MÛCİB-İ ÂFERÎN (MŪCİB-İ ᾹFERῙN)

mûcib-i tahsîn ü âferîn


* Sözlüklerde “sebep, icap eden, gerektiren” manalarına gelen “mûcib” kelimesi ve “övgü, beğenme, alkış anlamını taşıyan “âferîn” kelimesiyle oluşturulan Farsça tamlama; tezkirelerde takdire şayan, beğenilen, kabul gören eserleri belirtmek üzere söylenen ifade.



Sözlük Anlamı

“Mûcib-i âferîn” ifadesi, Arapça sebep ve illet, (Kırkkılıç ve Sancak, 2017, s. 981), sebeb ve bâis olan (Şemseddin Sâmî, 2007, s. 1425), icab eden, lazım gelen, gerektiren, vesile (Devellioğlu, 2010, s. 769), vacip kılan (Muallim Nâcî, 1322, 748) anlamlarına gelen “mûcib” kelimesi ile Farsça, tenzih, tahsin, medh ve sena, hayır dua (Öztürk ve Örs, 2009, s. 9), beğenme ve alkış (Devellioğlu, 2010, s. 13), tebrik, övgü (Kanar, 2011, s. 179) ifade eden; tahsin ve takdir için kullanılan (Şemseddin Sâmî, 2007, s. 43) bir kelime olan “âferîn” ile yapılmış tamlamadır. Kelimelerin sözlük anlamları çerçevesinde terim, takdire şayan, övülmeyi hak eden, kabul gören şeklinde anlamlandırılabilir. 




Terim Anlamı

“Mûcib-i âferîn” tezkirelerde, şiirin ya da üslubun takdire şayan, beğenilen, kabul gören, takdir edilen olduğunu belirtmek için kullanılmıştır. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

“Mûcib-i âferîn”, bir şiirin, eserin ya da üslubun takdir edildiğini, beğenildiğini, kabul gördüğünü belirtmektedir. İfade yalnızca, on altıncı asırda kaleme alınan Tezkiretü’ş-Şu’ara ve Tabsıratu’n-Nuzama’da geçer (Polat, 2023, s. 20). Latifî, “mûcib-i âferîn” ifadesine tezkiresinde, bir eserin ya da şiirin öne çıkması, beğenilmesi, takdir edilmesi ve şiirin, üslubun kabul görmesi bağlamlarında yer vermiştir. İlk olarak, tezkirede gerçek sanatkarların hak ettikleri değeri görmediğinin belirtildiği kısımda Latîfî, bir eserin beğenilmesi için öncelikle şairin böyle bir eseri yazacak gücünün olması gerektiğini, yalnızca bu şartlarda süslü hayallerle bezeli nükteler içeren eserler yazılabileceğini belirtir. Ancak huzurlu ve güçlü bir şair tarafından keleme alınan eserler “mahall-i kabûle karîn ve mûcib-i âferîn” (Canım, 2000, s. 94) olacaktır. Latîfî, “mûcib-i âferîn” ifadesini; Sâgarî’nin, Edirne’nin kışları çamur içinde olmasından şikâyet eden bir tercî’-i bend kalem alan Refîkî’ye yazdığı hicvi nitelerken de kullanır. Refîkî’nin şiirine Edirneli pek çok şair hiciv yazmışsa da Sâgarî’nin manzumesi “mahall-i kabûle karîb ve mûcib-i tahsîn ü âferîn” (Canım, 2000, s. 294) olmuştur yani diğer şairlerin şiirinden daha fazla beğenilmiş ve öne çıkmıştır. Latîfî bu iki örnekte, bir şiirin ya da eserin beğenilmesi, takdir edilmesi ve öne çıkması anlamında “mûcib-i âferîn” ifadesini, “mahall-i kabûle karîn/karîb” tamlamasıyla birlikte kullanmıştır. “Mûcib-i âferîn”, bir söyleyişin, tarzın takdir edilmesi ve cârî olmasının belirtildiği yerde ise bu tamlamadan bağımsız anlamlandırılmıştır. Latîfî, hocası Fânî’nin ideal şairin nasıl olması gerektiğine dair ifadelerini aktardığı kısımda, şairin şiir yazmak için ibadetlerden ve hayırlı işlerden uzak kalmaması gerektiğini belirtir, aynı zamanda takva ehlini yeren ve dinin yasakladıklarını öven sözlerden de kaçınmasını tavsiye eder (Kaplan, 2018, s. 110). Şairin takva ehlini yeren sözleri her ne kadar “mahall-i tahsîn ve mûcib-i âferîn olsa” (Canım, 2000, s. 420) yani kabul görse de böyle bir üsluptan kaçınmak vaciptir. Bu örnekte terim, şiirde belli bir gruba yaklaşımın ve üslubun beğenilmesi, kabul görmesini belirtmek üzere kullanılmıştır. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Terim, Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu’ara ve Tabsıratu’n-Nuzama’sında üç yerde geçmektedir. Bu üç örnek dışında kullanımına rastlanmamıştır.




Örnekler

Örnek 1:

Ve hem tahrîr ü te’lîfe kişide fi’l-cümle mecâl ve vüsʿat-i hâl gerekdür ki tertîb-i elfâz u maʿânî olacak mevâkıʿinde halel-i hayâlât ve hilye-i nükâtla muhallâ ve müzeyyen olup mahall-i kabûle karîn ola ve mûcib-i âferîn ola (Canım, 2000, s. 94).

Örnek 2:

Mü’min u muʿtekid bu makûle kelimâtdan ve güftâr-ı küfriyyâtdan mehmâ-emken hazer üzre olup elhâsıl şol kelâm ki küfr-âmîz ola her ne kadar mahall-i tahsîn ve mûcib-i âferîn olsa da andan perhiz itmek vâcibdür (Canım, 2000, s. 420).




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2000). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları. 

Devellioğlu, F. (2010). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.

Kaplan, F. (2018). Latifi Tezkiresi’nde edebî eleştiri terimleri ve edebiyat eleştirisi. Doktora Tezi. Muğla: Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. 

Kanar, M. (2011). Farsça dil bilgisi, konuşma, çeviri tekniği, sözlük Farsça-Türkçe, Türkçe-Farsça. İstanbul: Say Yayınları.

Kırkkılıç, A. ve Sancak, Y. (hzl.) (2017). Ahterî-yi Kebir. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Muallim Nâcî (1322). Lugat-ı Nâcî. İstanbul: Asır Matbaası.

Öztürk, M. ve Örs, D.  (hzl.) (2009). Burhân-ı Katı. İstanbul: Türk Dil Kurumu Yayınları. 

Polat, K. (2023). XVIII. yüzyıl tezkirelerinde edebiyat eleştirisi. Doktora Tezi. Ankara: Hacı Bayram Veli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Şemseddin Sâmî. (2007). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları.




Yazım Tarihi:
05/03/2025
logo-img