kelimât-ı nâzük, kelimât-ı dürer-bâr, kelimât-ı sihr-şi'âr, kelimât-ı garîb, kelimât-ı hayât-bahş, kelimât-ı hayât-nümâ, kelimât-ı hûb-edâ, kelimât-ı muhakkikâne, kelimât-ı rindâne, kelimât-ı selîs
* Sözlüklerde “kelimeler, sözler” anlamına gelen “kelime”nin çoğulu olup, tezkirelerde bu temel anlamının yanı sıra “söyleyiş, ifade tarzı ve şiir(ler)” anlamlarında da kullanılan çok katmanlı edebî terim.
Kelimât çoğul bir sözcük olup “kelime” ile Arapça çokluk eki “-ât”ın birleşmesinden oluşur. Sözlülerde kelimeler, kelâmlar, sözler anlamındadır. Sözlüklerde kelime “sözcük, söz, vecize, konuşma, fikir, söylev” anlamlarında geçmektedir. Kurʼân-ı Kerîm’de 14 yerde “kelimât” ifadesi bulunmakta ve vahyî içerikli şeyleri anlatmaktadır (Bakara 37, 124; Enʼâm 34, 115; Aʼrâf 158; Enfâl 7; Yûnus 64, 82; Kehf 27, 109; Lokmân 27; Şûrâ 24; Tahrîm 17). Ayrıca Okyânûs’ta “kelimet, kelimin çoğuludur, kasideye denir”; Moin Farsça Sözlüğü’nde “kelimeler, konuşmalar, sözler; hutbe, kaside” anlamları verilmektedir.
Kelimât terimi, tezkirelerde özellikle şiirleri niteleyen sıfatlarla birlikte kullanılır: hulk-ı kelimât, tuhfe-i kelimât, kelimât-ı belâgat-nişân, kelimât-ı rengîn, kelimât-ı pür-nikât, dürc-i kelimât, kelimât-ı melîha, kelimât-ı letâfet-simât, sebîke-i kelimât, kelimât-ı muhakkikâne, kelimât-ı rindâne. “Ebyât” ve “eş’âr” kelimeleriyle de sıkça bir arada geçer. Şair biyografilerinde şaire ait sözlerden, kelimeler ve söylevlerden bahsederken kullanılır. Özellikle şairlerin şiirlerinden bahsedilirken “eş’âr” kelimesinin yerini alacak biçimde “şiirler” anlamında kullanılmıştır. Terim anlamının 16. yüzyıl tezkirelerinde pekiştiği, en çok Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiresi’nde işlendiği görülmektedir: "Sünnî: Ekser-i ebyâtı rubâ’îdür. Bu rubâ’iyyât anuñ kelimâtındandur" (Sungurhan, 2017, s. 448).
Kelimenin Türkçe metinlerdeki ilk kullanımı 14. yüzyıla aittir; Kenzü’l-Küberâ ve Mehekkü’l-Ulemâ ve Nehcü’l-Ferâdîs’te “kelimeler, sözler” anlamıyla geçmektedir: “Belki telattuf-ıla ve şîrîn sözile ilerü gele ve kelimât ide ki ol öyke odınuñ yalınını bu suyıla sâkin kıla” (Şeyhoğlu Mustafa, 2013, s. 115). 16. yüzyılda Sehî Bey’in Heşt Bihişt’inde “şiirler” anlamında kullanılmıştır. Sehî, Mevlânâ Gazâlî’nin şairliğinden söz ederken şunları yazar: “Ve nazm itdügi latîfelerüñ ’ibârâtında taltîf-i kelâm eylemeyüp vezne gelen kelimâtınuñ ekserî fâhiş fuhşiyyât-ı nâ-fercâm olmagın tab’-ı selîm andan îbâ ve zihn-i müstâkîm ibrâ itmemek olmaz” (Sehî, Heşt Bihişt, s. 109-110).
Kınalızâde'nin şair Âhî için yaptığı değerlendirmede “ebyât-ı şîrîn” ile kelimât-ı rengîn" terkipleri, paralel tamlama oluşturmaktadır (örnek 1). Ebyatın kesin olarak beyitler/şiirler anlamı taşıdığı göz önünde bulundurulduğunda, ona söz dizimsel düzeyde koşut tutulan kelimâtın da ancak aynı anlam alanında değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Öte yandan Nizami ve Hüsrev gibi iki büyük şair adının geçtiği bu bağlam, söz konusu olan şeyin sıradan kelimeler değil şiir sanatının ürünleri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hasan Çelebi'nin şair Sânî için de Dîvân'ı ile andığı ve “makbûl u bî-bedel kelimât-ı belâgat-'unvânı” şeklinde tarif ettiği değerlendirmesinde de benzer bir kullanımın tercih edildiği görülmektedir (örnek 2). Dîvân'ın doğrudan şiir mecmuasını ifade ettiği dikkate alındığında, ona paralel biçimde kullanılan kelimâtın da basit anlamda "sözler" veya "kelimeler" değil, şairin nazım ürünleri olarak değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca kelimâtın "makbûl u bî-bedel" sıfatlarıyla nitelendirilmesi, bunların müstakil edebî eserler yahut şiirler olarak takdir edildiğini göstermektedir.
Kelimât'ın divanlarda karşılaşılan örneklerine bakıldığında tezkirelere göre daha az ve sözlük manasıyla kullanıldığı görülmektedir. Örneğin Hayâlî Dîvânı'nda “kelimât” hiç geçmemekte, Bâkî'nin şiirlerinde 2, Fuzûlî’de ise 4 yerde geçmektedir. Bu durum, kelimenin aynı dönemde divanlara nazaran tezkirelerde çok daha sık tercih edildiğini ortaya koymaktadır.
Selâset-i kelimâtum safâ-yı eş’ârum / Akar su gibi kılupdur kulûbı hep meyyâl (Bâkî)
Kelimâtum yirine dürr ü güher nazm itsem / İdemez mertebe-i fazluñı eş’âr iş’âr (Bâkî)
Eyleseñ tûtîye ta’lîm-i edâ-yı kelimât / Nutkı insân olur ammâ özi insân olmaz (Fuzûlî)
Terimin 20. yüzyıldaki kullanımına Ali Emîrî Efendi’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid’inde rastlanılmaktadır: “Nâ-müstahakka tevcîh buyurmuşlar diye medhûl olursız bir dersiye mahlûl oldukta ihsân buyuruñ zemîninde kelimât-ı i’zârkârâne bast eylediler” (Ali Emîrî, 2018, s. 161).
Sehî Bey’in Heşt Bihşt’inde 10, Âhdî Tezkiresi’nde 59, Beyânî’de 21, Gelibolulu Âlî’de 9, Latîfî’de 80, Âşık Çelebi’de 43, Kınalızâde Hasan Çelebi’de 174, Riyâzî’de 5, Rızâ’da 3 ve Âsım Tezkiresi’nde 3 kez geçmektedir.
Örnek 1:
…ebyât-ı şîrîn ve kelimât-ı rengînin Nizâmî görse tahsîn idüp Hüsrev hezâr-âferîn dir idi (Sungurhan, 2017, s. 216).
Örnek 2:
Müretteb ü mükemmel Dîvânı ve makbûl u bî-bedel kelimât-ı belâgat-'unvânı vardur (Sungurhan, 2017, s. 254).
Örnek 3:
Kesîrü'l-kelimât ve 'azîzü'l-ebyât meydân-ı cihânda çevgânı belâgatle… (Sungurhan,2017, s. 200).
Örnek 4:
Ol zemândan berü eş'âr u kelimâtından gayrı nâm u nişânı kalmamışdur (Sungurhan, 2017, s. 854).
Örnek 5:
… şâ'ir-i mezbûru kelimâtı nesyen mensiyyen olup… (Sungurhan, 2017, s. 883).
Aksoyak, İ. H. (2019). Peyrev. Klasik Türk Edebiyatının Ses ve Anlam Dünyası Sempozyumu, Prof. Dr. Halûk İpekten Anısına, 10-11 Ekim 2019.
Ali Emîrî. (2018). Tezkire-i Şu'arâ-yı Âmid. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. E-kitap: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/125212,ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amidpdf.pdf?0
Atalay, A. (2024). Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ adlı eseri (Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük: Elif ile sad harfleri arası) (Tez No. 897308) [Doktora tezi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi].
Dihhudâ, A. E. (1346). Logatnâme-yi Dihhudâ. Tahran.
Kaplan, F. (2021). Klasik Türk edebiyatı eleştiri terimleri sözlüğü-Latîfî Tezkiresi örneği. İstanbul: DBY Yay.
Kur’ân Yolu. (Erişim: 30 Nisan 2023). https://kuran.diyanet.gov.tr
Kutluk, İbrahim (1978). Tezkiretü’ş-Şuarâ. Türk Tarih Kurumu Basımevi, C. 1, Ankara.
Moeın, M. (2006). Persian Dictionary. Tehran: Milad-ı Nur.
Mütercim Âsım Efendi (2013-2014). el-Okyânûsu’l-Basît fî Tercemeti’l-Kâmûsu’l-Muhît (c. 1-6). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.
Sungurhan, A. (2017). Tezkiretü’ş-şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. E-kitap: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR 194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Şeyhoğlu Mustafa (2013). Kenzü’l-Küberâ ve Mehekkü’l-Ulemâ. (Haz. K. Yavuz). Türk Dil Kurumu Yayınları.
Vajehyab Lugati. “klimat”. (Erişim: 1 Mayıs 2023). https://vajehyab.com
Yıldız, A. (2018). “Mecmû’a” ve “Mecmû’a-i Eş’âr” kavramlarının Zübdetü’l-Eş’âr ve zeyllerindeki kullanımları üzerine. bilig – Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, 86, 169-181.