MASNÛ‘ (MAṢNŪʿ)

masnû', kaside-i masnû'/masnû'a, gazel-i masnû'/masnû'a, beyt-i masnû', matlâ'-ı masnû'


* Sözlüklerde sun' kökünden türemiş, "sanatlı", "sanatla yapılmış"," düzülmüş" ve "usta işi" anlamlarına gelen; Farsça ve Türkçe kaside ve gazellerde gazel-i masnû'/masnû'a veya kaside-i masnû'/masnû'a başlıklarında örnekleri bulunan şiirlerdir.



Sözlük Anlamı

Kelime, Arapça “sun'” kökünden türemiş bir sıfattır. Sözlüklerde kelimenin ilk anlamı “sanatlı, sanatla yapılmış, sanat mahsulü” (Samî, 1901, s. 1361) olan ürün olarak karşımıza çıkmaktadır . Bununla birlikte kelimenin “sahte”, “düzme” (Devellioğlu, 2010, s. 595) anlamları da bulunmaktadır. Farsça “edebi olarak süslenmiş neşir” (Ferheng-i Füşürde-i Sühan, 1962, s. 2210) karşılığında kullanılırken; masnû'a kelimesinin dişili olarak “ düzenlenmiş, sanatsal bir şekilde oluşturulmuş” (Redhous, 1987, s. 1881) anlamını da taşımaktadır.

Mecâlisü’n-Nefâis’te Seyyid Kemâl-i Kec-kûlî maddesinde geçen “…Ve bir kaside aytıp durur kim andan on ikki ming masnû‘ beyt istihrâc kılsa bolur, ammâ olça fakîr kördüm.” ifadesi, kelimenin sanatlı ve ustalıkla oluşturulmuş beyitleri nitelemek amacıyla kullanıldığını göstermektedir (Eraslan, 2001, s. 44). Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şû‘arâ adlı eserinde Hâfız-ı Konevî maddesinde yer alan “Fârisî-dân u Meŝnevî-hân pîr-i rûşen-zamîr kimesnedür. ʿİrfândan haylice habîrdür ammâ eş'ârı ol kadar nâzük ü matbu' ve muḫayyel ü masnû' degüldür.” şeklindeki değerlendirme de kelimenin estetik ve teknik ustalığı ifade eden bir niteleme olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır (Canım, 2018, s. 183). Benzer şekilde Fatin Tezkiresi’nde Hızır Ağazâde Saîd Beg maddesinde geçen “Masnû' ve matbû bir kıt‘a Dîvânçesi vardır.” ifadesinde de masnû‘ kelimesinin matbû kavramıyla birlikte, eserin sanatkârane biçimde vücuda getirildiğini vurgulayan bir anlam taşıdığı görülmektedir (Çiftçi, 2017, s. 246). Bu örnekler, masnû' kelimesinin tezkirelerde ilk ve temel anlamı olan “sanatlı, usta işi” manasında kullanıldığını göstermektedir.




Terim Anlamı

Daha önce yapılan çalışmalarda masnû kavramının çoğunlukla kasidelerle birlikte anıldığı görülmektedir. Bununla birlikte tezkirelerde yer alan “gazel-i masnû” örnekleri, kavramın yalnızca kaside nazım şekliyle sınırlı olmadığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Arap edebiyatında örnekleri görülen bu kasidelerin, Abbâsîler Dönemi’nde bir ilim hâline gelen bedîiyyât çerçevesinde edebî bir tarz olarak ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. İran edebiyatında ise muhtevaca zenginleşen masnû kasideler, daha çok peygamber övgüsünü konu edinen ve belirli bir revî harfiyle birlikte her bir beyitte edebî sanatlara yer verilen kaside türü olan “bediyye” adıyla bilinmektedir (Eğri, 2013, s. 65).

Bu tür şiirlerin Klasik Türk şiirinde yaygınlık kazanıp kazanmadığı meselesi, daha önce yapılan çalışmalarda tartışma konusu olmuş ve bu tartışma günümüze kadar devam etmiştir. Söz konusu çalışmalarda genellikle masnû’ şiirin bir bediiyye olup olmadığı üzerinde durulmuş; örnek metinler üzerinden çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır (Güleç, 2014, s. 63–70). Ancak tezkireler özelinde yapılan incelemeler, masnû kavramının kullanım alanının kaside nazım şekliyle sınırlı kalmadığını göstermektedir. Bu bağlamda masnû’/masnû’a şiirin, yalnızca peygamber övgüsü amacıyla yazılmış kasideleri değil; aynı zamanda gazel nazım şekliyle kaleme alınarak her bir beyitte söz sanatlarının icrâ edildiği ve şairin ustalığını ortaya koymayı amaçladığı şiirleri de kapsadığı anlaşılmaktadır.

Bu anlayışla ilişkilendirilebilecek bir diğer şiir türü ise “gazel-i musanna’”dır. Bu türde de benzer biçimsel ve sanatsal özelliklerin bulunduğu dikkat çekmektedir. Nitekim bir mecmûada Emrî’ye ait bir şiirde, her bir beyitte yer alan kelime gruplarının altına verilen sayılar aracılığıyla, aynı vezin korunarak fakat farklı bir kafiye ile yeni bir şiirin oluşturulduğu tespit edilmiştir (Koçoğlu, 2016, s. 338–341). Benzer bir uygulamanın, yine Emrî’nin şiirine yazılan bir nazirede de aynı biçimde gerçekleştirildiği görülmektedir (Coşkun, 2019, s. 23). Bu örnekler, masnû ve musanna‘ kavramlarının, şiirde bilinçli bir kurgu ve ileri düzey bir sanat anlayışıyla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.

Tezkirelerde masnû‘ kelimesinin kimi örneklerde sözlük anlamıyla, kimi örneklerde ise terimsel çağrışımlar taşıyacak biçimde kullanıldığı görülmektedir. İncelenen örnekler, kelimenin tezkire metinlerinde temelde iki farklı kullanım biçimiyle karşımıza çıktığını ortaya koymaktadır. Bunlardan ilki, kelimenin ikileme yapısı içerisinde yer almasıdır. Fatin Tezkiresi’nde Şeyhülislâm Hasan Nazîf Efendi maddesinde geçen “…üç sınıf üzre levha şeklinde masnû‘ u matbû bir eser-i hayret-nisârı…” ifadesi ile Neccârzâde Şeyh Mustafa Rızâ Efendi maddesindeki “…bir aded matbû u masnû Dîvân-ı belâgat-ünvânı vardır.” şeklindeki örneklerde, masnû‘ kelimesinin matbû kavramıyla birlikte kullanıldığı görülmektedir (Çiftçi, 2017, s. 491; s. 188). Bu tür kullanımlarda masnû‘ u matbû terkibi, eserin sanatkârane biçimde hazırlanmış, ustalıkla vücuda getirilmiş ve estetik yönü güçlü olduğunu vurgulayan nitelik bildirici bir işlev üstlenmektedir.

İkinci kullanım biçimi ise kelimenin tamlama yapısı içerisinde yer almasıdır. Fatin Tezkiresi’nde Mehmed Azmî Efendi maddesinde geçen “…bir mikdâr eş‘âr-ı masnû‘u vardır.” ifadesi ile Ali Fethî Efendi maddesindeki “…‘Sermâye-i Necât’ isminde bir risâle-i masnû‘u…” şeklindeki örnekler bu durumu açıkça ortaya koymaktadır (Çiftçi, 2017, s. 355; s. 386). Bu tür kullanımlarda masnû‘ kelimesi, söz konusu eser veya şiirlerin bilinçli olarak sanatlı bir üslupla kaleme alındığını, belâgat unsurları ile söz sanatlarının özellikle ön planda tutulduğunu ima eden yarı terimsel bir anlam kazanmaktadır.

Sonuç olarak masnû‘ kelimesinin tezkirelerdeki kullanımı, kesin sınırları belirlenmiş bir terim anlamından ziyade, bağlama göre değişkenlik gösteren; sözlük anlamı ile terimsel çağrışımı iç içe geçiren esnek bir yapı arz etmektedir. Bu durum, kelimenin Klasik Türk edebiyatı geleneği içerisinde hem estetik bir niteleme unsuru hem de şiirdeki sanatkârlık düzeyini işaret eden işlevsel bir kavram olarak değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Masnû', tezkire metinlerinde kesin sınırları çizilmiş, teknik bir terimden ziyade, bağlama göre anlam kazanan esnek ve çok katmanlı bir niteleme kavramı olarak kullanılmaktadır. Kelime, bir yandan sözlük anlamına bağlı kalarak “sanatlı, ustalıkla yapılmış, özenle vücuda getirilmiş” olma vasfını ifade ederken; diğer yandan şiir ve edebî eserler söz konusu olduğunda, bilinçli biçimde söz sanatlarına dayalı, belâgat unsurlarının yoğun biçimde kullanıldığı ve şairin sanatkârlığını göstermek amacıyla kaleme alınmış metinleri işaret eden yarı terimsel bir anlam kazanmaktadır.

Tezkirelerde masnû' kelimesi, ikileme yapısı içinde "masnû' u matbû, muhayyel ü masnû'" kullanıldığında, eserin estetik değeri, işçilik niteliği ve sanatkârane oluşu vurgulayan övgü bildirici bir sıfat, tamlama yapısı içinde (eş'âr-ı masnû', risâle-i masnû', gazel-i masnû', şi'r-i masnû', beyt-i masnû', matla'-ı masnû) kullanıldığında ise, söz konusu eserin bilerek sanatlı bir üslupla kaleme alındığını, söz sanatlarının ön planda tutulduğunu ve yüksek bir belâgat iddiası taşıdığını ifade eden tanımlayıcı bir kavram işlevi görmektedir.




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Masnû' kelimesi Mecâlisü’n-Nefâis'te 1,  Tezkiretü'ş-Şû'arâ'da 10, Hâtimetü’l-Eşâr'da 9 kez  geçmektedir. 




Örnekler

Örnek 1:

 Maṭlaʿ: Gözüm hiç gördügün var mı be-ḥaḳḳ-ı sûre-i Ṭâhâ 

 Benüm yârüm gibi fitne benüm gönlüm gibi şeydâ

Nesr: Maṭlaʿ-ı merḳûm Dâʿî-i merḥûmun gâyetde matbû'ı ve dîvânında maḳbûl olan beyt-i masnû'ıdur. (Canım, 2018, s. 123)

Örnek 2:

Bu maṭlaʿ-ı matbû' u masnû' netîce-i dîvânıdur.
Maṭlaʿ: Bu çeşmüm çeşme-sârınuñ ʿacep ḫûnîn aḳar yaşı
             Meger vâr ise ol ʿaynuñ ciger dâġındadur başı (Canım, 2018, s. 129).

Örnek 3:

 Ve bu gazel-i zü’l-kâfiyeteyn ve reddü’l-ʿacz ʿale’ṣ-ṣadr dahî anun matbû' u masnû' olan eş'ârındandur.
Şi'r:  Tâ benüm gönlümde yakdun ey ruhı gülnâr nâr
         Nâr-ı şevkunla cihânda yandum ey 'ayyâr yâr

         Yârelü kıldun beni rahm eylemezsün ey dirîg
         Agladursun her gice tâ subḥa denlü zâr zâr…(Canım, 2018, s. 217).

Örnek 4:

Bu birḳaç ebyât-ı maṣnû'a ol kasîdedendür. 
Şi'r: Dâ'ire çekdügi bu çevresine her hâtem
       Bir perî da'vetini eylemek ister hâtem 
 

       Ḳara yazusı mıdur yâ Rab anun başında
       Yâ gam-ı ḥâlini mi eyledi defter hâtem… (Canım, 2018, s. 219).

Örnek 5:

 Bazı mahâli mübârekede vâki pûşîde-i şerîflerin ekserisi masnû'-ı destgâh-ı himmet u sanatı olduğundan başka kitâbe-i rengîn ve kıtâat-ı dil-nişînleri dahi âsâr-ı kalemi olduğu ma‘lûm-ı sigâr u kibârdır. (Çiftçi 2017, s. 171). 

Örnek 6:

 Mûmâ-ileyh sâhib-i irfân bir şâir-i rengîn-beyân olup eş‘âr  u güftârı  bî-ayb u noksân vâki olmuştur.

GAZEL-İ MASNU

Eser-i sûz-ı dil uşşâktan ma‘şûka aiddir 

Sırâc anınçün olsa add ile pervâne vâriddir   

Müsâvidir meges mîzân-ı adl-ı hakda fil ile   

Müsâvât olduğun mîzânda hak kulu mümehheddir   

Kemend-i mûy-ı zülf-i yârdır bend-i dil-i  âşık   

Anınçün kayd-ı kâkülden rehâ sevdâ-yı fâsiddir   

Görünmez hâb-ı râhat dîde-i pür-nemde çok demde   

Olup yeksân sabahile mesâ da‘vâya şâhiddir   

Hesâb itdikçe dâğ-ı sîne-i mecrûhu sehv itdim   

Sayılsa derd-i hecr ile ne nâkısdır ne zâiddir             

Revâdır tıbb-ı ne-dîde mey u gül sun gam-ı ufka             

Bu kavî tevbe olmakla peşîmânı müekkeddir               

Nizâ u sulhu bir add ile terk it cevr u âzârı             

Bu âlem olduğu fâni bu ma‘nâya müsâiddir             

Bu nev vâdide pey-revlikde Nâbî-i suhan-sence             

Emîn ol dahleden Sâhib ki da‘vâ gayr-i vâriddir. (Çiftçi, 2017, s. 287). 




Kaynaklar

Canım, Rıdvan (hzl.) (2018). Latifi Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html 

Coşkun, Nebi (2019). 18. Yüzyıla Ait Divan Tertibinde Bir Nazire Mecmûası (İnceleme-Metin). Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi. 

Çiftçi, Ömer (hzl.) (2017). Fatîn Davûd Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html 

Devellioğlu, Ferit (2010). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.

Eğri, Sadettin (2013). Edebiyatta Bedîiyyeler ve Bir Kasîde-i Masnû’a İncelemesi. Bilig, ss. 151-161.

Eraslan, K. (hzl.) (2001). Alî-Şîr Nevâyî Mecâlisü’n-nefâyis I (Giriş ve Metin) - II (Çeviri ve Notlar). Ankara: TDK Yayınları.

Güleç, İsmail (2014). Kasîde-İ Masnû’a İle Bedîyye Aynı Şey Midir?. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, c. 48, 63-70. 

Hasan Enverî (1962). Ferheng-i Füşürde-i Sühan. Tahran. 

Koçoğlu, Turgut (2016). Deneysel Edebiyat Yönüyle Dîvân Şiirinde Bir Tarz: Gazel-İ Musanna’ Yahut “Gazel Ender Gazel”. Hikmet Akademik Edebiyat Dergisi, 336-342.

Redhouse, J. W. (1987). A Turkish and English lexicon: Shewing in English the significations of the Turkish terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Şemseddin Sâmî (1901). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul.




Madde Yazarı:
Yazım Tarihi:
30/06/2026
logo-img