‘AŞK-SÂZ (ʿAŞḲ-SĀZ)


* Sözlüklerde “aşk meydana getiren”, “aşk uyandıran” anlamlarına gelen; tezkirelerde ise şairin manayı aşk teması etrafında estetik biçimde kurduğunu, anlamı aşkın harareti ve cazibesiyle yoğurarak şiire aşk merkezli bir nitelik kazandırdığını ifade eden terim.



Sözlük Anlamı

Aşk-sâz” kelimesinin sözlük anlamı, bileşenlerinin etimolojik ve semantik değerlerinden hareketle belirlenebilir. “Aşk”, Arapça asıllı (ʿışk ) olan bir kelime olup sözlükte “fazlı muhabbet, sevmek, sevda, iptila (Toparlı, 2000 c. 2, s. 1234), ifrat derecesinde muhabbet, haddinden fazla sevgi (Mehmed Salahî, c. 4, s. 139) demektir.  Kelimenin, “sarmaşık” anlamındaki aşeka ile irtibatı da klasik lugatlarda vurgulanmakta; bu benzerlik, aşkın kuşatıcı ve tüketici mahiyetine işaret etmektedir (Uludağ, 1991).

“Sâz” ise Eski Türkçe metinlerde yer almayan (Kesik, 2018, s. 23) Farsça kökenli bir kelime olup sözlüklerde başta çalgı , müzik aleti veya “enstrüman” olmak üzere uygun düzen, düzenek, sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Farsça sāhten, sāz- “uydurmak, imal etmek, düzenlemek” fiilinden türetilmiştir (Devellioğlu, 1949, s. 1079). Bununla birlikte kelimenin asıl işlevsel değeri, Farsça kurallı birleşik yapılarda kazandığı “yapan, kuran, düzenleyen, meydana getiren” anlamıdır. Nitekim çâre-sâz, hâtır-sâz, terennüm-sâz gibi örneklerde görüldüğü üzere “-sâz” eki üretici ve kurucu bir nitelik bildirir (Tulum, 2013, s. 326).

Bu iki unsurun birleşmesiyle oluşan “aşk-sâz”; “aşk meydana getiren, aşkı kuran, aşk doğuran” anlamına gelir. Burada “-sâz” eki edilgen bir “aşkla yanmışlık” hâlini değil, aktif biçimde aşkı üreten ve inşa eden bir kuruculuk işlevini ifade etmektedir.




Terim Anlamı

Tezkire bağlamı esas alındığında “aşk-sâz”, sözlükteki “aşk meydana getiren” anlamının ötesinde teknik bir edebî nitelendirme kazanır. Bu kullanımda terim, şairin manayı aşk teması etrafında estetik biçimde kurma ve onu aşkın hararetiyle yoğrulmuş bir ifade dünyasına dönüştürme kudretini ifade eder. Dolayısıyla “aşk-sâz mana”, yalnızca aşkı konu edinen bir anlam değil; aşkı kuran, aşk atmosferini inşa eden ve şiiri aşk merkezli bir estetik düzen içinde biçimlendiren manadır. Kısaca, tezkirelerde “aşk-sâz”, şairin anlamı aşk ekseninde üretme ve onu aşkın kurucu ilkesi doğrultusunda düzenleme yetkinliğini gösteren tematik ve estetik bir terimdir.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Aşk-sâz”, Arapça ‘aşk (şiddetli sevgi) kelimesi ile Farsça -sâz ekinin birleşmesinden oluşur. -Sâz eki klasik Farsça ve Osmanlı Türkçesinde eklendiği kelimeye “yapan, meydana getiren, oluşturan, düzenleyen” anlamı kazandırır. Bu nedenle sözlük düzeyinde “aşk-sâz”, “aşk meydana getiren, aşk doğuran, aşkı kuran” demektir. Ancak Latîfî Tezkiresi’ndeki kullanım, terimin edebî bağlamını daha belirgin hâle getirir. Ahmed Paşa’nın Farsça mana güzeline Türkçe ifade elbisesi giydirişini anlatan pasajda geçen “ma‘nâ-yı ‘aşk-sâz” ifadesi, yalnızca aşkı konu edinen bir mana değil, aşk atmosferi kuran, aşk iklimi oluşturan, okuyucuyu aşk dünyasına taşıyan mana anlamındadır (Latîfî, 2000, s. 156). Burada “aşk-sâz” sıfatı, mananın tematik içeriğinden çok, onun kurucu ve üretici niteliğini vurgular. Dolayısıyla tezkire bağlamında “aşk-sâz”, sıradan bir aşk temasını değil; aşk duygusunu inşa eden, şiirde aşkın sıcaklığını ve cazibesini meydana getiren, estetik bir atmosfer kuran anlamı ifade eder. Bu yönüyle terim, hem içerik hem de tesir boyutunu içeren edebî bir nitelendirme olarak karşımıza çıkar.




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Latifî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ isimli eserinde mezkur terim bir defa geçmektedir.




Örnekler

Örnek 1: 

Ve zebân-ı Fürsde vâḳiʿ olan kütüb ü devâvîne tetebbuʿ-ı müstevfâsı ve tefaḥḥus-ı müstesḳâsı olup cemîʿ-i manẓûmât-ı Fürsi mütetebbiʿ ve fevâyid-i ʿavâyid ü ṣanâyiʿ-i bedâyiʿden mütemettiʿ u müteneffiʿ olmaġın: Beyt:

معنئنیک بود شاھد پاکیزه بدن 

کھ بھر چند در و جامھ دکر کون پوشند

mażmûnınca ol libâs-ı ʿibârât-ı Fârisî birle mülebbes olan şâhid-i maʿnâya ŝiyâb-ıtaḥrîr-i Rûmîden libâs-ı elmâs idüp şiʿâr-ı cedîd ve diåâr-ı mezîd geyürüp her bir maʿnâ-yı ʿaşḳ-sâzı bir ḫûb türk-i ṭannâz ve maḥbûb-ı ʿişve-sâz göstermişdür (Canım, 2018, s. 112.).




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Devellioğlu, F. (1949). Osmanlıca- Türkçe Sözlük. İstanbul: Tan Matbaası

Kesik, B. (2018). “Sâz” Sözcüğünün farklı Kullanımına Dair. Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 2(4), 22-30. https://doi.org/10.34083/akaded.484916

Mehmet Salahî (1895). Kâmûs-ı Osmânî. İstanbul: Mahmud Bey Matbaası.

Toparlı, R. (hzl.)(2000). Ahmed Vefik Paşa, Lehçe-i Osmani, c.2. Ankara: Atatürk Kültür, Dil veTarih Yüksek Kurumu Yayınları.743.

Tulum, M. (2013). Osmanlı Türkçesi Büyük El Sözlüğü. İstanbul: Kapı Yayınları.

Uludağ,  S. (1991). Aşk. TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ask#1 (27.02.2026).

 

 

 




Yazım Tarihi:
30/06/2026
logo-img