gazel-i dervîşâne, matla-ı dervîşâne, ebyât-ı dervîşâne, şiir-i dervîşâne
* Sözlüklerde “derviş olana yakışacak surette, derviş gibi, dervişçesine” anlamları olan, tezkirelerde bir dervişe yakışacak şekilde söylenmiş beyitler/şiirler için kullanılan terim.
Sözcük, Farsça bir isim olan “derviş”ten türemiştir. “Fakir, yoksul, keşiş” (Steingass, 1998, s. 516) “kapı kapı dolaşan dilenci, yoksulluk içinde bulunan kimse, fakir” (Çağbayır, 2007, s. 1177) gibi anlamlara gelmektedir. Bu anlamları da dışlamayacak bir şekilde sözcüğün “Allah için alçakgönüllülüğü ve fukaralığı kabul eden veya bir tarikata bağlı bulunan kimse” şeklinde de kullanıldığı da kayda geçmiştir (Devellioğlu, 1997, s. 177). Dervîşin bir sıfatı da âşıktır. (Şentürk, 2022, s. 501)
Sözcük, eklendiği isimleri sıfat (Steingass, 1998, s. 116) ve zarf yapan “-cesine, -ce, yakışır şekilde,” anlamı kazandıran yine Farsçadan geçen (Ayverdi, 2011, s. 142) -âne eki alarak; “Dervîşlere mahsus veya lâyık olan, dervîşlere yakışır surette olan” (Şemseddîn Sâmî, 1317, s. 608) “dervişçesine” (Devellioğlu, 1997, s. 177) gibi anlamlar kazanmıştır. Sözcüğün ayrıca “Bir dilenci tarafından toplanmış yiyecekler, şans” (Steingass, 1998, s. 516) anlamında da kullanıldığı görülmektedir.
Dervîşâne sözcüğünün kökeni bir tasavvufî ıstılah olan dervîştir. Sözcük “muhtaç, yoksul ve dilenci” anlamlarına gelirse de geniş bir coğrafyada uzun süre kullanılması sebebiyle değişik manalar kazanmıştır (Yazıcı, 1994, s. 188). “Baştan beri dervîşler çeşitli maksatlarla dilenmişlerdir. Hatta ‘dervîş’ kelimesi, dilenmek anlamına gelen ‘dervîz’ kelimesinden bozmadır. Kelimenin sonundaki ‘z’ harfi ‘ş’ye çevrilince ‘dervîş’ olmuştur. Saçı sakalı uzun, üstü başı perişan, derbeder dervîşler şiirler ve ilâhiler okuyarak kapı kapı dolaşır ve dilenirlerdi.” (Uludağ, 2001, s. 103). Sözcük zaman içinde anlam genişlemesi yoluyla “ Hubbullah ve rızaullah içün fakr ve kanaati ihtiyar ve zikrullah ile iştiğal eden” (Salâhî, 1313, s. 365) ve “Bir tarikata girmiş onun kurallarına sıkı sıkıya bağlı kimse” (Çağbayır, 2007, s. 1177) “İşini Hakka tevekkül eden saf, kanaatkar, mütevazı” (Şemseddîn Sâmî, 1317, s. 608) anlamlarında kullanılmıştır. Sözcük ‘-âne’ eki alarak, ‘dervîş gibi, dervîşçesine’ gibi anlamı yüklenmiştir.
Bir tezkire terimi olarak dervîşâne beyit, gazel, matla, şiir, vb. söze ve şiire ilişkin kavramlarla birlikte kullanılmış olmakla birlikte az da olsa metinde anılan kişinin hâl ve davranışları; âyin, hücre, musahebe, kılık, siret gibi sözcüklere sıfat olarak da kullanılmıştır. Ayrıca yakın/benzer anlamlara gelen yine dervîş kelimesinden türetilmiş dervîş-sıfât, dervîş-meşreb, dervîş-nihâd, dervîş-sîret gibi kavramların da dervîşâne yerine tercih edildiği görülmektedir.
Kavramın tezkire yazarlarınca çoğunlukla şiir, beyit biri şiire müteallık terimler için bir niteleme sıfatı olarak kullanıldığı ve “bir dervîşe yakışacak, ancak bir dervîşin söyleyebileceği söz, nazm, beyit…” gibi bir bağlamda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Gülşen-i Şuarâ’da anılan Hükmi Bey’in bir gazeli için kullanıldığı görülüyor (Solmaz, 2018, s.143). Gazel rind-meşrep bir şair neşvesiyle kaleme alınmıştır (Örnek 1). Arşî için “Bu matla‘-ı dervîşâne ol şâ‘ir-i ‘arş-âşiyâne eş‘ârındandur hasb-i hâl-i erbâb-ı tarîkat ve vasf-ı hâk-nîşînân-ı kūy-i hakîkatdür.” (Solmaz, 2018, s. 227) şeklindeki bir kayıtta ise matla‘ için kullanılmıştır. Aynı tezkirede Mevlânâ Sünnî için “Nazm-ı dürer-bârı dervîşâne vü muhakkıkâne vâkı olmışdur.” (Solmaz, 2018, s. 179) kaydıyla bir gazelden örnek vardır (Örnek 2).
Künhül’l-Ahhbar müellifi, İlhâmî hakkında bilgi verirken şairin Nakşibendi tarikatına intisap ettiğini, daha sonra da aynı tarikattan hilafet aldığını söyledikten sonra “ebyâtı dahı dervîşâne ve ekser-i gazeliyyâtı muhakkikâne bulınmışdur.” kaydını düşmüş ve İlhâmî’nin iki beytini kayda geçirmiştir (Örnek 3).
Eserinde başka şairlerin şiir ve beyitleri için bu kavramı bir sıfat olarak kullanan (Genç, 2018, s. 84, 267) Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye müellifinin, kendi tezkiresi için de dervîşâne yakıştırması, sözcüğün tevazu anlamını da barındırdığı şeklinde yorumlanabilir (Örnek 4).
Kavram, Gülşen-i Şuarâ’da bir manzum eserin içindeki bütün şiirler için de kullanılmıştır: “Belâ-zâde nâm bir kitâb-ı sürûr-encâm nazm itmişdür ziyâde dervîşâne vü muhakkıkâne vâkı olmışdur belâ-zâdelere nâfi’dür.” (Solmaz, 2018, s. 249).
Dervîşâne’nin “Tahkik eden, hakikati, gerçeği arayıp meydana çıkaran” (Devellioğlu, 1997, s. 666) anlamına gelen muhakkık kelimesi ile bazı tezkirelerde aynı bağlamda kullanıldığı da (Sungurhan, s. 198; Solmaz, 2018, s.143, 249, 257; Genç, 2018, s. 267) göz önünde bulundurulmalıdır.
Sözcüğün, derviş sözcüğünün çoğulu olan dervîşân sözcüğüne yönelme hâl eki getirilmesiyle oluşan dervîşâna/e şeklindeki kullanımı dışarda tutulur ve yukarıda verilen anlamları göz önünü alınırsa tespit edildiği kadarıyla kullanım sıklığı şöyledir: Dervîşâne sözcüğü Bağçe-i Safâ-endûz’da 1, Eslâf’ta 2, Gülşen-i Şuarâ’da 7, Künhü’l-Ahbâr’da 2, Mecâlisü’n-nefais’te 1, Mecma‘ü’l-Havâs’ta 3, Tezkire- i Şuʻarâ- yı Âmid’de 2, Tezkire-i Silâhdâr-zâde’de 1, Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’de 13, Tezkiretü’ş-şu‘arâ’da 6 ve Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da 7 kez geçmektedir.
Örnek 1:
Sûret-i zâhir ile gerçi ki âlî-şânuz
Hâk-i râh-ı fukarâ bende-i dervîşânuz
Tâcımuz şîşe-i mey hâtemimüz câm-ı şarâb
Tahtımuz meygededür şimdi Cem-i devrânuz
Arsa-i hâkde n’eyler bize esbâb-ı gurūr
Bir iki gün bu fenâ tekyede çün mihmânuz
Düşeli kūh-ı gam-ı ışkına ol Şîrîn’ün
Şimdi Ferhâd gibi bî-ser ü bî-sâmânuz
Hükmiyâ çün bize erbâb-ı kemâl oldı zahir
Lutf-ı tab‘ ile bu gün Enverî vü Selmân’uz (Solmaz, 2018, s.143)
Örnek 2:
Sünbülün gül üzre kim bir pîç ü tâb olmakdadur
Rûy-i maksûda kara bahtum nikâb olmakdadur
Sînem içre nâr-ı hicrânunla gönlüm kim yanar
Bir cahîmîdür kabrinde azâb olmakdadur
Sende istiğnâ-yı hüsn ü bende yağmâ-yı cünūn
Sen ferâğatde benüm hâlüm harâb olmakdadur (Solmaz, 2018, s. 179)
Örnek 3:
Şâd olurdun ne kadar münkesirü’l-bâl olsan
Ehl-i aşḳ icre eger derd ile hoş-hâl olsan
Gördügün hûba gönül virmek olurdı kârun
Sen de İlhâmî gibi âşık-ı meyyâl olsan (Donuk, C. 5, s.476)
Örnek 4:
… Lâkin bu Tezkire-i dervîşânemize tahrîr içün fakat bu gazeli ihsân buyurmağla… (Genç, 2018, s. 264)
Arslan, M. (hzl.) (2018) Mecma‘-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html
Aydemir, E., ve Özer, Fatih. (hzl.) (2019). Eslâf. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html
Ayverdi, İ. (2011). Kubbealtı Lugati-Misalli Büyük Türkçe Sözlük. C. 2, hzl. A. Topaloğlu, H. Bilecik, M. Tahralı, F. Bilecik. İstanbul: Kubbealtı Yayınları.
Canım, R. (hzl.) (2018). Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çağbayır, Y. (2007). Ötüken Türkçe Sözlük. C. 2, İstanbul: Ötüken Yayınları.
Devellioğlu, F. (1997). Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Donuk, S. (hzl.) (2024). Künhü’l-Ahbâr. C. 5, İstanbul: Yazma Eserler Kurumu Yayınları. http://ekitap.yek.gov.tr/urun/kunhu%E2%80%99l-ahbar--takim-5-cilt-_821.aspx?CatId=272
Eraslan, K. (2015). Alî-şîr Nevâyî, Mecâlisü’n-Nefâyis I-II. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Genç, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu‘arâ-yı Mevleviyye. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
Kadıoğlu, İ.(hzl.) (2018). Tezkire-i Şu‘arâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kuşoğlu, M. O. (2012). Sâdıkî-i Kitâbdâr'ın Mecma‘ü’l-Havâs Adlı Eseri (Doktora tezi). Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul.
Steingass, F. (1998). Persian-English Dictionary: Including Arabic Words and Phrases in Persian Literature. Routledge.
Salâhî, M. (1313). Kâmûs-ı Osmânî. C. 2, İstanbul: Mahmud Bey Matbaası.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Gülşen-i Şu‘arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Tezkiretü’ş-şu‘arâ, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Şemseddîn Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdam Matbaası.
Şentürk, Y. (2020). Beş Şair Bağlamında 17. Yüzyıl Türk Tasavvuf Şiiri (Doktora tezi). İstanbul Üniversitesi, İstanbul.
Uludağ, S. (2012). Tasavvuf Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
Yazıcı, T. (1994). Derviş. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. (Cilt 9, ss. 188-190). İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.