latîf ü hoş-ter, nâzik ü hoş-ter, hoş-ter ü şîrîn, bih-ter ü hoş-ter
* Farsça “hoş” (beğenilen, iyi, güzel) kelimesi ile sonuna geldiği kelimelere “daha, en, çok” anlamı veren Farsça “-ter” ekinin bir araya gelmesiyle oluşan “sanat ve zevk bakımından üstün, çokça zevk veren, daha ince bir güzelliğe sahip olan, güzel duygular uyandıran” anlamlarında kullanılan terim.
Farsça bir sözcük olan “hoş” sözlüklerde “güzel, iyi, tatlı, sevimli, beğenilen, mükemmel, çekici, latif, duyguları okşayan, zevk veren, iç açıcı, neşeli, cana yakın; tuhaf, gülünç, garip” anlamlarında kullanılan bir sıfattır (Ayverdi, 2010, s. 514; Devellioğlu, 1999, s. 376; Kanar, 2011, s. 482; Parlatır, 2006, s. 643; Redhouse, 2011, s. 489; Remzî, 1305, s. 518; Steingass, 1989, s. 485, Toparlı, 2016, s. 306). Sonuna eklendiği kelimeye karşılaştırma, derecelendirme ve mübalağa anlamı katan Farsça “-ter” ise “daha, en, pek, çok” anlamlarına gelmektedir (Devellioğlu, 1999, s. 1082; Redhouse, 2011, s. 1145; Sâmî, 1989, s. 392). “Hoş” kelimesi ile “-ter” ekinin bir araya gelmesiyle oluşan ve üstünlük bildiren bir sıfat olarak kullanılan “hoş-ter” sözlüklerde “daha hoş, çok hoş” olarak tanımlanmıştır (Devellioğlu, 1999, s. 377; Ayverdi, 2010, s. 514; Redhouse, 2011, s. 490; Steingass, 1989, s. 487; Parlatır, 2006, 644). “Hoş” kelimesinin sözlüklerde “aslına bakarsan, aslında, gerçi, yine de, her neyse” (Redhouse, 2011, s. 489; Ayverdi, 2010, s. 514) anlamlarıyla zarf görevinde kullanıldığı görülmekle birlikte bu kullanımın “hoş-ter” ile anlamsal yönden bir ilişkisi bulunmamaktadır.
“Hoş-ter” tezkirelerde tek bir anlamda kullanılmamıştır. Bazı tezkirelerde sözlük anlamı olan “daha hoş, çok hoş” anlamıyla kullanılırken bazı tezkirelerde ise “sanat ve zevk bakımından üstün, çokça zevk veren, daha ince bir güzelliğe sahip olan, güzel duygular uyandıran” anlamlarıyla yazılı ürünleri betimlemek amacıyla kullanılmış bir terim olarak karşımıza çıkar.
“Hoş-ter” ifadesine 11 farklı biyografik kaynakta 18 kez tesadüf edilmiştir. İbarenin 11 yerde şiir içerisinde (şiir örneklerinden ikisi Farsçadır), 8 yerde ise şair hakkında bilgi verilen mensur kısım içerisinde geçtiği görülmüştür. Söz konusu terim ile daha çok sevilenin/memduhun fizikî ve ahlakî özelliklerinin ya da bir şairin şiirlerinin övüldüğünü söylemek mümkündür. Buna mukabil “hoş-ter”in tezkirelerin tamamında ortak bir işlev ve anlamda kullanıldığını söylemek güçtür. Nitekim Latîfî (‘Ârifî Hüseyin Çelebi mad.), Gelibolu Âlî (Melihî mad.), Ali Emirî (Refî’ mad.), Fatîn (Şeyh Abdulkerim Müfîd Efendi), Ahdî (Murâdî’i ‘Acem mad.), Kafzâde Fâizi (Rahmî mad.), Kınalızâde Hasan Çelebi (Ahmed Paşa mad.), Riyâzî (Kefevî Hüseyin Mad.) ve Halîm Girây’ın Gülbün-i Hânân’ında “-ter” ibaresinin “hoş” kelimesine kazandırdığı “daha” anlamının ön planda tutulduğu ve terimin çoğu kez “-den hoş-ter” yapısı ile iki unsuru mukayese ederek ikisinden birinin üstünlüğünü vurgulamak amacıyla kullanıldığı görülmüştür. Örneğin Kınalızâde Hasan Çelebi’de hayat vericilik yönüyle sevgilinin şerbet gibi tatlı dudakları ile “âb-ı hayât” mukayese edilmiş ve can bahşetme ve lezzet yönüyle sevgilinin dudakları daha tatlı bulunmuştur.
“Ahmed-i bî-câna ol tabîb-i dil ü cân ile âb-ı kevserden hoş-ter şerbet-i cân-perver irsâl ider.” (Sungurhan, 2017, s. 172)
Esrar Dede (Dervîş Günâhî mad.), İsmail Belîğ (Behçetî mad.), Kafzâde Fâizî (Rızâyî mad.), Kınalızâde Hasan Çelebi (Hızrî-ı Diger mad.) ve Riyâzî’nin Kanunî Sultan Süleyman için yazmış olduğu maddede ise -ter eki “üstünlük” ve “mübalağa” anlamıyla ön plana çıkmış ve “hoş” kelimesine “en” ya da “çok” anlamı katacak şekilde kullanılmıştır. Riyâzî'nin, Kanunî Sultan Süleyman’ın şairlik gücünü ve fiziki özelliklerini övdüğü şiirinde yer alan “bâlâ-yı hoş-ter” ifadesi bu kullanıma örnektir:
O güftâr-ı mevzûn o reftâr-ı dil-keş
O sîmâ-yı matbû‘ o bâlâ-yı hoş-ter (Açıkgöz, 2017, s. 34)
“Hoş-ter” kelimesi, Ahdî Tezkiresi Yakînî maddesinde “rengîn ü hoş-ter”, Latîfî Tezkiresi ‘Ârifî Hüseyin Çelebi maddesinde “bihter ü hoş-ter”, Kınalızâde Hasan Çelebî Tezkiresi Hayretî, Fazlî-i Diger, Nev’î maddelerinde sırasıyla “latîf ü hoş-ter, nâzik ü hoş-ter, hoş-ter ü şîrîn” şeklinde manayı pekiştirmek amacıyla kendisiyle yakın anlamlı olan kelimelerle bir arada kullanılmıştır. Şairlerin sanat anlayışları ve eserlerinden bahsedildiği bu kullanımlarda “hoş-ter” kelimesi “sanat ve zevk bakımından üstün, okuyana çokça zevk veren, onda çok güzel duygular uyandıran daha/çok güzel” şiirleri tasvir için kullanılan bir terim olarak karşımıza çıkar (Örnek 1 ve Örnek 2).
“Hoş-ter “terimine 11 farklı biyografik eserde 18 defa tesadüf edilmiştir. Terimin geçtiği en eski tarihli tezkire Lâtîfî’nin 1546 yılında kaleme aldığı Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'sıdır. “Hoş-ter” ifadesini en çok kullanan tezkire yazarı ise Kınalızâde Hasan Çelebi’dir. Terimin biyografik eserlerdeki kullanım sıklığına göre sıralanışı Kınalızâde Hasan Çelebi’de 5; Ahdî, Riyâzî ve Kafzâde Fâizî’de 2; Latîfî, Gelibolulu Âlî, İsmail Belîğ, Esrâr Dede, Fatîn, Ali Emîrî ve Halîm Girây’da 1 şeklindedir.
Örnek 1:
Nesr: Ve Ahmed Paşanuñ kasr ve güneş kasîdelerine bundan bihter ü hoş-ter kimesne nazîre dimemişdür. Bu matlaʿ-ı Fârisî terceme anuñ netîce-i tetebbuʿıdur
Matla’: Nasîhat eyledügümce ‘arak-rîz olma hûyuñdur
Sakın incinme ki cânâ murâdum âb-rûyuñdur (Canım, 2018, s. 356-7).
Örnek 2:
Rivâyet olınur ki bir gün paşa-yı mezbûr Hayretîye lutf u mekremet ü ihsân ve terbiyet kasdın idüp Hayâlîye hem-şehrün Hayretîyi bilür misin didükde ‘âdet-i ebnâ-yı zemân üzre ki mübâ’adet ü mügazat-ı ihvânda birâderân-ı Yûsufdan eşeddür. Vezîr-i mezbûrun manzûr-ı mekârim-i mevfûrı olmak ihtimâlinden hased ve bâb-ı lutf-ı vezîr-i kâmyâbı sedd idüp bilürüm ‘âlem-i istignâda kayd-ı dünyâdan sevr-misâl âzâde ne ümmîd-i mansıb ve ne sevdâ-yı hidmet-i pâdşâh şehbâz-ı tab’ı bî-ser ü sâmânlık ile özge hevâdadur. Bu esnâda bir a’lâ-gazel dimişdür. ‘Ale’l-husûs matla’ı gâyetde latîf ü hoş-terdür. Hattâ dahı nazîre dimek müyesser olmadı diyüp bu matla’ı okur (Sungurhan, 2010, s. 314).
Örnek 3:
Cenâb-ı Refîʻin Şeyh Gâlib merhûmuñ meşhûr-ı cihân olan Hüsn ü ʻAşk manzûmesine Cân u Cânân isminde nazîresi vardır. Şu ebyât manzûme-i mezkûre mukaddimesindendir:
Gâhîce okurdum ol kitâbı
Kim söylemiş idi anı Nâbî
Adını komuştu Hayr-âbâd
Etmişti hikâye-i nev îcâd
Gerçi biraz anı sâde yapmış
Meydânda velîk gûyı kapmış
Etmiş adını cihânda ibkâ
Kılmış hele kaç eserde peydâ
Bir zât-ı ʻazîz-i nükte-perver
Yazdı ana bir ʻadîl-i hoş-ter (Kadıoğlu, 2018, s. 542-543).
Abdulkadiroğlu, A. (1985). İsmail Beliğ Nuhbetü’l-Âsâr Li-Zeyli Zübdeti’l-Eş’âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları.
Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzî Muhammed Efendi Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Ayverdi, İ. (2010). Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Kubbealtı Yayınları.
Canım, R. (2018). Latîfî Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (Tenkitli Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çiftçi, Ö. (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Devellioğlu, F. (1999). Osmanlıca-Türkçe ansiklopedik lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.
İsen, M. (hzl.) (1994). Gelibolulu Mustafâ Âlî, Künhü’l-ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Genç, İ. (2018). Esrâr Dede Tezkire-i Şuʿarâ-yı Mevleviyye (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
Gültekin, İ. (hzl.) (2019). Halîm Girây Gülbün-i Hânân (Kırım Tarihi) . Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kanar, M. (2011). Farsça Dilbilgisi Konuşma Çeviri Tekniği Farsça-Türkçe/Türkçe-Farsça Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.
Kayabaşı, B. (1997). Kâf-zâde Fâ’izî’nin Zübdetü’l-Eş’âr’ı. Malatya: İnönü Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yayımlanmamış Doktora Tezi.
Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.
Redhouse, S. J. (2011). Redhouse Sözlüğü Türkçe/Osmanlıca-İngilizce. İstanbul: Sev Matbaacılık ve Yayıncılık.
Solmaz, S. (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şuarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Remzî H. (1305). Lügat-ı Remzî. C. 2. İstanbul: Hüseyin Remzî Matbaası.
Şemseddin Sâmî. (1989). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Enderun Kitabevi.
Steingass, F. (2005). A Comprehensive Persian-English Dictionary. İstanbul: Çağrı Yayınları
Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-Şuarâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Toparlı R., Yılmaz Y. (hzl.) (2016) James W. Redhouse Müntahabât-ı Lügât-ı Osmâniyye. Türk Dil Kurumu Yayınları.