HEYCÂ-PEYÂM (HEYCĀ-PEYĀM)

heycâ, peyâm


* Sözlüklerde “savaş, cenk, dövüş” anlamlarındaki “heycâ” ile “haber, mesaj” anlamlarına gelen “peyâm” kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş, tezkirelerde istihza ile söylenen, kavga habercisi durumundaki söz ve şiirler için kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Heycâ-peymâ, Arapça isim olan “heycâ” kelimesi ile Farsça isim olan “peyâm” kelimesinin birleşmesiyle oluşmuş bir isim tamlamasıdır. Sözlüklerde bu iki kelime bir arada tanımlanmamıştır.

Redhouse “heycâ” kelimesine “heyecan, kargaşa, savaş” (Redhouse, 2011, s. 2175) anlamlarını verirken, diğer sözlükler kelimenin “savaş, cenk, cidal, harp, kavga” manalarında birleşmişler ve “meydân-ı heycâ”, “heycâ-gâh” (Devellioğlu, 2006, s. 360) gibi mekân bildiren kelimelerle tamlama örnekleri sunmuşlardır.

“Heycâ” kelimesi ile aynı kökten türeyen pek çok kelime vardır: “hiyâc” (bir nesne toz gibi yerinden kopup tozumak), “tehâyüc” (uğraş için birbiri üzerine sıçrayıp atılmak), “hâcet” (dişi kurbağa), “hâ’icet” (çayırı ve sebzeleri kurumuş veya sararmış yer), “hiyâc” (savaş, harp) vb. (Öztürk ve Örs, 2013, s. 1080).

Farsça kökenli “Peyâm” kelimesi ise “peygâm” kelimesinin muhaffefi olup (Muallim Nâcî, 2009, s. 569), “haber getiren” anlamını karşılayan “peygamber” sözcüğü ile aynı kökten gelmektedir. Sözlüklerde “haber, başkasından alınan malumat” manasını karşılamakla birlikte Burhân-ı Kâtı’da “Haber ve hadis manasınadır. Türkîde salık denir” (Öztürk ve Örs, 2009, s. 598) şeklinde tanımlanmıştır. Dihhudâ’nın Lugatnâme isimli eserinde bu kelime “risâlet, haber ve peygâm” manalarıyla karşılanmıştır (Dihhudâ, 1377).




Terim Anlamı

İstihza yoluyla söylenmiş, muhatabını eleştirip kavgaya sebebiyet verebilecek söz veya şiirler.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

 Heycâ-peyâm terimi yalnızca Latifî’nin tezkiresinde geçmektedir.  Mahremî maddesinde yer alan bu tabir, onun Keşfî ile aralarındaki münakaşasına dair yazılan şiirler ile sonrasında zamane yüksek makam sahiplerinin eleştirildiği şiiri nitelemek için kullanılmıştır. “Ve bu şiʿr-i hezel-encâm u heycâ-peyâm dahi zamâne ekâbirleri bâb-ı vaʿdede ʿâlî himmetler göstermede çâbük ü cüst ve vakt-i himmet ü ʿinâbete geldükde zebûn u süst oldukları beyânında anuñ letâyifinden ve hezeliyyâtındandur” (Canım, 2000, s. 494) şeklinde ve cümle sonunda yer alan  “hezeliyyat” tabiriyle paralellik arz edecek şekilde ifade edilmiştir. Dolayısıyla heycâ-peyâm tabirinin, bir arada kullanıldığı hezel kelimesinin Kâmûs-ı Türkî’de geçen “latife yoluyla söylenen hikâye veya şiir” anlamına paralel olarak, içerisinde mizahın da yer aldığı söz veya şiirler için kullanıldığı söylenebilir (Sâmî, 1318, s. 1508). Aynı zamanda bu tabirin “savaş/kavga habercisi” şeklinde tanımlandığı da tespit edilmiştir (Kaplan, 2018, s. 266). Sonuç olarak heycâ-peyâm tabiri, muhatabını eleştirip galeyana sevk edecek ve kavgaya sebebiyet verebilecek söz ve şiirler için kullanılmıştır.




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Heycâ-peyâm terimi yalnızca Latîfî Tezkiresi'nde 1 kere kullanılmıştır.




Örnekler

Örnek 1:

Kıtʿa:

Keşfî menkûhasına bez aldı 

Aldugı bez velî ki seyrek idi 

Göricek didi anı hâtûnı 

Baña bundan ise sıkı yeg idi 

 

Cevâb-ı Keşfî: 

Mahremî mahremüñ bir ev almış 

Satup altunını otâgasını 

Yukarusını saña hâṣ itmiş 

Vakf-ı ʿâm eylemiş aşagasını (Canım, 2000, s. 494).

Örnek 2:

Ehl-i mansıb cevr yükin taġ gibi yüklenür

Anuñ içündür ki kadri alçaga büyüklenür

 

Pây-mâl olanlara sahra-sıfat her gâh çün 

Taglanmaz ise hükmidür hele öyüklenür

 

Vakt-i himmet esb-i kâhil gibi atmaz adımın 

Vaʿde meydânına geldükçe velî yögrüklenür

 

Bu ʿacepdür her huşûnet kanı yogın yumrı türk

Ehl-i mansıb olsa gâyet ter olur nâzüklenür

 

Çün efendi diyen ile ʿâlemde türk oglanına

Kadıʿaskerden ulu olur o dem büyüklenür

 

Nesne feth itmez bulardan sâhib-i ʿırz u vekâr

Devlet ol bî-ʿâra kim yüz berkidüp sevseklenür (Canım, 2000, s. 494).




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2000). Latîfî Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (İnceleme-metin). Ankara: AKM Yayınları.

Devellioğlu, F. (2006). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.

Dihhuda, A. E. (1377). Lugat-nâme. Erişim Tarihi: 4.02.2025, https://dehkhoda.ut.ac.ir/fa/dictionary/detail/77949?title=%D9%BE%DB%8C%D8%A7%D9%85 

Kaplan, F. (2018). Latîfî Tezkiresi’nde Edebî Eleştiri Terimleri ve Edebiyat Eleştirisi. Doktora Tezi. Muğla: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Kartal, A. (hzl.) (2009). Lügat-i Nâcî. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Koç, M., Tanrıverdi E. (hzl.) (2013). el-Okyânûsu’l-Basît fî tercemeti’l-Kâmûsi’l-Muhît: Kâmûsu’l-Muhît Tercümesi/Mütercim Âsım Efendi. C.I. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı.

Öztürk, M., Örs, D. (hzl.) (2009). Burhân-ı Kâtı/Mütercim Âsım Efendi. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Redhouse, J. W. (2011). A Turkish and English Lexicon: Shewing in English the Significations of the Turkish Terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Şemseddin Sâmî (1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları.




Yazım Tarihi:
04/03/2025
logo-img