MEVİZEGÛNE (MEVʿİẒE-GŪNE)


* “Nasihat tarzında, mev‘ize türünde” anlamına gelen, tezkirelerde daha çok “öğüt vermek amacıyla söylenen ifade ve şiirdeki nasihat üslûbu ” için kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Arapça isim olan mev‘ize kelimesi için sözlüklerde, “Bir kimseye kalbini yumuşatacak sevâb ve ikâba dâir kelâm tezkîr eylemek manâsınadır ki pend ve nush eylemek ve öğüt vermek tabîr olunur. Ve va‘z ve nasihat, pend, öğüt” (Doktor Remzi, 1305, s. 760), “Va‘z, nasihat, pend” (Şemsettin Sami, 1317, s. 1431), “Vâiz öğütleri, nush ve pend, ter‘îb” (Toparlı, 2000, s. 726), “Birinin kalbini yumuşatacak suretde sevâb ve ikâba dâir söz söylemek. Nasîhat itmek, öğüt vermek ve bu sûretde söylenilen söz.” (Muallim Naci, 1317, s. 863) tanımları yapılmıştır. Farsça isim olan gûne ise “türlü, gidiş, tarz, yol” (Devellioğlu, 2013, s. 338) demektir. Mev‘ize-gûne ise “nasihat tarzında, mev‘ize türünde” anlamındadır.  




Terim Anlamı

Öğüt vermek amacıyla söylenen ifade ve nasihat tarzındaki şiir üslûbu. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Mev‘ize-gûne terkibini Latîfî, tür ve tarz bağlamında kullanmıştır. İskender-nâme müellifi Ahmedî hakkında bilgi verirken, “… üslûb-ı şi‘ri Şeyhî tarzına karîb ve kudemâ vâdîsinde Fârisîden mütercem ve mev‘ize-gûne bir tarz-ı acîbdür.” (Canım, 2018, s. 121) diyerek onun şiir üslûbunun nasihat tarzında olduğunu söyler.  Yine Medhî hakkında bilgi verirken, “Mevʿize-gûne kelimâtı ve ilâhî ebyâtı vardur.” (Canım, 2018, s. 480) diyerek şairin ilâhî türündeki beyitlerinin yanında öğüt veren ifadelerinin olduğunu belirtir. Bu terim daha çok ifadelerin muhtevası ve şiir üslûbu olarak anlam bulmuştur. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Mev‘ize-gûne teriminin sadece Latifî Tezkiresi’nde 2 defa kullanıldığı tespit edilmiştir.




Örnekler

Örnek 1:

Yâvegûylık ve gûylık ıtlâkı bunun şânında sahîh-i sarîh sath-ı tâmât semtinden ve üslûb-ı şi‘ri Şeyhî tarzına karîb ve kudemâ vâdîsinde Fârisîden mütercem ve mev‘ize-gûne bir tarz-ı ‘acîbdür. Bu bir kaç ebyât anun eş‘ârındandur.

Matla‘: Fikr eyle mebde’ün neredendür nedür me‘âd 

Hem geldigünden işbu makâma nedür murâd

 

Mebde’ kamu halâyıka hakdur ‘ayne’l-yakîn

Pes ol olur kamûya girü merci‘ u me‘âd 

 

Geldün sa‘âdet-i ebed ekmege kesb sen 

Sana gerek riyâzât ile pâk iʿtikâd

 

Velehu: Bî-bekâdur bu menzil ey ahbâb 

Fetteku’llahe yâ uli’l-elbâb (Canım, 2018, s. 121).

Örnek 2:

Şehr-i Amasya kurbinde Ladik nâm kasabadandur. Vilâyet-i mezbûrede Hacı Mûsâ dimekle ma‘lûm u ma‘rûf u meşhûrdur. Ve kasâyid ü eş‘ârı müdevven ü mestûrdur. Merhûm Sultân Bâyezid Hân devrinde gelmişdür. Mev‘ize-gûne kelimâtı ve ilâhî ebyâtı vardur (Canım, 2018, s. 480).




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2018). Latifî Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (İnceleme-Metin).  Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Devellioğlu, F. (2013). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ankara: Aydın Kitabevi. 

Doktor Hüseyin Remzi. (1305). Lügat-ı Remzî 1-2. İstanbul: Hüseyin Remzî Matbaası.

Muallim Naci. (1317). Lügat-i Nâcî. İstanbul: Asır Matbaası.

Şemsettin Sami. (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdam Matbaası.

Toparlı, R. (hzl.) (2000). Ahmet Vefik Paşa Lehce-i Osmânî. Ankara: TDK Yayınları. 




Madde Yazarı:
Yazım Tarihi:
15/11/2024
logo-img