kedd, kedd-i yemîn, kedd-i şedîd
* Tezkirelerde "çalışma, emek" anlamıyla çeşitli bağlamlarda kullanılan, şiirle ilgili olarak şiirin bir çaba, emek sonucunda ortaya çıktığını ifade eden terim.
Kedd, sözlüklerde "çalışma, çabalama, iş, emek" (Devellioğlu, 2005, s. 501) “bir işi yapmak için çabalayıp uğraşma” (Çağbayır, 2017, s. 862) “sa‘y, zahmetli iş” (Sâmî, 2011, s. 1151) “bir işte zahmet çekmek, kesbe dürüşmek” (Vankulu Mehmed Efendi, 2014, s. 616) gibi anlamları olan Arapça bir isimdir.
Terim, şiirin bir çaba, emek sonucu ortaya çıktığını ifade etmektedir. Bazı şairler doğuştan gelen yeteneğe sahipken, bazı şairler de böyle bir yeteneğe sahip olmadıkları için çalışıp çabalayarak şiirlerini yazmışlardır. “Kedd” kelimesi de bu durumu ifade etmek için kullanılmaktadır.
Kelime tezkirelerde birden çok bağlamda kullanılmış ve ilk olarak Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ'sında yer almıştır. Latîfî, “Tabîʿat-ı şiʿriyyesi bed ve kuvvet-i nazmiyyesi ked degüldi.” (Canım, 2018, s. 165) cümlesinde Siyâbî’nin şairlik tabiatının ve şiirinin kötü olmadığını ifade etmiştir. “Kedd”e olumsuz bir anlam yüklemiş ve Siyâbî’nin şiirinin “ked” olmadığını söyleyerek şairi övmüştür. Tolasa, Latîfî’nin bu cümlesinin “az veya eksik değildi ama, çok da değildi, orta veya alelade idi” çerçevesinde düşünülmesi gerektiğini ifade etmiştir. (1983, s. 199).
Latîfî, tezkiresinde şiirleri kesbî ve vehbî şiir olarak ikiye ayırmıştır. Vehbî şiirin ilham yoluyla yazıldığını, kesbî şiirin ise doğuştan gelen bir yetenek sonucu değil, şairin harcadığı çaba sonucu ortaya çıktığını ifade etmiştir. Bu düşünceden hareketle vehbî şiirin kesbî şiirden üstün olduğunu vurgulamıştır (Canım, 2018, s. 469). “Kesb” ile benzer anlamlara gelen “kedd” de tezkirelerde bu bağlamda kullanılmıştır. Âşık Çelebi, Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ adlı tezkiresinde (Kılıç, 2018, s. 362) “kedd”i benzer bir bağlamda kullanmıştır. Zâtî ve Necâtî'yi karşılaştırdığı bölümde Zâtî’nin çalışmayla, Necâtî’nin ise doğuştan gelen yetenekle şiir yazdığını ifade etmiştir. Âşık Çelebi, Selîkî ile ilgili yazdığı bölümde ise, Selîkî’nin şiirini “kedd-i şedîd” olarak tanımlamıştır (Kılıç, 2018, s. 435). Burada da yine şiirin bir çaba sonucu yazıldığı anlamı vardır. Âşık Çelebi’de dikkat çeken bir diğer ifade “kedd-i yemîn-i hâme-i hayâl”dir (hayal kaleminin el emeği) (Kılıç, 2018, s. 58). Hayal ve çaba kelimesinin bir arada kullanılması, yetenekle emeğin bir arada olduğunu, şairin hayallerini emekle ince ince işlediğini ifade etmektedir. Âşık Çelebi “kedd” kelimesini başka bir bölümde “meşakkat” ile birlikte, kelimenin zahmetli iş manası bağlamında kullanmıştır (Kılıç, 2018, s. 58).
Ayrıca tezkirelerde “el emeği” anlamına gelen “kedd-i yemîn” (Devellioğlu, 2005, s. 501) terkibi de kullanılmaktadır. Bu terkip şairlerin hayatı hakkında bilgi verilirken şairin geçimini kendi emeği ile kazandığını ifade etmek için kullanılmıştır (Sungurhan, 2017a, s. 288).
Latîfî'ninTezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'sında 4; Âşık Çelebi'nin Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ'sında 8; Kınalızâde Hasan Çelebı̇'nin Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ'sında 3; Beyânî Tezkiresi‘nde 1; Mehmed Tevfik'in Kâfile-i Şu’arâ'sında 1 kez kullanılmıştır.
Örnek 1:
Tabîʿat-ı şiʿriyyesi bed ve kuvvet-i nazmiyyesi ked degüldi (Canım, 2018, s. 165).
Örnek 2:
… recâ-yı mansıbdan ferâgat idüp kedd-i yemîn ve ‘arâk-ı cebîn ile kanâ’at itmiş idi (Sungurhan, 2017a, s. 288).
Örnek 3 :
Şu‘arâ-yı selefüñ biri dahı Zâtî’dür. Lakin şu‘arânuñ hakkında kedd ile kesb ile tahsîl olınmış emr-i ârızî ve Necâtî’de tekellüfsüz ü tasallufsuz emr-i zâtîdür (Kılıç, 2018, s. 362).
Örnek 4 :
Ve eşʿârı kedd-i yemîn-i hâme-i hayâli ve ʿarak-ı cebîn-i nâme-i Nevâlî ile kesb-i yedidür (Kılıç, 2018, s. 384-385).
Örnek 5:
Şiʿri kedd-i şedîd ve saʿy-i sedîd ile ele getürmişdür ammâ meydân-ı nazmda tîr-i himmetin zih-gîr-i murâdına geçürmişdür (Kılıç, 2018, s. 435).
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çağbayır, Y. (2017). Arap Asıllı Türk Alfabesiyle Yazılmış Türkçenin Söz Varlığı: Ötüken Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Devellioğlu, F. (2005). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Kutlar Oğuz, F. S., Koncu, H., ve Çakır, M. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfik Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Şemseddin Sâmî. (2011). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Kapı Yayınları.
Tolasa, H. (1983). Sehî, Latîfî ve Âşık Çelebi Tezkirelerine Göre 16. Yüzyılda Edebiyat Araştırma ve Eleştirisi. İzmir: Ege Üniversitesi Matbaası.
Vankulu Mehmed Efendi (2014). Vankulu Lugati. (Hzl. Mustafa Koç, Eyyüp Tanrıverdi). 1. C., İstanbul: Yazma Eserler Kurumu. http://ekitap.yek.gov.tr/Uploads/ProductsFiles/342aae0f-8ea4-4a04-880a-006c879bf312.pdf