HAKÎKATİLTİBÂS (ḤAḲĪḲAT-İLTİBĀS)

hakîkat-iltibâs


* Arapça "hakikat" (gerçek, doğru olmak) ve yine Arapça "iltibâs" (benzerlik) kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşan "gerçeği örtme, karıştırma; gerçek hakkında tereddüte düşürme" anlamlarında kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

“Hakîkat” kelimesi sözlüklerde “gerçek ve doğru olmak”  (Kanar, 2010, s. 632; Sâmî, 1904, s. 554) gibi anlamlara gelir. “İltibas” kelimesi ise  “birbiriyle karıştırılacak şekilde iki şey arasındaki benzerlik" (Kanar, 2010, s. 204; Sâmî, 1904, s. 154) şeklinde ifade edilir.

 




Terim Anlamı

Bir terim olarak “hakîkat-iltibâs” ifadesi "gerçekten şüpheye düşme, gerçeğe mecaz giydirme, gerçeği örtme, karıştırma; gerçek hakkında tereddüte düşürme" gibi anlamlara sahip olabilir.

 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Hakîkat-iltibâs tabirinin bağlam anlamı: “gerçekten şüpheye düşme, hakikate mecazî bir anlam giydirme.”

Şu'arâ-i nükte-ârânun şi'r-i mecâzî libâs ve hakîkat-iltibâsından def ü ney ve nukl ü mey inhâ ve iş'âr ider ‘ibârât u isti’ârâtı gelürse zâhirine nâzır olup evsâf-ı şarâb u şâhid ve hayâl-i sâk u sâ'id mülahaza olunmaya ki lisân-ı erbâb-ı hakîkat ve zebân-ı ashâb-ı tarîkatda rûy-ı mecâzdan hakîkatı müş'ir ve müştemil her lafzun bir ma'nâsı ve her ismün bir müsemmâsı ve her kelâmun bir te'vîli ve her te'vîlün bir temsîli olur. (Canım, 2018, s. 49).

Kelimeyi ilk kullanan Latîfî'dir. Ona göre “Nükte süsleyen şairlerin hakikate mecâzlık elbisesini giydirdiği şiirlerinde def, ney, içki ve meze bulunur. Böyle durumlarda, kullanılan kelimelerin hakiki anlamları akıllara gelmemelidir. Sembol olarak kullanılan kelimelerin mecazî anlamları değerlendirilmelidir. Zira her sözün bir manası, her ismin bir müsemması, her kelâmın bir yorumu, her yorumun da bir temsîli bulunur.”

Yukarıdaki örnekten anlaşıldığı üzere “hakîkat-iltibâs” teriminden “hakikate mecazî bir anlam giydirme” anlamı çıkmaktadır.




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Yapılan taramalar neticesinde “hakîkat-iltibâs” tabiri sadece Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ isimli eserinde ve bir yerde kullanılmıştır. 




Örnekler

Örnek 1:

Şu'arâ-i nükte-ârânun şi'r-i mecâzî libâs ve hakîkat-iltibâsından def ü ney ve nukl ü mey inhâ ve iş'âr ider ‘ibârât u isti’ârâtı gelürse zâhirine nâzır olup evsâf-ı şarâb u şâhid ve hayâl-i sâk u sâ'id mülâhaza olunmaya ki lisân-ı erbâb-ı hakîkat ve zebân-ı ashâb-ı tarîkatda rûy-ı mecâzdan hakîkatı müş'ir ve müştemil her lafzun bir ma'nâsı ve her ismün bir müsemmâsı ve her kelâmun bir te'vîli ve her te'vîlün bir temsîli olur (Canım, 2018, s. 49).




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Çağrıcı, M. (2010). Şüphe. İslam Ansiklopedisi  (C. 39, ss.265-268). İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

İsen, M.  (hzl.)(1999). Latîfî Tezkiresi. Ankara: Akçağ Yayınları.

Kanar, M. (2010). Farsça Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.

Sâmî, Ş. (1904). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Dersaadet İkdâm Yayınları.

 




Yazım Tarihi:
08/07/2024
logo-img