pür-me'âl, rengîn-me'âl, bî-me'âl, âteşîn-me'âl, ferhunde-me'âl, hoş-me'âl, gavvâs-ı me'âl, sârık-ı me'âl
* "Anlam, mefhûm", "dönmek", "hülasa" ve "Kur'ân-ı Kerîm tercümesi" gibi sözlük anlamları olan, "şiirde istenen ince mana" ve "şiirsel mana" anlamlarıyla terimleşmiş kelime.
Kelime, Arapça "dönmek, ıslah etmek" anlamlarına gelen "evl" kökünden mimli mastardır. (Öztürk, 2019, s. 205). Osmanlı dönemi sözlüklerindenel-Okyânûsu'l-Basît fî-Tercemeti'l-Kâmûsi'l-Muhît'te (Koç ve Tanrıverdi, 2014, s. 4336) "Rücû' eylemek ma'nâsınadır ve bir nesneden geriye dönmek ma'nâsınadır"; Kâmûs-ı Türkî'de (Şemseddîn Sâmî, 1317, s. 1253); "ma'nâ, mefhûm"; Lugat-ı Nâcî (Kartal, 2021, s. 406) ve Kâmûs-ı Osmânî'de (Mehmed Salâhî, 1322, s. 304) "zübde, hâsıl olan şey, nihayet, sözün delâlet etdigi husus, mana, mefhum"; Lugat-ı Remzî'de (Hüseyin Remzî, 1305, s. 308) "rücû' eylemek ve bir nesneden geri dönmek ve zübde ve muhassal ve nihâyet ve kelâmın merci' ve mefhûmu olan husûs"; Yeni Türkçe Lügat'te (Toven, t.y., s. 636) "mefhûm, ma'nâ, medlûl, fehvâ, mantûk, âhir, hâsıl, 'âkıbet, müfâd, netîce"; Resimli Türkçe Kâmûs'ta (Kestelli, 2011, s. 293) "hülâsa, zübde, mana, mevzu"; Resimli Kâmûs-ı Osmânî'de (Ali Seydî, 1330, s. 917) "zübde, hulâsa, hâsıl olan şey, nihâyet, sözün delâlet etdigi husûs, ma'nâ, mefhûm"; Lügat-i Cûdî'de (İbrâhîm Cûdî, 1914, s. 800) "merci', ma'nâ, mefhûm"; Mükemmel Osmanlı Lügati'nde (Birinci vd., 2018, s. 246) "zübde-i mana, mefhum"; Turkish and English Lexicon'da (Redhouse, 2011, s. 1659) "Bir kimsenin yuva veya sığınak olarak döndüğü yer veya şey, sözcüklerin işaret ettiği anlam, öz, bir cümlenin anlamı, vb." ve Müntahabât-ı Lügât-i Osmâniyyye'de (Toparlı vd., 2016, s. 251) "kelamın merci ve mefhûm ve manası, kelamın merci ve mefhumu olan husus" şeklinde tarif edilmiştir.
Me'âl kelimesi, sözlük anlamının yanı sıra dinÎ bir terim hüviyetinde, Kur'ân-ı Kerîm tercümelerini tarif etmekte olup güncel sözlüklere bu manasıyla da girmiştir.
Anlamı gereği, terimsel ya da sözlük manasıyla kullanımı arasındaki çizgi net olmayan "me'âl" ifadesi, genellikle farklı kelimelerle birleşerek edebî bakımdan şiiri nitelediğinde bir edebiyat terimi olarak kabul edilebilir. Kelime, tek başına kullanılmasından ziyade, terkiplerle terimsel bir hüviyete bürünmektedir. "Me'âlince", "me'âli" vb. kullanımlarda sözlük anlamıyla sınırlı kalan ve terimsellik taşımayan sözcük; "rengîn-me'âl", "pür-me'âl", "âteşîn-me'âl", "bî-me'âl", "ferhunde-me'âl" gibi ifadelerde, "şiirde istenen ince mana" veya "şiirsel mana" şeklinde bir terim anlamı kazanmaktadır. "Bâtın-ı pür-me'âl", "şûrîde-hâl ü perîşân-me'âl" şeklinde ibarelerle, şairlerin psikolojik durumlarını ifade etmek maksadıyla ve genellikle "hâl" kelimesiyle paralel bağlamda da kullanılan kelime, bu şekliyle bir edebî terim anlamı taşımamaktadır. İfadenin terimselliğindeki ayırt edici nokta, bir şiiri veya nadiren şiirin manası bağlamında şairini nitelediği şekliyle kullanılmasıdır.
Tezkirelerde çokça kullanılan bir kelime olan “me'âl”, sözlük anlamının yanı sıra bazı tezkireciler tarafından terimsel anlamıyla da ele alınmıştır:
Latîfî, Sâgarî'nin bir beyti için, "beyt-i mezemmet-me'âl" (Canım, 2018, s. 262) ibaresini kullanmış ve kelimeyi terimsel manasıyla "şiirsel anlam" bağlamında zikretmiştir.
Ahdî, Pîrî Paşa'nın Sultân I. Selîm methinde yazdığı kasideyi "kasîde-i pür-me'âl" olarak nitelendirmiştir (Solmaz, 2018, s. 51). Hâce Çelebi'nin bir kıtası için "kıt'a-i zîbende-me'âl" (Solmaz, 2018, s. 64) ibaresini ve Hâtıfî için, "nazm-ı dürer-bârı ma'ânî-i latîf ile ârâste ve eş'âr-ı âbdârı mazmûn-ı hâs ile pîrâste ve ol tûtî-i şîrîn-makâlün ve 'andelîb-i ferhunde-me'âlün egerçi gazeliyyâtı çok degül ammâ sözleri rengîn ü şîrîn ü bî-misâl idügine söz yokdur" (Solmaz, 2018, s. 301) ifadelerini kullanmıştır. Ahdî de kelimeyi kaside ve kıta gibi nazım şekillerini nitelemek ve şairin sözünün kudretini göstermek bağlamında zikretmiştir.
Güftî, Abdî için "Harf-i âteş-me'âli âteşdür" (Yılmaz, 2019, s. 126) ve Mevlânâ Fâ'izî için "Gül-i mazmûnı âteşîn-me'âl" (Yılmaz, 2019, s. 143) ibareleriyle söz konusu şairlerin şiirlerinin gönül yakıcı vasıflarını vurgulamıştır. Mevlânâ Nâzım ve Mevlânâ Kemâlî bahislerinde ise, "galat-me'âl-i sühen" (Yılmaz, 2019, s. 153) ve "şi'r-i lînet-me'âl" (Yılmaz, 2019, s. 165) ifadeleriyle sözü ve şiiri nitelemiştir.
Gelibolulu Âlî, Zihnî'nin mana hırsızlığından bahsederken "Bir mikdâr cevdet-i zihinle şöhret virmiş iken düzd-i nakd-i ma'nâ ve sârık-ı me'âl-i mâlâ-ya'nî olmakla şöhret bulmışlar" (İsen, 1994, s. 111) ifadesini kullanarak kelimeyi "özgün mana" bağlamında zikretmiştir. Bunun yanı sıra Âlî, Zekâyî'nin beyitleri için "ebyât-ı inşâ-me'âl" (İsen, 1994, s. 155); Visâlî bahsinde, "güft ü gûy-ı bî-me'âl" (İsen, 1994, s. 169); Emrî Çelebi methinde, "'Alâ külli hâl şâ'ir-i hayâl-engîz ve mu'ammâ-gûy-ı me'âl-âmiz olup ..." (İsen, 1994, s. 195); Riyâzî için, "nakd-i efkârını bî-me'âl güftâr u makâl semtine sarf idüp ..." (İsen, 1994, s. 222) ve Mu'îdî için "nazmında olan me'âl rütbesine dâl ve bâ'is-i istidlâldür" (İsen, 1994, s. 276) ibarelerini kullanarak şiiri ve şiiri bağlamında şairi niteleyerek kelimeyi terim anlamıyla kullanmıştır.
Belîğ, Âlî'nin Dîvân'ı için, "Dîvân-ı belâgat-me'âl" (Abdulkadiroğlu, 1985, s. 20) ifadesini kullanarak eser hakkında edebî bir tavsifte bulunmuştur.
Sâlim, Vuslatî için kullandığı "berk-i hâtif gibi şu'le-i hayâli menzil-i me'âle varır" (İnce, 2018, s. 461) ifadesiyle, şairin ince hayallerine vurgu yapmış ve Enîs bahsinde zikrettiği "ashâb-ı me'âl" (İnce, 2018, s. 95) ibaresiyle, şiirin inceliğinden anlayanları kastetmiştir.
Esrâr Dede, "'arz-ı hâl-i teşekkî-me'âl" (Genç, 2018, s. 153); "'arz-ı hâl-i 'ubûdiyyet-me'âl" (Genç, 2018, s. 212) ve "hasb-i hâl-i mahabbet-me'âl" (Genç, 2018, s. 165) ibareleriyle kelimeyi, arz-ı hâl/hasb-ı hâl türünde yazılmış metinleri nitelendirme bağlamında zikretmiştir. Sultân Abâpûş'un bir beyti için kullandığı "mutâbık-fâl-i istikşâf-me'âl" (Genç, 2018, s. 194) ifadesiyle ise söz konusu beytin keramet nev'inden bir söz olduğunu vurgulamıştır.
Mehmed Sirâceddîn, tezkiresinin mukaddime kısmında kullandığı "âsâr-ı rengîn-me'âl" (Arslan, 2018, s. 9) ifadesiyle şiirde istenen güzel ve ince manaya dikkat çekmiştir.
Fatîn, kelimeyi tekraren ve kalıp olarak terimsel bağlamda en çok kullanan tezkirecidir. Eserinin mukaddimesinde ve Ahmed Dürrî Efendi, Râsih Efendi ve İbrâhim Vâsık Efendi bahislerinde, "eş'âr-ı rengîn-me'âl" (Çitfçi, 2017, s. 18 (2 kez), s. 130, s. 148, s. 509) ifadesini; Safâyî Efendi bahsinde, "âsâr-ı rengîn-me'âl" (Çiftçi, 2017, s. 296) terkibini ve Enderûnî Mustafa Sâkıb Efendi için "Mûmâ-ileyh hurde-sâl bir şâ'ir-i şîrîn-makâl olup ekser şarkıları latîf u rengîn-me'âl vâki olmuştur" (Çiftçi, 2017, s. 61) ibaresini kullanarak söz konusu şiirleri ince ve derinlikli anlamlar içeren sözler olarak nitelendirmiştir. Bu ifadenin yanı sıra Bahrî Efendi için, "Mûmâ-ileyh bahr-i kemâlin gavvâs-ı me'âli olup eş'âr u güftârı mânend-i gevher pâkîze ve mu'teberdir." (Çiftçi, 2017, s. 40); Hızır Efendi için, "ekser nazm u güftârı müşevveş ve bî-me'âl vâki olmuştur." (Çiftçi, 2017, s. 118) ve Celîl Rüşdü Efendi için "bî-me'âl u ma'nî haylice eş'ârı vardır" (Çiftçi, 2017, 177) ibarelerini kullanarak kelimeyi yine şiiri niteleyen bir edebî terim hüviyetinde kullanmıştır.
Ali Emîrî, İşkodralı Hamdî için, "hakikaten garib mazmunları ve bulunmaz me'alleri vardır" (Karateke, 2018, s. 53) ibaresiyle kelimeyi, "mazmûn" ibaresiyle paralel şekilde, "ince anlam" bağlamında kullanmıştır. Ülfetî için, "ve nücûm-ı eflâke imâle-i nigâh eyledikçe nice nice me'âl-i 'azamet-pîrâ lâyih-i zihn-i vekkâdı olurdu." (Kadıoğlu, 2018, s. 56); Emîrî için, "Fârisî lisânında dahi gazelleri ve nezâ'iri kesîrdir. Metânet-i elfâz ve rikkat-i me'âlde âsâr-ı Türkîsine tev'emdir." (Kadıoğlu, 2018, s. 91); Ref'et için "eş'âr-ı âlîleri hoş-me'âl ..." (Kadıoğlu, 2018, s. 445) ve Hadîdî için, "... elfâz-ı bî-ma'nâ ve makâl-ı bi-lâ-me'âle oldukça muvaffaktır" (Kadıoğlu, 2018, s. 260) ifadeleriyle söz konusu şiirleri edebî bağlamda nitelemiştir.
Kelime, kullanım sıklığına göre sırasıyla, Hâtimetü'l-Eş'âr'da 10 kez; Künhü'l-Ahbâr'ın tezkire kısmında 6 kez; Teşrîfâtü'ş-Şu'arâ'da 4 kez; Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye'de 4 kez; Tezkire-i Şu'arâ-yı Âmid'de 4 kez; Gülşen-i Şu'arâ'da 3 kez; Sâlim Tezkiresi'nde 2 kez; Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ'da 1 kez; Nuhbetü'l-Âsâr li-Zeyli Zübdeti'l-Eş'âr'da 1 kez; Mecma'-ı Şu'arâ ve Tezkire-i Üdebâ'da 1 kez; İşkodra Vilâyeti Osmanlı Şâ'irleri'nde 1 kez olmak üzere toplam 37 kez terim anlamıyla kullanılmıştır.
Örnek 1:
Gül-i mazmūnı âteşîn-meʾâl
Dûdmân-zâd-ı şi'r-i tâze-hayâl (Yılmaz, 2019, s. 143).
Örnek 2:
Bir mikdâr cevdet-i zihinle şöhret virmiş iken düzd-i nakd-i ma'nâ ve sârık-ı me'âl-i mâlâ-ya'nî olmakla şöhret bulmışlar (İsen, 1994, s. 111).
Örnek 3:
Tab'-ı âteş-pâresi şu'le-senc-i bezm-i 'irfân ve miyâne-i hünerverânda be-gâyet hadîdü'z-zihn bir zât-ı celîlü'ş-şân olup nişâne-i kasd u murâda kuvvet-i zekâsı kavs-i maksûdun tîr-i kelâm-ı muhâtab tecâvüz etmedin berk-i hâtif gibi şu'le-i hayâli menzil-i me'âle varır … (İnce, 2018, s. 461).
Örnek 4:
Mûmâ-ileyh bahr-ı kemâlin gavvâs-ı me'âli olup eş‘âr u güftârı mânend-i gevher pâkîze ve mu‘teberdir (Çiftçi, 2017, s. 40).
Örnek 5:
Mûmâ-ileyh hurde-sâl bir şâ'ir-i şîrîn-makâl olup ekser şarkıları latîf u rengîn-me'âl vâki olmuştur (Çiftçi, 2017, s. 61).
Örnek 6:
Fârisî lisânında dahi gazelleri ve nezâ'iri kesîrdir. Metânet-i elfâz ve rikkat-i me'âlde âsâr-ı Türkîsine tev'emdir (Kadıoğlu, 2018, s. 91).
Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddin- Mecmâ’-ı Şu’arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html
Abdulkadiroğlu, A. (hzl.) (1985). İsmail Beliğ - Nuhbetü'l-Âsâr li-Zeyli Zübdeti'l-Eş'âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları.
Ali Seydî (1330). Resimli Kâmûs-ı Osmânî. C. 3. İstanbul: Matbaa ve Kütübhâne-i Cihân.
Birinci, N. vd. (hzl.) (2018). Ali Nazîmâ, Faik Reşad - Mükemmel Osmanlı Lügati. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Genç, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
Hüseyin Remzî (1305). Lügat-i Remzî. C. 2. İstanbul: Hüseyin Remzî Matbaası.
İbrâhîm Cûdî (1914). Lügat-i Cûdî. Trabzon: Kitâbhâne-i Hamdî.
İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
İsen, M. (hzl.) (1994). Künhü'l-Ahbâr'ın Tezkire Kısmı. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Karateke, H. T. (hzl.) (2018). Ali Emirî Efendi - İşkodra Vilayeti 'Osmanlı Şa'irleri. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-204954/iskodra-vilayeti-osmanli-sairleri.html
Kartal, A. (hzl.) (2021). Muallim Nâcî - Lügat-i Nâcî. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Kestelli, R. N. (2011). Resimli Türkçe Kamus. (hzl. Recep Toparlı vd.). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Koç, M. ve Tanrıverdi, E. (2014). Mütercim Âsım Efendi - el-Okyânûsu'l-Basît fî-Tercemeti'l-Kâmûsi'l-Muhît (Kâmûsu'l-Muhît Tercümesi). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.
Mehmed Salâhî (1322). Kâmûs-ı Osmânî. C. 4. İstanbul: Mahmûd Bey Matbaası.
Öztürk, M. (2019). "Me'âl". TDV İslam Ansiklopedisi. C. EK-2. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, s. 205-207.
Redhouse, J. W. (2011). Turkish and English Lexicon. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Şemseddîn Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.
Toparlı vd. (hzl.) (2016). James W. Redhouse - Müntahabât-ı Lügât-i Osmâniyye. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Toven, M. B. (t.y.). Yeni Türkçe Lügat. İstanbul: Evkâf-ı İslâmiyye Matbaası.
Yılmaz, K. (hzl.) (2019). Güftî Teşrîfâtü'ş-Şuʿarâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247200/gufti-tesrifatus-suara.html