bahâ/behâ, bî-bahâ, girân-bahâ, hüsn ü bahâ, kem-bahâ, pür-bahâ, zîb ü bahâ
* Sözlüklerde “kıymet, değer, bedel” anlamının yanında "güzellik, zarafet" anlamı da verilen kelime tezkirelerde bir yerin, kişinin, şiirin ya da şairin kıymetini, değerini, güzelliğini belirtmek amacıyla kullanılır.
Bahâ kelimesi Arapça bir isimdir. Sözlükler kelimeye ilk olarak "kıymet, değer, fiyat”(Redhouse, 1987, 414); “kıymet, değer, semen”(Şemseddin Sami 1315, s. 326); “kıymet, değer, bedel” (Muallim Naci, 1308, s. 548); “fiyat, kıymet” (Tietze, 2016, cilt 1, s. 553); “ kıymet değer, bedel” (Devellioğlu, 2008, s. 64) anlamı vermişlerdir. Bununla birlikte sözlükler kelimeye ikinci anlam olarak “iyilik güzellik, süs” (Steingass, 1998, s. 209); “güzellik, zariflik, parıltı” (Devellioğlu, 2008, s. 64); “hüsn ü cemâl ve zerafet” (Şemseddin Sami 1315, s. 326) gibi anlamlar vermiştir. Kelime tezkirelerde birinci anlamıyla anlatılan şeye değer biçmek, kıymet belirlemek için kullanılırken ikinci anlam olarak beğeni ifade etmiştir.
Bahâ kelimesi; tezkirelerde genellikle anlatılan şeye değer belirlemek veya onun beğenildiğini ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Bu yönüyle kelime şiirin güzelliğini ve kıymetini bildirmek amacıyla kullanılan bir terim halini almıştır.
Fahri Kaplan Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü - Latîfî Tezkiresi Örneği- adlı çalışmasında Latîfî'nin behâ/bahâ kelimesinin şiire ait bir beğeni ifadesi olarak kullanıldığını şu şekilde açıklar:
“Latîfî’ye göre; Farsça ibareler ile giyinmiş olan mana güzeline Ahmed Paşa, Türkçe lafızlardan ”(“elfâz-ı Rûmîden”) elbiseler giydirerek “libâs-ı sâbıkdan ahsen ve kisvet-i evvelden bihter zîb ü bahâ virmüşdür.” Böylece Ahmed Paşa’nın Farsça manaya giydirdiği Türkçe elbise, yani Farsçadaki sözlerin manasını alıp Türkçede yeniden ifade edişi, Latîfî’ye göre öyle başarılı olmuştur ki şiirleri ilk (Farsça) şeklinden daha süslü, güzel ve zarîf hâle getirmiştir. Bu süsleme ve güzelleştirmeyi de Latîfî “zîb ü bahâ virmek” şeklinde ifade eder. Dolayısıyla burada bahâ kelimesi, sözlük anlamına uygun biçimde şiirdeki “güzellik” ve “zarâfet”i bildirmiştir."(Kaplan, 2021, s. 33).
Bahâ kelimesi Latîfî tezkiresinde güzellik ve zarafet anlamının dışında değer ve kıymet anlamıyla da kullanılmıştır. Tezkirenin hatime kısmında Latîfî, “değerli sözler insanların anlayış ve kapasitelerine göre kabul edilip değerli hale gelmez, ilim pazarında gayesi olmayan söz hiçbir şekilde değer görmez (Canım, 2018, s. 573) diyerek kelimeyi sözlükteki ilk anlamı olan ”değer, kıymet" şekliyle kullanmıştır (Örnek 1).
Âşık Çelebi'nin Cenâbî Paşa (d. ? - ö. 1561/1562)maddesinde şair hakkında bilgi verirken onun değerli bir şair ve kıymetli bir devlet adamı olmasını şairin padişahın hareminde onun terbiye usulüyle büyümesi ve padişahın ilgisine mazhar olmasının (Kılıç, 2018, s. 215) etkili olduğunu söyler (Örnek 2).
Kınalızâde Hasan Çelebi, Taşlıcalı Yahyâ (d. ? - ö. 1582) maddesinde şairi tanıtırken cana can katacak ve ruhu okşayacak şekilde konuşan, sözleriyle ölüleri dirilten, güzel sözleriyle şiiri süsleyen ve şiire değer katan, Rûm diyarında hamse sahibi olan şairlerdendir (Sungurhan, 2017, s. 930) şeklindeki ifadesiyle kelimeyi sözlük anlamalarına uygun olarak hem güzellik ve zarafet hem de kıymet ve değer anlamında kullanmaktadır (Örnek 3).
Güftî'nin, Tali'î (İshak) Çelebi (d. ? - ö. 1660/1661) maddesinde şairin şiirlerinin güzelliğinden ve kıymetinden bahsederken çok güzel, çok kıymetli anlamında "âlem-behâ" (Yılmaz, 2019, s. 115) deyimini kullandığı görülür. Yine 'Abdî (d. ? - ö. ?) maddesinde de şairin şairliğini överken “âlem-behâ” deyimini kullanır (Örnek 4)
Ahdî'nin, Rûhî Çelebi (d. ? - ö. 1552) maddesinde gen yaşta vefat eden şairin fiziki özelliklerini anlatırken “hüsn ü behâ” (Solmaz, 2018, s.170) tabirini kullandığı görülmektedir (Örnek 5).
Bahâ kelimesinin tezkirelerden önce divanlarda geçtiği görülmektedir. Kelime klasik Türk edebiyatında lâ-dinî şiirin ilk temsilcisi olan Hoca Dehhânî Divanı'nda görülmektedir. Dehhânî, bir gazelde sevgilinin saçının kokusuyla anberi karşılaştırmış ve değer bakımından sevgilinin saçını üstün tutmuştur (Ersoy- Ay, 2017, s. 82). 14. yüzyılın önemli şairlerinden Ahmedî'nin de bahâ kelimesini divanında oldukça fazla kullandığı görülmektedir. Ahmedî, sevgilinin ayağının bir zerre tozunun bin cana bedel olduğunu dile getirirken onun bir adımına dünyanın feda edilebileceğini söyler (Akdoğan, s. 564). Klasik Türk edebiyatının kurucu şairleri arasında gösterilen Necâtî Bey'in de bahâ kelimesini sevgilinin güzelliğini, zarafetini ve parıltısını anlatmak için kullandığı görülür. Necâtî Bey bir gazelinde sevgilinin güzellik ve zarafet ışığı olduğunu herkesin ona bir adak sunması gerektiğini kendisinin de adak olarak canını verse ayıplanmaması gerektiğini söylerken (Yılmaz, 2015, s. 124) “hüsn ü bahâ” tabirini kullanır.
Yapılan taramalar sonucunda Behâ kelemesinin Herat sahası tezkirecileri tarafından kullanılmadığı tespit edilmiştir. Anadolu sahası tezkirelerinde ise kelime Âşık Çelebi 5, Latîfî 8, Kınalızade Hasan Çelebi 15, Beyânî 3, Gelibolulu Âlî 6, Ahdî 2, Güftî 2, Safâyî 1, Riyazî 4, Esrar Dede 7, Sâlim 13, Mehmed Tevfîk 3, Mehmed Siraceddin 4 Faik Reşad 6, Ali Emirî 6 tarafından defa kullanılmıştır.
.
Örnek 1:
Ve tedvînât-ı efâżıl-ı selef enẓâr-ı ḳavâbil ile manẓûr u müşerref olmaz ve çârsû-yı maʿârifde beyʿ-i men-yürîd olan kelâm-ı leʾâlî- intiẓâm ḳıymet ü raġbet ve bahâ bulmaz olmışdı (Canım, 2018, s.573).
Örnek 2:
Gülşen-i harîm-i hâs-ı pâdşâhìde âb-ı terbiyetleri ile neşv ü nemâ ve nazre-i iltifât-ı pâdşâhî ile hüsn ü bahâ bulan ashâb-ı sa’âdetden ve erbâb-ı şi’r ü belâgatdendür (Kılıç, 2018, s. 215).
Örnek 3:
Zebân-ı belâgat u beyân ve edâ-yı cânbahş u revân ile Mesîhâsâ sühan mürdelerin ihyâ iden şu’arâdan ve gül-gûne-i güftâr-ı dürer-bârı ruhsâr-ı eş’âra zîb ü zînet ü bahâ virüp diyâr-ı Rûmda sâhib-i hamse olan zümre-i fusehâdandur (Sungurhan, 2017, s. 930).
Örnek 4:
Şi ʿri ʿālem -bahā vü maḳbūle
Revna ḳ -ı tāzedür Sitānbūla
Ṭabʿı ʿālem-bahā ʿaceb-pālīz
Hep gül-i āfitāb ile leb-rīz (Yılmaz, 2019, s. 115-126).
Örnek 5:
Hayfâ ki ol hüsn ü bahâ ile Yûsuf-ı Kenʿân ve gülistân-ı hayâtun tâze fidânı ve gülzâr-ı cinânun serv-i hırâmânı nev-cevân iken şâh-ı ʿömrinün bahârı kemâle irişüp ve nihâl-i ķaddi nahl-i bâr-âver olup mîvesinden ber-hûrdâr olmadın sarsar-ı bâd-ı fenâ serv-i hırâmânına yol bulup ve gülşen-i hüsnünün gonce-i handânına dûhûl kılup ʿârızı güllerin füsürde vü pejmürde itdi (Solmaz, 2018, s. 170).
Akdoğan, Yaşar (yty). Ahmedî - Dîvân. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78357/ahmedi-divani.html
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (İnceleme-metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Devellioğlu, F. (2010). Osmanlıca-Türkçe ansiklopedik lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Ersoy, Ersen ve Ümran Ay (2017). Hoca Dehhânî Dîvânı. Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları.
Kaplan, F (2021). Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü -Latîfî Tezkiresi Örnegi-. İstanbul: DünBügün Yayınları.
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Muallim Nâcî (1308). Lugat-ı Nâcî. İstanbul.
Redhouse, J. W. (1987). A Turkish and English lexicon: Shewing in English the significations of the Turkish terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şu'arâsı: İnceleme, metin. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-Şuarâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Şemseddin Sâmî (1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul.
Tietze, A. (2016). Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati. C. I. Ankara: TÜBA.
Yılmaz, K (hzl.) (2019). Güftî - Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247200/gufti-tesrifatus-suara.html
Yılmaz, O. (hzl.) (2019). Necâtî Bey Dîvânı. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları.