* Sözlüklerde “gönlü çeken, gönlü cezbeden” gibi anlamları olan ve tezkirelerde söz, edâ, mısra, beyit, şiir ve edebî eserlerin “hoşa giden, beğenilen; çarpıcı, etkileyici” niteliklerini belirtmek için kullanılan terim.
Farsça dil (gönül) kelimesi ile keşîden (çekmek) mastarının muzari gövdesi “keş”ten oluşan ve “gönül çekici, gönül cezbedici” anlamlarına gelen birleşik bir sıfattır (Ayverdi, 2006, s. 711). Tietze kelimeyi “hoş, alımlı, cazip”; “dil V+-keş ‘çeken, çekici’” şeklinde tarif eder (2016, s. 417). Steingass, “kalpleri cezbeden, sevimli; seçilmiş, onaylanmış, sevilen; lezzetli, hoş” (1998, s. 533); Dihhuda, “gönül çeken, gönlü kendisine bağlayan; güzelliği, cazibesi, hoşluğu ve nazlılığı sebebiyle gönlü çelen kimse veya şey; güzel, hoş, alımlı, çekici; beğenilen, sevilen, makbul, gönül alıcı, etkileyici, ferahlatıcı ve gönle hoş gelen” (1998, s. 11044); Kanar, “çekici, gönül çekici, güzel, cazip” (2016, s. 662); Devellioğlu, “gönül çekici” (2012, s. 211); Tulum da “gönül çekici (güzel/ses/nesne)” (2023, s. 137) şeklinde anlamlandırır.
Okuyucunun veya dinleyicinin gönlünü çeken, beğenisini kazanan; söyleyiş, ahenk, hayal ve anlam özellikleriyle etkileyici bulunan söz, edâ, mısra, beyit, şiir veya edebî eser.
Ali Şîr Nevâyî’nin Mecâlisü’n-Nefâyis’inde dil-keş edebî anlamıyla sekizinci mecliste Sultan Hüseyin Bahadır Han’ın bir beyti değerlendirilirken “hoş dipdür ve dil-keş edâ kılupdur” şeklinde kullanılır (Eraslan, 2015, s. 230) (Örnek 1). Burada dil-keş terimi âşığın zâr, hayran, mest ve perişan hâlinin hoş ve etkileyici biçimde ifade edilişini niteler.
Sehî Beg, terimi Mevlânâ Emîrî’nin söz ve ifade tarzını “ve kelimâtı revân u dil-keş, letâfet-i tab‘ı bî-nihâye… idi” sözüyle değerlendirir (İpekten vd., 2017, s. 64) (Örnek 2). Dil-keşin revân ile birlikte kelimâtı nitelemesi, gönül çekici söyleyişin akıcılıkla ilişkilendirildiğini gösterir. Sehî, Şeyhî’nin şiire yöneltilmesini anlatırken onda “tab‘-ı hoş ve elfâz-ı dil-keş” görüldüğünü belirtir (s. 68). Burada dil-keş, şairlik kabiliyetinin anlaşılmasını sağlayan etkileyici sözler için kullanılmıştır. Haffî’nin şiirlerini ise “eş‘ârı latîf ü dil-keş” ve beyitleriyle matla‘larını “gâyet hoş” şeklinde değerlendirir (s. 88). Latîf, dil-keş ve gâyet hoş nitelemelerinin aynı bağlamda bulunması, terimin beğenilen ve hoşa giden şiiri ifade ettiğini göstermektedir.
Latîfî, Şeyhî’nin Hüsrev ü Şîrîn’ini “nazm-ı hâlet-bahş ve rûh-perver dil-keş” olarak niteler (Canım, 2018, s. 311) (Örnek 3). Bu kullanımda dil-keşlik, nazmın okurda veya dinleyicide hâl uyandırması ve ruhu beslemesiyle ilişkilendirilmiştir. Eserin uzun zaman sonra da (şimdiki vaktde dahi) bu niteliğini koruduğunun belirtilmesi, terimin geçici bir beğeniden daha güçlü ve kalıcı bir estetik etkiye işaret edebildiğini gösterir. Latîfî, Ahmed Paşa’nın “eş‘âr-ı dil-keşi”nin defter ve divanlara yazıldığını, şaire şöhret ve itibar kazandırdığını, bir müddet halkın dilinde dolaştığını da söyler (s. 313). Bu bağlam, dil-keş olarak nitelenen şiirin kayda geçirildiğini, yayıldığını ve hafızada yer ettiğini göstermektedir.
Terimin en yoğun kullanıldığı tezkire Gülşen-i Şu‘arâ’dır. Ahdî’de kelime şiir, kaside, gazel, beyit, matla, tarih, güftar, söz, elfâz, kelimât ve mazmun kelimelerini nitelemek üzere edebî terim olarak kullanılmıştır. Vusûlî’nin “kasâyid-i selîs-i dil-keşi” aynı cümlede nefîs ve “ferah-resân-ı dil-i gamz-edâ” olarak değerlendirilir (Solmaz, 2018, s. 73) (Örnek 4). Mollâ İmâd’ın “ebyât-ı hayât-bahşı” ise dil-keş, “bâde-i nâb gibi bî-gışş” ve mergûb sıfatlarıyla nitelenir (s. 230). Bu iki tanık, dil-keş şiirin akıcı ve değerli olmasının yanında gönlü ferahlatan, canlılık veren, saf ve rağbet gören bir şiir olduğunu düşündürmektedir. Ahdî’nin diğer kullanımları, terimin anlam ve söyleyiş katmanlarını birlikte kapsadığını gösterir. Belîgî’nin “eş‘âr-ı belâgat-nümâsı” dil-keş, güftarı ise hoştur; devamında gazelleri nefîs ve selîs diye nitelenir (s. 122). Zînetî-i Sirozî’nin “eş‘âr-ı dil-keşi” sûznâk, beyitleri pâktir (s. 173). Ubeydî’nin bir tarih manzumesi için “bu târîh-i dil-keşi hoş dimişdür” denir (s. 218). Arşî’nin beyitleri dil-keş ü rengîn (s. 227), Muhtârî’nin mazmunu dil-keş ve sözleri hayâl ile ilişkilidir (s. 275). Kandî’nin “eş‘âr-ı halâvet-bahşı” ile “nazm-ı dil-keşi” yan yana kullanılır (s. 252). Bu bağlamlarda terim; belagat, akıcılık, yanıklık, renklilik, hayal, tatlılık ve hoşlukla birleşen bir estetik beğeni bildirmektedir.
Riyâzî, tezkiresinin mukaddimesinde kimi şairlerin nazmını “reng-i hüsn-i edâ ve bûy-ı dil-keş-i ma‘nâ ile gül-i ra‘nâya hem-ser” sayar (Açıkgöz, 2017, s. 22). Burada hüsn-i edâ söyleyiş güzelliğine, bûy-ı dil-keş-i ma‘nâ ise anlamın çekiciliğine işaret eder. Ahmed Paşa’dan aktarılan “terâne-i dil-keş”i dinleyen Mahdûmî’nin istemsizce raks ve semaya başlaması ise terimin dinleyicide oluşturduğu güçlü duygusal ve estetik etkiyi somutlaştırır (s. 43) (Örnek 5).
Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ’da, Cezmî Çelebi’nin ifadesi harf-ı dil-keş (Yılmaz, 2019, s. 46), Sâmi‘î Çelebi’nin şiiri nazm-ı dil-keş (s. 88), Sâdık-ı Bû Su‘ûd-zâde’nin divanı bâğ-ı dil-keş (s. 106), Ahdî-i Mar‘aşî’nin şiiri şi‘r-i dil-keş (s. 128) ve Vecîhî Çelebi’nin hayal kurma gücü tahayyül-i dil-keş (s. 197) terkibiyle nitelendirilir (Örnek 6). Bu kullanımlar, terimin harf ve edadan şiirin bütününe, divana, hayal ve tahayyüle kadar uzanan şiir ve edebiyatla ilgili geniş bir alanda kullanıldığını göstermektedir.
Safâyî’nin dibacesindeki “kalem-i dil-keş-nevâ” terkibi, çekiciliği nazım ve inşayı meydana getiren kalemin sesine bağlar (Çapan, 200, s. 61).
Esrâr Dede, Derviş Hüsâm’ı “şi‘r ü inşâda hoş-reftâr ve nazm u nesirde dil-keş-i âsâr” diye değerlendirir (Genç, 2018, s. 84). Bu örnekler, terimin nazım ve nesir üretiminin bütünü için de kullanılabildiğini göstermektedir.
İsmail Belîğ, Nuhbetü’l-Âsâr’ın hatimesinde eserinin sayfalarını “sahâyif-i âsâr-ı dil-keşi” şeklinde niteler (Abdulkadiroğlu, 1985, s. 5). Burada dil-keş, kalıplaşmış bir övgü ifadesi görünümüdedir.
Âkif’in Mir’ât-ı Şi‘r’inde Nâşid’in kaleminin nefesi dil-keş-edâ olarak nitelenirken (Kılcı, 2001, s. 58), Nedîm’in kalemi “hâme-i dil-keş-edâ” şeklinde tavsif edilir (s. 68). Hatimedeki “Edhem-i siyeh-zânû-yı dil-keş-i merâm-ı hâme” ifadesi de eserin yazılışını kalem-at istiaresiyle anlatır (s. 113). Bu son kullanımda terim, kalemi ve yazma eylemini niteleyen geniş kapsamlı bir örnektir.
Fatîn, Nûrî Paşa’nın hânendelerin dilinde dolaşan “nice nice dil-keş ve musanna şarkıları” bulunduğunu belirtir (Çiftçi, t.y., s. 420) (Örnek 7). Bu kullanım şiir, musiki ve icranın ortak beğeni alanına işaret etmektedir.
Terim, tezkirelerin yanı sıra divanlarda da kullanılmıştır. Neşâtî, “Bu şi‘r-i dil-keş ile bu kasîde-i garrâ / Sadefçe-i yem-i ma‘nâda dürr-i yektâdur” beytinde kasidesini şi‘r-i dil-keş ve kasîde-i garrâ terkibleriyle nitelemiş, onu mâna denizinin sedefindeki eşsiz bir inciye benzetmiştir. (Kaplan, 2019, s. 80). Beyitteki kasîde-i garrâ, yem-i ma‘nâ ve dürr-i yektâ ifadeleri, dil-keş sıfatının şiirin güzelliğini ve etkileyiciliğini belirten bir değerlendirme terimi olarak kullanıldığını göstermektedir. Şeyh Gâlib’in “Sen Es‘ad devşürürsün gonçe-i mazmûnu hep ammâ / Bu tarh-ı dil-keşe teşrîf eden yârâna kalmaz hîç” beytinde ise dil-keş, nazire söylenmek üzere açılan şiir zeminini veya örnek alınan nazım düzenini ifade eden tarh kelimesini nitelemektedir (Okçu, t.y., s. 30). Gonçe-i mazmûn, devşürmek, teşrîf etmek ve yârân kelimelerinin oluşturduğu bağlamda dil-keş, hem şairleri kendisine çeken bir şiir zeminini nitelemekte hem de bahçe tasavvurunu tamamlamaktadır.
Tezkirelerde örnek olarak aktarılan şiirlerin bünyesinde de nazm-ı dil-keş, şi‘r-i dil-keş, gazel-i dil-keş, eş‘âr-ı dil-keş, zemîn-i dil-keş, sühan-ı dil-keş ve dil-keş-edâ gibi, şiiri veya şiir söyleyişini niteleyen kullanımlara rastlanmaktadır. Bunun yanında ebrû-yı dil-keş, kâmet-i dil-keş, dil-keş mekân ve Mevlevîhâne-i dil-keş gibi kişiyi, beden unsurlarını, yapıları veya mekânları niteleyen örnekler de söz konusudur. Tezkirelerde dil-keş kelimesinin anlamı, tanım niteliğinde açık bir ifadeyle açıklanmamıştır. Bununla birlikte kelimenin latîf, hoş, selîs, nefîs, belâgat-nümâ, sûznâk, rengîn, halâvet-bahş, safâ-bahş, ferah-resân, hayât-bahş, pâk, bî-gışş ve mergûb gibi olumlu değerlendirme bildiren kelimelerle birlikte kullanılması, dil-keşliğin başlıca özelliklerinin gönlü cezbetme, beğeni uyandırma ve okuyucu ya da dinleyici üzerinde etki bırakma olduğunu göstermektedir. Kelime bazı bağlamlarda şiirin dikkat çekici veya çarpıcı oluşunu da ifade etmektedir. Bununla birlikte kullanım örnekleri, dil-keşin tek başına ve her bağlamda “özgün” veya “yeni” anlamını taşıdığını göstermemektedir.
Kelime terim anlamıyla Mecâlisü’n-Nefâyis’te 1, Heşt-Bihişt’te 3, Latîfî Tezkiresi’nde 2, Gülşen-i Şu‘arâ’da 17, Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ’da 6, Riyâzü’ş-Şu‘arâ’da 2, Tezkire-i Safâyî’de 1, Nuhbetü’l-Âsâr’da 1, Tezkire-i Şu‘arâ-yı Mevleviyye’de 1, Mir’ât-ı Şi‘r’de 3 ve Hâtimetü’l-Eş‘âr’da 1 yerde kullanılmıştır.
Örnek 1:
Öz kâtiliğa zâr u hayrânlığın ve anın bâde-i ‘ışkıdın köz ü zülfi dik mest ü perîşânlığın hoş dipdür ve dil-keş edâ kılupdur:
Veh ki bir kâtilğa andak zâr u hayrân-min bu kün
Kim köz ü zülfi kibi mest ü perîşân-min bu kün (Eraslan, 2015, s. 230).
Örnek 2:
Musâhabeti safâ-bahş ve kelimâtı revân u dil-keş, letâfet-i tab‘ı bî-nihâye ve nezâket-i suhanı bî-gâye idi (İpekten vd., 2017, s. 64).
Örnek 3:
Fi’l-hakîka nazar olunsa Kıssa-i Husrev zebân-ı Türkîde andan bir üslûb-ı nevdür. Yine şimdiki vaktde dahı ‘aceb nazm-ı hâlet-bahş ve rûh-perver dil-keşdür (Canım, 2018, s. 311).
Örnek 4:
Kelimât-ı rengîn ile sâhib-edâ ve ebyât-ı şîrîni çâşni-bahş-ı ‘uşşâk-ı şeydâdur. Kasâyid-i selîs-i dil-keşi nefîs ve ferah-resân-ı dil-i gamzedâdur (Solmaz, 2018, s. 73)
Örnek 5:
Hazret-i Mahdûmî bu terâne-i dil-keşi istimâ‘ itdükde bî-ihtiyâr ser-âgâz-ı raks u semâ‘ idüp müdde‘âmuz sâbit oldı.’ buyururlar (Açıkgöz, 2017, s. 43)
Örnek 6:
Beste-i şi‘r-i dil-keş olmışdur
Ya‘ni monlâ-yı Mar‘aş olmışdur (Yılmaz, 2019, s. 128)
Örnek 7:
Mûmâ-ileyhin Dersaâdet ve memâlik-i mahrûsa-i şâhânede zîver-zebân-ı hânendegân olmuş nice nice dil-keş ve musanna şarkıları olduğundan başka bir kıt‘a Dîvânı dahi vardır (Çiftçi, t.y., s. 420).
Abdulkadiroğlu, A. (hzl.) (1985). İsmail Belîğ, Nuhbetü’l-Âsâr li-Zeyli Zübdeti’l-Eş‘âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları.
Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şu‘arâ (Tezkiretü’ş-Şu‘arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Ayverdi, İ. (2006). Kubbealtı Lügati Misalli Büyük Türkçe Sözlük. C.1. İstanbul: Kubbealtı Neşriyat.
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çapan, P. (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî (Nuhbetü’l Âsâr Min Fevâ'idi'l Eş'âr) İnceleme-Metin-indeks. Ankara: AKM Yayınları.
Çiftçi, Ö. (hzl.) (t.y.). Fatîn Davud, Hâtimetü’l-Eş‘âr (Fatîn Tezkiresi). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55976,fatin-tezkiresi-pdf.pdf?0
Devellioğlu, F. (2012). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. 29. Baskı. Ankara: Aydın Kitabevi.
Dihhuda, A. E. (1998). Lugat-nâme. C. VII. Tahran: Müessese-i İntişarat ve Çap-ı Danişgâh-i Tahran.
Eraslan, K. (hzl.) (2015). Alî Şîr Nevâyî: Mecâlisü’n-Nefâyis I (Giriş Metin Çeviri Notlar). Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınları.
Genç, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H. ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg, Heşt-Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191370/sehi-beg-hest-bihist.html
Kaplan, M. (2019). Neşâtî Dîvânı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-249018/nesati-divani.html
Kanar, M. (2016). Büyük Farsça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.
Kılcı, M. (2001). Enderunlu Mehmed Âkif: Mir’ât-ı Şi‘r (Yüksek lisans tezi). Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı.
Okçu, N. (t.y.). Şeyh Gâlib Dîvânı. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/10654,metinpdf.pdf?0
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Steingass, F. (1998). Persian-English Dictionary. Beyrut: Librairie du Liban.
Tietze, A. (2016). Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati. C. II. Ankara: TÜBA.
Tulum, M. (2023). Alıntılar Sözlüğü. C.2. İstanbul: Ketebe Yayınları.
Yılmaz, K. (hzl.) (2019). Güftî Teşrîfâtü'ş-Şuʿarâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247200/gufti-tesrifatus-suara.html