bârid
* Bârid, “letafetten uzak, nahoş, soğuk ve soğuk tavırlı” anlamlarını taşımaktadır (Şemsettin Sami, 2011, s. 261; Kubbealtı Lugatı). Edebî bir terim olarak ise bir şiirin yahut sözün estetikten mahrum, yavan ve zevksiz bir üslupla dile getirilmesini ifade eder.
Arapça berd kelimesinin sıfat hâli olan bârid, “letafetten uzak, nahoş, soğuk; soğuk tavırlı, davranışlı” manalarındadır (Şemsettin Sami, 2011, s. 261; Kubbealtı Lugatı).
Edebî bir terim olarak bârid, bir şiirin yahut sözün estetikten mahrum, yavan ve zevksiz bir üslupla yazılması demektir.
Bârid tabirinin bağlam anlamı: “zevksiz, yavan ve estetikten yoksun söyleyiş”.
Tezkire türünde bu kelimeye ilk olarak Latîfî’nin eserinde rastlanırken, sonrasında Âşık Çelebi’nin Meşâirü’ş-Şu’arâ’sında da yer verildiği görülmektedir. İlgili metinlerden alınan 2, 4 ve 5. örneklerde bârid sözcüğü; nâ-puhte (çiğ, olgunlaşmamış), sakîm-i ma‘nâ (bozuk anlam) ve pest ta‘bîrler (bayağı, düşük ifadeler) gibi kavramlarla birlikte zikredilmiştir. Bu doğrultuda söz konusu niteleme bârid edâ “dizelerin, sözcük tercihlerinin yahut üslubun estetik zevkten mahrum, yavan, kaba ve ahenksiz bir yapı taşıdığını vurgulamak amacıyla” tercih edilmiştir.
Meşâirü’ş-Şu’arâ’dan alınan bir diğer örnekte ise (Örnek 3) bir şairin, paşanın karşısında yersiz ve bârid sözler sarf ederek onun lütfunu ve hevesini nasıl kaçırdığı anlatılır. Hatta metinde geçen “sovuk su satup sovudur” ifadesiyle bârid kelimesinin “soğutmak/heves kırmak” işlevine doğrudan atıf yapılmıştır. Diğer yandan müelliflerin, bu sözcüğün gerçek anlamı olan “soğuk” ile mecaz anlamı olan “zevksizlik”i bir arada işleyerek tevriyeli bir söyleyiş oluşturdukları da görülür. Nitekim 1. örnekte şair, padişaha kar hakkında bir kaside sunar. Padişah ise karın övülecek bir nesne olmadığını vurgular ve “bunun gibi lafz-ı bâridi (...) bana kaside diye sunarsın” diyerek sunulan şiiri “soğuk (yavan)” bulduğunu ifade eder. Böylece karın fiziksel soğukluğu ile şiirin edebî zevksizliği arasında zekice bir ilişki kurulmuştur.
Derlenen örneklerden hareketle bârid kelimesi, edebî bir eleştiri terimi olarak "ruha dokunmayan, sanat değeri düşük, kaba, yersiz, söyleyiş güzelliğinden (fesahetten) uzak ve insanın içini ısıtmayan soğuk, yavan ve zevksiz” sözleri ifade etmek için kullanılmıştır.
Bârid ifadesi, Latîfî’ye ait Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ adlı eseri ile Âşık Çelebi’nin Meşâirü’ş Şu’arâ’sında toplam beş defa geçtiği tespit edilmiştir. Ayrıca kelime, Âşık Çelebi’nin Meşâirü’ş Şu’arâ’sında, Fâik Reşâd’ın Eslâf’ında ve Mehmed Tevfik’in Kâfile-i Şu’arâ’sında alıntılanan beyit içinde geçmektedir.
Örnek 1:
Hazret-i pâdişâhuñ mizâcına hoş gelmeyüp berf bir memdûh nesne midür ki bunuñ gibi lafz-ı bâridi taʿrîf kasd idüp baña kasîde sunarsuñ diyü ol ʿibârât-ı berd içün sûret-i serd göstericek mezbûr Sücûdî bu kıtʿa-i mezemmet-vürûdı ol mahall ü mevkiʿde dimişdi (Canım, 2018, s. 265).
Örnek 2:
Evvelden âhiire dek egerçi gâhî latîf hayâller ve nazîf ma‘nâlar andan şâdır olurdı ammâ ba‘z-ı zemânda nazmda bârid edâlar ve vahşî fehvâlar ve inşâda esnâ-yı tahrîrde nâ-puhte vü bîgâne kelimât andan mütebâdir olurdı (Kılıç, 2018, s. 241).
Örnek 3:
Matla‘ın okıyup ol şeh-süvâr-ı nat‘-ı vezâret meydân-ı ihsâna at salup Hayretî’nüñ ruh-ı âmâlinden nikâb açmak isterken bu fi’l-hâl ferzîn gibi kec-revlik idüp fitne piyâdelerin sürüp açmazdan kişdir. Nâ-puhtelik idüp paşanuñ dîk-i cûşân-ı lutfına bârid sözler ile sovuk su satup sovudur (Kılıç, 2018, s. 274).
Örnek 4:
Her gazel ki dise evvel fakîre okırdı. Kendünüñ ‘adem-i iltifâtından yâ kelimât-ı ‘Arabiyyede kusûr-ı sınâ‘atından vâkı‘ olan eger sakîm-i ma‘nâ ve eger bârid edâdur ve eger galat ta‘bîr ve eger imlâda taksîrdür (Kılıç, 2018, s. 654).
Örnek 5:
Egerçi merhûmuñ eş‘ârı râsih ü rasîn ve muhkem ü metîndür, matbû‘ u makbûldür ammâ baz‘-ı bârid edâlar ve pest ta‘bîrler ve bîgâne ma‘nîlerle medhûldur (Kılıç, 2018, s. 667).
Aydemir, E., ve Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd -Eslâf. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html.
İsen, M. (hzl.) (1999). Latîfî Tezkiresi. Ankara: Akçağ Yayınları.
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html.
Kubbealtı Lugatı. https://lugatim.com/s/B%C3%82R%C4%B0T.
Kutlar Oğuz, F. S., Koncu, H., ve Çakır, M. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfik Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html
Şemsettin Sami (2011). Kâmûs-ı Türkî. (hzl. Ömer Faruk Akün). İstanbul: Kapı Yayınları.