sa’âdet-meâb, sadâkat-meâb, celâlet-meâb
* “Dirilik, canlılık ve yaşayışın sığındığı yer, diriliğin, canlılığın barınağı” şeklinde değerlendirilen tamlama, “hayat bahşeden, dirilik, canlılık melcei” anlamında kullanılan bir terimdir.
Arapçada müennes bir isim olarak kullanılan hayât, “dirilik, canlılık, sağlık, yaşayış, zindegî, ömür” (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 562) anlamlarına gelmektedir. Farklı sözlüklerde de kelime için hemen hemen aynı anlamlar verilmiştir. Kelime için tasavvuf literatüründe başka anlamlar ile karşılaşılmaktadır. Tasavvufa göre “hayât” kelimesi incelendiğinde asıl hayât, dirilik ve mevcudiyet sahibi olan varlık Allah’tır. “Bir şeyin kendi nefsi sebebiyle varlığı, onun tam hayat sahibi olmasıdır. Kendinden başkası sebebiyle var olanın hayatı izâfî (bağıntılı)dir.” (Cebecioğlu, 2005, s. 258) Buna göre insanlar ve başka bütün mevcudat asıl varlığını Allah’ın bir yansıması olmalarından dolayı sürdürürler ve ölümlü, fânidirler.
Arapça bir isim olan meâb kelimesi ise Osmanlı Türkçesinde genellikle Farsça usulü ile terkipler kurulurken kullanılmıştır. “İyâb” kelimesinden türeyen meâb “geri dönülecek yer; sığınılacak yer.” (Devellioğlu, 2008, s. 591) anlamlarına gelmektedir. Kâmûs-ı Türkî'de kelime yine “iyâb” kökünden türeyen müzekker bir isim olarak tanımlanmış, “Avdet ve rücû olunacak mahal, geri dönülecek yer; sığınacak mahal, melce-i me'âz.” (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 1253) şeklinde açıklanmıştır. “Bir şeyin içine konulduğu veya toplandığı yer, depo, arşiv, bir şeyin merkezi olan yer ya da bir şeyi içeren yer” (Steingass, 2005, s. 1136) şeklinde anlamları da mevcuttur.
Hayât-meâb şeklinde bir isim tamlaması olarak kurulan terim, “hayat bahşeden; dirilik, sağlık, canlılığın merkezi, melcei” anlamlarına gelmektedir. Terim, şairlerin hayatları anlatılırken kullanılmamıştır. Eserlerin anlatımında, yalnızca bir eser içinde geçen beyitler için “hayatın kaynağı, ölümsüzlük melcei” anlamında kullanılmıştır.
Hayât-me’âb terimi sadece Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratu’n-Nuzamâ'sında Hızrî-i Amasyavî isimli şairin hayatı anlatılırken kullanılmıştır. Latîfî şairin hayatını anlatırken beyitlerinden örnekler vermiştir. “Hür kişilerin kalpleri sırların mezarıdır.” sözüne göre sır saklamanın kıymet ve faydalarının anlatıldığı birkaç beyit örneğini şairin “Âb-ı Hayât” isimli eserinden alıntılamıştır. Bu beyitlerin içerdikleri mana sebebiyle kişilere sanki “canlılık, dirilik bahşeden” beyitler olduğunu ifade etmek için “hayât-meâb” terimi kullanılmıştır.
Tezkirelerde meâb kelimesi ile kurulan çeşitli tamlamalar bulunmaktadır. Bunlar; Riyâzü’ş-Şu’arâda “ismet-meâb” (Açıkgöz, 2017, s. 75); Rızâ’nın Tezkire-i Şu’arâsında “zât-ı celâlet-meâb” (Zavotçu, 2017, s. 51); “ebyât-ı letâfet-meâb” (Zavotçu, 2017, s. 106); Safâyî’nin Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâ’idi’l-Eş’ârında “ahbâb-ı sadâkat-me’âb” (Çapan, 2005, s. 61), “hasret-me’âbım yâ Resûlallâh” (Çapan, 2005, s. 154); “evsâf-ı zât-ı iffet-me’âblarında” (Çapan, 2005, s. 458); Râmiz’in Âdâb-ı Zurefâsında “bâb-ı devlet-me’âbları” (Erdem, 2019, s. 7), “sadakat-me’âb” (Erdem, 2019, s. 34) ; Silahdarzâde’nin, Tezkire-i Şu’arâsında “zât-ı şerâfet-me’âb” (Öztürk, 2018, s. 39); Esrar Dede’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyyesinde “Cenâb-ı Hayderiyyet-me’âb” (Genç, 2018, s. 46); “Cenâb-ı hılâfet-me’âb” (Genç, 2018, s. 56, 202, 216, 245, 252, 279, 300); “cenâb-ı şerâfet-me’âb” (Genç, 2018, s. 64, 85); “âftâb-ı celâlet-me’âb” (Genç, 2018, s. 70); “pîş-i bâb-ı ‘inâyet-me’âb” (Genç, 2018, s. 70); “cenâb-ı nübüvvet-me’âb” (Genç, 2018, s. 92); “cenâb-ı kerâmet-me’âb” (Genç, 2018, s. 106); “cenâb-ı kemâlet-me’âb” (Genç, 2018, s. 121); “cenâb-ı ‘inâyet-me’âb” (Genç, 2018, s. 131,192); “cenâb-ı velâyet-me’âb” (Genç, 2018, s. 171,177); “cenâb-ı kutbet-me’âb” (Genç, 2018, s. 174); “cenâb-ı ahmediyyet-me’âb” (Genç, 2018, s. 179); “cenâb-ı celâlet-me’âb” (Genç, 2018, s. 185, 195, 241); şeklinde ve Ali Emîrî’nin, Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid adlı eserinde “mihrâb-ı füyûzât-me’âb” (Kadıoğlu, 2018, s. 53) biçiminde kurulmuşlardır. Bu kullanımlarda kimi zaman kişiler, kimi zaman bir mahal tavsif edilmiş, kimi zaman ise bir şairin eserlerine vurgu yapılmıştır.
Terim yalnızca Latîfî Tezkiresinde bir kez kullanılmıştır.
Örnek 1:
(Hür kişilerin kalpleri sırların mezarıdır.) fehvâsınca uli’l-elbâba fevâʾid-i ketm-i râz ve menâfiʿ-i setr-i sırr-ı niyâz beyânında bu birkaç ebyât-ı hayât-meʿâb anuñ Âb-ı Hayât-nâm kitâbındandur (Canım, 2018, s. 212).
Canım, R. (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Cebecioğlu, E. (2005). Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü. İstanbul, Anka Yayınları.
Çapan, P. (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî (Nuhbetü’l Âsâr Min Fevâ'idi'l Eş'âr) İnceleme-Metin-indeks. Ankara: AKM Yayınları.
Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Devellioğlu, F. (2008). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Erdem, S. (hzl.) (2019). Azîz-zâde Hüseyin Râmiz, Âdâb-ı Zurafâ İnceleme-Tıpkıbasım-İndeks. Ankara: AKM Yayınları.
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kılıç, F. (hzl.) (2017). Şefkat Tezkiresi (Tezkîre-i Şu’arâ-yı Şefkat-i Bagdâdî). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html
Kutlar Oğuz, F. S., Koncu, H., ve Çakır, M. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfik Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html
Öztürk, F. (hzl.) (2018). Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn Tezkire-i Silâhdâr-zâde. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-209345/tezkire-i-silahdar-zade.html
Redhouse, James W. (1890). A Turkish and English Lexicon. Constantinople: American Mission.
Steingass, F. (2005). A Comprehensive Persian-English Dictionary. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Şemseddin Sâmî. (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.