dil-pesend
* Sözlüklerde “hoşa giden, gönlün beğendiği” gibi anlamlara gelen ve tezkirelerde “beğenilen, onaylanan” şiir, söyleyiş ve sanat gücü için kullanılan terim.
Farsça dil (gönül) kelimesi ile pesendîden (beğenmek, seçmek) mastarının muzari gövdesi “pesend”den oluşan sözcük, “gönlün beğendiği, sevgili” anlamlarında sıfat terkibidir (Ayverdi, URL-1). Devellioğlu sözcüğü “gönle hoş gelen, gönlün beğendiği” (2001, s. 187); Kanar, “beğenilen, matlub, hoş, güzel” (2015, s. 723); Sami, “beğenmek, gönlün beğendiği, beğenilecek” (2015, s. 617); Dihhuda, “gönül beğenen, gönle hoş gelen veya kalbin onayladığı/beğendiği” şeklinde tanımlar (s. 1119). Tietze, kelimeyi “hoşa giden, sevilen, sayılan” “dil V + -pasand” şeklinde tarif etmekle birlikte sözcük hakkında “Ok müsabakalarında, okun düşeceği yere yakın olan gözetleyiciler, okun düştüğü mesafeyi çeşitli giyim eşyasını havaya atmakla bildirirler: ilk nişandan önce düşer se bir ferrace, ilk ile ikinci nişanın arasında düşerse bir dilpesend, bütün nişanları geçerse bir dülbend atarlar.” (2016, s. 419) şeklinde bilgi verir.
Tezkire yazarlarının onayladığı ve beğendiği söyleyiş tarzı.
Mecâlisü’n-Nefâis’te bir matla beytinin estetik açıdan onaylandığını belirtmek için “dil-pesend tüşüptür” (Eraslan, 2001, s. 160) birleşik fiili içinde “gönle hoş gelecek şeklinde oluşma” manasında kullanılır.
Ahdî, terimi Ahmed Harîrî’den, Ubeydî Çelebî’den, Fuzûlî-i Bağdâdî’den, Muhyî Çelebî’den ve Hüdâyî Çelebî’den bahsederken kullanır. Ahmed Harîrî’nin üç dilde şiir yazabilme yeteneğini “…ve tabʿ-ı bülend-i dil-pesendi üç zebân ile nazma mâyil ve hallâl-ı mesâil-i erbâb-ı dildür.” (Solmaz, 2018, s. 103) şeklinde ifade ederken terime tamlama içinde yer verir. Ubeydî’nin terkiplerinin âşıkların ruh hâllerine uygunluğunu “...pişrev-i ehl-i rûzgâr ve her bir terkîbi hevâ-yı dil-pesend ile hasb-i hâl-i ʿâşıkân-ı dil-efkâr olmaġın bir mertebede şuyûʿ u iştihâr bulmışdur.” (s. 217) olarak belirtirken terimi kullanır. Fuzûlî’nin eserlerinin irfan sahiplerinin nezdinde değerli olduğunu ifade ederken terimi “kavâid-i pür-fevâ’id-i kasâyid-i fesâhat-âmîzi mülemmaʿ misâl-i kasâyid-i Hâce-i Selmân ve dil-pesend-i ehl-i ʿirfân ve semt-i mesnevîde Leylî vü Mecnûn mânend-i dürr-i meknûn sebt itmişdür.” (s. 240) şeklinde kullanır. Hüdâyî’nin İranlı şairler gibi yüksek bir eda ve gönle hoş gelen bir üsluba sahip olduğunu “ale’l husûs tarz-ı ġazelde fusahâ-yı Acem gibi edâ-yı bülend ile dil-pesend…” (s. 300) şeklinde ifade ederken terimi kullanır.
Âşık Çelebi, terime Medîhî’nin şiirlerinin çağdaşı olan şairlerin eserleri arasında en beğenileni olduğunu “eş’ârı şu’arâ-yı- vaktüñ dil-pesendlerindendür” (Kılıç, 2018, s. 341) ifadesinde kullanır.
Mirzâde Mehmed Sâlim, terimi İshak Efendi’nin eser çevirilerinin zarafetini belirtmek üzere “zebân-ı dil-pesend-i münşiyâne” ifadesinde kullanır (İnce, 2018, s. 86). Anî Kadın’dan bahsettiği bölümde “levend-i dil-pesend-i zevrak-nişînân-ı bahr-i ‘irfân-ı suhan-sencânâden” diyerek şairlik sıfatı olarak kullanır (s. 132). Yümnî’nin şairlik yeteneğinin herkes tarafından beğenildiğini ve onaylandığını belirtmek için terime, “tab’-ı dil-pesendi cümle-i ehl-i dil” ifadesine yer verir (s. 470).
Şefkat’te terim, harflerin estetik bir şekilde sıralandığı “hulle-i dil-pesend-i hurûf” (Kılıç, 2017, s. 29) ifadesinde nitelik yönüyle yer almıştır.
Dil-pesend ifadesi, divan şiirinde terim anlamıyla ve terim anlamının dışında çeşitli nazım şekilleri içerisinde kullanılmıştır. Mezâkî Dîvânı’nda şairin sanatından bahsettiği makta beyitlerinde minvâl-i dil-pesend (Mermer, 2021, s. 390), dil-pesend-i fitne (s. 218), sühanuñ dil-pesend olup kalmış (s. 319) biçiminde terim anlamıyla kullanılmıştır. Kelime, Nâmî Dîvânı’nda şîve-i reftâr-ı kadd-i dil-pesend (Yenikale, 2017, s. 469), nişân-ı dil-pesend (s. 460), şeh-süvâr-ı dil-pesend (s. 462) şeklinde terim anlamının dışında hoşa giden, beğenilen manasıyla kullanılmıştır. Kâmî Dîvânı’nda kaside nazım şeklinde etvâr-ı dil-pesend (Yazıcı, 2017, s. 89) biçiminde övgü amacıyla terim anlamının dışında kullanılmıştır. Enderunlu Mehmet Akif, terimi şair Raif’in çocukluğunu “kûdek-i dil-pesend ü nâ-resîde” (Kılcı, 2001, s. 102) ifadesinde sıfat göreviyle kullanır.
Kelime terim anlamıyla Ali Şîr Nevâyî’nin Mecâlisü’n-Nefâis’inde 1, Gülşen-i Şuarâ’da 7, Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ’da 2, Sâdıkî-i Kitâbdâr’ın Mecmau’l-Havas’sında 1, Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim tezkiresinde 5, Enderunlu Mehmed Âkif’in Mir’at-ı Şi‘r’inde 2, Şefkat Tezkiresi’nde 1 yerde kullanılmıştır.
Örnek 1:
Fahr-i mahâdìm-i kirâm zübde-i mevâlî-i ülü’l-ihtirâm gül-gonca-i gülistân-ı belâgat nev-bâve i büstân-ı fesâhat nahl-i berûmend-i çemenistân-ı ercümendî âzâde-serv-i gülşen-i irfân-ı dil-pesendî… (İnce, 2018, s. 84).
Örnek 2:
Hazâniyye-i râ’iyye kasîdesinde bu beytleri dil-pesenddür. Şi’r:
Sebzeler altun beneklü bir nihâlîdür aña
Sîm sırma ile sular işlemişdür cûybâr
Rûz-ı haşr u neşrdür ki dürlü dürlü reng ile
Bergler uçup gelürler nâme-i a’mâlvâr (Kılıç, 2018, s. 319).
Örnek 3:
Mevlânâ Hüznî: İsfahânlıgdur, köp fazîleti bar, yahşı mollâdur. Bâ-vücûd-ı zühd ü salâh turfe bî-kayd ve lâ-ubâlî kişidür. Vukûʿ revişidin behre-mend ve eşʿârı dil-pesend erür (Kuşoğlu, 2012, s. 325).
Örnek 4:
Manzurnıng sevâd-ı hattı ara la’l-i handânı mukâbelesinde öz bahr-i gamı ara közining dürr-i galtânın salıpdur ve dil-pesend tüşüptür:
Ol sevâd-ı hat içinde la’l-i handânın körüng
Bahr-i gam içre közümning dürr-i galtânın körüng (Eraslan, 2001, s. 160).
Örnek 5:
Kâzî-asker-i vakt-i sâbık Kâzî-zâde Efendi’nüñ makbûl dânişmendlerinden ve vârid olan eş’ârı şu’arâ-yı vaktüñ dil-pesendlerindendür. Eş’âr-ı û:
Yine bir şem’-i dil-ârâ beni sûzân itdi
Dil-i âbâdumı bilmem nice vîrân itdi (Kılıç, 2018, s. 341).
Ayverdi, İ. (URL-1). Kubbealtı Lügati. https://lugatim.com/
Devellioğlu, F. (2001). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. 18. Baskı. Ankara: Aydın Kitabevi.
Dihhuda, A. E. (1998). Lugat-nâme. C. VII. Tahran: Müessese-i İntişarat ve Çap-ı Danişgâh-i Tahran.
Eraslan, K. (2001). Alî Şîr Nevâyî Mecalisü’n-nefayis II (Çeviri ve Notlar). (N. Tokmak, Çev.; H. Zülfikar, İnceleyen). Türk Dil Kurumu.
İnce, A. (2018). Mîrzâ-Zâde Mehmed Sâlim Efendi Tezkiretü’ş-şuarâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. 57124,mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39arapdf.pdf.
Kanar, M. (2015). Farsça Türkçe Sözlük. İstanbul: Say.
Kılcı, M. (2001). Enderunlu Mehmet Âkif Mir’ât-ı Şi’r. Yüksek Lisans Tezi. Adana. Çukurova Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Kılıç, F. (2017). Tezkîre-i Şu’arâ-yı Şefkat-i Bagdâdî. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55753,sefkat-tezkiresi-pdf.pdf?0.
Kılıç, F. (2018). Âşık Çelebi Meşâ’irü’ş-şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. 59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf.
Kuşoğlu, M.O. (2012). Sâdıkî-i Kitâbdâr’ın Mecma‘ü’l-Havâs Adlı Eseri (İnceleme - Metin - Dizin). Doktora Tezi. İstanbul. Marmara Üniversitesi. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü.
Mermer, A. (2021). Mezâkî Dîvânı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. 120433,mezaki-divanipdf.pdf.
Sami, Ş. (2015). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Solmaz, S. (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şuʿarâ’sı (İnceleme - Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56733,ahdi-gulsen-i-suarapdf.pdf?0.
Tietze, A. (2016). Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati. C. II. Ankara: TÜBA.
Yazıcı, G. E. (2017). Kâmî Divânı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. 55977,kami-divani-pdf.pdf.
Yenikale, A. (2017). Nâmî Dîvânı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. 56192,ahmed-nami-divanipdf.pdf.