eltâf-ı bârî, eltâf-ı bârî, hüsrevâne, ilâhî, kibriyâ, perverdigârî, râb, samedâniyye, eltâf-ı bende-nüvâz-ı cihânbânî, hümâyûn, pâdişâhî, şehenşâhî, sultânî, mazhar-ı eltâf
* Lütuf kelimesinin çoğulu olan ve tezkirelerde özellikle Tanrı’nın, padişahın ya da yüksek bir makamın yaptığı iyilik, ihsan ve keremler anlamlarında kullanılan terim.
Eltaf terimi sözlüklerde genellikle “lütuf” kelimesinin çoğulu olarak belirtilmektedir. Bu bağlamda Kâmûs-ı Türkî yalnızca “Lütuf” kelimesine atıf yaparken (Şemseddin Sami, 2012) Resimli Türkçe Sözlük, “Lütfun cem’i” tanımı yapmaktadır (Kestelli, 2011). Lügat-ı Remzi ve Mükemmel Osmanlı Lügati bu tanımı genişleterek “Lütuflar, nevâzişler, hüsn-i mu’âmeleler” şeklinde anlamlandırmaktadır (Hüseyin Remzî, 1305; Nazîmâ & Faik Reşad, 2009). En geniş tanımı yapan Redhouse ise “Nezaket (kindness), yardımlar (favors), ihsanlar (benefits), merhametler (mercies )” karşılıklarını vermektedir (Redhouse, 2011). Bu sözlüklerin hiçbiri kelimenin edebiyat ilişkisine değinmezken sadece Ebuzziya, “latife” anlamına değinmektedir (Ebüzziyâ Mehmed Tevfik, 1306).
Türkçede bu kökten türetilmiş; latif, latife, letafet, lütfen, lütufkâr ve taltif kelimeleri kullanılmaktadır (Nişanyan, 2020).
Kelimenin özel bir terim anlamı bulunmamaktadır. Kelime tezkirelerde bir edebiyat terimi olarak yalnızca bir şair ya da yazara, belirli bir makam, mansıp ya da nakdî bağış şekilde ihsanda bulunmak anlamı taşımaktadır. Ayrıca edebiyatçıların yeteneklerinin ilahî bir yardım olarak sayıldığı da görülür. Çok nadir olarak faydalı eserler için kullanıldığına rastlanır.
Eltaf kelimesi, tezkirelerde en çok padişah tarafından verilen hediyeler anlamında kullanılmaktadır. Bu hediye bir makam/mansıp ya da doğrudan maddi yardım şeklinde olabilir. Örneğin Kınalızâde Hasan Çelebi, Fâtih Sultan Mehmed’i methederken padişahın “şu’arâ-yı zemânı ve fusahâ-yı devrânı ile sohbet” (zamanın şairleri ve devrin fasihleri ile sohbet ettiğini ve “bu zümre hakkında eltâf-ı ‘illiyyeleri kâmil […] olup tasarruf-ı menâsıb u merâtibden kalanlara ayda bin akçe idrâr-ı râtıbları mu’ayyen ü mukarrer” (bu zümreye yüksek lütuflarının tam olup makam ve mevki harcamalarından kalanlara aylık bin akçe düzenli gelir) bağladığı belirtilmektedir (2009, s. 65). Eltaf olarak mansıp verilmesine bir örnek olarak Zeyrekzâde Yunus Efendi’nin “Anatolı pâyesiyle hıdmet-i nekâbet-i eşrâf ile mazhar-ı eltâf” (Anadolu payesi ile nakibü’l-eşraflık hizmetiyle lütfa mazhar) olması verilebilir (Hasîb, 2017, s. 405). Buna benzer bir örnek de Nefeszâde es-Seyyid Abdurrahmân Efendi’nin “Bûy-âbâd kazâsı arpalığıyla mazhar-ı eltâf” (Bûyâbâd kazası arpalığıyla lütfa mazhar) olması verilebilir (Şeyhî, 2018, s. 2061).
Eltaf kavramı padişah dışındaki kişilerden gelen iyilikler için de kullanılmaktadır. Örneğin, Mehmet Tevfîk, Hayâlî’nin İskender Çelebi’den gördüğü ilgiyi “sahâbet ü âbyârî-[i] inâyet ü eltâfıyla terbiyet eyle”mesi olarak belirtilir (2017, s. 309). Bu örnekte ayrıca lütuf kelimesinin maddi olmayan yardımlar için kullanımına da örnek olarak verilebilir. Eltaf kelimesi ayrıca eltâf-ı ‘am ya da eltâf-ı ‘amîme şekilleri ile umuma faydalı işler için de kullanılır. Örneğin Sehî Bey, Şâh Çelebi’nin kazaskerliği döneminde “ihsân u birr ile mevsûf eltâf-ı 'âm” (ihsan ve hayrile vasıflanmış halka yardımla) eşsiz bir konumda olduğunu belirtir (2017, s. 40).
Eltaf, ilahî inayetleri tanımlamak için de kullanılmaktadır. Özellikle olumlu karakter özelliklerine, ilme ya da sanat yeteneğine haiz kişiler için “mazhar-ı eltâf” ifadesi kullanılmaktadır. Âşık Paşa, padişahın sohbet meclisinde bulunanları” mecma'-ı eltâf-ı İlâhîde ‘ilm-i bedî' ü beyânda hâme gibi müşârün bi’l-benân olanlar” (İlahî lütuflar mecmuasında beyan ve bedi ilimlerinde kalem gibi parmakla gösterilenler) ifadesini kullanmaktadır (Es-Seyyid Pîr Mehmed bin Çelebi, 2018, s. 594). Tanrı tarafından bahsedilen manevi ihsanlar da eltaf kavramının anlam alanı içerisindedir. Örneğin; Yayabaşızâde, kırk günlük çilesini tamamlarken “ümmîdvâr-ı eltâf-ı Kird-gâr” (Allah’ın lütuflarını ümit eden) bir hâldedir.
Terimin edebî kullanımları nadirdir. Genellikle şair ve ediplere verilen ihsanlar neticesinde kullanılır. Hatta Selmân gibi başarılı bir şairin “dest-i eltâf-ı ashâb-ı himem mi’mârî-i lutf u kerem ile hâne-i ümmîd ü recâsını âbâd kılmamış” (yüksek himmet sahiplerinin elinin lütuf ve kerem mimarisiyle umut ve beklenti evi imar etmemiş) olması üzüntüyle belirtilir (Kınalızâde, 2009, s. 394). Yukarıda bahsedildiği gibi şairlik ile ilgili beceriler Tanrı’nın bir lütfu olarak görülür. Bu minvalde, Celâl Efendi’nin hoş sohbetliği, şiir ve inşadaki eşsizliği “eltâf-ı fazl-ı Kibriyâ” olarak görülür (Ahdî, 2018, s. 57). Yine Mustafâ; ilme vukufiyeti, irfanının yüksekliği, fazileti, aklı veya dürüstlüğü gibi olumlu karakter özellikleri ile “mazhar-ı eltâf-ı nâ-mütenâhî-i İlâhî” (Tanrı’nın sonsuz lütuflarının mazharı) olduğu söylenir (Kınalızâde, 2009, s. 290). Sultan III. Murad’ın zamanının şeyhleri üzerine yazdığı şerh (Kınalızâde, 2009, s. 21) ya da Musannifek’in tefsiri gibi (Mecdî, 2022, s. 517) bazı eserlerin faydalı eserler olduğunu belirtmek için de kullanıldığına rastlanır.
Terim, Heşt Bihişt’te 4, Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ’ında 5, Ahdî Bağdadî’nin Gülşen-i Şu'arâ’sında 7, Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’ında 8, Kınalızade Hasan Çelebi’nin Tezkiretü'ş-Şu'ârâ’sında 48, Beyânî’nin Tezkiretü'ş-Şu'ârâ’sında 2, Riyâzü’ş-Şu’ârâ’da 2, Künhü'l-Ahbar’da 2, Rıza Tezkiresi’nde 4, Sâlim Tezkiresi’nde 5, Esrar Dede’de 1, Eslaf’da 2, Mehmed Sirâceddîn’in Mecma‘-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ’ında 1, Ali Emirî’nin Mir’âtü’l-Fevâ’id Fî Terâcimi Meşâhir-i Âmid’inde 1, İbnülemin’in Son Asır Türk Şairleri’nde 5 kez geçmektedir.
Kavram Şakâ'ik zeyllerinde de kullanılır: Mecdî’nin Hadâ'iku'ş-Şakâ'ik’inde 16, Nev‘îzâde Atâyî’nin Hadâ'iku'l-Hakâ'ik fî Tekmileti'ş-Şakâ'ik’inde 9, Uşşâkîzâde Seyyid İbrâhîm Hasîb’in zeylinde 10, Şeyhî Mehmed’in Vekâyi‘u’l-Fuzalâ’sında 14, Fındıklılı İsmet’in Tekmiletü’ş-Şakâ’ik fî Hakki Ehli’l-Hakâîk’inde 1 ve Habîbî’nin tercümesinde 2 kez geçmektedir.
Örnek 1:
Mevlânâ Şâh Çelebi El-Fenârî: (…) Ebâ en-ced Monla Fenârî nesli Osmânîlere kâzî-asker olıgelmişdür. Ve kendüsi daḫî merhûm Sultân Selîme ve pâdişâh-ı sâhib-kırân hazretlerine kâzî-’asker olmış ‘ilm ü fazl ile müsellem ve kemâl ü ma’ârif ile mükerrem sâhib-lutf envâ’-ı fezâyil ile muttasıf vecîh ve ihsân u birr ile mevsûf eltâf-ı ‘âm ile aña kimse şebîh olıbilmek yoġidi (Sehî Beg, 2017, ss. 39-40).
Örnek 2:
Celâl Efendi: (...) El-hak bu devrde kutb-ı felek-i hakîkat ve merkez-i da’ire-i tarîkat ve güzîde-i meşâyih-i kibâr ve nûr-ı dîde-i ulü’l-ebsârdur. ‘İlm-i e’vilde kâşif-i esrâr-ı Küntü kenzen mahfiyyen ve vâkıf-ı envâr-ı Kâbe kavseyni ev ednâdur. Ve hemîşe eltâf-ı fazl-ı kibriyâ ile âyîne-i ehl-i vefâda keder komayup münevver itmeden hâlî degüldür ve hadd-ı zâtında hoş-sohbet ü bülend-himmet ve şi’r ü inşâda bî-misl ü bî-mânend ve envâ’-ı hatt yazmada bir derecede mâhirdür ki kâtib-i kazâ vü kader sahâyif-i eyyâmı kalem-i sun’ ile meşk ideli misâlin yazmamışdur (Ahdî, 2018, s. 57).
Örnek 3:
SELMÂN: ... Hakkâ ki zât-ı sütûde-sıfâtı kalâ’id-i ma’ârif ü kemâlât ile müzeyyen ü muhallâ ve mâhçe-i râyet-i dirâyeti emsâl ü akrânından her vechle merfi’ ü mu’allâ oldugından gayrı fenn-i belîg-i inşâda sâhib-i yed-i tûlâ ve mu’ammâ-gûy u mu’ammâ-güşâlıkda şöhre-i dünyâ olmış idi. Hayf ki ol sâhib-i kemâlün şi’ri kemâle irmiş iken dest-i eltâf-ı ashâb-ı himem mi’mârî-i lutf u kerem ile hâne-i ümmîd ü recâsını âbâd kılmamış idi ve ol Selmân-ı zemâna bir ahd-i mu’ayyen ü zahîr olmagla vefkü’l-murâd mesrûr u dil-şâd olmış idi (Kınalızâde, 2009, s. 394)
Ahdî, B. (2018). Gülşen-i Şu’arâ (S. Solmaz, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Ali Emîrî. (2014). Mir’âtü’l-Fevâ’id fî Terâcimi Meşâhîri Âmid (G. Kut, M. Öğmen, & A. Demir, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Âlî, G. M. (2020). Künhü’l-Ahbâr (S. Donuk, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Beyânî, C. M. (2017). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ) (A. Sungurhan, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Ebüzziyâ Mehmed Tevfik. (1306). Lugat-ı Ebüzziyâ. Matbaa-i Ebüzziyâ. https://archive.org/details/lugatiebzziya00ebuoft/page/600/mode/2up (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Esrâr Dede. (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye (İ. Genç, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Es-Seyyid Pîr Mehmed bin Çelebi. (2018). Meşâ’irü’ş-şu’arâ (F. Kılıç, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025) (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Faik Reşâd. (2019). Eslâf (E. Aydemir & F. Özer, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Fındıklılı, İ. E. (2021). Fındıklılı İsmet Efendi’nin Şakâ’ik Zeyli, Tekmiletü’ş-Şakâ’ik fî Hakki Ehli’l-Hakâîk (İ. Yıldırım, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Habîbî, A. bin D. (2021). Habîbî’nin Şakâ’ik Tercümesi, ed-Devhatü’l-İrfâniyye fî Ravzati Ulemâ’i’l-Osmâniyye. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Hasîb, U. İ. (2017). Zeyl-i Şakâ’ik (D. Örs, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Hüseyin Remzî. (1305). Lügat-i Remzi (A. Birinci, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı.
İnal, İ. M. K. (1969). Son asır Türk şairleri. Milli Eğitim Basımevi.
Kestelli, R. N. (2011). Resimli Türkçe kamus (R. Toparlı, B. Tezcan Aksu, C. S. Kanoğlu, & S. Türkmen, Ed.). Türk Dil Kurumu.
Kınalızâde, H. Ç. (2009). Tezkiretü’ş-Şu’arâ (A. Sungurhan Eyduran, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Lane, E. W. (1863, 93). Arabic-English lexicon. Williams and Norgate. http://arabiclexicon.hawramani.com/william-edward-lane-arabic-english-lexicon/ (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Latîfî. (2018). Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (R. Canım, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Mecdî, M. E. (2022). Mecdî’nin Şakâ’ik Tercümesi, Hadâ’iku’ş-Şakâ’ik (B. Alpaydın & F. Odunkıran, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Mehmed Tevfik. (2017). Kâfile-i Şu’arâ (H. Koncu, M. Çakır, & F. S. Kutlar Oğuz, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Mîrzâ-zâde Sâlim, M. E. (2018). Tezkiretü’ş-şuarâ (A. İnce, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Nazîmâ, A. & Faik Reşad. (2009). Mükemmel Osmanlı Lügati (N. Birinci, K. Yetiş, F. Andı, E. Ülgen, N. Sağlam, & A. Ş. Çorok, Ed.). Türk Dil Kurumu.
Nev‘îzâde Atâyî. (2017). Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakâ’ik, Nev‘îzâde Atâyî’nin Şakâ’ik Zeyli (S. Donuk, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Nişanyan, S. (2020). Nişanyan Sözlük.https://www.nisanyansozluk.com (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Redhouse, J. W. (2011). Turkish and English lexicon. Çağrı.
Rızā, Z. M. S. M. (2017). Rızâ tezkiresi (G. Zavotçu, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Riyâzî, M. E. (2017). Riyâzü’ş-şuara (tezkiretü’ş-şuara) (N. Açıkgöz, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Salmoné, H. A. (1889). An advanced learner’s arabic-english dictionary. Librairie du Liban. https://arabiclexicon.hawramani.com/habib-anthony-salmone-an-advanced-learners-arabic-english-dictionary/ (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Sehî Beg. (2017). Heşt Bihişt (H. İpekten, G. Kut, M. İsen, H. Ayan, & T. Karabey, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Sirâceddîn, M. (2018). Mecma‘-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ (M. Arslan, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).
Şemseddin Sami. (2012). Kâmûs-ı Türkî (R. Gündoğdu, N. Adıgüzel, & E. F. Önal, Ed.). İdeal Kültür.
Şeyhî, M. E. (2018). Vekâyi‘u’l-Fuzalâ (R. Ekinci, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr (Erişim tarihi: 03.10.2025).