terâkîb-i muʿakkad
* Sözlüklerde "düğümlenmiş", "çetrefil" gibi anlamları olan, edebiyatta ise anlamı kapalı, anlaşılması zor metinler için kullanılan terim.
Kelime sözlüklerde “tâkîdedilmiş, düğümlenmiş, düğümlü; karışık, kapalı; kolay kolay manâ çıkmayan şiir” (Devellioğlu, 2005, s. 657), “çetrefil şiir; kolay anlaşılmayan şiir” (Kanar, 2011, s. 826), “Divan edebiyatında anlaşılması güç ve birden çok anlama gelen deyim ve sözlerle yazılmış beyitlere verilen ad” (Çağbayır, 2017, s. 1086) gibi anlamlara gelmektedir.
Ahmet Cevdet Paşa, Belâgat-ı Osmâniyye adlı eserinde “Taʿkîd” başlığı altında muʿakkad kelimesine değinmiştir. “Seni gördükde pek ziyâde memnûn oluyorum.” cümlesini örnek veren Ahmet Cevdet Paşa, bu cümle yerine "Pek ziyâde seni gördükde memnûn oluyorum.” cümlesi kurulduğu takdirde sözün muʿakkad hâle geldiğini ifade etmiştir (2000, s. 8). Bu örnekten anlaşılacağı üzere kelimelerin dizilişi sırasında oluşan karmaşıklık anlatımı zorlaştırmaktadır. Şiirde de benzer bir şekilde anlamın karışık olması, şairin ne demek istediğinin anlaşılamaması durumunda ifade muʿakkad olarak değerlendirilmektedir.
Kelime Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ adlı eserinde iki kez kullanılmıştır. İlk örnekte muʿakkad kelimesi “anlaşılması zor, çetrefil” bağlamında kullanılmıştır (Canım, 2018, s. 143). Latîfî, Âhî’nin inşâda, anlamın kapalı olduğu, çetrefilli, muʿakkad Arapça Farsça tamlamalara yer vermediğini söyleyerek onu övmüştür (Kaplan, 2021, s. 268). İkinci örnekte ise Zâtî'nin bazı şiirlerini “Şebistân-ı hayâl” üslûbu ile yazdığını ve bu şiirlerde anlatımın muamma ve lugazlardaki gibi muʿakkad olduğunu ifade etmiştir (Canım, 2018, s. 233). Bu örnekte geçen “Şebistân-ı hayâl” “ince, kapalı, mu'ammâlı ve herkesin kolay kolay anlayamayacağı derin anlamların olduğu şiir tarzı” olarak tanımlanmaktadır (Erkal, 2009, s. 40). Kaplan’a göre, Latîfî'nin Zâtî'nin şiirlerini “muʿakkad” olarak nitelemesinin sebebi, onun sanatını yüksek görmesidir (2021, s. 268). Bu bağlamda ilk örnekte muʿakkad kelimesi olumsuz anlamda kullanılmışken, ikinci örnekte olumlu anlamda kullanılmıştır.
Kelime Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ adlı eserinde iki kez geçmektedir.
Örnek 1:
Ve ʿibârât u istiʿârâtda elfâz-ı sakîle ve sakîme ve terâkîb-i muʿakkad u ʿakîme ihtiyâr itmemişdür (Canım, 2018, s. 143).
Örnek 2:
Ammâ evâsıt-ı ʿömrinden sene-i sinni tecâvüz itdükden sonra vâkiʿ olan eşʿârınun baʿzısı üslûb-ı Şebistân-ı hayâl ve maʿânî-i taʿbiye ve taʿmiyede lugaz u muʿammâ-misâl gâyet-i tasannuʿından muhayyel ü muʿakkad düşmişdür (Canım, 2018, s. 233).
Ahmet Cevdet Paşa. (2000). Belâgat-ı Osmâniyye. (Yay. Haz. Turgut Karabey, Mehmet Atalay). Ankara: Akçağ Yayınları.
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî Tezkiretü’ş-şu’arâ ve Tabsıratü’n-nuzamâ (Tenkitli Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çağbayır, Y. (2017). Arap Asıllı Türk Alfabesiyle Yazılmış Türkçenin Söz Varlığı: Ötüken Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Devellioğlu, F. (2005). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Erkal, A. (2009). “Divan Şiirinde Şebistân-ı Hayâl Tarzı Üzerine”. A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 41, s. 35-45.
Kanar, M. (2011). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Say Yayınları.
Kaplan, F. (2021). Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü: Latîfî Tezkiresi Örneği. İstanbul: Dün Bugün Yarın Yayınları.