ḪUFTE (ḪUFTE)

nükte-i hufte, dîde-i hufte


* Sözlüklerde “uyumuş, yatmış, uyuşmuş” manaları olan, tezkirelerde henüz söylenmemiş fakat dile getirilmek için uygun zamanın kollandığı beyitler için kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Kelime Farsça bir sıfattır. Sözlüklerde bu kelime “uyumuş ve nâ’im” (Öztürk ve Örs, 2009, s. 366), “uyumuş, yatmış, uyuşmuş” (Şükûn, 1996, s. 797), “uzanmış, düşmüş, uyuyan, uyuşuk” (Redhouse, 2011, s. 856), “yatmış, uyumuş” (Devellioğlu, 2006,s. 379) şeklinde belirtilmiştir. Bununla birlikte kelimenin “sessizleştirilmiş, yatıştırılmış, intikamı alınmamış” manalarına geldiği de belirtilir (Redhouse, 2011, s. 856). Dihhudâ’nın Lugatnâme isimli eserinde ise bu kelimeye “uyku, uyuyan, uykulu, ecel, kaymağını almak için çalkalanmış süt, eğri, donmuş ve durgun” anlamları verilmiştir (Dihhudâ, 1377).




Terim Anlamı

Söylenmeyip gizli tutulmuş ancak dile getirilmek için uygun zamanın kollandığı beyit veya şiirler.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Tezkirelerde “hufte” tabiri Âşık Çelebi, Kınalızâde Hasan Çelebi ve Latîfî’de geçmektedir; ancak kelimeyi edebî anlamla kullanan yalnızca Latîfî’dir. Diğer tezkirelerde kelimenin klasik anlamları olan “uyumuş, uyuyan” öne çıkarken, Latîfî’de “nükte-i hufte” tamlamasıyla kelimeye edebî bir değer kazandırılmıştır. Latîfî, asıl adı İsa olan Visâlî mahlaslı şairin, şairlerin şiirine müdahale ettiğini ve her mecliste onlarla münazaraya girdiğini aktarır; bu nedenle bazı çevrelerce sünnetsiz olmakla itham edildiğini belirtir. Bu bağlamda bir şair, karşılaşma sırasında daha önce içinde tuttuğu, ancak öfkeyle veya anın gereği olarak açığa çıkardığı nükteyi “hufte” tabiriyle ifade eder: “Şu'arâdan biri hîn-i mu'ârazada bu nükte-i hufteyi mahall-i ızmâr iken bu kıt'a ile ızhâr u tasrîh ider.” Buradaki kullanım, kelimenin gizli, saklı, açığa çıkarılmamış anlamına denk gelir ve Latîfî’nin edebî üslubuna özgüdür. Bazı sözlüklerde “hufte” kelimesi “intikamı alınmamış kan” anlamını da taşır (Redhouse, 2011, s. 856); ancak Latîfî’nin tezkiresinde bu anlam uygulanamaz, zira söz konusu olan yalnızca önceden gizli tutulmuş nüktenin açığa çıkarılmasıdır, herhangi bir kin veya cezalandırma maksadı yoktur. Bu nedenle Latîfî’de “hufte” edebî bir nükteyi gizliliğiyle nitelendiren bir terim olarak kullanılmıştır (Kaplan, 2018, s. 272).




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Yapılan taramalar sonucunda “hufte” tabirinin, Latîfî’nin Tezkiretü'ş-şu'arâ ve Tabsıratü'n-nuzamâ’sının “Visâlî” maddesinde, Âşık Çelebi’nin Meşâiru’ş-şu’arâ isimli tezkiresinin Figânî ve Hâtemî maddesinde, Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretu’ş-şu’arâ isimli tezkiresinin Sultan Murâd Han maddesinde kullanıldığı tespit edilmiştir.




Örnekler

Örnek 1:

Şu'arâdan biri hîn-i mu'ârazada bu nükte-i hufteyi mahall-i ızmâr iken bu kıt'a ile ızhâr u tasrîh ider.

Kıt'a:   

Nâsih-i fenn-i beyân a'ni Visâlî hazreti 

San'at-ı şi'r içre öte ucıdur devletsüzüñ

Şi'rin istermiş Necâtînüñ ki her yüzden boza 

Himmet-i 'âlîsini billâhi gör devletsüzüñ

Şi'r içinde gayr-ı farzıyyâtı 'arz eyler bize 

Bu meseldür söylenür halk içre söz sünnetsüzüñ (Canım, 2000, s. 563).

Örnek 2:

Her şeb sîmât-ı kehkeşâna nukl-ı encüm saçılmadın ve câm-ı ufk rahîh-i mürevvak-ı şafakla tolmadın anuñ bezm-i şebânesi kurılurdı ve Zühre-i sâzende sâzına nevâzende olmadın anuñ çeng ü çegânesi nevbeti urılurdı ve her seher pîr-i felek sâgar-ı hurşîd ile def'-i humâr itmedin ve dîde-i hufte-i ‘âlem sekrân u sergerânlık def’i içün çeşmesâr-ı hurşîdden reşâşe-i eşi‘’at ile yüzin yumadın ol bezm-i sabûhî iderdi (Kılıç, 2010, s. 1206).

Örnek 3:

‘Ale’l-husûs künûz-ı hakâ’ik ve rumûz-ı dakâ'ik ve minvâl-i ‘ışk u mahabbet ve evsâf-ı eşvâk u meveddet ve medh-i cemâl ü celâl ve şerh-i firâk u visâl bu kısmda mukarrer ve nasâ’ih-i dil-pezîr ki bister-i gaflet ü pindâr huftelerin bîdâr ider (Sungurhan, 2017, s. 93). 




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2000). Latîfî Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (İnceleme-metin). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi  Başkanlığı.

Devellioğlu, F. (2006). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.

Dihhuda, A. E. (1377). Lugat-nâme. Erişim Tarihi: 28.11.2025. https://dehkhoda.ut.ac.ir/fa/dictionary/%EF%BA%A7%EF%BB%94%EF%BA%98%EF%BB%AA 

Kaplan, F. (2018). Latîfî Tezkiresi’nde Edebî Eleştiri Terimleri ve Edebiyat Eleştirisi. Doktora Tezi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Muğla.

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ’iru’ş-şu’arâ (İnceleme-Metin). İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü.

Öztürk, M., Örs, D. (hzl.) (2009). Burhân-ı Kâtı Mütercim Âsım Efendi. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Redhouse, J. W. (2011). A Turkish and English Lexicon: Shewing In English-The Significations of The Turkish Terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi - Tezkiretü’ş-şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı.

Şükûn, Z. (1996). Gencine-i Güftar Ferhengi Ziya Farsça-Türkçe Lûgat (II. cilt) İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.




Yazım Tarihi:
02/12/2025
logo-img