GÜZÎN (GÜZĪN)

âram-güzîn, halvet-güzîn, vahdet-güzîn; şi’r-i güzîn, tarz-ı güzîn, ashâb-ı güzîn, şâh-ı güzîn, mecmû'-ı ahlâk-ı güzîn, çehâr yâr-i güzîn


* Birleşik kelimelerde sonuna geldiği unsura “seçen, tercih eden” anlamı kazandıran, müstakil kullanımlarda ise “seçilmiş, seçkin” anlamında kullanılan sıfat.



Sözlük Anlamı

Güzîn, Farsça guzîden “seçmek” fiilinden türemiş bir sıfattır. Şemseddin Sâmî, kelimeyi “seçen, seçip ittihâz eden, ihtiyâr eyleyen” ile “seçilmiş, müntehab, muhtar” anlamlarında kaydetmektedir (Sâmî, 2007, s. 1164). Develioğlu da güzîni “seçen, seçilmiş, seçkin, beğenilmiş” şeklinde tanımlamakta; halvet-güzîn, gûşe-güzîn ve vahdet-güzîn gibi örneklerle birleşik yapılarda sonuna geldiği kelimeye “...ı seçen, tercih eden” anlamı kattığını belirtmektedir (Develioğlu, 2005, s. 301). Ayverdi de kelimenin müstakil hâlde “seçkin, seçilmiş”, birleşik sıfatlarda ise “seçen, seçip kabul eden” anlamı taşıdığını ifade etmektedir (Ayverdi, 2024). Steingass, kelimeyi “seçme, tercih etme; seçilmiş” (Steingass, 2005, s. 1089), Kanar ise “seçkin, seçilmiş; seçen” anlamlarıyla kaydetmektedir (Kanar, 2019, s. 1279). Buna göre güzîn, klasik Türk ve Fars edebiyatında hem “seçilmiş, seçkin” anlamında kullanılan bir sıfat hem de birleşik yapılarda sonuna geldiği kelimeye “...ı seçen, tercih eden” anlamı kazandıran yaygın bir birleşik sıfat unsurudur.




Terim Anlamı

Müstakil kullanıldığında “seçilmiş, seçkin”; birleşik yapılarda ise sonuna geldiği kelimeye “seçen, tercih eden, benimseyen” anlamı kazandıran sıfat.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Tezkirelerde güzîn, en genel anlamıyla "seçilmiş, seçkin ve üstün" vasıflara sahip kişi ve nesneleri niteleyen olumlu bir değerlendirme terimi olarak kullanılmaktadır. Terim, yalnızca şahısları değil; şairleri, devlet adamlarını, din büyüklerini, eserleri, sözleri, şehirleri ve çeşitli nitelikleri ifade eden isimleri de vasıflandırır.

En yaygın kullanım alanını üstün vasıflarıyla temayüz etmiş kişiler oluşturmaktadır. Ahdî, "şâh-zâde-i güzîn", "merd-i güzîn" ve "kânûn-dân-ı güzîn" gibi terkiplerle şehzadeleri, ilim ve fazilet sahiplerini yahut devlet hizmetinde öne çıkan şahsiyetleri seçkinlikleri bakımından övmektedir. Aynı müellifin "ârifîn-i güzîn" terkibi ise irfan ehlinin diğer insanlardan ayrılan manevî konumunu vurgulamaktadır (Solmaz, 2018, s. 42, 94, 142, 156). Benzer şekilde Âşık Çelebi, "güzîn-i ber-güzîdegân", "hükemânuñ güzîni", "şu'arânuñ güzîni", "akrânınuñ güzîni" ve "güzîn-i 'âlem-i vezâret" ifadeleriyle hükümdarları, filozofları, şairleri ve devlet adamlarını mensup oldukları zümrenin en seçkin temsilcileri olarak tanıtmaktadır (Kılıç, 2018, s. 63, 95, 348, 463, 588). Bu kullanımlar, güzînin tezkirelerde üstünlük ve seçkinlik bildiren yerleşik bir övgü sıfatı hâline geldiğini göstermektedir.

Terim, şairlik ve edebî kudreti değerlendiren bağlamlarda da önemli bir yer tutmaktadır. Ahdî'nin "nâzım-ı güzîn-i yârân-ı mümtâz", "şâ'ir-i sihr-âferîn... akrânı içre güzîn" ve "makbûl-i şu'arâ-yı güzîn" ifadeleri, şairin çağdaşları arasındaki üstün konumunu ve şiirlerinin seçkin şairler tarafından takdir edildiğini göstermektedir (Solmaz, 2018, s. 91, 184, 266). Ali Emîrî'nin "lafz-ı güzîn" terkibi ise seçilmiş ve değerli kelimeleri ifade ederken, "memdûh-ı güzîn" kullanımı övgüye layık üstün şahsiyetleri nitelemektedir (Kadıoğlu, 2018, s. 425-426). Böylece güzîn, yalnızca şairi değil, şiirin dili ve söz varlığını da estetik bakımdan değerlendiren bir terim olarak kullanılmaktadır.

Bazı örneklerde güzîn, dinî ve tasavvufî bağlamlarda seçilmişlik ve manevî üstünlük anlamı kazanmaktadır. Ahdî'nin "ashâb-ı güzîn" ve "ârifîn-i güzîn" ifadeleri Hz. Peygamber'in ashabını ve irfan ehline mensup seçkin şahsiyetleri yüceltmektedir (Solmaz, 2018, s. 36, 142). Âşık Çelebi'nin "ashâb-ı güzîn" ve "hakîkat-güzîn" terkipleri de dinî ve ahlâkî bakımdan üstün görülen kimseleri ifade etmektedir (Kılıç, 2018, s. 54, 616). Esad Mehmed Efendi'nin "dürre-i sühandân-ı güzîn-i Hazret-i Zeyne'l-Âbidîn" terkibi de benzer şekilde manevî üstünlüğü ve seçkinliği öne çıkarmaktadır (Oğraş, 2018, s. 141).

Terim, mekânları, şehirleri ve çeşitli nesneleri niteleyen kullanımlarda da "seçilmiş, değerli ve üstün" anlamını korumaktadır. Ali Emîrî'nin "kasaba-i güzîn" ifadesi seçkin bir yerleşim yerini belirtirken (Kadıoğlu, 2018, s. 496), Esad Mehmed Efendi'nin "sadr-ı güzîn" ve "güzîn-i tâcdârân" terkipleri yüksek makam ve hükümdarları üstün vasıflarıyla öne çıkarmaktadır (Oğraş, 2018, s. 87, 90). Bu örnekler, terimin şahıslarla sınırlı kalmayıp değer atfedilen mekân ve makamları da nitelediğini göstermektedir.

Güzînin dikkat çekici bir kullanım alanını ise Farsça güzîden fiilinin "seçmek, tercih etmek" anlamını koruyan birleşik yapılar oluşturmaktadır. "Uzlet-güzîn", "halvet-güzîn", "vahdet-güzîn", "çille-güzîn", "hücre-güzîn" ve "kûşe-güzîn" gibi kullanımlarda kelime, "seçilmiş" anlamından ziyade "tercih eden, seçen, benimseyen" anlamında görev yapmaktadır. Bu terkipler, özellikle tasavvuf çevresinde inzivayı, halvete çekilmeyi veya belirli bir yaşam tarzını bilinçli biçimde tercih eden kişileri ifade etmektedir (Abdulkadiroğlu, 1985, s. 20; Kılıç, 2018, s. 209, 427, 562, 610, 684; Oğraş, 2018, s. 67, 96; Genç, 2018, s. 31, 42, 48, 51, 54, 92, 104, 126).

Bütün örnekler birlikte değerlendirildiğinde güzîn, tezkirelerde yalnızca "seçilmiş" anlamını karşılayan bir sıfat değildir. Terim; şahısların ilmî, edebî, idarî ve manevî üstünlüklerini vurgulayan, eserleri, sözleri, şehirleri ve makamları değer bakımından öne çıkaran; birleşik yapılarda ise "tercih eden, yönelen" anlamını kazanan çok yönlü bir edebî değerlendirme terimi olarak kullanılmaktadır. Bu yönüyle güzîn, XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar tezkire geleneğinde hem seçkinliği hem de bilinçli tercihi ifade eden yerleşik kavramlardan biri olarak varlığını sürdürmüştür.




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Güzîn kelimesi ve bu kelimeyle oluşturulan birleşik yapılar incelenen tezkirelerde toplam 344 kez tespit edilmiştir. Bu kullanımların 84'ü Râmiz'in Âdâb-ı Zurafâ'sında, 53'ü Fatîn'in Hâtimetü'l-Eş'âr'ında, 27'si Esrâr Dede'nin Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye'sinde, 27'si Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim'in Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında, 23'ü Âşık Çelebi'nin Meşâ'irü'ş-Şu'arâ'sında, 23'ü Mustafa Safâyî'nin Tezkire-i Safâyî'sinde, 15'i Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında, 15'i Latîfî'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ'sında, 13'ü Ahdî'nin Gülşen-i Şu'arâ'sında, 13'ü Mehmed Tevfîk Efendi'nin Mecmû'atü't-Terâcim'inde, 9'u Ali Emîrî'nin Tezkire-i Şu'arâ-yı Âmid'inde, 7'si Güftî'nin Teşrîfâtü'ş-Şu'arâ'sında, 6'şar örnek Esad Mehmed Efendi'nin Bâğçe-i Safâ-Endûz'u ile Mehmed Tevfîk'in Kâfile-i Şu'arâ'sında, 4'er örnek Şefkat-i Bağdâdî'nin Tezkire-i Şu'arâ'sı ile Gelibolulu Mustafa Âlî'nin Künhü'l-Ahbâr'ının tezkire kısmında, 3'er örnek Fâik Reşâd'ın Eslâf'ı ile Mehmed Sirâceddîn'in Mecma'-ı Şu'arâ ve Tezkire-i Üdebâ'sında, 2'şer örnek İsmail Belîğ'in Nuhbetü'l-Âsâr'ı ile Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn'in tezkiresinde, 1'er örnek ise Ali Emîrî'nin İşkodra Vilayeti Osmanlı Şairleri'nde, Enderunlu Mehmed Âkif'in Mirʾât-ı Şi'r'inde, Kaf-zâde Fâizî'nin Zübdetü'l-Eş'âr'ında ve Sâdıkî-i Kitâbdâr'ın Mecma'u'l-Havâs'ında tespit edilmiştir.

Bu dağılım, güzînin özellikle XVII. ve XVIII. yüzyıl tezkirelerinde oldukça yaygın kullanılan bir değerlendirme terimi olduğunu göstermektedir. Kullanımların önemli bir kısmı merd-i güzîn, zât-ı güzîn, şeyh-i güzîn, şâʿir-i güzîn, ashâb-ı güzîn gibi "seçilmiş, seçkin, üstün" anlamını taşıyan sıfat tamlamalarından oluşurken; uzlet-güzîn, halvet-güzîn, hücre-güzîn, kûşe-güzîn, peygûle-güzîn, mesned-güzîn ve benzeri birleşik yapılarda ise kelime, Farsça güzîden fiilinin anlamını koruyarak "tercih eden, yönelen, benimseyen" anlamında kullanılmıştır. Bu durum, güzînin tezkire dilinde hem seçkinlik bildiren bir övgü sıfatı hem de tercih ve yöneliş ifade eden birleşik yapıların kurucu unsurlarından biri olarak işlek bir kullanım alanına sahip olduğunu ortaya koymaktadır.




Örnekler

Örnek 1:

Rûy-ı zemînde Pür-zerrin ve anda benüm gibi şâ'ir-i güzîn ve manzûm sözlerde benüm eş'ârum gibi dürer-i semîn gelmiş degüldür dir idi (İsen, 2017, s. 212).

Örnek 2:

(Tuhfetü’l-Ümerâ) nâmındaki eser-i güzîndir ki matbû'dur (Aydemir ve Özer, 2019, s. 226).

Örnek 3:

Ol vaktden beri zemânuñ şâ'ir-i sihr-âferîni ve şu'arânuñ güzînidür (Kılıç, 2018, s. 588).

Örnek 4:

...husûsâ dürûd-ı firâvân ber-terîn-i cân-ı ashâb-ı güzîn ve gufrân-ı bî-pâyân be-rûh-ı revân-ı ahbâb-ı mihîn... (Solmaz, 2018, s. 36).

Örnek 5:

Vilâyet-i behîn-i 'Acemden belde-i güzîn-i kasaba-i Dergüzîndendür (Sungurhan, 2017, s. 249).

Örnek 6:

Yeniköy’de vâki' sâhilhânelerinde 'uzlet-güzîn olduğu hâlde… (Kutlar Oğuz, Çakır ve Koncu, 2017, s. 203).

Örnek 7:

Dersaâdet’e muvâsalatla Mehmed Paşâ Medresesi’nde hücre-güzîn-i ikāmet olmuştur (Çiftçi, 2017, s. 457).

Örnek 8:

…leʾâlî-i mütelâlî-i elfâz-ı güzîn ile… (İnce, 2018, s. 50).

Örnek 9:

Âdâb-ı rûy-ı hilâfet şeh-i cihân-bânıñ

Cenâb-ı uht-i güzîni Safiyye Sultânı  (Erdem, 1994, s. 270).

Örnek 10:

Talebe tâyifesinden Hayâlî mu'âsırlarından bir dânişmend-i dâniş-güzîn ve suhan-fehm ü suhan-âferîn idi  (Canım, 2018, s. 253).




Kaynaklar

Aydemir, E., & Özer, F. (Haz.). (2019). Fâik Reşad Eslâf. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html

Ayverdi, İ. (2024). Misalli büyük Türkçe sözlük (Çevrimiçi sürüm). Kubbealtı Lugatı. Erişim adresi: https://lugatim.com/s/G%C3%9CZ%C4%B0N

Canım, R. (2018). Latîfî Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (Tenkitli Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html 

Çiftçi, Ö. (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html

Devellioğlu, F. (2005). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.

Erdem, S. (1994). Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâ'sı. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.

İnce, A. (2018). Sâlim Efendi Tezkiretü'ş-Şuʿarâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html 

İsen, M. (2017). Künhü'l-Ahbâr'ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html 

Kadıoğlu, İ. (2018). Ali Emîrî Efendi Tezkire-i Şu‘arâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html 

Kanar, M. (2010). Farsça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.

Kılıç, F. (2018). Âşık Çelebi Meşâʿirü'ş-Şuʿarâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html

Kutlar Oğuz, F. S., Koncu, H., & Çakır, M. (2017). Kâfile-i Şu‘arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html 

Oğraş, R. (2018). Esad Mehmed Efendi Bâğçe-i Safâ-Endûz. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-212024/esad-mehmed-efendi-bagce-i-safa-enduz.html 

Solmaz, S. (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şu‘arâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html

Sungurhan, A. (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-Şu‘arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html

Steingass, F. (2005). A Comprehensive Persian-English Dictionary. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Şemseddin Sâmî. (2007). Kâmûs-ı Türkî. Haz. Şaban Kurt. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Zübeyiroğlu, R. (1989). Mehmet Tevfîk Efendi Mecmû'atü’t Terâcim. Doktora Tezi. İstanbul Üniversitesi, İstanbul.




Yazım Tarihi:
07/08/2026
logo-img