MERÎ (MERʿĪ)


* Kelime anlamı olarak “riayet edilen”, “gözetilen”, "geçerli" ve "cari" gibi anlamları olan, tezkirelerde de daha çok makbul olan, sözüne riayet edilen anlamlarında, Türk hukuk dilinde ise pozitif (yürürlükte olan) hukuku ifade etmek için kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Kelime Arapça bir sıfattır. Türkçeye de Arapça (مرعی) sözcüğünden aktarılmıştır. Kelime sözlük anlamı olarak; geçerli (Kanar, 2011, 296), gözetilen-yürürlükte olan, cari (Ahmet Vefik Paşa, 1888, s. 1328;  Kanar, 2011, s. 296; Develioğlu, 2007, s. 742; Tulum, 2011, s. 1234; Kestelli, 2004, s. 712) saygı gösterilen, hükmüne riayet edilen, riayet olunan (Ahmet Vefik Paşa, 1888, s. 1328; Muallim Naci, 1308, s. 751; Dr. Hüseyin Remzi, 1305, s. 468; Develioğlu, 1962, s. 742; Tulum, 2011, s. 1234; Kestelli, 2004, s. 712; Nazıma-Reşad, 2002, s. 712),  ittiba ve imtisal olunan (Dr. Hüseyin Remzi, 1305, s. 468;  Nazıma-Reşad, 2002, s. 712), dikkate alınan (Şemsettin Sami, 1302, s. 1150), makbul kişi, muteber tutulan kişi, hürmet edilen kişi (Şemsettin Sami, 1317-8, s. 1350; Kestelli, 2004, s. 712;  Nazıma-Reşad, 2002, s. 712) anlamlarında, “mer'î tutmak” fiili ise saklamak, beklemek, tutmak, zapt etmek (Tulum, 2011, s. 1234) anlamlarında kullanılmıştır. 




Terim Anlamı

Sözcüğün tezkirelerde; “uygulanmakta olan, geçerli, cari anlamında ve makbul kişi, sözüne riayet olunan ve muteber tutulan kişi” anlamlarında kullanıldığı görülmektedir.  Bu terimin özellikle 1960 yılı öncesi Türk hukuk dilinde de sık sık kullanıldığı görülmektedir. Nitekim mer'î sözcüğü terim olarak; yürürlükte olan, uygulanan, ilga olunmayan hukuku veyahut yürürlükteki kanun veya yönetmelik gibi mevzuatı ifade etmek için kullanılmıştır. Söz gelimi kimi kanunlarda kullanılan “Bu kanun neşri tarihinde mer'iyete girer.” cümlesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. (bkz. 13 Şubat 1956 tarih ve 9232 sayılı Resmi Gazete) Keza “mer'î hukuk” “mer'î kanun” gibi kullanımlara günümüz hukuk dilinde de rastlanılmaktadır. (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.07.2010 tarih, Esas: 2010 / 14-394, Karar: 2010 / 395 sayılı kararı)




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Taraması yapılan ve mer'î sözcüğünün kullanımı aşağıda örneklendirilen tezkirelerde sözcüğün ya da terimin açıklamasına rastlanılmamıştır. Mer'î sözcüğüne yer verilen tezkirelerde genellikle “ve” bağlacı kullanılarak kendisine yakın anlamı olan başka sözcüklerle birlikte oluşturulan kelime grubu ile kullanımının tercih edildiği anlaşılmaktadır. Söz gelimi “mer’î vü makbûl”, "mesmu u mer’ì", "mer'î vü razi" ve "makbûl u mer’î" bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Yine bazı tezkirelerde sözcüğün hukuk ıstılahı olarak kullanıldığı görülmektedir. Mesela Kâfile-i Şu’arâ'da yürürlükte olan kural anlamında "kâ'ide-i mer'iye" şeklinde yapılan kullanım bu kabildendir. (Kutlar Oğuz-Koncu- Çakır, 2017, s. 58) Benzer biçimde Riyâzü’ş-Şuara 'da da sözcüğün hukuk terimi olarak “cari” anlamında kullanıldığı görülmektedir: "Ammâ hak budur ki ikisini dahı elden bırakmayup hem hüsn-i ta’bîr tarafı mer’î hem cevdet-i ma’nî cânibi manzûr olmak gerekdür." (Açıkgöz, 2017, s. 23)




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Kınalızâde Hasan Çelebi’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ’sında 7 defa, Beyânî Tezkiresi'nde 1 defa, Pîr Mehmed bin Âşık Çelebi'nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ'sında 2 defa, Riyâzü’ş-Şu'arâ'da 1 defa, Kâfile-i Şu’arâ'da 1 defa ve  Kitâb-ı Mecâlisü'n-Nefâyis'te ise 2 defa kullanıldığı görülmektedir. 




Örnekler

Örnek 1:

Bevvâblar geldükde berg-i bîd gibi lerzân olup hayâtdan nâ-ümîd olup huzûr-ı pâdişâhiye vâsıl oldukda iltifât-ı sultânî ile cân remîdesi âremîde olup nâme tahrîrini kemâ-yenbagî edâ idüp makbûl u mer’î olup medresesine otuz akçe terakkî ve otuz bin akçe câ’izeye câ’iz olur (Sungurhan, 2017a, s. 91).

Örnek 2:

Fünûn-ı şettâ ‘ale’l-husûs dakâ’ik-ı tahrîr ü imlâ ve letâ’if-i şi’r ü inşâda makbûl u marzî olmagla ol eyyâmda hayli mer’î vü razî olmış idi (Sungurhan, 2017a, s. 389).

Örnek 3:

Şeyhü’l-islâm üstâdı ve üstâdü’l-enâm merhûm Ebu’s-su’ûd Efendiden mülâzım olup ezelî âstân-ı me’âlî-nizâmlarına ihtisâs-ı tâmm ve kurbet-i mâ-lâ-kelâmı olmagın merhûm-ı merkûmun yanında nihâyet-i mertebede mer’î vü makbûl ve zimâm-ı musâlih ü mühimmâtı kef-i pür-kifâyetine mufevvaz u mevkûl idi (Sungurhan, 2017a, s. 242)

Örnek 4:

…dìn ve küfat-ı udat-ı mütemerridìn ve men seleke meslekehum olan kibar-ı e’imme-i dìnden mesmu u mer’ì ve menkûl u mervì degüldür ki bir zemânda kendüler şiâr-ı şîrden ârì olup şîr dimekden ar veyahud inkâr-ı şîre iş'âr ideler… (Kılıç, 2018, s. 55)

Örnek 5:

İlmi amele tev’em ve mervìyi mer’ìye hem-dem belki ilmi ayn ve çihre-i kâli hâl-i halle pür-zeyn itmek içün… (Kılıç, 2018, s. 368)

Örnek 6:

Ammâ hak budur ki ikisini dahı elden bırakmayup hem hüsn-i ta’bîr tarafı mer’î hem cevdet-i ma’nî cânibi manzûr olmak gerekdür (Açıkgöz, 2017, s. 23)

Örnek 7:

Mu’ahharen pederi serîr-ârâ-yı hükm-rânî oldukda kâ’ide-i mer’iyye üzere sancağa çıkarıldı (Kutlar Oğuz-Koncu- Çakır, 2017, s. 58)

Örnek 8: 

Bu fakîr bile dağı gâyibâne muhabbet ve yârlıg ver inilik ka'idesin mer'i tuttı (Eraslan, 2001, s. 185)

 




Kaynaklar

Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html

Ahmet Vefik Paşa (1888). Lehce-i Osmani. İstanbul: Mahmud Beg Matbaası.

Ali Nazima- Faik Reşad (2002). Mükemmel Osmanlı Lügati (hzl. Necat Birinci, Kazım Yetiş, Fatih Andı, Erol Ülgen, Nuri Sağlam, Ali Şükrü Çoruk). Ankara: TDK Yayınları.

Devellioğlu, F. (2007). Osmanlıca-Türkçe Sözlük Ansiklopedik Lügat. İzmir: Aydın Kitabevi.

Doktor Hüseyin Remzi (2018). Lügat-i Remzi (hzl. Ali Birinci). İstanbul: YEKB Yayınları.

Eraslan, K. (2001) Alî Şîr Nevâyî Kitab-ı Mecâlisü'n Nefâyis. (çev. Naci Tokmak). Ankara: TDK Yayınları.

Kanar, M. (2011). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Say Yayınları.

Kestelli, R. N. (2004). Resimli Türkçe Kamus. Ankara: TDK Yayınları.

Kılıç, F. (hzl.) (2017). Âşık Çelebi Meşâ’irü’ş-şu’arâ . Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi:  https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html

Kutlar Oğuz, F. S., Koncu, H., ve Çakır, M. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfik Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html  

Muallim Naci (1308). Lûgat-ı Naci. İstanbul: Asır Matbaa ve Kütübhanesi.

Nişanyan Sözlük. Erişim adresi: https://www.nisanyansozluk.com/kelime/riayet .

Resmi Gazete. Erişim adresi:  https://www.resmigazete.gov.tr/ 

Sungurhan, A. (hzl.)(2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi:  https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html 

Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi:  https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html 

Şemsettin Sami (1302). Kamus-i Fransevi – Türkçeden Fransızcaya Lugat Kitabı (Dictionnaire Français - Turc). İstanbul: Mihran Matbaası. 

Şemsettin Sami (1317-8). Kamus-i Türki. İstanbul: İkdam Gazetesi. 

Tulum, M. (2011). 17. Yüzyıl Türkçesi ve Söz Varlığı. Ankara: TDK Yayınları.




Madde Yazarı:
Yazım Tarihi:
03/12/2024
logo-img