BELÂGAT (BELĀĠAT)


* Sözlüklerde sözün fasih, açık ve muktezâ-yı hâle uygun biçimde söylenmesi anlamına gelen belâgat; tezkirelerde şair ve yazarların söz söyleme kudretini, manzum ve mensur eserlerin dil, üslup ve estetik değerini belirten bir değerlendirme terimidir.



Sözlük Anlamı

Belâgat; sözün uygun yer ve zamanda etkili biçimde söylenmesini, çeşitli söz sanatlarından yararlanma becerisini ve bu becerinin esaslarını konu edinen bilim dalını ifade eder (Karataş, 2001, s. 78; Olgun, 1994, s. 25; Püsküllüoğlu, 1996, s. 232; Kestelli, 2000, s. 41).




Terim Anlamı

Şair ve yazarların söz söyleme yetkinliği ile manzum ve mensur eserlerin ifade, üslup ve estetik değerini belirten bir edebî değerlendirme terimidir.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Şair tezkirelerinde belâgat terimi, Türk edebiyatının ilk tezkiresi kabul edilen Mecâlisü’n-Nefâyis’in (yt. 897/1492) mukaddime bölümünden başlayarak klasik tezkire yazıcılığının sona erdiği döneme kadar, şairlik kudretini ve söz sanatındaki üstünlüğü belirleyen temel ölçütlerden biri olarak kullanılmıştır. Devletşâh (ö. 900/1494-95 [?]), Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sının (yt. 892/1487) mukaddime bölümünde “Fesahat ve belagatin Arapların hakkı olduğunda şüphe yoktur. Acemler bu hususta ve bilhassa ilm-i bedii’de Araplara tabi olmuşlardır.” (Lugal, 1977, s. 49; Browne, 1382, s. 19) diyerek bu ilimlerin Arap dilindeki tarihî ve edebî kökenine dikkat çeker. Her ne kadar belâgat Arapça kökenli bir kelime olup belâgat ilmi de Arap edebiyatı geleneği içinde teşekkül etmişse de, Türkçe şair tezkirelerinde yer alan edebî değerlendirme ölçütlerinin ve terminolojinin Herat ekolü tezkirelerini model aldığı kabul edilmektedir (Kılıç, 2023, s. 2394). Bu nedenle belâgat kelimesinin Türkçe şair tezkirelerindeki kullanımına geçmeden önce, terimin model metinlerde hangi bağlamlarda kullanıldığını dikkate almak gerekir. Herat ekolü tezkirelerinden Devletşâh’ın Tezkiretü’ş-Şu’arâ’sının girişinde yer alan “Fesahat ve Belagatin Fazileti ile Bu Sanatların Ehli Hakkında Açıklamalar” başlıklı bölümde belâgat, insanı diğer varlıklardan ayıran konuşma ve güzel söz söyleme kabiliyetinin en yüksek tezahürlerinden biri olarak değerlendirilir. Devletşâh, belâgatin şiirde sadece teknik bir hüner değil, manayı incelten, süsleyen ve görünür kılan estetik bir unsur olarak ele alındığını belirtir (Browne, 1382, s. 3-9; Lugal, 1977, s. 23-28). Şair biyografilerinde ise Devletşâh’ın belâgat terimini çoğunlukla fesahat ile birlikte andığı ve bu iki kavramı şairlik kudretini gösteren bir vasıf olarak kullandığı görülür. Ayrıca Devletşâh belâgat terimini daha çok büyük şairler, münşîler ve edebî otorite kabul edilen isimler için kullanmıştır (Lugal, 1977, s. 53, 55, 56, 85, 116, 130). Bu yönüyle Devletşâh tezkiresi, Türkçe şair tezkirelerinde belâgatin şairlik kudretini, söz sanatındaki üstünlüğü ve sanatlı söyleyişteki yetkinliği belirten temel bir ölçüt olarak kullanılmasına kavramsal bir zemin hazırlamıştır.

Yine Herat ekolü tezkirelerinden olan ve Türkçe yazılmış ilk şair tezkiresi kabul edilen Ali Şîr Nevâyî (ö. 906/1501)’nin Mecâlisü’n-nefâyis (yt. 897/1492)’inde belâgat, şairlik kudreti ve edebî söz söyleme yetkinliğini ifade eden bir kavram olarak kullanılmıştır. Eserin dibacesinde Arap fasihlerinin nazmı “belâgat zîverleri” ve “fesâhat gevherleri” ile süslediklerinin belirtilmesi, belâgatin fesâhatle birlikte sözün estetik değerini kuran temel unsurlardan biri olarak düşünüldüğünü gösterir. Nevâyî’de belâgat kelimesi, “belâgat burcu”, “belâgat-tezyîn”, “belâgat-me’âb”, “belâgat-disâr” ve “belâgat-âsâr” gibi terkiplerle kullanılarak farklı anlam katmanları kazanır (Eraslan, 2001, s. 3, 30, 75, 190, 203, 216). 

Şair tezkirelerinde belâgat kelimesi büyük ölçüde çeşitli terkipler içinde kullanılmış, tek başına kullanımı ise sınırlı kalmıştır. 16. yüzyıl tezkirelerinde belâgat kelimesinin kullanımı Sehî Bey’de daha çok klasik belâgat-fesâhat birlikteliği içinde başlar. Heşt-Bihişt’te kelime, “istişhâd-ı belâgat”, “mi‘yâr-ı belâgat”, “fesâhat ü belâgat”, “meydân-ı beyân”, “gülistân-ı belâgat” gibi terkiplerle sözün doğruluğu, ölçüsü, etkisi ve sanatlı söyleyiş kudreti anlamlarında kullanılır (Örnek 1). Latîfî’de belâgatin kullanım alanı genişler ve kavram daha üretken terkipler içinde görünür. “Belâgat-şi‘âr”, “kelâm-ı belâgat-iktibâs”, “kelâm-ı belâgat-nizâm”, “ebyât-ı belâgat-simât”, “şâ‘ir-i belâgat-gûy”, “kitâb-ı belâgat-nisâb”, “elfâz-ı belâgat-küşâ” gibi kullanımlar, belâgatin hem şiir hem nesir için geçerli bir üslup ve ifade kudreti olduğunu gösterir. Latîfî’de kelime kadrosu özellikle elfâz, kelâm, ebyât, dîvân, kitâb, nazm, inşâ, ma‘ânî, belîg, bülegâ, fesâhat etrafında yoğunlaşır. Bu nedenle belâgat, yalnız şairin tabiatını değil, metnin kuruluşunu, sözün düzenini ve ifadenin edebî değerini belirleyen bir ölçüt hâline gelir. Âşık Çelebi’de belâgat kelimesi daha yoğun ve imajlı bir kullanıma sahiptir. Eserde “gülşen-i belâgat”, “bezm-i belâgat”, “belâgat-âftâbı”, “eş‘âr-ı belâgat-şi‘âr” gibi terkiplerle belâgat, şiir sahasını temsil eden mecazî bir mekân ve şairlik kudretini yücelten bir unsur olarak görülür. Gelibolulu Âlî’de belâgat daha belirgin biçimde eleştirel bir ölçüt görünümündedir. Âlî, şairleri değerlendirirken belâgat ve fesâhat kurallarına dayanmaya özen gösterir ve bu nedenle kavram yalnız övgü unsuru değil, şiirin ve nesrin değerini belirleyen tenkit terimi olarak da kullanılır (Örnek 2). Kınalızâde Hasan Çelebi’de ise belâgat kelimesi 16. yüzyıl tezkireleri içinde en yoğun ve en kalıplaşmış kullanıma ulaşır. “Belâgat-şi‘âr”, “belâgat-‘unvân”, “belâgat-simât”, “belâgat-nisâb”, “belâgat-nizâm”, “belâgat-âyîn” gibi terkipler çok sık tekrar edilir. Genel olarak 16. yüzyıl tezkirelerinde belâgat en fazla fesâhat ile birlikte, ardından beyân, ma‘ânî, bedî‘, elfâz, kelâm, güftâr, suhan, nazm, eş‘âr, inşâ, dîvân, kitâb, tab‘, fazl, kemâl, lutf kelimeleriyle beraber kullanılmıştır. Anlam bakımından ise kelime başlıca üç işlev taşır: Birincisi; şairin söz söyleme kudretini ve tabiatındaki yetkinliği belirtir. İkincisi edebî metinlerin estetik değerini gösterir. Üçüncüsü de sözün kusursuzluğunu veya eksikliğini belirleyen eleştirel bir ölçüttür.

17. yüzyıl tezkirelerinde belâgat kelimesi, 16. yüzyıldaki fesâhat, beyân ve ma‘ânî ilişkisini sürdürmekle birlikte daha çok şairleri ve eserleri değerlendiren kalıplaşmış bir terim hâline gelir. Terim, şairin söz söyleme gücünü, şiirin estetik değerini ve edebiyat sahasındaki üstünlüğünü belirtmek için kullanılır. Riyâzî’de belâgat en yoğun ve imajlı kullanımına ulaşır. “Gülşen-i belâgat”, “meydân-ı belâgat”, “bâzâr-ı belâgat”, “arsa-i belâgat” gibi terkiplerle edebiyat dünyası şairlerin yarıştığı mecazî bir alan olarak tasvir edilir (Örnek 3). “Belâgat-şi‘âr”, “belâgat-‘unvân”, “belâgat-nişân”, “belâgat-nisâb” gibi sıfatlar ise şairleri, divanları, şiirleri ve mensur eserleri nitelemek için kullanılır. Rızâ Tezkiresi’nde kullanım daha sınırlı ve kalıplaşmıştır. “Belâgat-‘unvân”, “belâgat-şi‘âr”, “belâgat-karîn” ve “belâgat-âferîn” gibi terkiplerle divan, mesnevi, şerh ve şiirlerin edebî değeri belirtilir. “Meydân-ı belâgat” ve “arsa-i belâgat” ifadelerinde ise şairlik bir yarış ve üstünlük alanı olarak sunulur. Fâizî’nin Zübdetü’l-Eş‘âr’ı ile Seyrekzâde Mehmed Âsım’ın zeylinde belâgat, daha çok şiir örneklerinin alındığı divanları niteleyen “Dîvân-ı belâgat-‘unvân” ve “Dîvân-ı belâgat-nümûn” gibi kalıplaşmış ifadelerde görülür. Güftî’de ise şiirin yeniliğini ve değerini anlatan özgün bir imge hâline gelir. Genel olarak 17. yüzyılda belâgat; şairin edebî kudretini, eserin estetik değerini ve şairler arasındaki üstünlüğü gösteren bir değerlendirme ölçütüdür.

18. yüzyılda belagat terimi, Safâyî ve Sâlim’de, hem şairin söz söyleme kudretini hem de eserlerinin estetik değerini belirtir. Safâyî’de şairler “belâgat-şi‘âr”, şiirler “kelimât-ı belâgat-âyât”, divanlar ise “belâgat-‘unvân” olarak nitelenir. Sâlim’de “gülistân-ı belâgat”, “mısr-ı belâgat” ve “kulzüm-i belâgat” gibi mecazlar yaygınlaşır. Belâgat kavramı ilim, irfan, fesâhat, beyân ve ma‘ânî ile birlikte şairin edebî yetkinliğini gösterir. Belîğ ve Kemiksiz-zâde Safvet’te “Dîvân-ı belâgat-‘unvân”, “Dîvân-ı belâgat-nişân” ve “Dîvân-ı belâgat-me’âl” gibi ifadeler, şiir örneklerinin alındığı eserleri takdim eden kalıplara dönüşür. Bunun yanında “bâzâr-ı belâgat”, “sahn-ı belâgat” ve “ser-menzil-i belâgat” gibi ifadelerle şairlik bir yarış ve üstünlük alanı olarak tasvir edilir. Râmiz’de belâgat daha belirgin bir eleştirel içerik kazanır. Esrâr Dede’de “Dîvân-ı belâgat-‘unvân” terkibi yaygınlığını korurken kavram Mevlevî şairlerin şiirlerindeki irfan, hakikat ve tasavvufî söyleyişle birleşir (Örnek 4). Âkif’in Mir’ât-ı Şi‘r’inde ise “belâgat-pîrâ”, “belâgat-senc”, “belâgat-perdâz” ve “belâgat-simât” gibi daha üretken terkiplerle şairin hem şiir hem inşadaki kudreti ve akranlarına üstünlüğü belirtilir. Genel olarak 18. yüzyılda belâgat; şairin ifade gücünü, şiir ve nesrin estetik değerini, edebî gelenek içindeki yerini ve akranlarına üstünlüğünü gösteren temel bir değerlendirme ölçütüdür. 

19. yüzyılda Fatin Tezkiresi’nde belâgat çoğunlukla kalıplaşmış bir övgü ifadesidir. Şairlerin divanları “belâgat-‘unvân”, şiirleri “belâgat-şi‘âr” olarak nitelenirken belâgat; nazım, nesir, inşâ, ilm ve kemâlle birlikte anılır. Bağçe-i Safâ-endûz ve Hatîbî Tezkiresi’nde ise belâgat daha çeşitli terkipler içinde görülür. “Belâgat-peymâ”, “belâgat-perdâz”, “belâgat-nizâm”, “belâgat-imtizâc” ve “belâgat-nümâ” gibi kullanımlarla şairin şiir ve inşadaki kudreti; kelâmın düzeni, mazmunların güzelliği ve ifadenin fesahatle uyumu vurgulanır. Ali Emîrî’de belâgat, geleneksel övgü işlevinin yanında daha açık bir değerlendirme ölçütüne dönüşür. “Belâgat ve nezâhet”, “belâgat-ı tab‘”, “kisve-i belâgat” ve “nâtıka-senc-i belâgat” gibi ifadelerle şairin tabiatı, şiirin işlenmişliği ve edebî çevredeki itibarı birlikte ele alınır (Örnek 5). Yüzyılın sonlarında ve bu geleneği sürdüren modern şair biyografilerinde kavram daha eleştirel bir içerik kazanır. Eslâf’ta eski şairlerin fesahat ve belâgati bilmelerine rağmen bunu eserlerinde gerçekleştiremedikleri kaydedilmiş; Son Asır Türk Şairleri’nde ise bazı şiirlerin belâgat iddiası doğrudan sorgulanmıştır. Böylece belâgat, yalnızca övgü bildiren hazır bir sıfat olmaktan çıkarak dil, üslup, özgünlük, taklit, açıklık ve estetik başarı üzerinden olumlu veya olumsuz hüküm vermeye yarayan bir tenkit ölçütüne dönüşmüştür. Genel olarak 19. yüzyılda belâgat, bir taraftan divan ve şiirleri takdim eden geleneksel bir tezkire kalıbı olmayı sürdürmüş, diğer taraftan metnin düzenini, ifade güzelliğini, şairin özgünlüğünü ve şiirdeki başarısını belirleyen daha somut bir edebî değerlendirme terimi hâline gelmiştir.

Şair tezkirelerinde belâgat, Herat ekolünden başlayarak klasik tezkire geleneğinin sonuna kadar şairin söz söyleme kudretini, şiir ve nesirdeki ifade yetkinliğini ve edebî eserlerin estetik değerini belirleyen temel değerlendirme ölçütlerinden biri olarak kullanılmıştır. Çoğunlukla fesâhat, beyân, ma‘ânî ve bedî‘ kavramlarıyla birlikte anılan terim; “belâgat-şi‘âr”, “belâgat-‘unvân”, “belâgat-nizâm” ve “meydân-ı belâgat” gibi kalıplaşmış veya mecazlı terkiplerle şairleri, şiirleri, divanları ve mensur eserleri nitelemiştir. İlk dönemlerde daha çok sanatlı ve etkili söyleyişi bildiren bir övgü unsuru niteliğindeyken zamanla sözün düzeni, açıklığı, özgünlüğü ve kusursuzluğu hakkında hüküm bildiren eleştirel bir terime dönüşmüştür. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

“Belâgat” terimi, Alî Şîr Nevâyî’nin Mecâlisü’n-Nefâis’inde 3; Sehî Bey’in Heşt-Bihişt’inde 16; Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’sında 41; Ahdî’nin Gülşen-i Şu’arâ’sında 55; Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’sında 72; Hasan Çelebi’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ’sında 383; Beyânî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ’sında 42; Gelibolulu Âlî’nin Künhü’l-Ahbâr’ının tezkire kısmında 29; Sâdıkî-i Kitâbdâr’ın Mecma‘ü’l-Havâs’ında 1; Riyâzî’nin Riyâzü’ş-Şu’arâ’sında 96; Güftî’nin Teşrifâtü’ş-Şu’arâ’sında 1; Rızâ’nın Tezkire-i Rızâ’sında 19; Fâ’izî’nin Zübdetü’l-Eş‘âr’ında 7; Seyrekzâde Âsım’ın Zeyl-i Zübdetü’l-Eş‘âr’ında 2; Esrâr Dede’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’sinde 36; Belîğ’in Nuhbetü’l-Âsâr li-Zeyli Zübdeti’l-Eş‘âr’ında 13; Sâlim’in tezkiresinde 53; Safâyî’nin Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâidi’l-Eş‘âr’ında 14; Safvet’in Nuhbetü’l-Âsâr fî Fevâidi’l-Eş‘âr’ında 9; Râmiz’in Âdâb-ı Zurefâ’sında 57; Âkif’in Mir’ât-ı Şi‘r’inde 48; Mucîb’in Tezkire-i Mucîb’inde 6; Fatîn’in Hâtimetü’l-Eş‘âr’ında 69; Şefkat’in Tezkire-i Şuarâ-yı Şefkat-i Bağdâdî’sinde 2; Esad Efendi’nin Bâğçe-i Safâ-endûz’unda 15; Ârif Hikmet’in tezkiresinde 6; Mehmed Tevfîk’in Kâfile-i Şuarâ’sında 10; Hatibî’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Bağdâd’ında 17; İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ın Son Asır Türk Şairleri’nde 24; Ali Emîrî’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid’inde 46 ve İşkodra Vilayeti Osmanlı Şairleri’nde 4; Faik Reşad’ın Eslâf’ında 15; Mehmed Sirâceddin’in Mecma‘-i Şu’arâ ve Tezkire-i Üdebâ’sında ise 15 defa yer almıştır.




Örnekler

Örnek 1:

Mi‘yâr-ı fesâhatde sâhib-‘ayâr suhan-senc gevher-zâ ve mizmâr-ı belâgatda çâbük-süvâr nükte-rübâ olup”(İpekten vd. 2017, s. 95).

Örnek 2:

Eş‘ârında çendân safâ vü belâgat yokdur. Ammâ mesnevîsinde bülend ü matbû‘ sözleri me’mûl olandan artukdur (İsen, 2017, s. 123).

Örnek 3:

Kasîde-gûy olup ol vâdîde hezâr çâpük-süvâr-ı ‘arsa-i belâgatden gûy-ı müsâbakat kapmış idi (Açıkgöz, 2017, s. 273).

Örnek 4

Gerek Mesnevî-i Ma‘nevîye olan hidemât-ı dest-i dil ü cânı ve gerek ‘aşk-ı Mevlevî’yi nâtık Dîvân-ı belâgat-‘unvânı meşhûrdur. [...] neş’e-i hakîkat ve esrâr-ı ehadiyyetden haber-dâr oldıgını bu beyti nâtıkdur (Genç, 2018, s. 133).

Örnek 5

Himmet-i tashîhe uğradıktan sonra gazelinin kisve-i belâgata bürünüp bir şâʻir sözüne benzediğini görünce insâf ederek “Ben bu sözlerin cümlesini biliyordum, fakat bir araya toparlayamıyordum” derdi. (Kadıoğlu, 2018, s. 192).




Kaynaklar

Abdulkadiroğu, A. (hzl.) (1999). İsmail Beliğ, Nuhbetü’l âsâr li Zeyli Zübdeti’l eş’âr. Ankara: AKM Yayınları.

Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html

Akkuş, M. (2008). Hatîbî, Tezkire-i Şu’arâ-yı Bağdat. Ankara: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yay.

Altun, Kudret (hzl.) (1997). Tezkire-i Mucîb, İnceleme-Tenkidli Metin-Dizin-Sözlük. Ankara: AKM Yay.

Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddin- Mecmâ’-ı Şu’arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html

Aydemir, E., ve Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd -Eslâf. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html 

Belot, J.B. (1913a). Dictionnaire français-arabe. C. I. Beyrut: Imprimerie Catholique.

Belot, J.B. (1913b). Dictionnaire français-arabe. C. II. Beyrut: Imprimerie Catholique.

Browne, E. (1382). Tezkiretü’ş-şu’arâ- Devletşâh-ı Semerkandî, Part I. Leiden.

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Coşkun, A. O. (2019). Seyrek-zâde Mehmed Âsım-Zeyl-i Zübdetü'l-Eşâr. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Çapan, P. (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî (Nuhbetü’l Âsâr Min Fevâ'idi'l Eş'âr) İnceleme-Metin-indeks. Ankara: AKM Yayınları. 

Çınarcı, M. N. (hzl.) (2019). Şeyhülislam Ârif Hikmet Bey- Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-240610/seyhulislam-arif-hikmet-bey-tezkiresi.html 

Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html

Eraslan, K. (2001). Ali Şîr Nevâyî, Mecâlisü’n-Nefâ’is. 2 C. Ankara: TDK Yay.

Erdem, S. (hzl.) (2019). Azîz-zâde Hüseyin Râmiz, Âdâb-ı Zurafâ İnceleme-Tıpkıbasım-İndeks. Ankara: AKM Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html

Genç, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html

Güzel, B. (2018). Kemiksiz-zâde Safvet Mustafa Nuhbetü’l-âsâr fî-ferâidi’l-eşr’âr. Ankara: TTK Yay.

İnal, İ. M. K. (1969). Son Asır Türk Şairleri (Cilt 1-4). İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.

İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html

İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html

İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html

Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html 

Karataş, T. (2001). Ansiklopedik Edebiyat Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Avcı Yayınları.

Karateke, H. T. (2018). İşkodra Vilayeti Osmanlı Şairleri. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/57434,iskodra-vilayeti-osmanli-sairleripdf.pdf?0

Kayabaşı, B. (1997). Kâf-zâde Fâ’izî’nin Zübdetü'l-Eş'âr’ı. Doktora Tezi. Malatya: İnönü Üniversitesi.

Kestelli, R. N. (2000). Resimli Türkçe Kamus. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Kılcı, M. (2001). Enderunlu Mehmet Akif: Mir’ât-i Şi‘r. (Yüksek lisans tezi). Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana.

Kılıç, F. (hzl.) (2017). Şefkat Tezkiresi (Tezkîre-i Şu’arâ-yı Şefkat-i Bagdâdî). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html 

Kılıç, M. (2023). Türkçe ve Farsça şair tezkirelerinde bir eleştiri terimi olarak “şütür-gürbe”. Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 7(3), 2392-2415. 

Kutlar Oğuz, F. S., Koncu, H., ve Çakır, M. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfik Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html 

Lugal, N. (1977). Devletşah Tezkiresi. İstanbul: Tercüman Yayınları.

Oğraş, R. (hzl.) (2018). Esʿad Mehmed Efendi Bağçe-i Safâ-endûz. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-212024/esad-mehmed-efendi-bagce-i-safa-enduz.html   

Kürkçüoğlu, K. E. (hzl.)(1994). Tâhir Olgun-Edebiyat Lügatı. İstanbul: Enderun Kitabevi.

Öztürk, F. (hzl.) (2018). Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn Tezkire-i Silâhdâr-zâde. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-209345/tezkire-i-silahdar-zade.html

Püsküllüoğlu, A. (1996). Edebiyat Sözlüğü. İstanbul: Özgür Yayınları.

Redhouse, J. W. (1890). A Turkish and English Lexicon. İstanbul.

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html

Steingass, F.J. (1998). A comprehensive Persian-English dictionary. Routledge.

Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html

Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html

Wehr, H. ve Cowan, J. M. (1976). A Dictionary of Modern Written Arabic. Ithaca: Spoken Language Services.

Wehr, H. ve Kropfitsch, L. (1985). Arabisches Wörterbuch für die Schriftsprache der Gegenwart. Wiesbaden: Harrassowitz.

Yılmaz, K. (hzl.) (2019). Güftî Teşrîfâtü'ş-Şuʿarâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247200/gufti-tesrifatus-suara.html

Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html 




Yazım Tarihi:
14/10/2026
logo-img