DİLÂVÎZ (DİL-ĀVĪZ)


* Sözlüklerde “gönlü çeken, gönlü cezbeden güzel” gibi anlamları olan ve tezkirelerde “hoşa giden, beğenilen; çarpıcı, etkileyici” beyitler/şiirler için kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Farsça dil (gönül) kelimesi ile âvîhten (asmak, sarkıtmak) mastarının muzari gövdesi “âvîz”den oluşan, “gönlü çeken, gönlü kendine cezbeden (güzel)” anlamlarında birleşik sıfat (Ayverdi, URL-1). Tietze kelimeyi “kalbi coşturan” “dil V+-âvîz ‘muallakta tutan” şeklinde tarif eder (2016, s. 414). Steingass, “kalbi coşturan, ruhu (zevkle) askıya alan; güzel kokulu” (1998, s. 531); Dihhuda, “talep edilen, istenen, arzulanan; nazar sahiplerinin gönüllerini çeken şey" (1998, s. 11009); Kanar, “matlub, beğenilen, güzel kokulu” (2016, s.20), Devellioğlu “gönle asılan, gönül çeken, cazip, güzel” (2012, s. 210); Tulum da “gönlün kapıldığı, gönlü kapıp alan” (2023, s. 137) şeklinde anlamlandırır. Zîbâdan kinaye olduğunu belirten Afîfî, dil-firîb, dil-nişîn, dost-dâştî karşılıklarını da verir (1391, s. 998).




Terim Anlamı

Okuyucuyu heyecanlandıran, hoşa giden; özgün, çarpıcı mısra, beyit ya da şiirler.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Latîfî, Zâtî’nin Şehrengîz’inden örnek verirken “Bu birkaç beyt-i dil-âvîz dahı şehr-i Edirne’ye didügi Şehrengîz’dendür” (Canım, 2018, s. 232) der.  Sa’yî’den bahsederken onun bir gazelinin Sultan Bâyezîd’in çok hoşuna gittiğini belirtir ve “Ol şi’r-i şûr-engîz ü dil-âvîz budur” diyerek gazelden üç beyti örnek olarak verir (s. 277) (Örnek 1). Necmî’nin gazeline örnek verirken de “Ve bu gazel-i dil-âvîz dahi bir dil-ber-i kassâb-ı hûn-rîz hakkında vâki’ olmış anun eş’ârındandur” (s. 509) der. Latîfî’nin Şehrengîz’den örnek olarak verdiği beyitlerde isimleri çağrıştıran çarpıcı mecazlara başvurulduğu görülür. Sa’yî ve Necmî’nin örnek beyitlerde de âşıkâne duygular özgün ve çarpıcı ifadelerle yansıtılmıştır. Sa’yî’nin şiiri için kullanılan “şûr-engîz ü dil-âvîz” terkibinde yer alan “ses getiren” anlamındaki “şûr-engîz” sıfatı da göz önünde bulundurulduğunda Latîfî’nin “dil-âvîz” terimini etkileyici ve özgün beyit ve şiirler için kullandığı söylenebilir.

Âşık Çelebi, İshak Çelebi’den söz ederken “Burusa’ya medh-i dil-âvîzi ve zîbâ şehr-engîzi vardur (Kılıç, 2018, s. 134) der. Şemsî Paşa için de “Nazmı dil-âviz… (s. 1440) ifadesini kullanır. Terim anlamın tespitin güç olduğu bu kullanımlarda beğenilen, hoşa giden anlamının öne çıktığı söylenebilir.

Tezkiresinde üç yerde bu terkibe yer veren Hasan Çelebi, sadece Âhî’den bahsederken terim anlamını yansıtacak şekilde kullanmıştır. “Manzûmât-ı dil-âvîzi cemâl-i dil-berân gibi tarab-efzâ…” (Sungurhan, 2017b, s. 159) ifadesindeki teşbihten hareketle dil-âvîz sıfatının “ferahlığı ve neşeyi arttıran, iç açıcı” manzumeler için kullanıldığını söylemek mümkündür.  

Ahdî; Beyânî, Türâbî ve Derûnî’den bahsederken terimi kullanır. Beyânî’nin bir gazelinden övgüyle bahseden Ahdî, “bu bir nice nazm-ı dil-âvîz” ifadesiyle gazelin tamamını örnek olarak verir (Solmaz, 2018, s. 119) (Örnek 2). İnce hayallerle süslü bu gazelin lirik ve akıcı oluşu dikkat çekmektedir. Türâbî mahlaslı şairden bahsederken de gazelin tamamını “beyt-i dil-âvîz” ifadesiyle verir. “Unutturduk” redifli bu gazel âşıkâne özelliği ve özgünlüğü ile dikkat çekmektedir (s. 126). Derûnî’nin şiirlerini “Eş’âr-ı dürer-bârı anber-âmîz ve kalem-i müşk-bîzle dil-âvîz idi.”  şeklinde tarif eden Ahdî’nin örnek olarak verdiği beyit hüsn-i talîl üzerine kurulu dikkat çekici bir beyittir (s. 157). 

Beyânî, Bekâyî mahlaslı şairden bahsederken örnek olarak verdiği beyitten önce “Bu eş’âr-ı dil-âvîz-i belâgat-engîz anundur” diyerek çarpıcı bir beyti örnek olarak verir (Sungurhan, 2017a, s. 39) (Örnek 3). Terimi ikinci kez kendinden bahsederken (Beyânî-i Sânî) “şu’arânun mecâz sûretinde olan eş’âr-ı dil-âvîzi” şeklinde kullanır (s. 43). Terkibin ilk kullanımında çarpıcı ve özgün şiir anlamı belirgin olsa da ikinci kullanımda net bir anlam tespit etmek güçtür.

Gelibolulu Ali, Künhü’l-Ahbâr’da Celîlî’den bahsederken terkibi “nazm-ı dil-âvîz ile şöhreti olan Celîlî…” (İsen, 2017, s. 73) şeklinde kullansa da terkibin anlamını belirlemek zordur.

Riyazu’ş-Şu’arâ’da Emrî’den bahsedilirken “eş‘âr-ı dil-âvîzi pür-me‘ânî”  (Açıkgöz, 2017, s. 64) ve Sa’î’den bahsedilirken nakş-ı nazm-ı dil-âvîzi reşk-endâz-ı hezâr Mânî’dür (s. 172) şeklinde eş’âr ve nazmın sıfatı olarak kullanılır. Terkibin ilk kullanımda çok anlamlı olma, ikinci kullanımda da kıskançlığa yol açma özellikleri ile bağdaştırılmış olması terimin çağrışım gücü yüksek ve özgün söyleyişi ifade için kullanıldığı söylenebilir.  

Salim Tezkiresi’nde Ânî Kadın bahsinde Zeynep Hatun’un sözlerindeki edanın Ânî Kadın’ın tatlı üslubu gibi “dil-âvîz” olmadığı ifade edilir. Burada terkibin hoşa gitme, beğenilme anlamı öne çıkmaktadır (İnce, 2018, s. 133). Belîğ-i Diğer bahsinde şairin Bursa Şehrengîzi “manzûme-i dil-âvîz” olarak nitelendirilmiş (s. 144) devamında kullanılan terkiplerle hoşa giden ve eşsiz şiir anlamının vurgulandığı görülür. Şinâsî mahlaslı şairin kelimelerindeki eşsiz uyum “dil-âvîz ü bî-nazîr” olarak nitelendirilir. Bu kullanımda da hoşa gitme ve eşsiz olma anlamının vurgulandığı söylenebilir (s. 273) (Örnek 6).

Nühbetü’l-Âsâr’da Âgâh mahlaslı Özbek şairin “geh tehî geh pür” redifi gazelinden iki beyit, kelâm-ı dil-âvîz sıfatı ile verilir (Abdulkadiroğlu, 1985, s. 19). Terkibin anlamına dair bir işaret bulunmasa da “geh tehî geh pür” redifindeki kelime tekrarı ve karşıtlık ile redifin şiir boyunca oluşturduğu ahenk gazeli ses-anlam boyutuyla dikkat çekici bir hâle getirmektedir. Dolayısıyla terimin dikkat çekici, özgün sözü ifade sadedinde kullanıldığı söylenebilir (Örnek 4).

Sefîne-i Nefîse-i Mevleviyân’da Çelebi Emîr’den söz edilirken Farsça bir beyti “beyt-i dil-âvîzle sıfatıyla örnek olarak verilir (Odunkıran, 2020, s. 757). Dervîş Sâmî Yûnus bahsinde de nazm-ı dil-âvîz terkibine yer verilir (s. 2253). Her iki kullanımda da terkibin terim anlamına işaret eden bir ibare bulunmamaktadır.

Mecma’-i Şu’arâ’da Hüseyin Efendi adlı şairden söz edilirken “İki aded gazel-i dil-âvîz-i bî-nazîrinin tahrîriyle tezyîn-i sütûr olunur” ifadesiyle gazellerinden örnek verilir. Terkibin terim anlamına dair açık bir ifade olmasa da terkipteki “bî-nazîr” ifadesi ve örnek verilen gazeller sıfatın beğenilen, özgün şiirleri ifade için kullanılmış olduğunu göstermektedir (Örnek 5).

Dil-âvîz kelimesi divanlarda terim anlamıyla özellikle kasidelerin medhiye bölümlerinde ve gazellerin makta beyitlerinde kullanılmıştır. Azmizâde Hâletî kelimeyi, kasidelerinin fahriye bölümlerinde “gevher-i nazm-ı dil-âvîzüm” (Kaya, 2017, s. 103), nükte-i nazm-ı dil-âvîzüm (s. 106), tûmâr-ı güftâr-ı dil-âvîzüm (s. 149), “nazm-ı dil-âvîz” (s. 149) şeklinde hoşa giden, çarpıcı, etkileyici anlamlarıyla kullanmıştır.

Nigârî kelimeyi hem terim hem de terim anlamı dışında pek çok yerde kullanmıştır. Tab‘-ı dil-âvîz (Bilgin, 2011, s. 121), elfâz-ı dil-âvîz (s. 220), güftâr-ı dil-âvîz (s. 235, 287), nazm-ı dil-âvîz (s. 238, 427, 528), fikr-i dil-âvîz (s. 274), şi‘r-i dil-âvîz (s. 316) şekillerinde terkip içinde terim anlamıyla kullanılan sıfatın beğenilen, etkileyici anlamlarının öne çıktığı görülür.

Bâkî, sıfatı nazm-ı dil-avîz (Küçük, s. 231) ve şekker-i şi’r-i dil-âvîz (s. 315) biçiminde kendi şiiri için kullanmıştır. Beyitlerde geçen hayran ol- ve meyl et- eylemleri sıfatın etkileyici, hoşa giden anlamlarına işaret etmektedir.

Lebîb Dîvânı’nda da kelime nazm-ı dil-âvîz (Kurtoğlu, 2017, s. 83), taʿbîr-i dil-âvîz (s. 95)  şeklinde beğenilen, hoşa giden anlamıyla kullanılmıştır.

Tezkirelerde terim anlamı açıkça verilmemiş olsa da özellikle Latifî, Ahdî ve Beyânî dil-âvîz kelimesini ses ve anlam açısından öne çıkan, çarpıcı ve dolayısıyla beğenilen şiirleri ifade etmek için kullanmışlardır. Terim anlamının dışında bûy, zülf, gîsû, savt, diyâr, şehr, terennüm gibi kelimeleri zevk veren, hoşa giden anlamında nitelemek için de kullanılmıştır. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Kelime terim anlamıyla Latîfî Tezkiresi'nde 3, Meşâirü’ş-Şu’arâ’da 1, Hasan Çelebi Tezkiresi’nde 1, Gülşen-i Şu’arâ'da 3, Beyânî Tezkiresi’nde 2, Künhü’l-Ahbâr’da 1, Riyâzu’ş-Şu’arâ’da 2, Sâlim Tezkiresi’nde 3, Nühbetü’l-Âsâr’da 4, Sefîne-i Nefîse-i Mevleviyân’da 2, Mecma’-i Şu’arâ’da 1 yerde kullanılmıştır.




Örnekler

Örnek 1:
Ol şiʿr-i şûr-engîz ü dil-âvîz budur. Şiʿr: 

Sûretüñ nakşını yazınca göñül nâmesine
Kanlar ağlatdı gözüm kirpügümün hâmesine

Şeref-i şemsde yazılduğıyçün hatt u ruhun
Nüsha-i mihr ü mahabbet didiler nâmesine (Canım, 2018, s. 277).

Örnek 2:

Bu bir gazel bu bir nice nazm-ı dil-âviz ol yâr-ı azîzündür kalem-i gül-bîz ile sebt olundı. Gazel:

Kûyine seyl-âb-ı eşk ile iletse su beni 
Ey ecel lutf eyle kim görmeye ol bed-hû beni

Olsa nevk-i kilk-i müşk-efşânına ten muttasıl 
Kâyilem derd ü elem za’f ile kılsa mû beni  (Solmaz 2009, s. 119).

Örnek 3:
Şi’ri hûb ve mesnevîsi mergûbdur. Bu eş’âr-ı dil-âvîz-i belâgat-engîz anundur.

Eşigün bekleyen cânâ egerçi yasdanur taşı
Velî her şeb seg-i kûyunla kor bir yasduga başı  (Sungurhan, 2017a, s. 39).

Örnek 4:
Kelimât-ı bedî’üyyü’l-insicâmı dil-pezîri mû-miyân-ı bârîki gibi dil-âvîz ü bî-nazîr olarak güftârı dahı hüsnü gibi zamânında velvele-endâz ve ‘asrında hûb-likâ hüsn-edâ ile mümtâz olmuş idi (İnce, 2018, s. 273).

Örnek 5:
Diyâr-ı bekr'de mutavvattın Özbek şu'arâsındandur. Kelâm-ı dil-âvîzinden nümûnedür:

Sebû-veş sâkin-i mey-hâne olsam geh tehî geh pür
Elümde sâgar-ı mey şâd u hurrem geh tehî geh pür

Mukadderdür nasîb-i biş ü kem seng-i adâletle
Ki olmış ser -nüvişt-i nakş-i hâtem geh tehî geh pür (Abdulkadiroğlu, 1985, s. 19).

Örnek 6:
İki aded gazel-i dil-âvîz-i bî-nazîrinin tahrîriyle tezyîn-i sütûr olunur.

Nâz ile namâz ey büt-i tannâz kılarsın
Kurbânıñ olam Tañrı’ya hem nâz kılarsın

Bu hüsn-i cihân-sûzı ki virmiş saña ol Hak
El-hak sen aña nâzı henüz az kılarsın (Arslan, 2018, s. 65).




Kaynaklar

Abdulkadiroğu, A. (hzl.) (1985). İsmail Beliğ, Nuhbetü’l-Âsâr li Zeyli Zübdeti’l-Eş’âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları.

Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html 

Afîfî, R. (1391). Ferheng-nâme-i Şi’rî. C. II. Tahran.

Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddin- Mecmâ’-ı Şu’arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html

Ayverdi, İ. (URL-1). Kubbealtı Lügati. https://lugatim.com/   

Bilgin, A. (2011). Nigârî Dîvân. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html 

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html 

Devellioğlu, F. (2012). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. 29. Baskı. Ankara: Aydın Kitabevi.

Dihhuda, A. E. (1998). Lugat-nâme. C. VII. Tahran: Müessese-i İntişarat ve Çap-ı Danişgâh-i Tahran.

Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html

Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html

İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html 

İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html

Kanar, M. (2016). Büyük Farsça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.

Kaya, B. A. (hzl.) (2017). Azmizâde Hâletî Dîvânı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196456/azmizade-haleti-divani.html 

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html 

Kurtoğlu, O. (2017). Lebîb Dîvânı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

Küçük, S. (t.y.). Bâkî Dîvânı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.  https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78361/baki-divani.html 

Odunkıran, F. (2020). Mevlevî Tezkiresi: Sefîne-i Nefîse-i Mevleviyân (İnceleme-Metin). Doktora Tezi. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. 

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html 

Steingass, F. (1998). Persian-English Dictionary. Beyrut: Librairie du Liban.

Tietze, A. (2016). Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati. C. II. Ankara: TÜBA.




Madde Yazarı:
Yazım Tarihi:
04/03/2025
logo-img