bağlamda tasavvufî ıstılahta zikretmektedir.
Esad Efendi, kelimeyi özellikle şerh metinleri için, "titizlikle yazılmış" manasında kullanmaktadır (Oğraş, 2018, s. 137, 140).
Mehmed Sirâceddîn, kelimeyi “ilâhiyyât, nu'ût” sözcüklerini tavsifen, “… mutasavvıfâne ve ba'zen mecâzî kisvesinde muhakkıkâne …” (Arslan, 2018, s. 21) şeklinde yine tasavvufî anlamıyla ele almaktadır.
Faik Reşâd, bir risaleyi nitelendirirken “Arabî olarak muhakkıkâne te'lîf eyledigi …” (Aydemir ve Özer, 2019, s. 219) ifadesiyle eserin titizlik ve incelikle yazıldığına dikkat çekmekte ve kelimeyi beşerî ıstılahta kullanmaktadır. Ali Emîrî de bu minvalde Hayâlî-i Gülşenî Dîvânı için "'Azîz-i müşârun-ileyhin dîvân-ı eş'âr-ı muhakkıkâneleri 2660 beyttir ki ..." (Kadıoğlu, 2018, s. 363) ifadesini kullanarak eserin kılı kırk yararcasına ve incelikle kaleme alındığını vurgulamaktadır.
Muhakkıkâne kelimesi kullanım sıklığına göre sırasıyla Gülşen-i Şu'arâ'da 14 kez; Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ'da 7 kez; Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında 6 kez; Beyânî'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında 3 kez; Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye'de 3 kez; Bâğçe-i Safâ-endûz'da 3 kez; Meşâ'irü'ş-Şu'arâ'da 2 kez; Riyâzü'ş-Şu'arâ'da 2 kez; Heşt-Bihişt'te 1 kez; Künhü'l-Ahbâr'ın tezkire kısmında 1 kez; Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâ'idi'l-Eş'âr'da 1 kez; Mecma'-ı Şu'arâ ve Tezkire-i Üdebâ'da 1 kez; Tezkire-i Şu'ârâ-yı Âmid'de 1 kez ve Eslâf'ta 1 kez olmak kaydıyla tezkirelerde terim anlamıyla toplam 46 kez geçmektedir.
Örnek 1:
Ol bülend ma'nâlar ve nâdir fehvâlar, âşıkâne teşbîh-i dil-pezîrler ve muhakkıkâne vü müdekkıkâne ta'bîrler, mutasavvıfâne kelimât ve mutasarrıfâne ebyât ki andan sâdır olmışdur, cümle ol nazarlar eseridür (Kılıç, 2018, s. 654).
Örnek 2:
Tarîka-ı mevâ'izde hod Gencîne-i Râzı ve Nâz u Niyâzı bi't-tamâm muhakkıkâne vâki' olmışdur. Ve eş'ârı hayli derdmendânedür ve ba'zı muhakkıkâne ve ba'zı rindânedür (Canım, 2018, s. 568).
Örnek 3:
… ekser-i kelimâtı muhakkıkâne vü muvahhidâne olup meşâyih-i zamâne şerh itmekle mazhar-ı eltâf-ı bî-kerâneleri olmışdur (Sungurhan, 2017a, s. 86).
Örnek 4:
Bahâristân-ı Câmî kuddise sırrahuyı sarâyda iken Sürûrî-âsâ muhakkikâne şerh eyledigini sâhib-tezkire yazar… (Oğraş, 2018, s. 137).
Örnek 5:
… ebyâtı âşıkâne ve gazeliyyât-ı muhakkikânesi nâdir vâkı' olup eser-i eş'âr-ı mu'teberi hayâlât-ı bârikle âlûde ve … (İsen, 1994, s. 195).
Örnek 6:
Nazm-ı dürer-bârı dervîşâne vü muhakkıkâne vâkı' olmışdur (Solmaz, 2018, 179).
Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/54137,540229-riyazu39s-suarapdfpdf.pdf?0
Ahmed Vefîk Paşa (1306). Lehçe-i Osmânî. C. 2. İstanbul: Mahmûd Bey Matbaası.
Ali Seydî (1330). Resimli Kâmûs-ı Osmânî. C. 3. İstanbul: Matbaa ve Kütübhâne-i Cihân.
Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddîn - Mecma'-i Şu'arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58597,mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba-pdf.pdf?0
Aydemir, E. ve Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd - Eslâf. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/64564,eslafpdf.pdf?0
Birinci, N. vd. (hzl.) (2018). Ali Nazîmâ, Faik Reşad - Mükemmel Osmanlı Lügati. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf?0
Çapan, P. (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî (Nuhbetü’l-Âsâr Min Fevâ'idi'l-Eş'âr) İnceleme-Metin-indeks. Ankara: AKM Yayınları.
Genç, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/57762,tezkire-i-suara-yi-mevleviyyepdf.pdf?0
Hüseyin Remzî (1305). Lügat-i Remzî. C. 2. İstanbul: Hüseyin Remzî Matbaası.
İbrâhîm Cûdî (1914). Lügat-i Cûdî. Trabzon: Kitâbhâne-i Hamdî.
İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg - Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56165,hest-bihistpdf.pdf?0&_tag1=03EE5380B678F1063BF0A9ED54D2FA0DD771F0E5&crefer=4A8CB85502C2752C6E50CF3BEB4974CF3D07D8EE660BBDE1C6F89C4FC2F94F4B
İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Kartal, A. (hzl.) (2021). Muallim Nâcî - Lügat-i Nâcî. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi - Meşâ'irü'ş-Şu'arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf?0
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Ali Emîrî Efendi - Tezkire-i Şu'arâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/125212,ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amidpdf.pdf?0
Kestelli, R. N. (2011). Resimli Türkçe Kamus. (hzl. Recep Toparlı vd.). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Mehmed Salâhî (1322). Kâmûs-ı Osmânî. C. 4. İstanbul: Mahmûd Bey Matbaası.
Oğraş, R. (hzl.) (2018). Esad Mehmed Efendi - Bâğçe-i Safâ-endûz. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59393,esad-mehmed-efendi-bagce-i-safa-enduzpdf.pdf?0
Redhouse, J. W. (2011). Turkish and English Lexicon. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56733,ahdi-gulsen-i-suarapdf.pdf?0
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf?0
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf?0
Şemseddîn Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.
Toparlı vd. (hzl.) (2016). James W. Redhouse - Müntahabât-ı Lügât-i Osmâniyye. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Toven, M. B. (t.y.). Yeni Türkçe Lügat. İstanbul: Evkâf-ı İslâmiyye Matbaası.