hakīkat-güftâr
* Sözlüklerde "gerçek, doğru, asıl" karşılıkları bulunan hakîkat ismi ile "söz, kelâm" anlamına gelen güftâr isminin birleşmesiyle "doğruyu, gerçeği söyleyen" anlamında kullanılan terim.
Hakîkat kelimesi Arapça bir kelime olup “gerçek, asıl” anlamına gelmektedir (Kanar, 2010, s. 632; Sâmî, 1317, s. 554; Çağrıcı, 1997, s. 177)
Güftâr kelimesi ise “goft" fiil köküne “-âr” yapım ekinin gelmesiyle türemiş olup “söz, konuşma” anlamına gelir (Kanar, 2010, s. 1282; Sâmî, 1317, s. 1171).
Arapça ve Farsça iki kelimeden oluşan bu ifade “doğruyu, gerçeği, hakikati söyleyen; olanı olduğu gibi ifade eden” anlamlarında kullanılmıştır.
“Hakikati, gerçeği söyleyen” anlamına gelen “hakîkat-güftâr”, şairin üslubunu tanımlamada kullanılan bir ifadedir.
Tezkirelerde “hakîkat-güftâr” tabirini sadece 16. yüzyıl müellifi Latîfî kullanır. Latîfî, tezkiresinde sadece iki yerde bu tabirden istifade eder. İlki, “Der beyân-ı ‘illet-i şi’r-goften-i şu'arâ ve vech-i nazm-kerden-i elfâz u ma'nâ” başlığı altında geçen şairlerin sözlerinin cennet kapısının anahtarı olduğunu belirten ifadelerden önce “nuzamâ-i hakîkât-güftâr” ifadesiyle karşımıza çıkar. Buna göre şairler sözleri doğru bir şekilde nazm etmeli ve ancak doğruyu söylemelidir. İfadenin ikinci geçtiği yer ise “Fî-beyân-ı şu'arâ'il-meşâyih” başlığı altındadır. Burada şeyh şairlerin sözlerinin oldukça önemli olduğu belirtilir. Velilerin hakikatı söyleyen sözleri ve evliyaların keramet alametleri muhakkak dinlenmelidir. Bu ifade ayrıca "ilahî gerçekleri ifade" anlamına da sahiptir. Buna göre şairler ya da nasirler ilahî gerçekleri ifade etmelidir.
Hakîkat-güftâr ifadesi sadece Latîfî Tezkiresi'nde iki yerde geçer. Onun dışında başka bir nasir, tezkiresinde; şâir ise şiirinde bu ifadeyi kullanmamıştır.
Örnek 1:
Şol şu'arâ-i fazîlet-şi'âr ve nuzamâ-i hakîkat-güftâr ki “ لسان الشعارا مفتاح الجنە” ibtigâsınca miftâh-ı zebânları kilîd-i der-i gencîne-i keşf ü beyân ve mefâtîh-i ebvâb-ı cinândur (Canım, 2018, s. 48).
Örnek 2:
Ma'lûmdur ki bundan garaz ehlu'llâh-ı hakîkat-güftâr ve evliyâ'ullâh-ı kerâmet-şi'ârdur (Canım, 2018, s. 71).
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Çağrıcı, M. (1997). Hakîkat. İslâm Ansiklopedisi. (c. 15, ss. 177-178). İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı.
Devellioğlu, F. (2010). Osmanlıca-Türkçe ansiklopedik lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Kanar, M. (2010). Farsça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.
Şemseddin Sâmî (1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul..