'işve-i eş'âr, 'işve-i i'câz, 'işve-sâz, 'işvekâr
* Arapça kökenli olup sözlüklerde ilk anlamıyla sevgiliye özgü naz, cilve ve edalı yan bakış gibi gönül çelen tavırları ifade eden; edebiyatta üslubu süsleyen incelikli ve zarif anlatım tarzını belirtmek için kullanılırken tasavvufta İlâhi lütfun göstergesi anlamını taşıyan terim.
Arapça isim. Aşıkların nazlı ve edalı yan bakışları ve öpüşmeleri (Redhouse, 2009, s. 194). Güzelin gönül çelen naz ve edası, cilve, şîve (Devellioğlu, 1998, s. 467; Redhouse, 2015, s. 1302; Şemseddin Sâmî, 1989, s. 938). Şemseddin Sâmî kelimenin aslının Arapçada iyi görmeyen göz anlamına geldiğini mahmur gözle bakmaktan kinaye olarak Farsça ve Türkçeye edâ, naz, dil-firîb tavır olarak geçtiği notunu düşer (1989, s. 938). Redhouse kelimenin farklı anlamlarını sıralarken körü körüne yapılan girişim, uzaktan görünen ve işaret görevi gören ışık açıklamalarından sonra tasavvufta İlâhi lütfun göstergesi olduğunu belirtir (2015, s. 1302).
İşve, sözlükte ilk anlamıyla genellikle naz, şive ve cilve gibi edalı ve çekici davranışları ifade ederken; tezkirelerdeki terim anlamı şairlerin eserlerinde üslubu süsleyen, incelikli ve zarif anlatım tarzıdır.
İşve kelimesi şair değerlendirmelerinde genellikle edebî üslûbun nazla süslenmesi ve estetik incelik anlamlarında karşımıza çıkmaktadır. Fenn-i ‘işve, “işve sanatı” (Canım, 2018, s. 163); ’işve-sâz, “şairin üslubunun işveli, nazlı olduğu” (Canım, 2018, s. 112); ‘işve-i güftâr, “incelikli, işveli, nazlı anlatım” (Canım, 2018, s. 263); ’işve-i i'câz, “şiir söylemedeki işveli etkileyici (mucizevi) tarz” (Canım, 2018, s. 287); 'işve-i eş'âr, “şiirin inceliği, cilveli şiir söyleme tarzı” (Canım, 2018, s. 496); ‘işve-i letâfet-perver, “nazlı, zarif ifade tarzı” manalarında kullanılmıştır (Canım, 2018, s. 379). Latîfî Tezkiresi’nde dikkat çeken kullanım “Sâmirî ’işvesin” örneğinde (örnek 3) karşımıza çıkar (Canım, 2018, s. 56). Sâmirî, Hz. Musa Tur Dağında iken bir buzağı yapıp halkın ona tapması için hile yapan kişinin adıdır. Dolayısıyla “Sâmirî ‘işvesin” burada aldatıcı bir hünerle, göz boyayan bir sanatla, helal bir sihirle gibi bir manada mecazlı kullanılmaktadır. Âşık Çelebi’nin kaleme aldığı Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’da ise kelime çoğunlukla edebî bir terim olmaktan ziyade şairin kişisel tavrını ve tarzını açıklayıcı bir manada kullanılmıştır. Bu tarzdaki kullanımların dışında eserde şu örnekler karşımıza çıkmaktadır: “nâz u ’işvesi” ifadesinde kelime ilk anlamında cilve, naz (Kılıç, 2018, s. 104); “şîveler ü ‘işveler ü kirişmeler” edâ, naz, karşılıklı cilve, aşk oyunu (Kılıç, 2018, s. 327, 585); “’işve-sâz u ‘âşık-nevâz” işve, cilve yapan âşıkların gönlünü alan (Kılıç, 2018, s. 202); “’işvesiyle” nazıyla, tavrıyla (Kılıç, 2018, s. 255, 328, 329, 344); “'işve vü şîve” cilveli, edalı davranış (Kılıç, 2018, s. 328). Bu anlamlarının yanı sıra “'işve” sanatlı ifade (Kılıç, 2018, s. 105); “fenâ ‘işvesi” fena halinin işvesi, dünyanın geçiciliğini bilen bir tavır manasında (Kılıç, 2018, s. 78); “’Arab ‘işvegerleri” Arap dilinin işveli söyleyişleri/ tarzı (Kılıç, 2018, s. 555) anlamında kullanılmaktadır. Rızâ Tezkiresi’nde Hüsâmî mahlaslı şairin işveli bir tabiatı ve herkesçe beğenilen zarif bir üslubu olduğundan bahisle kelime şair değerlendirmelerinde “’işve-nihâd” şeklinde kullanılmıştır (Zavotçu, 2017, s. 97).
Kelime Ali Şîr Nevâyî’nin Mecâlisü’n-Nefâyis adlı eserinde yer almaz. Sehî Bey’e ait Heşt Bihişt adlı eserde 'işve kelimesi Mevlânâ Sâkî’nin değerlendirmesinde 1 defa ‘işvekâr şeklinde kullanılmıştır. Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ adlı eserinin şair değerlendirmelerinde kelime 9 defa kullanılmaktadır. Es-Seyyid Pîr Mehmed bin Çelebi’nin bilinen adıyla Âşık Çelebi’nin kaleme aldığı Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’da kelime 12 defa karşımıza çıkmaktadır. Kınalızâde Hasan Çelebi, Güftî, Fatîn, Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn ve Esrâr Dede’nin eserlerinde kelime şair değerlendirmelerinde hiç kullanılmamıştır. Seyyid Mehmed Rızâ ve Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi eserlerinde kelimeyi sadece birer defa kullanmışlardır.
Örnek 1:
Nazmı şîvedâr ve sözleri 'işvekârdur (İpekten vd, 2017, s. 107).
Örnek 2:
… ol libâs-ı 'ibârât-ı Fârisî birle mülebbes olan şâhid-i ma'nâya siyâb-ı tahrîr-i Rûmîden libâs-ı elmâs idüp şi'âr-ı cedîd ve disâr-ı mezîd geyürüp her bir ma'nâ-yı ‘aşk-sâzı bir hûb Türk-i tannâz ve mahbûb-ı ’işve-sâz göstermişdür (Canım, 2018, s. 112).
Örnek 3:
… tasnîfüñde esnâf-ı sanâyî' ü bedâyîʿ birle derc ve te'lifüñde envâ'-ı hayâlât harc idüp Sâmirî ‘işvesin idüp numûne-i sihr-i helâl her makâlde biñ dürlü hayâl itseñ belki sözi ser-hadd-i i’câza iletseñ kadh ü ta'yîb yine mukarrer ve i'tirâz ü inkâr herâyîne mukadderdür (Canım, 2018, s. 56).
Örnek 4:
Ekser-i evkâtın bu diyârda geçürmegin tarz-ı şi'rde Türkî ‘ibârât nâzımları şîvesin ve Rûm şâ’irleri 'işvesin edâ ider ve tarzında tarîk-ı mahsûsa gider (Canım, 2018, s. 148).
Örnek 5:
Hakkâ ki firâz-ı küngür-i eyvân-ı saltanatda iken şi'rlerinde dervîşlik rûyı ve meskenet bûyı, şevk ma'nîsi ve ‘ışk çâşnîsi, derd şîvesi ve fenâ ’işvesi vardur (Kılıç, 2018, s. 78).
Açıkgöz, N. (hzl.). (2017). Riyâzî Muhammed Efendi, Riyâzü’ş-Şuarâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Riyâzî-Riyâzü’ş-Şuara(Tezkiretü’ş-Şuara)
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzemâ (İnceleme-metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.pdf
Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Dâvud, Fatîn Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. 55976,fatin-tezkiresi-pdf.pdf
Devellioğlu, F. (1998). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Doğan, A. (2011). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Akçağ Yayınları.
Durmuş, İ. (1998). Hezl. TDV İslâm Ansiklopedisi. 17. (s.304-305). Ankara: TDV Yayınları.
Eraslan, K. (hzl.). (2001). Alî-Şîr Nevâyî Mecâlisü’n-Nefâyis (Giriş ve Metin). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Genç, İ. (hzl.) (2018). Esrâr Dede, Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. 57762,tezkire-i-suara-yi-mevleviyyepdf.pdf
İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Bey, Heşt Behişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı. Microsoft Word - SONsehi birleştirilmiş 04.06.2017 (1).doc
İsen, M. (2017). (hzl). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Microsoft Word - Word Work File L_237725934.tmp
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Kur’ân-ı Kerîm ve Açıklamalı Meâli, (2018). İstanbul: Türk Diyanet Vakfı Yayınları.
Levend, A. S. (1984). Divan Edebiyatı- Kelimeler ve Remizler- Mazmunlar ve Mefhumlar. İstanbul: Enderun Kitabevi.
Pala, İ. (1998). Hezl. TDV İslâm Ansiklopedisi. 17. (s.305-306). Ankara: TDV Yayınları.
Redhouse, J. W. (2009). Müntehahabât-ı Lügât-ı Osmâniyye. (Haz. Recep Toparlı, Betül Eyövge Yılmaz, Yaşar Yılmaz), Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Redhouse, J. W. (2015). Turkish and English Lexicon-New Edition. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Solmaz, S. (hzl.). (2018). Gülşen-i Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. 56733,ahdi-gulsen-i-suarapdf.pdf
Steingass, F. (t.y). The Student’s Arabic-English Dictionary. London.
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Şemseddin Sâmî. (1989). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Enderun Kitabevi.
Yılmaz, K. (hzl.) (2019). Güftî, Teşrifâtü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. 67156,gufti-tesrifatus-suarapdf.pdf
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Zehr-i Mâr-zâde Seyyid Mehmed Rızâ, Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. 73320,riza-tezkiresi2020pdf.pdf