mûcib, âferin, mahall
* Arapça "i‘câb" “hayrete düşürmek”ten oluşan "mu‘cib" kelimesi ile Farsça beğenme, takdir ifadesi olan "âferîn" kelimelerinin birleşiminden oluşan tamlama, takdire şayan manasındadır (Kubbealtı Lugatı).
“Mûcib” kelimesi sözlüklerde genel hatlarıyla; “îcâbeden, lâzım gelen, gereken, gerektiren; sebep, vesile” manalarındadır (Devellioğlu, 2007, s. 661). “Âferin” ise beğenme ve takdir için kullanılır (Devellioğlu, 2007, s. 11).
Bir terim olarak “mûcib-i âferîn/mahall-i âferîn”, “takdire değer, övgüye layık” veya “takdir toplayan” demektir.
“Mûcib-i âferîn/mahall-i âferîn” teriminden “takdire değer, övgüye layık” veya “takdir toplayan”.
Tezkirelerde ilk ve tek olarak Latîfî'nin kullandığı tespit edilen “mûcib-i âferîn” terimi, “takdire değer, övgüye layık” veya “takdir toplayan” manalarına gelmektedir. Latîfî, eserinde bu tabiri şu cümlede kullanmıştır: “Ve hem tahrîr ü te‘lîfe kişide fi’l-cümle mecâl ve vüs‘at-i hâl gerekdür ki tertîb-i elfâz u ma‘ânî terkîb olacak mevâkı‘ında halel-i hayâlat ve hilye-i nükâtla mu‘allâ ve müzeyyen olup mahalli kabûle karîn ola ve mûcib-i âferîn ola.” (Canım, 2018, s. 59). Müellifin bu ifadelerle vurgulamak istediği husus şudur: İnsanın eser verebilmesi için az çok bir rahata ve güce ihtiyacı vardır ki; kelimeler ve anlamlar bir araya getirilirken hayallerin güzelliği ve ince sözlerin süsüyle yücelip bezensin, böylece kabul görüp takdir toplasın (mûcib-i âferîn ola). Nitekim müellif, buna benzer bir diğer ifade olan “mahall-i âferîn” tabirini de bir şairin divanını överken kullanmış; o eserde takdiri hak eden ve övgüye layık (mahall-i âferîn) zarif şiirler ile parlak gazeller bulunduğunu belirterek bağlamı pekiştirmiştir.
Yapılan incelemelerde “mûcib-i âferîn” ifadesinin yalnızca Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ adlı eserinde iki kez geçtiği saptanmış; aynı bağlamı taşıyan “mahall-i âferîn” tamlamasının da yine sadece bu tezkirede, tek bir yerde kullanıldığı görülmüştür.
Örnek 1:
Ve hem tahrîr ü te‘lîfe kişide fi’l-cümle mecâl ve vüs‘at-i hâl gerekdür ki tertîb-i elfâz u ma‘ânî terkîb olacak mevâkı‘ında halel-i hayâlat ve hilye-i nükâtla mu‘allâ ve müzeyyen olup mahalli kabûle karîn ola ve mûcib-i âferîn ola (Canım, 2018, s. 59).
Örnek 2:
Müʾmin ü muʿtekid bu makûle kelimâtdan ve güftâr-ı küfriyyâtdan mehmâ-emken hazer üzre olup elhâsıl şol kelâm ki küfr-âmîz ola her ne kadar mahall-i tahsîn ve mûcib-i âferîn olsa andan perhîz itmek vâcibdür (Canım, 2018, s. 398).
Örnek 3:
Dîvân-ı muʿteber ü maʿtûrında mûcib-i tahsîn ve mahall-i âferîn şiʿr-i zîbâsı ve gazel-i garrâsı vardur (Canım, 2018, s. 449).
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html.
Devellioğlu, F. (2007). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi.
İsen, M. (hzl.) (1999). Latîfî Tezkiresi. Ankara: Akçağ Yayınları.
Kubbealtı Lugatı. https://lugatim.com/s/m%C3%BBcib.
Kubbealtı Lugatı. https://lugatim.com/s/%C3%A2fer%C3%AEn.