MEVİZETMEÂL (MEVʿİẒET-ME’ĀL)

şi'r-i mev'izet-me'âl, mev'izet-me'âl ü hâlet-engîz, mev'izet-me'âl ü âteş-rîz


* “Nasihat anlamı taşıyan” manasına gelen ve tezkirelerde daha çok “nasihat etmek amacıyla söylenen ifadeler” için kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Arapça “men’ itmek ve korkutmak, tahvîf gibi” (el-Karahisârî, 1271, s. 680) anlamındaki “va’z” fiilinden masdar-ı mîmî olan “mev’izet” kelimesi için sözlüklerde; “dinî nasihat, mev’ıza, kalbi yumuşatıp sevaba teşvik ederek günahtan kaçındıran öğüt” (Sarı, 1982, s. 1668), “öğüt, nasihat, vaaz, pend” (Parlatır-Haridy, 2014, s. 372; Topaloğlu-Karaman, 1991, s.497; Remzî, 1305, s. 439; Sâmî, s.1317, s. 1431; Redhdouse, 1890, s. 2033) ve “öğüt, ders” (Parlatır, 2006, s. 1079) tanımlamaları yapılmaktadır. Yine Arapça bir isim olan “me’âl” kelimesi ise “mana, mefhum” (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 1253), “meydana gelen şey, netice, kavram” (Devellioğlu, 1996, s. 591); “mana, maksat” (Mursy, 1979, s. 311); “ortaya çıkan durum, netice, anlam, öz, hulasa, zübde” (Parlatır, 2006, s. 1028) anlamlarını karşılamaktadır. Bu durumda “mev’izet-me’âl” terkibi, “nasihat maksadıyla, öğüt vermek için, okuyanın ders çıkarması için söylenen söz” anlamını karşılar. 




Terim Anlamı

Nasihat anlamı taşıyan söz, öğüt vermek amacıyla yazılan şiir.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

“Mev’izet-me’âl” terimi Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da, ifade ve söyleyiş tarzı bağlamında kullanılmıştır. Latîfî, Husrev ü Şîrîn şairi Şeyhî hakkında bilgi verirken, “… ol feyz-bahş u hâlet-engîz ü mevʿizet-meʿâl ü âteş-rîz mutasavvıfâne ebyât ve meşâyihâne mevâʿızât ki mûmâ-ileyhün kitâb-ı müstetâbındadur mesnevî-gûyân-ı Rûmdan birinün nazmında vâkiʿ olmamışdur.” diyerek onun şeyhlere ve mutasavvıflara yakışır bir tarzda, ateş saçan, feyz veren, hâlleri artıran, öğüt verici beyitleri ve nasihatleri olduğunu ifade eder. Bu ifade ve söyleyiş tarzına, Şeyhî’den başka mesnevi kaleme alan Anadolu şairlerinin hiçbirinde rastlanmadığını da belirtir. 

 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Mev’izet-me’âl teriminin sadece Latîfî Tezkiresi’nde 1 defa kullanıldığı tespit edilmiştir.




Örnekler

Örnek 1:

Fe-keyfe ki ol feyz-bahş u hâlet-engîz ü mev’izet-me’âl ü âteş-rîz mutasavvıfâne ebyât ve meşâyihâne mevâʿızât her biri âdeme gınâ ve fenâ virür kelimât ki mûmâ-ileyhün kitâb-ı müstetâbındadur mesnevî-gûyân-ı Rûmdan birinün nazmında vâki’ olmamışdur. Mesnevî ez-Kitâb-ı Husrev ü Şîrîn: 

Gel ey ʿakl-ı heves-bâz olma gâfil

Degüldür cây-ı gaflet işbu menzil

 

Hevâ yolları ser-cümle harâmî

ʿAceb gâfil yatan cân kurtara mı 

 

Kılınca ‘aklunı hırs u hevâ kul

Güzer kıl bu küdûretden safâ bul

 

Ṭururken bunca evhâm u hayâlât 

Tecellî ide mi Hak nûrı heyhât

 

Yapılmaz rûh nefsi yıkmayınca

Melek girmeye şeytân çıkmayınca (Canım, 2018, s. 311-312).




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Devellioğlu, F. (1996). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları. 

el-Karahisârî, M. M. A. (1271). Ahterî-i Kebîr. İstanbul: Matbaa-i Âmire. 

Kaplan, F. (2021). Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü -Latîfî Tezkiresi Örneği-. İstanbul: DBY Yayınları. 

Mursy, S.A. (1983). Türkçe-Arapça Büyük Lûgat (Safsafy Sözlüğü). İstanbul: Çağrı Yayınları. 

Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.

Parlatır, İ.-Haridy, M. (2014). Arapça-Türkçe Türkçe-Arapça Sözlük. Ankara: Yargı Yayınevi. 

Redhouse, S.J.W. (1890). Turkish and  English Lexicon. İstanbul: Çağrı Yayınları. 

Remzî, H. (1305). Lugat-ı Remzî. İstanbul: Hüseyin Remzî Matbaası. 

Şemseddin Sâmî. (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdam Matbaası. 

Sarı, M. (1982). el-Mevârid. İstanbul: İpek Yayınları. 

Topaloğlu, B.-Karaman, H. (1991). Arapça-Türkçe Yeni Kâmûs. İstanbul: Nesil Yayınları. 




Yazım Tarihi:
19/09/2025
logo-img