bahr-ı ma'ânî, bahr-ı ma'nâ
* "Deniz" anlamındaki "bahr" ve "mânâlar" anlamındaki "me'ânî" kelimelerinden mürekkep olan "mânâlar denizi" olarak çevrilebilecek ve şiir tanımladığında "derin anlamlı", kişi tanımladığında "bilgisi derin" anlamında kullanılan terim.
Terim iki kelimeden mürekkeptir. “Buhûr” kelimesi, “yarmak; uzunlamasına kesmek veya bölmek; yarmak veya yarmak; ve genişletmek veya geniş yapmak.” anlamlarına gelen Arapça “بَحَرَ (bahara)” kelimesinden türetilen “bahr” kelimesinin çoğuludur (Lane, 1863-93.). Deniz ya da büyük nehir anlamı da karaların su tarafından birbirinden ayrılmış olmasından kaynaklanır. Ma'ânî ise “onu ilgilendirdi" olarak çevrilebilir; "zihnini huzursuz etti, endişelendirdi veya dikkat etti” “عُنِىٌّ (aneye)” kelimesinden türetilen ma'nâ kelimesinin çoğuludur (Lane, 1863-93.).
Kelimenin anlamları arasında özetle; “deniz”, “büyük göl veya deniz", “geniş olan her şey”, “çok cömert kişi”, “çok bilgili (mütebahhir) kişi”, “hezec ve remel gibi türleri bulunan şiir vezni” ve “yay açıklığı” sayılabilir (Redhouse, 2011; Şemseddin Sami, 2012). Tezkirelerde bu anlamların tamamına rastlansa da “ma'ânî” kelimesi ile birlikte yalnızca “bilgisi derin/derin anlamlı" manasında kullanılmaktadır. Anlamları arasında özetle; “bir kelimenin ya da ifadenin anlamı, kastettiği şey”, “iç, batın”, “rüya”, “makul sebep”, “bir nesnenin önemi ya da ruhani özü", “hakikat”, “soyutlama” sayılabilir (Redhouse, 2011; Şemseddin Sami, 2012). Tezkirelerde kelimenin anlamı tam bir kesinlikle tespit edilemeyecek şekilde kullanılmakla beraber, “bahr” kelimesinin ma'ârif ve 'ilm gibi kelimelerle kullanılışına bakılarak “bilgi, anlam, hakikat” anlamlarında olduğu düşünülebilir. Tamlamanın “dürr (inci) ve gavvâs (dalgıç)” kelimeleri ile kullanımına bakılarak “batınî bilgi, ruhsal öz” anlamlarında kullanıldığı da düşünülebilir.
Terim, tezkirelerde hem şiirleri hem de kişileri tanımlamak için kullanılmıştır. Şiir için kullanıldığında mana açısından derin anlamında kullanılmaktadır. Bu açıdan “çok bilgi barındıran, ender bilgiler barındıran, görünenin derinde yatan hakikatini içeren” anlamlarında yorumlanabilir. Kişiler için kullanıldığında ise “mütebahhir, çok bilgili, herkesin bilmediği bilgileri bilen veya görünenin altında yatan hakikati bilen” anlamında kullanılmaktadır. Fakat terimin, kesin bir anlam tespit edilemeyecek kadar az kullanıldığı göz önüne alınmalıdır.
Buhûr-ı ma'ânî terimi, sadece Ahdî'nin Gülşen-i Şuarâ (y. 971/1564-1002/1593) eserinde görülmektedir. Ahdî, Hükmî mahlaslı şairi tanıtırken “buhûr-ı ma’ânîde gevher-i şi’r-i dür-bârı gûn-â-gûn mânend-i dürr-i meknûn” (manalar denizinde inci taşıyan şiirleri gizli bir inci misali çeşit çeşit" ifadesini kullanmaktadır (Solmaz, 2018, s. 137). Aynı cümle içindeki diğer tanımlamalarda “makbûl-i yârân-ı zü-fünûn ve der-gûş-ı dervîşân-ı ciger-hûn” ifadelerini kullanması, terimin hem ilim açısından zengin hem de derûnî bilgileri ihtiva eden şiirleri tanımlamak için kullanıldığını düşündürür. Ziyâyî maddesinde ise, terim bu kez kişi için kullanılarak şairin “eş’âr-ı dürer-bâr-ı gavvasân-ı buhûr-ı ma’ânîye yâr olan yârâna kâyil ü tâlib” (mana denizlerinin dalgıçlarının inciler taşıyan şiirlerini seven dostlara istekli ve onlara razı) olduğunu söylemektedir (Solmaz, 2018, s. 208).
Ahdî ayrıca, La'lî maddesinde şairin “havass-ı bahr-ı ma’ânî” (mana denizinin seçkinlerinden) olduğunu belirtir. La'lî'nin şiirlerini yazarken “dürr-i hüneri ve güher-i dânişi rişte-i ‘akla” çektiğini belirtmesine bakılarak terimin bu bağlamda “bilgi açısından zengin” anlamında kullanıldığı düşünülebilir fakat şairin Mevlevi meşrep bir derviş olmasına bakılarak “derin manalar içeren" anlamı göz ardı edilmemelidir (Solmaz, 2018, s. 266).
Bunların dışında çeşitli tezkirelerde görülen “vâdî-yi ma'ânî, mülk-i ma'ânî, asdâf-ı ma'ânî gibi benzer tamlamalar, bu terime eşdeğer olarak düşünülebilir. Buhûr/bahr kelimesinin şiir vezni anlamı olsa da bu anlamda “ma'ânî” kelimesi ile beraber hiç kullanılmamıştır. Son olarak hem "bahr/buhûr" hem de "ma'nâ/ma'ânî” kelimelerinin ayrı bir çalışmaya konu olarak sıklıkta şiirle ilgili bağlamlarda çok farklı anlamsal ilişkiler kurulabilen ve birçok anlamda kullanılan ifadeler olduğu belirtilebilir.
Terim, Ahdî'nin Gülşen-i Şuarâ eserinde "buhûr-ı ma'ânî" varyantı ile iki kez, “bahr-ı ma’ânî” varyantı ile de bir kez geçmektedir (Solmaz, 2018).
Örnek 1:
Tab’-ı derrâki fünûn-ı kemâlât-ı şi’r-i bilmede mükemmel ve zihn-i pâki bârik-i şi’r ile fehm-i çâlâki mânend-i H˘âce-i Cihân u ‘akl-ı evvel ve rik’a-i nazm-ı mahabbet-nişânı dil-pezîr ve hükm-i menşûr-ı mürüvvet-küşâsı ‘âlem-gîr buhûr-ı ma’ânîde gevher-i şi’r-i dür-bârı gün-â-gûn mânend-i dürr-i meknûn makbûl-i yârân-ı zü-fünûn ve der-gûş-ı dervîşân-ı ciger-hûn ve mülk-i suhende hükmi revân ve zabt-ı iklîm-i ma’rifet itmede yegâne-i zamân (Solmaz, 2018, s. 208).
Örnek 2:
… ashâb-ı câh u celâle mâyil ü râgıb ve eş’âr-ı dürer-bâr-ı gavvasân-ı buhûr-ı ma’ânîye yâr olan yârâna kâyil ü tâlib oldugına binâen ol serhadlerde olan şu’arâ-yı nâdir-gûyân ile hem-zebân ve ser-bâzân-ı dilâverân-ı cihâna yâr olup husûsâ Sâfî sâf-meşreb ile nazm dimede rûz u şeb dimeyüp birbirine nezâyir-i dil-pezîr ve ebyât-ı bî-nazîr söylemeden hâlî olmazlar imiş (Solmaz, 2018, s. 266).
Örnek 3:
…‘âşık-ı dil-dâde nâ-murâd ve dil-rîş-i sâdık gama mu’tâd ‘âlem-i cevânîde lisân-ı ‘Arab’a heves ve zebân-ı Fürs’e dest-res bulup havass-ı bahr-ı ma’ânî eş’âr-ı dürer-bâr ve nâkil-i ebyât-ı cevherdâr olup dürr-i hüneri ve güher-i dânişi rişte-i ‘akla çeküp yârân-ı safâya hemdem ‘ale’l-husûs makâlî selîs-i edâ ile mahrem geçinüp ekser-i zamân tetebbu-ı dürer-i âbdâr nazmların ve gazel-i kasîde-i medh-güzârına mazhar olup nice müddet âsitân-ı felek-âşiyân-ı Mevlânâ’da dervîşâne hıdmet ve ehl-i hakîkate mülâzemet itmişler (Solmaz, 2018, s. 266).
Lane, E. W. (t.y.). Arabic-English lexicon. Williams and Norgate. http://arabiclexicon.hawramani.com/william-edward-lane-arabic-english-lexicon/
Redhouse, J. W. (2011). Turkish and English lexicon. Çağrı.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Şemseddin Sami. (2012). Kâmûs-ı Türkî (R. Gündoğdu, N. Adıgüzel, & E. F. Önal, Ed.). İdeal Kültür.