DERDMENDÂNE (DERD-MENDĀNE)

Derd-mendâne


* Pehlevîce "acı, dert, eziyet, sancı" gibi anlamlara gelen "dert" kelimesiyle yapım eki olan "mend"in birleşmesiyle oluşan "acılı, tasalı, kaygılı; hasta" gibi anlamlarda kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

“Dert” Pehlevîce bir kelime olup “dert, acı, sancı, eziyet” gibi anlamlara gelmektedir (Kanar, 2013, s. 698; Sâmî, 1318, s. 605). “Mend” ise bir “sahip olma” anlamında kullanılan bir yapım ekidir (Kanar, 2013, s. 1582). 

İki kelimeden oluşan bu ifade “dertli, acı çeken, kaygılı” anlamlarında kullanılmıştır.




Terim Anlamı

“Derd-mendâne” ifadesi “acı ve ızdırap dolu” anlamında olup şiirin muhtevasını belirtmede kullanılan bir terimdir. Nadiren de olsa tavır ve eylemlerin tanımlanmasında bu terimden yararlanılır.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

“Derd-mendâne” terimi tezkirelerde şairlerin şiirlerindeki üslubunu ifade etmede kullanılır. Genellikle “rindâne ve âşıkâne” gibi üslup terimleriyle kullanılan “derd-mendâne” ifadesi şiirlerin muhtevasının “acı ve ızdırap dolu” olduğu hakkında okuyucuyu bilgilendirir. Şairlerin gazellerini, beyitlerini ve şiirlerini bu ifadeye tanımlayan tezkireciler, nadiren de olsa tavır ve eylemlerin açıklanmasında bu terimden yararlanırlar. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

“Derd-mendâne” ifadesi Sehî Bey'in tezkiresinde üç yerde karşımıza çıkar. Hayâtî'nin gazellerini (İpekten vd., 2017, s. 88), Mevlânâ Subhî'nin beyitlerini (İpekten vd, 2017, s. 112) ve Meşrebî'nin şiirlerini (İpekten vd, 2017, s. 174) bu ifadeyle tanımlayan Sehî Bey her üç kullanımda da bu şahsiyetlerin şiirlerini “acı ve ızdırap dolu” şeklinde ifade eder. Latîfî de tezkiresinde bu ifadeden beş yerde yararlanır. Mevlânâ Şem'î (Canım, 2027, s. 304), Mevlânâ Şeyhi (Canım, 2027, s. 309), Kerîmî (Canım, 2027, s. 442), Yahyâ Bey (Canım, 2027, s. 568) ve Fakîrî'nin (Canım, 2027, s.420) şiirlerini tanımlarken onların üslubunu derd-mendâne yani “acı ve dert dolu” olarak nitelendirir. Âşık Çelebi sadece bir yerde bu terimi kullanır. Hasbî'nin bir murabbasını örnek veren Âşık Çelebi onun murabbasını hayli derd-mendâne olarak nitelendirir (Kılıç, 2018, s. 263). Kınâlızâde Hasan Çelebi'de ise bu ifade bir yerde kullanılır. Şair Dervîş'i tanımlayan Hasan Çelebi, diğerlerinden farklı olarak “etvâr u ef'âli derdmendâne” olarak nitelendirir (Sungurhan, 2017, s. 356). Tezkirelerde bu ifadenin 16. yüzyılda sıklıkla kullanıldığı görülmüştür. Ancak yapılan taramalar neticesinde “derd-mendâne” ifadesinin başka bir yüzyılda bu şekilde üslup belirten bir terim olarak kullanımına rastlanmamıştır.

Tezkirecilerin dışında şairler de bu terimden yararlanmışlardır. Ör. Derdmendâne biraz ahvâlin/Eylesün mâşitâsına tefhîm (Nefî Divanı, K. 26).




Örnekler

Örnek 1: 

Hoş-tab' yiğit eş'ârı latif rindâne ve gazeliyyatı latîf derdmendânedür (İpekten, vd., 2017, s. 88).

Örnek 2:

Eş'âr-ı fenâ-şi'ârı dahi derdmendâne sûretde ekâbir iken sîretde fakîrâne idi (Canım, 2018, s. 442).

Örnek 3: 

Bu murabba'ı ol vakt dimişdür, hayli derdmendânedür (Kılıç, 2018, s. 263).

Örnek 4: 

Lâkin yine kisveti dervîşâne ve etvâr u ef'âli derdmendâne bûy-ı fakr u revâ'ih-i fenâ … (Sungurhan, 2017, s. 356).




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html 

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html 

Kanar, M. (2013). Farsça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.

Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html 

Şemseddin Sâmî (1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul.




Yazım Tarihi:
13/10/2026
logo-img