şi’r-i levendâne, kasîde-i levendâne, gazel-i levendâne, tavr/tarz-ı levendâne, rind-i levendâne, şehlevendâne
* “Maaşlı deniz askeri” olan leventlerin dikkat çeken görüntü, hareket, giyim-kuşam, söz ve söylemlerindeki cesurca, açık, fevri, laubali ve hafif meşrep tavırlarının tezkirelerdeki şair ve şiirlerin tenkidinde bir edebî üslup, tarz ve eda öğesi olarak kullanılmasıyla oluşan terim.
Levendin kelime anlamına ilişkin en etraflı tanım Burhân-ı Katı’dadır: “Hareketsiz, işsiz, tembel; zina eden, sarhoş; fahişe, oğlancılık yapan; çırak, hizmetkâr, saray görevlisi ve ırgat; eğlenceli haberler; sarhoş meclislerinin dalkavuğu, Allah’tan korkmayan, utanmayan; cesurca kaygısızca halka zarar veren, başkalarının malını kendi malı gibi gören, adaletsiz, insafsız” anlamlarına gelmektedir (Mütercim Âsım Efendi, 2009, s. 488). “Yaramaz, hırsız, nâmussuz, bagi” manaları da dilimize Farsça’dan geçmiştir (Ayverdi, 2011, s. 1888); “Fahişe, oynak kız, zorba; tembel; ayyaş; zampara; namussuz kadın; ibne” gibi kötü manalarının yanında “çırak, oğlan, hizmetçi/gündelikçi” gibi olumlu manaları da vardır (Kanar, 1993, s. 544; Devellioğlu, 2016, s. 632).
En bilinen manasıyla “bir nevi denizci/maaşlı hafif asker” demektir (Redhouse, 2016, s. 233; Doktor Hüseyin Remzî, 2018, s. 293; Şemseddin Sâmî, 2004, s. 1248). Fakat Osmanlı ordusunda görev yapan leventlerin bazıları yağmalama, cana kıyma, zina gibi taşkın ve ahlaka uygun olmayan davranışlarından ötürü bu kötü sıfatları taşıyarak “fesat taifesi”; “levend eşkiyası” ve “korsan” olarak anılmışlardır (İlgürel, 2003, c. 27, s. 150; Oğraş, 1995, s. 53; Özükan, 2013, s. 34).
Genellikle fizikî görünüş, tarz ve tavrı ifade eden kullanımıyla “hızlı, çevik, hafif tavır ve hareketli, yakışıklı (güzel/kıyafetli)”; “emsallerine göre daha gösterişli, boyu posu yerinde; güçlü kuvvetli”; “kabadayı, cesur, yiğit” gibi manalara da sahiptir (Şemseddin Sâmî, 2004, s. 1248; Çağbayır, 2007, s. 2959; Toven, 2015, s. 426; Ayverdi, 2011, s. 1888).
Levendâne: Gramerde “yakışır şekilde, -cesine, -ce” anlamı taşıyan “-ce” ekinin levende gelmesiyle oluşmuş Farsça sıfat/zarftır (Ayverdi, 2011, s. 142). Sözlük anlamıyla “levende yakışacak surette” (Toven, 2015, s. 426); “leventçesine” (Mehmed Salâhî, 2019, s. 295, 296) “süratle, hızla” (Devellioğlu, 2016, s. 632) “hafif meşrepçe” (Parlatır, 2006, s. 969) “çabuk ve acele olarak”, “boylu poslu kimselere yakışır biçimde; yakışıklı ve gösterişli biçimde” demektir (Çağbayır, 2007, s. 2959).
Şemseddin Sâmî, kelimenin “hızlı tarzında, hafif ve süratli hareketle; yakışıklı ve hafif bir revişle” manalarını verirken “levendâne yürümek” ve “tavr-ı levendâne” gibi örnekler vermiştir (Şemseddin Sâmî, 2004, s. 1248). Edebî bir terim olarak da manası “yakışıklı güzel, boyu posu yerinde; irice yapılı güzel”; “kabadayı, cesur, yiğit, hareketli” gibi sözlük anlamlarıyla ilişkilendirilebilir (bkz. Kaplan, 2019, s. 245; Toven, 2015, s. 426; Ayverdi, 2011, s. 1888). Tezkire ve divanlarda da şair/şiirlerin eda, üslup ve tarzını karşılayarak onlara “asker gibi, yiğitçe, cesurca” anlamı katmaktadır (bkz. Aydın, 2016).
Deniz askeri olan leventlerin hâl ve harekatının şiirin üslubu gibi kullanılması sonucu; şiirde yiğitçe/cesur/pervasız bir asker edasıyla süs ve zorlamadan uzak, doğal bir edebî üslup/tarz/tavır. Ahengi, gücü, sesi yüksek şiirler. Üslubu yüksek perdeden olan sözler. Asker gibi, asker üslubunca.
Terim Devletşah Tezkiresi’nde geçmez (Çetindağ, 2002, s. 117). Mecâlisü’n-Nefâyis’te levend geçmesine rağmen levendâne yer almaz (bk. Eraslan, 2001). 15. yüzyıl tezkiresi Heşt Bihişt’te levendâne geçmez. Fakat Tezkire’nin “Cemîlî” maddesinde levendlik itmek, “levent gibi” manası taşıdığından bu fiil, terim manasını karşılaması bakımından levendâne’nin zemini kabul edilebilir. Nitekim Cemîlî biyografisinde Sehî Bey, (hoş bir yaradılışa, âşık ruhlu bir mizaca sahip olup bol miktarda şiiri olan; şiirleri âşıkane, ifadeleri ise mertçe olan, çok yiğitlik yapmış, kaygısız bir kimsedir.) diyerek levendlik itme’yi “yiğitçe şiir üslubuyla kendini gösteren, gözde” manasında kullanmıştır: “Hoş-tab‘ ‘âşık-meşreb vâfir eş‘âra mâlik eş‘ârı ‘âşıkâne ve elfâzı merdâne çok levendlik itmiş lâ’ubâlî kimesnedür” (İpekten vd., 2017, s. 183).
Sonraki asırlarda muhtemelen âşıkâne, merdâne, laubali gibi sıfatlara uyumu ve seciye uygunluk gözetilerek levendâne biçimi tercih edilmiştir. 16. yüzyılda levendâne’yi Anadolu sahası şair tezkirelerinde 3 yerde kullanarak terim olarak işaretleyen tezkire yazarı Âşık Çelebi’dir. Âşık Çelebi; “Ahmed Çelebi” maddesinde şairin şiiri; (zarif, sade, hoş ve çekici; açıktır/yiğitçedir) der: “Şi’ri şûh u sâde ve hoş-âyende vü küşâdedür/levendânedür” (Kılıç, 2018, s. 125); "İshak Çelebi" maddesinde (gazel tarzı yiğitçe ve açıktır; çoğu zaman yapmacıktan ve zorlama ifadelerden arınmış olup, güzel ve zarif bir üslupla vücut bulmuştur) ifadelerini kullanır: “Merhumun tarz-ı gazeli levendâne vü küşâde ekseri tasannu’ u tekellüfden sâde hûb u latîf edâda vâkı’ olmışdur” (Kılıç, 2018, s. 136) (Örnek 1). “Şikârî-i Sâlis” maddesinde ise şiir; (hafif, tatlı, yiğitçe ve aşk doludur): “Şi’ri dahı sebük ü şîrîn ve levendâne vü ‘ışk-âyîndür” (Örnek 2) diyerek terimin bağlamlarını ortaya koymuştur (Kılıç, 2018, s. 601). Bu örneklerden anlaşılacağı üzere levendâne “yiğitçe, süs ve zorlamadan uzak bir biçimde yazılmış şiir yahut gazelin üslubu/tarzı/tavrı”dır. Bu hususta dikkate değer bir tanık olması nedeniyle Bâkî’nin aşağıdaki beyti zikredilmelidir: Nitekim şairin beytindeki zarifâne ve levendâne iki farklı şiir tarzını ifade etmektedir: “Bâkiyâ tarz-ı şi’r böyle gerek/Hem zarîfâne hem levendâne” (Küçük, 1994, s. 392-393). Bu beyte göre şiirin “zarîfâne olması durumu onun şiirlerindeki hayalin ve ifadenin zarafetine, levendâne olması durumu ise ‘âhengi yüksek, ihtişamlı ve güçlü sesi’ne işaret etmektedir” (Kaplan, 2019, s. 252) (Örnek 3).
17. yüzyılda Riyâzî Tezkiresi’nin “İshak Efendi” maddesinde şehlevendâne terimi geçer. Şehlevend, leventlerin seraskeridir ve “yiğitçe tarzı, söylemi ve duruşu”yla dikkat çeker. Riyâzî, (şiirleri yiğitçe ve açıktır, yapmacıktan ve zorlama ifadelerden de arınmıştır; şehir ve diyarın zariflerinin dilinde dolaşır, gönül yarası olan âşıklara teselli verir) diyerek levendâne terimini “yiğitçe bir söylem, üslup kuvveti ve açıklığı” bağlamında kullanmıştır: “Eş‘ârı şehlevendâne ve küşâde, tasannu‘ u tekellüfden sâdedür ve zebân-ı zürefâ-yı şehr ü diyâr, tesliyet-bahş-ı ‘âşıkân-ı dilfigârdur” (Açıkgöz, 2017, s. 57).
18. yüzyılda Mirzâ-zâde Mehmed Sâlim (öl. 1743?) ise “Hamdî-i Dîger” maddesinde (… Ahmed Çelebi olarak tanınan, nezaket sahibi bir şairdir ki şiirleri yiğitçedir; yapmacıktan arınmış olup, anlam dolu sözleri süs ve gösterişten uzaktır) der: “…Ahmed Çelebi demekle şöhret-şi‘âr bir şâ‘ir-i letâfetkârdır ki eş‘ârı levendâne olup tekellüfden mu‘arrâ ve güftâr-ı mazmûndârı tezeyyün ü tasallüfden müberrâdır” (İnce, 2018, s. 178) (Örnek 4). Mirzâ-zâde’nin bu örneğini şahit tutan Çapan (2009), “tezkirelerde ‘edâ’yı belirleyen bir özellik de şairlerin şiirlerinde kullandıkları duygu-düşünce ve temalardır. Tezkire yazarlarının bu özelliği bazen bağlı bulundukları sebeple veya örnekleriyle izaha çalıştıklarından bahseder” demektedir (Çapan, 2009, s. 445-446). Bu açıdan bakıldığında yukarıdaki örneklerde Âşık Çelebi, Riyâzî ve Mirzâ-zâde levendâne’yle küşâde, tasannu’ ve tekellüften sâde, hûb ve latîf gibi ifadeler kullanmışlardır. Bu örneklere göre levendâne “şiirin edasında askerce bir yiğitlik üslubu ortaya koymak, içerik ve üslubunu zorlamamak, mazmunlu sözlerde dahi süsten uzak durmak” gibi bir şair tasarrufuna işaret etmektedir. Bu, anlam akıcı bir üslup ortaya koymanın da ön şartıdır. Nitekim “levendâne tarzda yazılan gazellerde de sevgiliden bahseden şiirin, sevgili gibi levent edalı, sevgilinin yürüyüşü gibi akıcı, konuşması gibi işveli olması gerektiği” kanaati de levendâne’nin terim manasıyla benzerlik taşımaktadır (Aydın, 2016, s. 16) (Örnek 5).
Mirzâ-zâde Mehmed, Sâlim, “Salâhî Kapudan” maddesinde (şiir deryasında da iktidar gemisinin kaptanı olup, yiğitçe bazı yerlerde etkili sözlerle parlak ifadeler ortaya koyardı) diyerek levendâne’nin “asker gibi yiğitçe/cesurca, iktidarı elinde tutan bir kaptan gibi güçlü” manalarını işaretlemiştir: “…buhûr-ı eş’ârda dahı keştî-süvâr-ı iktidâr olup levendâne ba’zı mertebe güftâr ile izhâr-ı suhan-ı âbdâr eyler idi” (İnce, 2018, s. 297) (Örnek 6). “Müfîdî” maddesinde ise (gerçi şiirleri öyle ince ve kusursuz değildir ama yine de kendi durumuna göre yiğitçedir) diyerek şiirinin “asker tavırlı, cesurca” oluşundan bahseder: “… egerçi eş’ârı öyle nâzik ü bî-bahâne degildir fe-ammâ hâline göre yine levendânedir” (İnce, 2018, s. 411).
Levendâne, bir tabir ve tavsif ifadesidir. Bu yönüyle bir eserin duygu, düşünce ve muhtevasını tanıtan her türlü tavsif ve açıklama bazen değer takdiri niteliğini bazen de ve tezkire yazarının söz konusu eser hakkındaki eğilimini yansıtmaktadır (Tolasa, 2002, s. 347). Tezkirelerdeki nazım/nesir örneklerde levendâne’nin terim manasını destekleyen bağlamlar olmasından ötürü ekseriyeti insani tavır ve duygu durumuyla ilgili olan ve levendâne (şeh-levendâne) kelimesi içeren metin örneklerinden bir derlemeyi sunmakta yarar görülmektedir:
Şefkat Tezkiresi’nin “Hâtif” biyografisindeki şiir örneğinde levendâne “şâhın tavrı”dır (Kılıç, 2017, s. 316). Şefkat Tezkiresi’nin “Âkif” biyografisindeki örnekte “gençler” (Kılıç, 2017, s. 213) ile Fatin Tezkiresi’nin “Râmiz Efendi” biyografisindeki “şûh”, levendâne edalıdır (Çifçi, 2017, s. 169).
Ali Emîrî’nin, “Civân” maddesinde levendâne adımlar; şahit olanlar için heybetli, dikkat çeken ve gösterişlidir (Kadıoğlu, 2018, s. 219). Ayrıca Hasan Çelebi’nin “Zînetî” (Sungurhan, 2017, s. 407) Şefkat’inse “Neş’et Süleyman Ağa” maddesinde geçen levendâne bir “yürüyüş tarzı”dır (Kılıç, 2017, s. 270).
Mehmed Sâlim’in “Şâkir” biyografisinde levendâne, “leventçe nazlı ve işveli salınış” (İnce, 2018, s. 262); Mehmed Tevfîk’in “Bahâyî” biyografisinde ise bir “bakış şekli”dir (Kutlar vd. 2017, s. 114). Âşık Çelebi levendâne’yi “Hemdemî” biyografisinde “insanlarla olan ilişkisi yiğitçe olan”; “‘İlmî-i Sânî”de “yiğitçe, kaygısız ve umursamaz”; “Şemsî” biyografisinde “yiğitçe bir rint” “Hayâlî-i Ma‘rûf”ta “askere yakışır şeb-külahlı” bir kimse olarak işler (Kılıç, 2018, s. 237, 477, 604, 652). Rıza Tezkiresi’nde kırmızı şal üzerine gül koymaksa şehleventçe bir harekettir (Zavotçu, 2017, s. 122).
Neticede levendâne; deniz askerlerinin hâl, harekât ve görüntülerine ait özelliklerin şiir tarzı/üslubu/tavrına yakıştırılarak kullanılması sonucunda askerce/yiğitçe/cesurca söylenen şiir/gazel gibi adlandırmalarla terim hüviyeti kazanmıştır. Edebî metinlerin edasında askerce bir yiğitlik üslubu ortaya koymak, içerik ve üslubunu zorlamamak, mazmunlu sözlerde dahi süsten uzak durmak bu üslup tarzının en belirgin özelliğidir. Bu yönüyle levendâne’nin; yürüyüşündeki nizam, heybet ve yiğitlik; giyilen elbisedeki zerafet, görkem ve gösteriş; fiziken üstünlük, güç ve mukavemet özelliklerini taşıyan bir deniz askerinden ilhamla oluşmuş; şiirdeki “âhenk, ihtişam ve gücü” yansıtarak şairin/şiirin “yalın, akıcı, kısmen laubali, yüksek perdeden ve dikkat çeken üslubu”nu ifade eden bir terim olduğu anlaşılmaktadır.
Anadolu sahası tezkirelerinde sırasıyla Âşık Çelebi’de 9; Ahdî’de 1; Hasan Çelebi’de 2; Beyânî’de 1; Şefkat’te 4; Fatîn’de 1; Ali Emîrî’de 1; Mehmed Tevfîk’te 1; Riyâzî’de 2; Mehmed Sirâceddin’de 1; Silâhdârzâde Mehmed Emîn’de 3; Mehmed Sâlim’de 5 defa geçer. Bu örneklerden Âşık Çelebi’de 3; Riyâzî’de 1, Mehmed Sâlim’de 3 tanesi eleştiri terimi olarak kullanılmıştır.
Örnek 1:
Emriñ olursa eyâ dâver-i iklîm-i kerem
Bir levendâne gazel eyleye hâmem inşâ (Aydın, 2015, C. 1, s. 45).
Örnek 2:
…“Şi’ri dahı sebük ü şîrîn ve levendâne vü ‘ışk-âyîndür” Matla’-ı û:
Degüldür şa‘şa‘a mihr ile âh-ı pür-şerârumdur
Zebûn olmış sipihrüñ tevseni oklı şikârumdur (Kılıç, 2018, s. 601).
Örnek 3:
Sen şehüñ vasfında ancak Rehâyî bendeñe
Âşıkâne vü sözi böyle levendâne dimek (Yerdemir, 2007, s. 106).
Örnek 4:
Kül oldum yana yana tâb u tâkat kalmadı dilde
Yanıp yakılmadan da kaldım ol şem‘-i şebistâne (İnce, 2018, s. 178).
Örnek 5:
Reftârı levendâne vü güftârı zebân-zed
Pertev gazeli gibi hoş-âyende güzeldür (Bektaş, 2007, s. 104).
Örnek 6:
Yâr tavrını Vusûlî gazelüñde yâd it
Diler-iseñ ki levendân(e) okunsun yürüsün (Taş, 2010, s. 156).
Örnek 7:
Atılsın top u kurşunlar çekilsün tîgler bir bir
Bezensin la’l-reng olsun ‘adû kanı ile deryâ
Turalım kahramânâsâ ‘adûya karşu haşmetle
Olup âteş-feşân kalyonlarımız hemçü ejderhâ
Tamâm altmış sene bezm-i vegâda olduk âmâde
Yine âmâdeyiz cenge Nerîmân ile bî-pervâ
Egerçi suretâ pîriz velîkin bezm-i rezm içre
Şu cengi görmüşüz kim görmemişdir dîde-i dünyâ
Ve lehû
Derdiñle girye oldu şehâ pîşemiz bizim
Hûn-ı cigerle toptoludur şîşemiz bizim
Ve lehû
Hamd eyleyelim Hakk’a ki erbâb-ı gazâyız
Rezm-âver-i hengâme-i bâzâr-ı hecâyız (İnce, 2018, s. 297).
Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzî Muhammed Efendi, Riyâzü’ş-Şuarâ (Tezkiretü’ş-Şuarâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddin, Mecma’-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html
Aydın, A. (hzl.) (2015). Hanyalı Nûrî ve Divanı (3 cilt). Berlin: Türkiye Âlim Kitapları Yayınevi.
Aydın, A. (2016). Klasik Türk Şiirinde Levendâne Tarz. Erdem. (70), 5-24.
Ayverdi, İ. (2011). Kubbealtı Lugati-Misalli Büyük Türkçe Sözlük. C. 1, 2, 3. hzl. A. Topaloğlu, H. Bilecik, M. Tahralı, F. Bilecik. İstanbul: Kubbealtı Yayınları.
Bektaş, E. (hzl.) (2007). Muvakkit-zâde Muhammed Pertev Divanı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/yazdir?2F924215B90C9FA219FB13FE340DDE65
Çağbayır, Y. (2007). Ötüken Türkçe Sözlük. C. 3. İstanbul: Ötüken Yayınları.
Çapan, P. (2009). Tezkirelerin Işığında Şiire Has Bir Yapı Unsuru Olarak Mana Üzerine Değerlendirmeler. A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi. (Prof. Dr. Hüseyin Ayan Özel Sayısı), (39), 435-448.
Çetindağ, Y. (2002). Eleştiri Terimleri Açısından Herat Mektebi Tezkirelerinin Anadolu Tezkirelerine Tesiri. bilig. (22), 109-132.
Çifçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Davud, Fatîn tezkiresi (Hâtimetü’l-Eş’âr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Devellioğlu, F. (2016). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Doktor Hüseyin Remzî (2018). Lügat-i Remzî. C. 2. hzl. A. Birinci. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı.
Eraslan, K. (hzl.) (2001). Alî Şîr Nevâyî Mecâlisü’n-Nefâyis I (Giriş ve Metin) - II (Çeviri ve Notlar). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
İlgürel, M. (2003). Levent. İslam Ansiklopedisi. C. 27, İstanbul: Türk Diyanet Vakfı Yayınları.
İnce, A. (hzl.) (2018). Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi-Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Ali Emîrî Efendi-Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kanar, M. (1993). Büyük Farsça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Birim Yayıncılık.
Kaplan, F. (2019). Bâkî’nin Bir Gazeline Yansıyan İki Şiir Tarzı: “Hem Zarîfâne Hem Levendâne”. Hikmet Akademik Edebiyat Dergisi (Journal Of Academic Literature). (11). 241-254.
Kılıç, F. (hzl.) (2017). Şefkat-i Bagdadi, Şefkat Tezkiresi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Kutlar Oğuz, F. S., Koncu, H., ve Çakır, M. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfîk, Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html
Küçük, S. (hzl.) (1994). Bâkî Divanı (Tenkitli Basım). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Mehmed Salâhî (2019). Kâmûs-ı Osmânî (İnceleme-Tıpkıbasım). C. 2, haz. A. Birinci, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı.
Mütercim Âsım Efendi (2009). Burhân-ı Kâtı. haz. M. Öztürk, D. Örs, İstanbul: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Oğraş, R. (hzl.) (1995). Esad Mehmed Efendi’nin Hayatı Edebî Kişiliği ve Şâhidü’l-Müverrihîn Adlı Eserinin Metni. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-212024/esad-mehmed-efendi-bagce-i-safa-enduz.html
Özükan, B. (edt.) (2013). Pîrî Reis-Kitâb-ı Bahriye. İstanbul: Boyut Yayınları.
Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.
Redhouse, J. W. (2016). Müntahabat-ı Lügat-ı Osmaniyye. hzl. R. Toparlı, B. Eyövge Yılmaz ve Y., Yılmaz. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Solmaz, S. (hzl.) (2005). Ahdî ve Gülşen-i Şu'arâsı: İnceleme-Metin. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.
Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızade Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu‘arâ. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Mustafa (Carullahzâde) Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-Şu‘arâ). Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Şemseddin Sâmî (2004). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Taş, H. (hzl.) (2010). Vusûlî, Dîvân (İnceleme-Metin-Çeviri-Açıklamalar Dizin). Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78409/vusuli-divani.html
Tolasa, H. (2002). Sehî, Latifî ve Âşık Çelebi Tezkirelerine Göre 16. Yüzyılda Edebiyat Araştırma ve Eleştirisi. Ankara: Akçağ Yayınları.
Yerdemir, F. (2007). Rehâyî Divanı: İnceleme-Metin-Dizin. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi.
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html