tarz-ı mergûb, üslûb-ı mergûb, güftâr-ı mergûb, makbûl u mergûb, hûb u mergûb, meşhûr u mergûb, mahbûb u mergûb, mektûb-ı mergûb, mergûbe
* Tek başına bir terim anlamı kazanmamış olmasına rağmen birlikte kullanıldığı kelimeler ile tezkirecinin zevk ve takdirini kazanan, okumaya değecek kadar hoş, alanında değerli, ilgi görmüş şair veya eser için kullanılan; şairin veya eserin değerini, güzelliğini, saygınlığını, sevilirliğini ve kabul edilirliğini ifade eden pekiştirici, niteleyici kelime.
Mergûb, Arapça “rağbet” kökünden gelmektedir. Rağbet, istek, arzu, alâka, meyil, teveccüh; itibar, kabul, hüsnükabul demektir. Mergûb, “Beğenilen, sevilen, hoş” (Tietze, 2018, s. 200); istenen, imrenilen, arzu edilen, sevimli, takdire şayan, mükemmel, güzel (Steingass, 2005, s. 1217); “Arzu ve istek olunacak, güzel ve hoş olan” (Redhouse, 2016, s. 266); “arzu edilen yer veya nesne” (Redhouse, 1992, s. 1813); “Rağbet edilmiş, beğenilmiş, herkesçe sevilip aranılmış”, “istenilen” (Devellioğlu, 2001, s. 620); “beğenilen, güzel bulunan (nesne/davranış/söz vb.)” (Tulum, 2013, s. 545) manalarına gelir. Devellioğlu, kelimenin mezkûr manalarını verdikten sonra “makbûl” kelimesine yönlendirmektedir (2001, s. 620).
Kamûs-ı Osmânî de kelimenin “rağbet olunmuş, beğenilmiş, güzel” gibi manalarını veren ve ardından kelimeyi “makbûl” ile ilişkilendiren bir diğer kaynaktır. Mergûb kelimesinin altında bulunan “makbûl”ün karşılığında “tavr-ı mergûb, etvâr-ı mergûbe” yazılmıştır (Birinci, 2019, s. 338).
Kâmûs-ı Türkî’de ilk anlamı aynı şekilde verilen sözcüğe, ikinci anlamı ile “umumun rağbetine mazhar, herkes tarafından rağbet olunacak surette güzel, makbûl, pesendîde.” kaydı düşülmüş, mergûbun “makbûl” yanında “pesendîde” kelimesi ile anlamdaşlığına işaret edilmiştir (Yavuzarslan, 2023, s. 1325).
Mergûb kelimesi Kuran’da geçmemektedir.
“Mergûb” tezkirelerde, devrinin bir nevi sanat eleştirmeni olan tezkirecinin, şairi veya onun eserini ne denli takdir ettiğinin göstergesi olarak kullanılmıştır. Tek başına bir terim anlamı olmasa da aynı cümle içerisinde kullanıldığı terim veya kelimeler ile tezkirecinin zevk ve takdirini kazanan, okumaya değecek kadar hoş, alanında değerli, ilgi görmüş şair veya eser için kullanılan “mergûb”, niteleyici, pekiştirici vasıfları ile tezkireler bünyesinde alelâde bir kelime değildir.
“hûb”, “mahbûb”, “makbûl”, “matbû‘”, “nefîs”, “nagz”, “şîrîn”, “şûh”, “latîf”, “bî-bedel”, “ma‘mûr”, dil-güşâ”, “müntehîb”, “dil-pezîr”, “nazîk”, “pesend”, “meclûb”, “memdûh”, “lâ-nazîr”, “bî-hemtâ”, “matlûb”, “meczûb”, “mu‘teber”, “müsellem”, “muvakkar”, “mültecâ” ve “meşhûr” kelimeleri ile birlikte kullanılan “mergûb”, mezkûr terim veyahut kelimelerin anlamlarına katkı yapmış, özel bir ifadedir. “Mergûb”un sıradanlığını ortadan kaldıran işlevi, bir arada zikredildiği terim veya kelimelerle birlikte işaret ettiği şahıs veya unsurun; güzellik, latiflik gibi vasıflarına işaret ederek bir nevi seçkinlik ve arzu edilirliğe ulaştığına ve nihayetinde onun şöhretine veyahut kabul edilirliğine katkı yapmasıdır.
Netice itibariyle “mergûb”, tek başına terimleşme vasfı göstermeyen ancak beraber kullanıldığı terimler ve niteleyici diğer kelimelerle birlikte tezkirecinin bahsettiği şahıs ya da unsurun, alanındaki diğer örneklerine kıyasla, hoşluk, güzellik, eşsizlik, işlenmişlik gibi vasıfları ile rağbetini ve kabulünü gösteren niteleyici bir kelimedir.
“Mergûb” kelimesine yer verilen tezkire nevinden en eski kaynak Nevâyî’nin (ö. 1501) Mecâlisü’n-Nefâyis’idir. Nevâyî, bu kelimeyi “hûb” ve “matlûb” kelimesi ile secili bir biçimde ve “sülûku”, “yaratılışı”, “nazmı” ve “ebyâtı” nitelendirecek şekilde kullanmıştır.
Sözlükte genel itibariyle “hoşa giden, beğenilen, rağbet olunmuş” anlamları ile geçen “mergûb”, tezkirelerde belirli kelimelerle sıklıkla kullanılmaktadır. Mergûb, tezkirelerde şairin ya da eserinin güzelliğine, hoşluğuna istinaden, manaları bu duruma işaret eden “hûb”, “mahbûb”, “makbûl”, “matbû‘”, “nefîs”, “nagz”, “şîrîn”, “şûh”, “latîf”, “bî-bedel”, “ma‘mûr” ve dil-güşâ” kelimeleri ile bir arada geçmektedir. Kelime, tezkirelerde özellikle “hûb” ve “makbûl” ile çokça anılmaktadır. “Hüsn-i hattı gibi eş’ârı hûb ve güftârı makbûl u mergûbdur.” (Sungurhan, 2017a, s. 250) (Örnek 1) ve benzeri söyleyişler tezkirelerde kalıp birer ifade olarak defaaten zikredilmiştir.
Mergûb, beğenilme vurgusunu artırmak üzere “müntehîb”, “dil-pezîr”, “nazîk”, “pesend”, “meclûb” ve “memdûh” kelimeleri ile aynı cümlelerde zikredilmiştir. Güzel ve hoşa giden şeyin eşsiz oluşu da yine tezkirelerde mergûb ile kullanılan “lâ-nazîr” ve “bî-hemtâ” kelimeleri ile desteklenmiştir.
Mergûb’un istenilme, arzu duyulma ve rağbet olunma manalarına karşılık gelecek şekilde “matlûb” ve “meczûb”’la; değerli, üstün ve kabul edilmiş anlamları ile örtüşecek şekilde de “mu‘teber”, “müsellem” “muvakkar”, “mültecâ” ve tekrar “makbûl”le kullanımı tezkirelerde yaygındır. “Vâdî-i hezl ü mutâyebede eş’ârı makbûl ve söylediği letâif ve emsâli mergûb-ı erbâb-ı kabûl olmuşdur.” (Kutlar Oğuz v.d., 2012, s. 159) (Örnek 2). Mergûb, nihayet bu vasıflara sahip olanın şöhretli olacağına ima ile herkesçe bilinen, adı sanı her tarafa yayılmış, ünlü, şöhretli anlamlarındaki “meşhûr” kelimesi ile de birlikte kullanılmıştır.
Tezkireler incelendiğinde mergûbun nitelediği unsurların; âsâr, âvâz-ı hazîn, beyit, dikkat-i tab‘-ı pâk, dîvân, ebyât, ebyât-ı hayâl-engîz, ebyât-ı hayat-bahş, ebyât-ı nâzük, elfâz, erkân, eser, eş‘âr, etvâr, etvâr-ı nazm, evzâ‘, gazel tarzı, gazeldeki mazmunlar, güftâr, halâyık, hatt u imlâ, hatt, inşâ, kasîde, kelîmât, kelîmât-ı dil-küşâ, kelîmât-ı misâl-âmiz, kelîmât-ı rindâne, kıt‘a, kitâb, kûşiş ve kitâbet, kuvvet-i muhafaza, kuvvet-i şi’riyye, külliyât, latîfe, letâfet-i musâhabet, letâyif, manzûmât, matla‘, maktâ‘, metâli’, mezûniyyet-i tab‘, musâhabet-i rûh-efzâ, mü’ellefât, mütâla‘a, nakş u ‘amel ve savt u gazel okıma, nazar, nazm, nazım üslûbu, nazmda mana, rubâ‘iyyât, sohbet, söz/ler, sülûk, şair, şi‘r ü inşâ, tab‘, tab‘-ı müstakîm, tabîat, tabîat-ı şi‘riyye, târih, tarika-i mesel, tarz, tarz-ı eş‘âr, tarz-ı gazel ü kasâyid ü mesnevî, tarz-ı gazel ü kasîde, tarz-ı inşâ, tarz-ı nazm-ı belâgat-nümâ, te‘lîfât, tercî‘-bend, tercüme eser, usûl, üslûb, üslûb-ı murabba‘ u tahmis, üslûb-ı bedî‘ ü beyân, üslûb-ı güftâr, zihn, zihn-i latîf, zihn-i selîm olduğu görülmektedir.
Meşâirü’ş-şu’arâ’da, Fikrî (ö. 1575) hakkında bilgi verilirken onun Ebkâr u Efkâr’ı için bu eserin kalplere yazıldığı ve ruhların mergûbu bir eser olduğu, “mergûb-ı ervâh” terkibi kullanılarak kaydedilmiştir (Kılıç, 2018, s. 528-529)(Örnek 3).
Latîfî (ö. 1582), tezkiresinde şairleri tasnif ettiği bölümde, bir şairin evvelkilerin sözleri veya manalarını, tercüme veya tıraş ederek eskilerden daha mergûb tazmin ve iktibas edebileceğini dile getirmektedir (Canım, 2018, s. 66) (Örnek 4). Heşt Behişt’te Şeyhî’nin (ö. 1431?) Hüsrev ü Şîrîn’i Anadolu tarzına uygun bir şekilde yazmasına istinaden “Bu libâsın bir vech ile ârâyiş-i hûb ve endâzesin mergûb itmişdür…” denmesi de bu durumun farklı bir örneğidir (İpekten, 2017, s. 69) (Örnek 5). Mergûbiyyetin arttırılabileceği vurgusu tezkirelerde örneklerine az rastlanır olsa da işlenmekte, bu durum kimi zaman da sonuna geldiği kelimeleri “çok, pek çok, daha çok” anlamı katarak pekiştiren Farsça, -ter eki ile kullanılmış “mergûbter” hâli ile ifade edilmektedir (İnan, 2021, s. 978; İsen, 2017, s. 63).
Mergûb, Mecâlisü’n-nefâyis’te 7; Tezkire-i Mecâlis-i Şu’arâ-yı Rum’da 7; Heşt Behişt’te 20; Tezkiretü’ş-şuarâ ve Tabsıratü’n-Nuzemâ’da 4; Meşâirü’ş-şuarâ’da 14; Kınalızâde Hasan Çelebi’nin Tezkiretü’ş-şuarâ’sında 53; Künhü’l-Ahbar’ın tezkire kısmında 10; Gülşen-i Şuarâ’da 71; Beyânî Tezkiresi'nde 7; Mecmau'l-Havâs’ta 1; Riyâzü'ş-Şuarâ’da 2; Rıza Tezkiresi’nde 40; Safâyî’nin Nuhbetü'l-Âsâr min Fevâidi'l-Eş'âr’ında 16; Sâlim Tezkiresi’nde 22; Safvet’in Nuhbetü'l-Âsâr fi Fevâidi'l-Eş'âr’ında 7; Râmiz’in Âdâb-ı Zurefâ’sında 11; Silahdarzâde’nin Tezkire-i Şuarâ’sında 1; Tezkire-i Şuarâ-yı Mevlevîyye’de 5; Silkü’l-Le’âl-i Âl-i Osmân’da 14; Şefkat Tezkiresi'nde 2; Fatîn’in Hâtimetü’l-Eş’âr’ında 8; Mehmet Tevfik’in Kâfile-i Şuarâ’sında 4; Fâik Reşad’ın Eslâf’ında 1; Mehmet Sirâceddin’in Mecmua-i Şuarâ ve Tezkire-i Üdebâ’sında 4; Ali Emîrî’nin Tezkire-i Şuarâ-yı Âmid’inde 12 kez olmak üzere toplam 343 yerde geçmektedir.
Örnek 1:
Hüsn-i hattı gibi eş’ârı hûb ve güftârı makbûl u mergûbdur (Sungurhan, 2017a, s. 250).
Örnek 2:
Vâdî-i hezl ü mutâyebede eş’ârı makbûl ve söylediği letâ’if ve emsâli mergûb-ı erbâb-ı kabûl olmuşdur (Kutlar Oğuz v.d., 2012, s. 159).
Örnek 3:
Ebkâr-ı Efkâr nâm bahr-i hafìfde bir kitâb nazm itmişdür cümlesi ihtirâ‘u iktirâhdur, matbû‘-ı kulûb ve matbû‘-i külûb ve mergûb-ı ervâhdur (Kılıç, 2018, s. 528-529).
Örnek 4:
Ve bir kısmı dahî lisân-ı âharuñ bir suhan güzârından terceme ve tıraş veyâhûd bir maènâyı görüp evvelkiden mergûb tazmîn ü iktibâs ider (Canım, 2018, s. 66).
Örnek 5:
Bu libâsın bir vech ile ârâyiş-i hûb ve endâzesin mergûb itmişdür (İpekten, 2017, s. 69).
Açıkgöz, N. (hzl.)(2017). Riyâzî Muhammed Efendi Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Arslan, M. (hzl.)(2018). Mehmet Sirâceddin Mecmua-i Şuara ve Tezkire-i Üdebâ . Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html
Aydemir, E., ve Özer, F. (hzl.)(2019). Fâik Reşad Eslâf. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html
Babacan, İ. (2010). Tezkire-i Mecâlis-i Şu‘arâ-yı Rûm Garîbî Tezkiresi. Ankara: Vizyon Yayınevi.
Birinci, A. (2019). Mehmed Salâhi Kâmûs-ı Osmânî. 2. C. İstanbul: YEKB Yayınları.
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çapan, P. (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî (Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâ’idi’l-Eş’âr) İnceleme-Metin-İndeks. Ankara: AKM Yayınları.
Çiftçi, Ö. (hzl.)(2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Devellioğlu, F. (2002). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. (haz. Aydın Sami Güneyçal). Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Ekinci, R. (hzl.) (2017). Vefeyât-ı Ayvansarâyî. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194287/vefeyat-i-ayvansarayi
Eraslan, K. (2001). Alî Şîr Nevayî Mecâlisü’n-Nefâyis I (Giriş ve Metin). Ankara: TDK Yayınları.
Erdem, S. (hzl.)(1994). Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâsı (İnceleme-Tenkitli Metin-İndeks-Sözlük). Ankara: AKM Yayınları.
Genç, İ. (hzl.)(2018). Esrâr Dede Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
Güzel, B. (2012). Kemiksiz-Zâde Safvet Mustafa ve “Nuhbetü’l-Âsâr Min Ferâidi’l-Eş’âr” İsimli Şair Tezkiresi. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı.
İnan, G. (2021). Silkü’l-Le’âl-i Osmân [Manzum Osmanlı Tarihi (1299-1481)]. İstanbul: YEKB Yayınları.
İnce, A. (hzl.)(2018). Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi Tezkiretü’ş-şuarâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html
Kadıoğlu, İ. (hzl.)(2018). Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kaplan, F. (2021). Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü -Latîfî Tezkiresi Örneği. İstanbul: DBY Yayınları.
Kılıç, F. (hzl.)(2017). Şefkat-i Bagdâdî Şefkat Tezkiresi (Tezkîre-i Şu’arâ-yı Şefkat-i Bagdâdî). Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html
Kılıç, F. (hzl.)(2018). Âşık Çelebi Meşâ’irü’ş-şu’arâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Kuşoğlu, M. O. (2012). Sâdıkî-i Kitâbdâr'ın “Mecma'ü'l-Havâs” Adlı Eseri: İnceleme-Metin-Dizin. Doktora Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Türk Dili Bilim Dalı.
Kutlar Oğuz, F. S.; Çakır, M., ve Koncu, H. (hzl.)(2012). Mehmet Tevfik Kâfile-i Şu’arâ. İstanbul: Doğu Kütüphanesi Yayınları.
Öztürk, F. (hzl)(2018). Defter Emini Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn Tezkire-i Silâhdâr-zâde. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-209345/tezkire-i-silahdar-zade.html
Redhouse, J. W. (1992). Turkish and English Lexicon. Shewing in English. The Significations Of The Turkish Terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Redhouse, J. W. (2016). Müntahabât-ı Lügât-i Osmâniyye. (hzl. Recep Toparlı v.d.). Ankara: TDK Yayınları.
Solmaz, S. (hzl.)(2018). Bağdatlı Ahdî Gülşen-i Şu‘arâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Steingass F. (2005). A Comprehensive Persian-English Dictionary. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Sungurhan, A. (hzl.)(2017a). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-şu’arâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Tietze, A. (2018). Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati. 5. C. Ankara: TÜBA Yayınları.
Tolasa, H. (2002). Sehî, Lâtîfi ve Âşık Çelebi Tezkirelerine Göre 16. Yüzyılda Edebiyat Araştırma ve Eleştirisi. Ankara: Akçağ Yayınları.
Tulum, M. (2013). Osmanlı Türkçesi Büyük el Sözlüğü. İstanbul: Kapı Yayınları.
Yavuzarslan, P. (2023). Şemseddin Sami Kamus-ı Türkî. Ankara: TDK Yayınları.
Zavotçu, G. (2017). Zehr-i Mâr-zâde Seyyid Mehmed Rızâ Rızâ Tezkiresi. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html