ARSA (ʿARṢA)

'arsa-gâh/geh, 'arsa-i belâgat, 'arsa-i fesâhat, 'arsa-i 'ilm, 'arsa-i ma'nâ, 'arsa-i nazm, 'arsa-i şi'r, 'arsa-i zekâ


* Sözlüklerde "meydan", "arazi", "yer" gibi anlamları olan kelime, tezkirelerde "şiir meydanı", "ilim meydanı", ahenkli ve güzel söz söyleme meydanı gibi anlamları ifade etmektedir.



Sözlük Anlamı

Kelime Arapça bir isimdir. Sözlüklerde kelime için; “alan, binalardan uzak açık alan” (Steingass, 1998, s. 843), “avlu, boş arazi parçası, açık alan veya kır” (Redhouse, 1987, s. 1293),  “binadan hali yer, meydan” (Muallim Naci, 1308, s. 534), “binadan hali havlı, meydan” (Doktor Hüseyin Remzi, 1305, cilt 1, s. 829), “bina yapılacak boş arazi parçası, binası yıkılmış veya binaya tahsis olunmuş yer” (Şemseddin Sami, 1318, s. 963), “ bir yapı için ayrılmış arazi” (Tietze, 2016, cilt 1, s. 438), “”yer toprak" (Devellioğlu, 2008, s. 39) şeklinde anlamlar verilmiştir. Ancak tezkirecilerin 'arsa kelimesine mecaz bir anlam yükledikleri görülmektedir.




Terim Anlamı

Şiir, ilim, belâgat, fesâhat vb. gibi kelimelerle terkipli kullanılan kelime şiir meydanı, ilim meydanı, güzel söz söyleme meydanı gibi mecaz anlam bildirir. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Tezkirelerde şairlerin tanıtım ve övgüsünde kullanılan kelime için Harun Tolasa, “Sehî, Latîfî, Âşık Çelebi Tezkirelerine göre 16. Y.Y Edebiyat Araştırma ve Eleştirisi” isimli çalışmasında ‘arsa kelimesinin tezkireciler tarafından şairin, şiir sahasında diğer şairlerden daha üstün olduğunu söylemektedir (Tolasa, 1983, s. 281). Tespitimize göre kelime ilk olarak Herat sahası tezkirelerinden Devletşâh Tezkiresi’nde 17 defa kullanılmıştır. Bu kullanımlardan 15'inde kelime gerçek anlamıyla kullanılırken ikisinde “Sâve’nin vergi memuru (ameldar) olan biçarenin kafası ancak anlayış sınırlarına kadar ulaşabilir, fakat şairlik meydanında gezinemez” (Lugal, 2011, s. 327); “Fars’ın şiir meydanının süvarileri ve tatlı şiirler söyleyen şairleri, onun bal gibi olan şiirlerini okuduktan sonra….” (Lugal, 2011, s. 568)  şairlik ve  şiir kavramlarına ait bir alanı anlatmak için kullanılmıştır. Herat sahası temsilcilerinden Ali Şir Nevâî'nin ise kelimeyi 1 defa ve gerçek anlamıyla kullandığı görülmektedir. 

Kelime hakkında ne Herat sahası tezkirelerinde ne de Anadolu sahası tezkirelerin herhangi bir tanım bulunmamaktadır. Tezkirecilerin “'arsa” kelimesini bazen gerçek anlamıyla bazen de tanıttıkları kişilerin hangi alanda başarılı olduklarını anlatmak için kelimeyi terkiplerle mecaz anlamlı olarak kullandıkları görülmektedir. 

Anadolu sahası tezkirelerinde kelime ilk olarak olarak Sehî Bey tarafından; “El-hâsıl kelâm-ı mevzun bâbında kılı kırk yaran pehlevân-ı suhan-senc ve mübâriz-i ‘arsa-i elfâz…” (İpekten, Kut vd, 2017, s. 139) şeklinde söz meydanının savaşçısı anlamında karşımıza çıkmaktadır. 

Âşık Çelebi Fazlî-i Leng maddesinde şairin şairin kalemini eline alıp şiir meydanına diz bastığı zaman söz söyleme meydanının ona dar geleceğini (Kılıç, 2018, s. 518) ifade eder (Örnek 1). 

Kelimeyi 12 defa kullanan Latîfî; Hayâlî Bey maddesinde; zamanının önde gelen gazel şairleri arasında olduğunu  ve bu alanda büyük bir şöhret kazandığını (Canım, 2018, s.219) dile getirirken 'arsa-i nazm terkibini kullanır (Örnek 2). 

Hasan Çelebi, Nevî (D. 1533/34 - ö. 1599)maddesinde şairi tanıtırken kalemi eline aldığı zaman hiç bir şairin güzel söz söyleme meydanında onun karşısına çıkamayacağını (Sungurhan, 2017, s. 870) söylerken 'arsa-i belâgat u beyân" terkibini kullanır (Örnek 3).

Anadolu sahasının ilk manzum tezkiresini kaleme alan Güftî, Ahdî maddesinde şairin güç bir şair olduğunu ancak şiir alanında kıymetinin bilinmediğini söyler (Yılmaz, 2019, s. 129). Güftî, Bagdatlı Rûhî maddesinde de şairin şiir sahasında meşhur olduğunu dile getirir (Örnek 4).

Divan şairlerinin manzumelerinde şiir sahasındaki yenilmezliklerini ve şairlik güçlerini dile getirirken ‘arsa kelimesini “’arsa-i nazm, ‘arsa-i şi’r, ‘arsa-i belâgat, ’arsa-i fesâhat” terkipleriyle kullandıkları görülür. Divan şiirinin “sultanu'ş-şu'arâ” ünvanlı şairi Bâkî  şairlik gücünü ve şiir sahasında yenilmezliğini bu terkiplerle dile getirirken (Örnek 5) yine Divan şiirinin büyük şairleri arasına ismini yazdıran Nefî de şairlik yeteneğini ve bu sahadaki yenilmezliğini bu terkiplerle dile getirmiştir (Akkuş, 2018, s. 259). Divan şairlerinin manzumelerinde bu ifadeleri kendileri ve sevgilinin güzelliğini anlatmak için kullandıkları örnekler çokça bulunmaktadır




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Kelime, Herat bölgesi tezkirelerinden Devletşâh Tezkiresi'nde 2, Mecâlisü’n-Nefâis’te 1; Anadolu sahası tezkirelerinde ise Sehî'de 1, Âşık Çelebi'de 15, LatîfÎ'de 12, Kınalızâde'de 19, GüftÎ'de 4, Sadıkî-i Kitabdar'da 1, Rıza'da 9, Riyâzî 13, Esrar Dede'de 1, Şefkat'de 1, Mehmed Salim'de 12 defa kullanıldığı görülmektedir. Kafzâde Faizî, Beyânî, Gelibolulu Alî, Faik Reşad, Ali Emirî, İsmail Belig, Mehmed Siraceddin ve Mehmed Tevfik gibi Anadolu sahası tezkirecileri ise bu kelimeyi kullanmamıştır.




Örnekler

Örnek 1:

Hâmesiyle el bir idüp ayakların ‘arsa-i nazma diz basup biri biriyle hem- pâlık eyleseler sahn-ı pehn-beyân anlara teng idi (Kılıç, 2018, s. 518).

Örnek 2:

 …çevgân-zebân-ı belâgat ü beyân ile gûy-ı fesâḥati meyân-ı meydân-ı mütegazilan ve bülegâ-yı devrândan rubûde ḳılmagla ʿarsa-i nazmun çâbük-suvârları arasında meydânı almış ve sıyt u sadâ-yı şöhret-i şiʿr ile 'arsa-i âfâka gulgule salmışdur (Canım, 2018, s. 219).

Örnek 3:

Meydân-ı fesâhatde nîze-i hâmesin ele alup cevâd-ı tab’-ı pür-îcâdına cevelân virdükde kangı şâ’irdür ki anunla mukâbele kıla ve ‘arsa-i belâgat u beyânda yek-rân kılup pür-iz’ânına menzil virdükde hiç nâzım mı bulınur ki anunla mübârezeye gele (Sungurhan, 2017, s. 870).

Örnek 4: 

Birisi de bu ʿarsada meşhûr 

Rûhî-i hoş-edâ vü mihr-i zuhûr (Yılmaz, 2019, s. 69).

Örnek 5:

Pehlevân-ı ‘arsa-i nazmem diyen ferzâneler 

Bir iki zâr u zebûnumdur za‘îf ü nâ-tevân (Küçük, 1994, s. 43).




Kaynaklar

Kaynaklar

Akkuş, M. (hzl.) (2018). Nefî Divanı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206118/nefi-divani.html 

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (İnceleme-metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Devellioğlu, F. (2010). Osmanlıca-Türkçe ansiklopedik lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.

Doktor Hüseyin Remzî (1305). Lugat-ı Remzî 1-2. İstanbul. 

İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html 

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html

Küçük, S. (hzl.) (1994). Bâkî Divanı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78361/baki-divani.html 

Lugal, N. (Çev.) (2011). Devlet Şah Şair Tezkireleri. İstanbul: Pinhan Yayıncılık.

Muallim Nâcî (1308). Lugat-ı Nâcî. İstanbul.

Redhouse, J. W. (1987). A Turkish and English lexicon: Shewing in English the significations of the Turkish terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şu'arâsı: İnceleme, metin. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html 

Steingass, F. (1998) Persian-English Dictionary, Beyrut: Librairie du Liban

Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-Şuarâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html. 

Şemseddin Sâmî (1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul. 

Tietze A. (2016). Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati. C. III. Ankara: TÜBA.

Yavuz, Y. Ş. (1991). Arasât. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (Cilt 3, s. 335). Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

Yılmaz, K. (hzl.) (2019). Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247200/gufti-tesrifatus-suara.html 

Tolasa, H. (1983). Sehî, Latîfî, Âşık Çelebi Tezkirelerine Göre 16 Y.Y'da Edebiyat Araştırma ve Eleştirisi I. İzmir: Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları.




Yazım Tarihi:
12/09/2025
logo-img