DİLGÜŞÂ/DİLKÜŞA (DİL–GÜŞĀ/DİL–KÜŞĀ)

andelîb-i dil-güşâ, âvâz-ı ciger-sûz-ı dil-küşâ, bâde-i dil-küşâ, bâğ-ı bahâr-ı dil-güşâ, beyt-i dil-küşâ, cerîde-i dil-güşâ, çehre-i dil-küşâ, dil-güşâ-yı bî-bahâ, edâ-yı dil-küşâ, elfâz-ı dil-küşâ, eş‘âr-ı dil-güşâ, evrâk-ı dil-güşâ, fasl-ı dil-güşâ, fünûn-ı nikât-ı dil-küşâ, gazel-i dil-güşâ, güftâr-ı dil-küşâ, hande-i dil-güşâ-yı perî-zâd, hevâ-yı dil-güşâ, inbisât-ı dil-küşâ, inşâ-yı dil-güşâ, ism-i dil-küşâ, kasr-ı dil-küşâ, kelimât-ı dil-küşâ, kelimât-ı pür-nikât-ı dil-küşâ, kitâb-ı dil-güşâ, makâm-ı dil-güşâ, manzara-i dil-güşâ, mazmûn-ı dil-küşâ, meclis-ârâ-yı dil-güşâ, mesken-i dil-güşâ, mevki‘-i dil-güşâ, mu‘ammâ-yı dil-küşâ, musâhabet-i dil-küşâ, münâzara-i dil-güşâ, nagâmât-ı dil-küşâ, nazm-ı dil-güşâ, nesîm-i dil-güşâ, nüshâ-yı dil-güşâ, sohbet-i dil-küşâ, şarâb-ı dil-küşâ, şi‘r-i dil-güşâ, tab‘-ı dil-güşâ, ‘ukde-i ma‘ânî-i dil-küşâde ve üslûb-ı inşâsı dil-küşâ.


* Gönülde ferahlık, inşirah ve haz uyandıran; söz, şiir, nesir, sohbet, musiki ve mekânları niteleyen, tezkirelerde özellikle estetik zevk veren edebî mahsuller ve bunların sahipleri için kullanılan bir övgü sıfatıdır.



Sözlük Anlamı

Farsça dil (gönül) ve güşâ/küşâ (açan) unsurlarından meydana gelen dil-güşâ/dil-küşâ, Osmanlı Türkçesi sözlüklerinde genel olarak “gönül açıcı, gönle ferahlık veren, müferrih” anlamlarında açıklanmıştır. Doktor Hüseyin Remzî kelimeyi “gönül feth edip ferah verici olan” şeklinde tanımlar (1888, s. 547). Ahmed Vefîk Paşa “müferrih” karşılığını verir (1889, s. 1118). Şemseddin Sâmî, Farsça kökenine de işaret ederek kelimeyi “gönül açan, kalbe ferahlık veren, müferrih” şeklinde açıklar (1900, s. 617). Muallim Nâcî (1900, s. 412), Ali Nazîmâ ile Faik Reşâd (1901, s. 378) ve İbrahim Cûdî (1914, s. 491) “gönül açıcı” anlamını tekrar ederler. Mehmet Kanar ise anlam alanını genişleterek “gönül açan, ferahlık veren, huzur veren, iç açıcı; geniş ve ferah mekân” karşılıklarını kaydeder (2013, s. 726).




Terim Anlamı

Gönülde ferahlık, huzur ve estetik haz uyandıran; üslûbu, ifadesi, anlam örgüsü veya ahengiyle okuyucu ve dinleyici üzerinde olumlu tesir bırakan şiir, nesir, sohbet, musiki ve bunları meydana getiren sanatkârları niteleyen edebî eleştiri terimi.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Terimin tezkirelerdeki ilk örnekleri, XVI. yüzyılın başlarında Sehî, Latîfî ve Ahdî ile görünmeye başlar. İlk kullanımlarda kelime, sözlük anlamına uygun olarak “iç açıcı, ferahlık veren” manasında daha çok bir övgü sıfatı niteliğindedir. Ahdî’nin mukaddimesindeki “çihre-i dil-küşâ” ve “zamîr-eş çü âyîne-i dil-güşâst” kullanımları, kelimenin henüz genel bir güzellik ve inşirah ifade eden sıfat olarak kullanıldığını göstermektedir. 

XVI. yüzyıl tezkirelerinde terimin anlam alanı hızla genişlemiştir. Özellikle “şiir, nesir, inşâ, sohbet, güftâr, edâ, kelimât, nagâmât, muammâ, kitap ve mekân” gibi çok farklı unsurları nitelemek üzere kullanılması, kelimenin yalnızca psikolojik bir rahatlık ifade etmediğini, aynı zamanda estetik değeri yüksek ürünler için kullanılan bir değerlendirme ölçüsüne dönüştüğünü göstermektedir. 

Latîfî’de terim, özellikle “nazm-ı dil-güşâ, şi‘r-i dil-güşâ, eş‘âr-ı dil-güşâ ve inşâ-yı dil-güşâ” tamlamalarıyla belirginleşir. Âhî’nin “nazm u inşâsı ve eş‘âr-ı dil-güşâsı”, Rahmî’nin “eş‘âr-ı dil-güşâsı”, Ziyâyî’nin “nazm-ı dil-güşâsı” ve Ali Çelebi’nin “inşâ-yı dil-güşâ” ifadeleri, terimin artık yalnızca “güzel” veya “hoş” anlamında değil, okuyucuya haz veren, etkileyici, akıcı ve estetik kıymeti yüksek metinleri karşılayan bir eleştiri terimi hâline geldiğini göstermektedir. 

Ahdî’de kullanım alanı daha da genişler. Tezkireci, eş‘âr-ı dil-küşâ, güftâr-ı dil-küşâ, musâhabet-i dil-küşâ, mu‘ammâ-yı dil-küşâ, kelimât-ı dil-küşâ, nagâmât-ı dil-küşâ, şarâb-ı dil-küşâ, edâ-yı dil-küşâ, üslûb-ı inşâsı dil-küşâ gibi çok sayıda tamlama kurarak terimi edebî, musikiye dair ve sosyal alanlara taşımıştır. Böylece “dil-küşâ”, insanı ferahlatan ve gönlü hoş eden her türlü sözlü, yazılı ve işitsel sanat ürününün ortak niteliğini belirten üst bir estetik kavram hâline gelmiştir. 

Âşık Çelebi’de şi‘ri dil-küşâ, inşâsı hoş-nümâ, inşâsı dil-küşâ, hikâyâsı cân-fezâ ve musâhabeti dil-küşâ örnekleriyle terim, daha belirgin biçimde edebî eleştirinin parçası olur. Burada “dil-küşâ”, yalnızca hoşluk değil, okuyucunun ve dinleyicinin zihninde meydana gelen estetik inşirahı ifade eder. 

Kınalızâde Hasan Çelebi’de terim hem şiir ve sohbet için hem de şehir, hava ve mekân tasvirlerinde kullanılmıştır. Eş‘âr-ı dil-güşâ, nazm-ı dil-güşâ, sohbet-i dil-güşâ, hevâ-yı dil-güşâ ve nesîm-i dil-güşâ-yı Edirne örnekleri, terimin estetik tesir uyandıran her türlü güzelliği ifade eden bir kavram hâline geldiğini göstermektedir. Bununla birlikte şiir ve nesirle birlikte kullanıldığı örneklerde terim, belirgin bir edebî eleştiri değeri kazanmıştır. 

Beyânî ve Gelibolulu Âlî’de de benzer bir kullanım devam eder. Özellikle Âlî’nin “mazmûn-ı dil-küşâ ve edâ-yı rûh-efzâ” değerlendirmesi, terimin artık doğrudan doğruya mazmun ve ifade güzelliğini ölçen bir eleştiri terimine dönüştüğünü göstermektedir. 

Tolasa, “musâhabeti dil-küşâ”, “nazm-ı dil-küşâ” ve “inşâ-yı dil-güşâ” örneklerinden hareketle terimin sohbet, nesir ve şiirde bilgi, hüner ve beceriyi yansıtan estetik bir nitelik bildirdiğini belirtir (2002, s. 175-176, 241, 300, 311, 368). Kaplan, Latîfî’de “inşâ-yı dil-güşâ” terkibini insanın içine ferahlık veren, huzur ve mutluluk uyandıran nesirler için kullanılan bir edebî eleştiri sıfatı olarak değerlendirmiştir (2018, s. 564). Polat ise XVIII. yüzyıl tezkirelerinde terimin, ideal söyleyişe sahip ve okuyucuda huzur, sevinç ve inşirah uyandıran metinleri ve bu metinlerin sahiplerini niteleyen bir eleştiri kavramına dönüştüğünü ifade etmiştir (2023, s. 92-93).

Tezkirelerden elde edilen örnekler, “dil-güşâ/dil-küşâ” teriminin sözlüklerde yalnızca “gönül açıcı” anlamıyla yer aldığını; buna karşılık tezkirelerde özellikle “şiir, nesir, sohbet, söz ve musiki ürünlerini değerlendiren bir edebî eleştiri terimi” hâline geldiğini göstermektedir. Terim, tek başına kullanıldığında çoğu zaman genel bir övgü sıfatı niteliği taşımakla birlikte, “şi‘r, nazm, eş‘âr, inşâ, kelimât, güftâr, musâhabet ve nagâmât” gibi isimlerle tamlama kurduğunda, okuyucu ve dinleyicide estetik haz ve ferahlık uyandıran sanat eserlerini ve onların sahiplerini niteleyen özel bir eleştiri kavramına dönüşmektedir. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Kelime, Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’sında 10, Ahdî'nin Gülşen-i Şu‘arâ’sında 48, Âşık Çelebi'nin Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ’sında 10, Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında 23, Beyânî'nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında 8, Gelibolulu Âlî'nin Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı’nda 7, Riyâzî'nin Riyâzü’ş-Şu‘arâ’sında 4, Kâf-zâde Fâ’izî'nin Zübdetü’l-Eş‘âr’ında 5, Rızâ Tezkiresi’nde 38, Seyrek-zâde Mehmet Âsım'ın Zeyl-i Zübdetü’l-Eş‘âr’ında 1, Mustafa Safâyî Efendi'nin Tezkire-i Safâyî’sinde 10, Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi'nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında 13, Azîz-zâde Hüseyin Râmiz'in Âdâb-ı Zurafâ’sında 7, Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn'in Tezkire-i Silâhdâr-zâde’sinde 1, Enderunlu Mehmet Âkif'in Mir’ât-ı Şi‘r’inde 1, Şefkat'in Tezkîre-i Şu‘arâ-yı Şefkat-i Bağdâdî’sinde 2, Fâtin'in Hâtimetü’l-Eş‘âr’ında 1, Mehmed Tevfik Efendi'nin Mecmû‘atü’t-Terâcîm’inde 2, Faik Reşâd'ın Eslâf’ında 4, Mehmed Sirâceddin'in Mecmâ‘-ı Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ’sında 4, Ali Emîrî Efendi'nin Tezkire-i Şu‘arâ-yı Âmid’inde 12 ve İşkodra Vilayeti ʿOsmanlı Şâʿirleri’nde 2 defa kullanılmıştır.




Örnekler

Örnek 1:

Elhakk u insâf budur ki nazm u inşâsı ve eşʿâr-ı dil-güşâsı reng ü çâşnîde ve elfâz u maʿânîde makbûl-i suhanverân-ı ʿâlem ve matlaʿ-gûylıkda hod icmâʿ u ittifâk üzre makbûl ü müsellemdür... Ve bi’l-cümle şiʿr ü inşâsı ve nazm-ı dil-güşâsı ser-cümle bî-meʿâyib ü bî-mesâlib ve birbirine gâlibdür (Canım, 2018, s. 140, 143).

Örnek 2:

Rûz ü şeb şehr-i mezbûra gelen erbâb-ı ‘ulûm ve dem-be-dem şu’âra-yı ‘Arab ü ‘Acem ü Rûm ile ihtilât idüp ve her bir dilün edâsına irtibât virüp üç zebân ile tab’ı nazma şâmil ve âvâz-ı hazîni mergûb ve tarzı hûb olmagın nagâmât-ı dil-küşâ ve terennümât-ı rûh-efzâ ile bu devr içre ‘ilm-i edvâre habîr ve nakş u savt u türkî baglamada bî-nazîr ve hadd-ı zâtında dervîş-sîret ü âdemî- hılkat oldugı ecilden… (Solmaz, 2018, s. 160).

Örnek 3:

Şehrde sohbet ‘asîrdür ammâ şehr civârında çiftlik-şekl bir vîrânemüz vardur gerçi ne binâsı dil-küşâ ve ne hevâsı dil-pezîrdür (Kılıç, 2018, s. 327).

Örnek 4:

Bir mükemmel dîvâna bedel matlaʿ-ı garrâ ve mazmûn-ı dil-küşâ ve edâ-yı rûh-efzâ ile şuʿarâ-yı ʿasrı müşerref itmişsün (İsen, 2017, s. 133).

Örnek 5:

…letâfet-i eşʿârı mânend-i şâhidân-ı şûh-ı dil-güşâ ve selâset-i güftârı misâl-i âb-ı revân-ı ferah-zâdur (Çapan, 2005, s. 226).

Örnek 6:

…saha-i berr ü bahr pek güzel bir manzara-i dil-küşâ ira’e eyledi… (Karateke, 2018, s. 42).




Kaynaklar

Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şu‘arâ (Tezkiretü’ş-Şu‘arâ). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html.

Ahmed Vefîk Pâşâ (1889). Lehçe-i Osmânî. Dersaâdet: Mahmûd Bey Matbaası.

Ali Nazîmâ & Faik Reşâd (1901). Mükemmel Osmânlı Lugatı. Dersaâdet: Şirket-i Mürettebiye Matbaası.

Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddin, Mecmâ‘-ı Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html.

Aydemir, E. & Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd-Eslâf. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html.

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html.

Coşkun, A. O. (hzl.) (2019). Seyrek-zâde Mehmet Âsım, Zeyl-i Zübdetü’l-Eş‘âr. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

Çapan, P. (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî (Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâ’idi’l-Eş‘âr): İnceleme-Metin-İndeks. Ankara: AKM Yayınları.

Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fâtin Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eş‘âr). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html.

Doktor Hüseyin Remzî (1888). Lugat-ı Remzî. C. 1. İstanbul.

Erdem, S. (hzl.) (2019). Azîz-zâde Hüseyin Râmiz, Âdâb-ı Zurafâ: İnceleme-Tıpkıbasım-İndeks. Ankara: AKM Yayınları.

İbrâhim Cûdî (1914). Lügat-ı Cûdî. Trabzon: Kitâbhâne-i Hamdî.

İnce, A. (hzl.) (2018). Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi Tezkiretü’ş-Şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html.

İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html.

Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu‘arâ-yı Âmid. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html.

Kanar, M. (2013). Farsça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.

Kaplan, F. (2018). Latîfî Tezkiresi’nde Edebî Eleştiri Terimleri ve Edebiyat Eleştirisi. Doktora Tezi. Muğla: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Karateke, H. T. (2018). İşkodra Vilayeti ʿOsmanlı Şâʿirleri, Ali Emîrî. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-204954/iskodra-vilayeti-osmanli-sairleri.html.

Kayabaşı, B. (1997). Kâf-Zâde Fâ’izî’in Zübdetü’l-Eş‘âr’ı. Doktora Tezi. Malatya: İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Ana Bilim Dalı.

Kelekian, D. (1911). Kamus-ı Fransevî: Dictionnaire Turc-Français. Konstantiniyye: Mihran Matbaası.

Kılcı, M. (hzl.) (2001). Enderunlu Mehmet Âkif, Mir’ât-ı Şi‘r. Yüksek Lisans Tezi. Adana: Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi, Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html.

Kılıç, F. (hzl.) (2017). Şefkat Tezkiresi (Tezkîre-i Şu‘arâ-yı Şefkat-i Bağdâdî). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html.

Muallim Nâcî (1900). Lügat-i Nâcî. İstanbul: Asır Matbaası.

Öztürk, F. (hzl.) (2018). Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn Tezkire-i Silâhdâr-zâde. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-209345/tezkire-i-silahdar-zade.html.

Polat, K. (2023). XVIII. Yüzyıl Tezkirelerinde Edebiyat Eleştirisi. Doktora Tezi. Ankara: Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü.

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şu‘arâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html.

Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-Şu‘arâ). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html.

Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf?0.

Şemseddin Sâmî (1900). Kâmûs-ı Türkî. Dersaâdet: İkdâm Matbaası.

Steingass, F. (2005). Persian-English Dictionary. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Tolasa, H. (2002). Sehî, Lâtîfî ve Âşık Çelebi Tezkirelerine Göre 16. Yüzyılda Edebiyat Araştırma ve Eleştirisi. Ankara: Akçağ Yayınları.

Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html.

Zübeyiroğlu, R. (1989). Mecmû‘atü’t-Terâcîm, Mehmed Tevfik Efendi. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı.




Yazım Tarihi:
13/10/2026
logo-img