GÜDÂZ (GÜDĀZ)

güdâz, cân-güdâz, sûz u güdâz


* Sözlüklerde "eriten, yakan, yakıcı” anlamlarına gelen; tezkirelerde şiir için "lafzen ve mana itibariyle âşıkâne dert ve ıstırap ihtiva etmesini", şair için ise "âşıkâne tabiatta olmasını" niteleyen terim.



Sözlük Anlamı

Farsça isim olmakla birlikte birleşik sıfat yapan güdâz; “güdâhten” mastarından “eriden, izâbe eden, yakan, bırakmayan, imhâ eden” (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 1151-1152); “eridici, izâbe edici ve yakıcı ve yanub yakılıcı” (Hüseyin Remzî, 1305, s. 191) anlamlarına gelir. 

Sözlüklerden Lugat-i Nâcî’de; “güdâhten masdarından emr-i hâzır” ifadesine ek olarak “terkipsiz kullanılmaz” vurgusu yapılmıştır (Muallim Nâcî, 1308, s. 617).




Terim Anlamı

Sözlük anlamından ayrı olmayarak şiirde lafız ve mana itibariyle âşıkâne dert ve ıstırabın dile getirilmesi anlamının yanı sıra şairin aşk derdiyle mustarip ve yanmakta olan bir tabiata sahip olması kastedilmektedir.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Güdâz, 16. yüzyıl tezkirecilerinden Latîfî, Âşık Çelebi, Ahdî ve Hasan Çelebi’nin tezkirelerinde şiiri nitelemek üzere kullanılmaktadır. Bağlam itibariyle sözlük anlamına paralel olarak; şiirde âşığın dert ve ıstırabının, perişanlığının dile getirilmesi kastedilir. Şiirin derecesini arttıran ve iyi şiirden beklenen bir özelliktir. 

Güdâz, terim olarak tezkirelerde en fazla Farsça; “yanma, tutuşma, ateş, hararet” (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 746) anlamlarına gelen “sûz” kelimesiyle bir arada “sûz u güdâz” yapısıyla kullanılır.

Güdâz’ın şiiri niteleyen kullanımlarından birinde Latîfî, Emîr Çelebi için şairler nezdinde şiirlerinin sûz u güdâz dairesinin dışında fakat hayal bakımından yetkin olduğunu şöyle belirtir: “Egerçi ‘inde’ş-şu‘arâ şi‘ri dâ’ire-i sûz u güdâzdan bîrûndur fe-emmâ makâlâtı hayâlâta makrûndur” (Canım, 2018, s. 136). Diğer bir örnekte ise yine Latîfî, Mihrî’nin şiiri için; şiirinin ve sözlerinin işvesi kadıncadır ama yanıp yakılmada âşıkanedir, arzu ve isteklerini beyan etmede erkekçedir, der. Buradaki yanıp yakılma, arzu ve isteğin beyanı ile kastedilen âşığın dert ve ızdırabını dile getirmesi, sevgiliye yalvarıp yakarmasıdır: “egerçi işve-i eş’ârı zenâne ve şîve-i güftârı mü’ennesânedür ammâ cihet-i sûz u güdâzda ‘âşıkâne ve beyân-ı şevk u niyâzda merdânedür” (Canım, 2018, s. 496).

Şiirin sûz u güdâz olması o şiire belli bir paye kazandırmaktadır. Özellikle Ahdî’nin tezkiresinde sık tekrarlanan bu kullanıma Ubeydî Çelebi örneği verilebilir. Bu örnekte şair, “tarz-ı gazelde edâ-yı nâzük ile Hasan-ı Pehlevî ve sûz u güdâz ile Rûm’un Hüsrev’i…”dir (Solmaz, 2005, s. 217). Başka bir örnekte Ahdî, Mehmed Çelebi’nin şairlikteki maharetini şiirinin sûz u güdâz olmasıyla ilişkilendirir: “sûz u güdâz ile şâ‘ir-i sâhir ve bi’t-tâb’ hâtır-ı şerîfi şi‘re mâyil oldugından Meylî mahlas ihtiyâr itmişler” (Solmaz, 2005, s. 67).

Tezkirelerdeki kullanımlarda şiiri niteleyen güdâz, aynı zamanda şairliğe mahsus bir meziyet olarak da zikredilir. Riyâzî’de bu durum “tab‘-ı sühan-güdâz” yapısıyla kullanılmaktadır. Hasan Efendi maddesindeki örnek şiir, şairin yakıcı söz söyleme tabiatına hasredilmiştir: “bu eş‘âr netâyic-i tab’-ı sühan-güdâzıdur ki sebt olundu” (Açıkgöz, 2017, s. 185). Terimin şairlikle ilişkilendirilmesine diğer bir örnek Esrâr Dede’nin Şem‘î maddesinden verilebilir. Bu tezkzirede Şem‘î’nin şair olarak sûz u güdâz’a âşinalığı şöyle ifade edilir: “El-Hak kudemânuñ âteş-zebânlarından rûşen-i hayâle kudreti ve gerçekten sûz u güdâza ülfeti vardur” (Genç, 2008, s. 158).

Güdâz’ın bir diğer kullanımı da yine şairlik tabiatına mahsus olarak şairin şiirini yakıcı, etkili bir şekilde okumasıyla ilişkilendirilmesidir. Örnek olarak Esrâr Dede Tezkiresi'nde Derviş Ma‘nevî maddesinde şair için; “Şi‘rin bir vech ile sûz u güdâz ve niyâz u ihtizâz ile okur ki işiden bî-ihtiyâr âh ider. Yahud yanmayam diyü bir taş kovıgın penâh ider” değerlendirmesinde bulunulmuştur (Genç, 2008, s. 277).

Sözlük anlamını muhafaza ederek şiir ve şairi nitelemede kullanılan güdâz’ın, şiiri sadece söz ya da mana itibariyle değil genel olarak tanımlamak üzere; “dâ‘ire-i sûz u güdâz, mürâ‘at-ı sûz u güdâz, cihet-i sûz u güdâz, hevâ-yı sûz u güdâz, sûz u güdâz ile…” gibi yapılarla kullanıldığı görülür. 

Terim, tezkirelerdeki genel kullanımında 16. yüzyılda şiiri nitelemekte; 17. yüzyıldan itibaren ise daha çok iyi şiirin şairde bulunması beklenen bir özellik olduğunu ifadede kullanılır. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Güdâz terimi Latîfî’de 7, Âşık Çelebi’de 1, Kınalızâde Hasan Çelebi’de 2, Ahdî’de 6, Riyâzî’de 3, Esrâr Dede’de 3 defa geçmektedir.




Örnekler

Örnek 1:

Tarz-ı gazelde Mevlânâ Âhî pey-revidür. Âhî cihet-i sûz u güdâzda Rûm Hüsrevidür (Canım, 2018, s. 561).

Örnek 2:

Eş‘âr-ı gülbîzi bî-nazîr ve ma‘ânî-i hâs bulmada ve sûz u güdâz ile mânend-i Hassân ve vâdî-i nazmda her zamân bir tarz-ı nev-peydâ itmede dilîr… (Solmaz, 2005, s. 58).

Örnek 3:

Hakkâ ki şi‘ri dahı rûşen u dil-nevâz, ciger-sûz u cân-güdâzdur. Her mısrâ‘ı âteş-i ışkdan bir zebânedür, şem‘ gibi ‘âşıkâne vü mestâne ve sözleri yane yanedür  (Kılıç, 2018, s. 608).




Kaynaklar

Açıkgöz, N. (hzl) (2017). Riyâzü’ş-Şuarâ (Tezkiretü’ş-Şuarâ). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (İnceleme-metin). Ankara: AKM Yayınları.

Genç, İ. (hzl.) (2018). Esrâr Dede Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. 

Hüseyin Remzî, Lügat-i Remzî. C.2. İstanbul. https://www.osmanlicasozlukler.com/lugatiremzi/tafsil-143328-pf1.html 

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html.

Kutluk, İ. (hzl.) (1989). Kınalı-zâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şuarâ 1-2. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi:  https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html

Muallim Nâcî (1308). Lugat-ı Nâcî. İstanbul.

Solmaz, S. (hzl.) (2005). Ahdî ve Gülşen-i Şu'arâsı: İnceleme-Metin. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi:  https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html

Şemseddin Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul. 




Yazım Tarihi:
16/10/2025
logo-img