kıllet, kıllet-i bizâ'a, zillet ü kıllet
* Sözlüklerde "azlık, kıtlık; yoksunluk" gibi anlamları olan ve kesretin mukabili olarak kullanılan bir terim.
Arapça bir kelime olan “kıllet” için sözlükler “azlık”, “kıtlık” anlamını vermektedir (Kanar, 2010, s. 1180; Şemseddin Sâmî, 1904, s. 1088).
Terkibe girdiği kelimenin azlığını ifade eden bir terim. Ör: kıllet-i nukûd, para eksikliği; kıllet-i dem, kansızlık. Bunun yanında tezkirelerde tek başına kullanıldığında “yoksulluk” anlamına geldiği görülmüştür.
Kıllet, tezkirelerde ve divanlarda terkibe girdiği kelimenin eksikliği, azlığı ve kıtlığını ifade eder. Nâsirler tarafından tanıttıkları şairin eksik hususiyetlerini belirtmede kullanılır. “Cevdet-i tab' kılletinden” ifadesiyle şairin “mizaç güzelliğinin eksikliği” vurgulanır. “Dünyada zıllet ü kılletden halâs bulmamışdır.” diyen Latîfî, kıllet kelimesini “yoksulluk” anlamına gelecek şekilde anlamlandırmıştır.
Yapılan divan taramalarında ise “kıllet” kelimesinin ekseriyetle “azlık, kıtlık, noksanlık” gibi anlamlarda kullanıldığı görülmüştür. Kıllet kelimesi diğerlerinden farklı olarak sadece bir yerde “hudut, son” şeklinde kullanmıştır.
“Ol kesrete kıllet yok / Rahm eyle Rahîm Allâh” (Mısrî, Mur. 118)
“Kıllet” ibaresi İlk defa 15. yüzyılda kaleme alınan Sehî Bey Tezkiresi'nde sadece bir yerde kullanılır. Sehî Bey'den sonra Latîfî Tezkiresi'nde aynı kelimenin on dört kere kullanıldığı görülür. Âşık Çelebi “kıllet” ifadesinden beş yerde istifade eder. Hasan Çelebi ve Ahdî ise tezkirelerinde “kıllet” ifadesinden istifade etmez. Buna mukabil Beyânî Tezkiresi'nde kelime dört yerde geçer. Gelibolulu Âlî'de ise iki yerde kelimenin kullanıldığı görülür. Tezkireler dünyasına Sehî Bey ile giriş yapan “kıllet” kelimesi on altıncı yüzyıl nâsirleri tarafından muhkem bir yapıya bürünmüş ve terimleşmiştir.
Örnek 1:
Ammâ cevdet-i tab' kılletinden eş'ârı ekall-i kalîl olmagın (İpekten vd., 2017, s. 113).
Örnek 2:
Dünyâda zillet ü kılletden ve mihnet ü mezelletden halâs u menâs bulmamışdur (Canım, 2018, s. 285).
Örnek 3:
Ammâ şâ'iriyyeti kıllet-i bizâ'asına göre zâhir ü 'ıyân imiş (İsen, 2017, s. 51).
Örnek 4:
Ol kesrete kıllet yok/ Rahm eyle Rahîm Allâh (Kavruk, 2011, s. 81).
Canım, R. (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
İsen, M. (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Kanar, M. (2010). Farsça Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.
Kavruk, H. (2011). Malatyalı Niyâzî-i Mısrî Hayatı, Sanatı, Eserleri ve Dîvân-ı İlâhiyât Türkçe Şiirler-Sözlük. Malatya: Malatya Belediyesi Kültür Yayınları.
Şemseddin Sâmî, Ş. (1904) Kâmûs-i Türkî. İstanbul: Dersaadet İkdâm Matbaası.